151
heyecanla beklediğimiz sezon. basit bu kura istenmesini anlamakta zorlanıyorum, düşük tempolu saçma sapan ligimizde osimhen,sane izlemeye çalışıyoruz zaten bırakın da şampiyonlar liginde de üst düzey büyük takımlara karşı izleyelim. ligdeki 34 maçın 25 tanesi zaten kalitesiz maç, şampiyonlar liginde de ikinci torbadan psv vs gelmesin yani.
bir kere city,barca,psg üçlüsünden biri kesinlikle gelsin bakalım ön alan presimiz ve geçiş hücumuz ne durumda görelim. brugge,bodo,slavia,kopenhag gibi iyi sistem takımları gelsin bakalım geçen seneden beri ne değişmiş. benim gönlümden geçen takımlar ektedir.
liverpool,barca, atletico,brugge,napoli,psv,kopenhag,pafos.
152
çektiğimiz kuranın zorluğundan bağımsız; 18-24 arası sıra için kapışacağımız rakiplerin hepsi pafos, karadağ, almaty vs çektiler.
biz monaco ile güreşirken kopenhag mesela almaty-karabağ ikilisini birlikte çekti. olympiacos desen onlar da pafos-almaty ikilisi çekti. en çok bunlara moralim bozuldu işte.
153
fikstürümüzü beklediğimiz sezon.
bence zor ama güzel bir kura oldu. gerçek seviyemizi görmemiz açısından önemli olacak.
ayrıca kadro derinliği ve kalitesinin de ne kadar önemli bir hale geldiğini söylemek lazım. rotasyon çok önemli olacak.
özellikle kaleci ve orta aha takviyesi de elzem hale geldi özellikle bu kura hakan çalhanoğlu diyor.
154
çekebileceğimiz en zor kurayı çektiğimiz şampiyona. bunu kesin yeneriz diyebileceğimiz bir takım neredeyse yok.
155
çok zor bir kura oldu. şu kura sonrası gruptan çıkarsak çok büyük başarı, çıkamazsak başarısızlık yazmam ben.
156
bir bakıma gücümüzü test edeceğimiz sezon. büyük denizde yüzebiliyor muyuz bir bakacağız. boğulursak, daha iyi yüzmek için adımlar atarız.
157
gayet güzel bir kura çektik. usg, bodo, monaco, frankfurt bu 4 takım bizim kadro kalitemize yakın bile değil. tek endişem okan hoca maalesef. yoksa 4 tane çok net yenebileceğimiz takım var. ajax da eski gücünde değil, city de.
158
11 puana ilk 24 olmayabilir. çünkü pafos, karpat ve karabağ çok puan dağıtacaklar. ve hiç biri bize değil.
gerçekten çok zor kura çektik. ali koç çekse utanırdı herhalde. bir tane kesin yeneriz dediğimiz rakip yok. usg, monaco, bodo ve ajax. son iki torbadan gelenler bile ekol takımları. belki çok karamsar ama 0 puan bile çok uzak ihtimal değil.
160
zor bir kura çektiğimiz doğru ama zaten başka takımları da çeksek buna yakın olacaktı. tek canımı sıkan 4. torbadan monaco çekmek ve rakip sayabileceğimiz diğer takımların nispeten kolay takımlar çekmesi oldu.
iyi bir orta saha ve kaleci ile evimizdeki liverpool hariç tüm maçları kazanabiliriz.
deplasmanlardan 2 beraberlik çıkatabilirsek iyi olur.
ne olursa olsun buralar hep böyle olacaktı. sızlanmak yerine hazırlanmaya devam etmeliyiz. yolumuz bahtımız açık olsun.
161
benim bakış açımdan son derece dengeli bir kura çektiğimiz sezon. galatasaray'ın artık sürprizdi, şuydu buydu mazeretleri yok. avrupa'da her takım dişli, bunu bilerek oynasalar yeter. bu kurada almanya'dan leverkusen'i tercih ederdim ayrı konu. galatasaray'ın bu kadrosu için hala zor kura deniyorsa kusura bakmayın ama o zaman gidip konferans liginde oynayın.
162
güzel maçlar izleyeceğimiz ve yerimiz burası diyorsa zor diyemeceğimiz bir kura çektik. kolay denilen gruplardan da çok beklediğimiz sonuçları alamadık daha öncesinde. güzel bir kadromuz var, iyi bir hocamız var, ocak şubat aylarındaki tepe taklak gitme olayını yine yaşamazsak çıkarız. çıkamazsak da seneye çıkarız.
163
bana göre iyi bir kura çekmedik. bu ''yandık, bittik, imkansız'' demek değil ancak iyi bir kura olmadığını kabul etmek lazım. bunun sebebi de şu: 1. torbadan gelenler zaten eyvallah. 2. torbadan, torbanın en güçlü 2 takımından birini çektik. atletico'dan çok daha düşük profilli takımlar vardı. 3. torbadan ajax deplasmanı, 4. torbadan monaco deplasmanı çektik. yani bunlardan çok daha düşük profilli takımlar gelebilirdi. elbette şampiyonlar ligi'nde kolay maç beklemiyoruz. bu onun isyanı değil. sadece bir kura değerlendirmesi olarak iyi bir kura olmadığını düşünüyorum. gelgelelim yapacak bir şey yok. o yüzden hesaplamaya geçelim.
geçen yıl 11 puan 3 takımı da ilk 24'e sokmuş. o zaman şunu düşünebiliriz: çok ekstra bir sapma olmazsa baraj 10'un altına düşmez, 12'nin üstüne çıkmaz. yani ilk 24 için, 8 maçtan 10-12 puan almak yetecektir.
şimdi gelelim bizim hesabımıza. öncelikle iç sahada usg ve bodo maçlarına 6 puan yazdık. kimse bana ''bodo zor takım'' falan filan anlatmasın sakın. bodo'ya içerde 3 yazmıyorsak hiç boşuna takımı yıpratmayalım. zor mor, 3 puan yazacağız oraya içerde. 6 puanı buradan almadığımız an işimiz imkansız zaten. asıl meseleye geldik, minimum 5-6 puan çıkarmamız gereken 4 maç: içerde atletico; deplasmanda frankfurt, monaco, ajax maçları. bizim bütün hikayemizi belirleyecek olan mevzu burası. tabii ki çıkıp her maçı oynayacağız, özellikle içerde kimseden korkmak yok ancak gerçekçi olan bu. atletico dışındaki 3 takımdan da çok daha iyi kadroya sahibiz ancak 3 takımla da deplasmanda oynayacağız. bu 3 maç ne galibiyetin imkansız olduğu ne de mağlubiyetin sürpriz olduğu maçlar. güç dengesi böyle. atletico maçına bir şey diyemiyorum. o maçın kan, ter, gözyaşı şeklinde geçeceğine eminim. içerde olması sebebiyle biz kolay lokma olmayız ancak karşımızda da dünyadaki her takımı yenebilecek, her takımı eleyebilecek bir takım var. o yüzden o maç her şeye gebe.
umarım bizim için en güzel şekilde gelişir senaryo. allah yardımcımız olsun.
164
rakipler kadar fikstüründe önemli olduğu ligdir.
mesela bodo çok hazır bir takım. eğer ilk maçı onlarla oynarsak en az liverpool-city maçları kadar zorlanırız.
bunun dışında ilk 8'i garantilemiş ve premier ligde çok önemli bir maça çıkacağı için as oyuncularını dillendiren bir liverpool'u son hafta evimizde mağlup edebiliriz.
o yüzden fikstür çok önemli.
ayrıca çok şanssız bir kura olduğunu da düşünmüyorum.
en basitinden frankfurt deplasmanı aslında deplasman değil. aralara sızacak ve stadyumda çoğunluğu sağlayacak taraftarımız olacak.
ajax-monaco ikilisi de pek ala mağlup edebileceğimiz takımlar. yeter ki konsantre ve bulduğunu atan bir takım olsun.
geriye sadece liverpool-city ve atl madrid üçlüsü kalıyor. e bir zahmet cl'de bunlarla da oynayalım değil mi? zaten bu üçlüyle oynayacağımız iki maçı evimizde oynayacağız. daha ne istiyoruz ki?
dediğim gibi öyle çok iç karartıcı bir durum yok. fikstüre bağlı olarak büyük sürprizler yaşanacaktır.
166
cumartesi maç fikstürümüz belli olacak. gönlümden geçen;
1. maç içerde st gillon
2. maç dışarıda monaco
3. maç içeride body
4. maç dışarıda frankfurt
5. maç içeride atletico
6. maç dışarıda monaco
7. maç içeride liverpool
son maç city deplasman
ilk beş maçtan güzel puanlar çıkarabilirsek son üç maça ona göre hazırlanabiliriz.
167
36 takımdan oluşan lig. maçların sonunda ilk 8'e giren ekipler doğrudan son 16'ya; 8-24'e arasına giren ekipler ise son 16'ya kalabilmek için eleme oynayacaklar. türkiye'nin tek temsilcisi olan galatasaray:
a torbasından: liverpool ( ev ) ve m.city ( dep. )
b torbasından: a. madrid ( ev ) ve e. frankfurt ( dep. )
c torbasından: bodo glimt ( ev ) ve ajax ( dep. )
d torbasından: u.s. gilloise ( ev ) ve monaco ( dep. )
ile eşleşti.
açıkçası beklediğimizden zor bir kura çektik. herkeste biraz bunun tedirginliği ve olumsuz deneyimlerimizin yarattığı bir karamsar hava hâkim. evvela burası şampiyonlar ligi ve en zayıf denilen pafos ve karabağ'ı bile rakipten çok mücadele etmeden, rakipten çok koşmadan yenemezsiniz. bunu geçen sene rigas ve dinamo kyiv maçlarında gördük. benim adım osimhen, ben icardi, bendeniz sane deyip sahada mücadeleden kaçarsak bu takımların hepsi bizi yener. maalesef bu 8 takımın hiçbiri karşısında favori değiliz. eminim bu takımların hepsi bizimle eşleşmek istiyorlardı. çünkü avrupa'nın saygısını kaybedeli çok uzun zaman oldu. dün nagelsmann'ın sane hakkında söyledikleri de bunu en acı ifadesiydi. bu durum bir bakıma aslında avantajımıza. favori gösterilmemek baskıyı azaltır.
evvela iç sahada jilet gibi olmalıyız. geçen sezon avrupa ligi'nde iç sahada yaptığımız " tottenham deneyi " bize çok şey hakkında ipucu veriyor aslında. tıpkı geçen sene avrupa ligi'nde olduğu gibi sahamızda bize yan gözle bile bakılmaması lazım. içerdeki maçlarda en az 8 puan toplamalı ve deplasmanda kaybetmemek üzerine bir oyun kurgulamalıyız. evet frankfurt, monaco ve ajax köklü ekipler ve evlerinde tabiki bize karşı favori olacaklar. ancak akıllı ve mücadeleci bir oyunla onlardan puan alabiliriz. onları yenemesek de genel tablo da herkes birbirine rakip olduğundan yenilmezsek de fena olmayacaktır.
bizim de kadro yapılanmamızda bazı sorunlar var her zaman olduğu gibi. uefa listesinin son gününe bir kaç gün kala henüz üst düzey bir kalecimiz yok. stoperde eksik var. orta alan rotasyonu sadece 3 oyuncu üzerine kurulu, buraya "adam yiyen", takımın enerjisini yukarı çekecek 1 oyuncu ve oyun aklı yüksek, pas bağlantısında usta 1 oyuncu almalıyız. ayrıca zaniolo, cuesta ve jelert'in nitelik olarak şu anki kadronun gerisinde oyuncular olduğunu ve bunlardan çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. ancak asıl sorunumuz, belki de en çok ihtiyacımız olan oyuncu barış alper yılmaz. barış alper'in mücadele gücüne, inatçılığına, fiziksel üstünlüğüne çok ihtiyacımız var. barış hata da yapsa hemen "vazgeçilebilecek" bir oyuncu değil. taraftar olarak bizim de biraz avrupaî düşünmemiz lazım. evet futbolcu yüksek maaş ve diğer başka faktörlerden dolayı kafa karışıklığı yaşayabilir. ancak her futbolcunun bir fiyatı vardır. resmi mukaveleli olduğu kulübü çıkarlarını gözeterek kendisini satmak istemeyebilir. futbolcu da profesyonellik gereği çıkar topunu oynar. örnek hakan çalhanoğlu - galatasaray olası transferi. inter ne dedi? " tabi alabilirsiniz ama 40 milyon euro'ya ". bitti gitti
168
city, liverpool ya da atletico madrid'ten birine karşı en az bir galibiyet bekliyorum. bodo glimt ve union karşısında da 3'er puan alarak minimum 9 puanı cebe atarsak kilit güçlerimizin yakın olduğu 3 deplasman takımıyla yapacağımız maçlarda çözülecek. tabi böyle kağıt üzerinde yazmak kolay ama içeride o 6 puanı alıp diğer üçlüden de en az bir 3 puan koparmazsak işimiz zorlaşır.
monaco, ajax ve frankfurt. esas hedef maçlarımız bunlar olmalı. bu 3 deplasmandan 7-9 puan da alabiliriz sıfır da çekebiliriz. takımın boy ortalaması ve atletik gücü bayağı arttı. ayrıca hiç birinde osimhen, icardi ve sane gibi güçlü bir hücum hattı da yok. frankfurtta ekitike vardı sattılar.
umarım kağıt üzerindeki üstünlüğümüzü sahada da hissettiririz. işler iyi gider de bu deplasmanlarda güzel puanlar toplarsak ilk 8 bile mümkün olabilir.
sonrası apayrı bir hikaye...
169
tabi ki büyük yatırım yapan takımlar bu arenaya bir şeyler başarmaya geliyor.
fakat bizler maalesef ipin ucunu kaçırıyoruz.
ana mantalite kazanmak olsa da işin keyfini çıkarmaktan uzaklaşıyoruz.
8 tane baba gibi maç izleyeceğiz beyler bu noktayı unutmayalım.
bir kaleci, bir orta saha takviyesi ile kadromuz yeterince doluyor.
bundan sonrası artık oyun gücü ve biraz da kısmet.
zaten önemli olan her sene bu arenada olup bu tadı almak.
bana bugün deseler ki; ''bu sene çeyrek final oynayacağız fakat seneye bu arenada olmayacağız, kabul eder misin?'' direkt reddederim.
buna karşın; ''bu sene güzel maçlar çıkaracağız, karakterli bir oyun oynayacağız ama ilk 24'e giremeyeceğiz fakat gelecek sene yine bu arenada olacağız.'' deseler, hemen kabul ederim.
okan hoca, 2023-2024 sezonunda oynattığı oyunun 1-2 tık üstüne çıkabilirse çok güzel maçlar izleyeceğiz.
18 yıldır bu arenaya giremeyen takımlar var, takımımızın ve şampiyonlar liginin tadını çıkaralım.
puan hesabı güzel, üst tur çok önemli fakat en önemli şey bu takımdan keyif almak ve her sene bu heyecanı yaşamak.
170
güzel maçlar oynayacağımız sezon.
kendi evimizde dişe diş kora kor bir liverpool maçı.
deplasmanda her sonucun sürpriz olmayacağı bir m.city maçı.
kendi evimizde her sonuca gebe bir atletico madrid maçı.
gurbetçilerin yoğun yaşadığı bir frankfurt deplasmanı.
yine kendi evimizde oynayacağımız ve üç puanın şart olduğu bodo glimt maçı.
geçen sene deplasmanda avrupa liginde üstün oynayıp şansız bir mağlubiyet aldığımız ve bu sefer kazanacağımızı düşündüğüm ajax deplasmanı.
tıpkı bodo maçı gibi üç puanın şart olduğu u.s. gilloise maçı.
her şeyin eşit olduğu ve kazanırsak sürpriz olmayacağı monaco deplasmanı.