• 476
    seyir zevkinin artırılması gereken spor. çünkü insan kendi takımı haricinde izlemesi sıkıcı hale gelebiliyor. özellikle de aşırı defansif ve sonuç odaklı futbol oynatan teknik adamlar varken. real madrid'in üç yıl üst üste şampiyonlar ligi kazandığı* yıllarda defansif futbol modaydı ve şampiyonlar ligi finali bile izlenmiyordu. 2016 avrupa şampiyonası ve 2018 dünya kupası da aynı sıkıcılıkta geçti. son zamanlarda bu durum ortadan kalksa da yetersiz bence. özellikle yerel liglerin seyir zevkinin çok daha artırılması gerek.
  • 481
    hikayeler sporudur. bazı insanların topun peşinden koşan 22 adam olarak tanımladığı bu spor aslında içerisinde sayısız hikaye barındırıyor. kimimiz farkındayız kimimiz değiliz ama bu hikayeler bizi futbola bağlıyor. bugün oldukça duygusalım ve kendimi bu başlığı karalarken buldum. bugünün hikayesi takımımıza veda edecek çok kıymetli oyuncularımız. yarının hikayesi ise bizi kendine bağlayacak yeni bir futbolcunun ilk maçı olabilir.
    futbolu o kadar seviyorum ki leicester'ın şampiyonluğuna ağlıyorum, david beckham futbolu bırakıyor o ağlıyor ben ağlıyorum, ali sami yen stadına veda videolarını açıp ağlıyorum, 2006 şampiyonluğumuzun videolarına ağlıyorum, play-off senesi son maçı izlemeyip gezen iki arkadaş var hepimiz biliriz onların şampiyon olduğumuzu öğrendikleri anlara ağlıyorum. sakatlıklar, geri dönüşler, intikamlar, sıfırdan tepeye, tepeden dibe sayısız hikayeye ağlıyorum...burjivaziler anlamaz, futbol seni çok seviyorum.
  • 486
    forvet: gol atar.
    stoper: savunur.
    kaleci: top tutar.
    orta saha: bazısı savunue, bazısı oyun kurar, bazısı hücum eder.
    kanat: gol attırır.

    en basitiyle futbol budur.
    stoper oyun kuramıyor diye yerden yere vurulmaz. kaleci neden gol atamıyor eleştirilmez.
    orta sahasında iki yane kağnı ile oyun kuramayan bir takımda bu adamlardan önce forvete sövülmez. kanattaki bencil iş bilmez yüzünden ceza sahasına sokamadığımız topun sorumlusu forvet olmaz.
    kanatsın sen kanat ya. topla bir zahmet kaleye 30 mette uzakta buluş. ali ece kıvamında yazıyorum bu entry. yanlış adamlara kesiyorlar bu taraftar yıllardır bileti.
    sanchez, apo daha ne yapabilir bir maçta? ya da thor. takımın ileri hattına topu taşıyacak 2 adam var sara ve ilkay. elli tsne pas hatası, müdahale hatası, tercih hatası yaptılar. saneye gelen her top ama her top ezildi. hasbelkader içeriği girdi anda da topu illllllaaaa soluyla verecem diye içine etti. rakibin 2 milyonluk topçusu tık diye arkadaşına bıraktı sıfıra indiğinde. bizim ki verkaç yapacak adam bulamadığı için asist yapamıyor :( kıyamam.
  • 488
    bu ülkedeki futbol iklimi sebebiyle soğuduğum spor ancak tenis izleyeyim diyorsun aynı cahil, lümpen kitle orayı da işgal etmiş sosyal medyada. gerçekten merak ediyorum, sabalenka'dan nefret edecek ne yaşamış olabilirsin sabalenka ile? nasıl bir nefret ki bu hakarete varan şeyler yazılıyor hakkında.

    40 yaşına geldim, kötü giden bir performansan sonra kondisyonere kadar eleştiren kitle hiç değişmedi. yahu başarıl olurken de aynı kondisyonerler vardı. bugün artık doktor yener ince'ye bile gelmiş sıra. bu kitleden kaçayım diyorsun bir tenis maçı takip ediyorsun, ekşi sözlük'te bakıyorsun ki popüler başlık, lan bir okuyayım diyorsun adamın klavyesinden bok akmış sadece. mesela bunu yapan engin ardıç vardı, hatta leman güzel bir karikatür çizmişti kendisi için. https://gss.gs/Qf7.jpg

    bir kitle var sosyal medyada, ekşi sözlük'te, burada küçük engin ardıç hepsi. bu nasıl bir öfke ya. hani maç sırasında maç başlıklarını anlıyorum, çünkü duygularla yazıyoruz, anlık öfke patlamaları yaşıyoruz. eleştiriye zaten lafım yok ve herkes aynı üslupla eleştiri yapmak zorunda da değil, herkesin üslubu farklıdır ama bunun hiç mi sınırı olmaz? benim burada engellediğim bir dolu yazar var, ancak diyemem ki bu adamların hepsi böyle yazıyor. yani mesele farklı görüş, eleştiri vs. değil, vallahi değil.

    bakın mesela galatasaraylı bir ekşi yazarın okan buruk eleştirisinden bir alıntı; ''futbolcu lisansı olup olmadığı belli olmayan singo işinden sonra dursun akıllanıyor ve hop birader sen hayırdır her sezon 1 adama takılıp kulübe çakıyorsun'' bu şimdi eleştiri mi? gerçekten bıktım, sanıyorum artık sadece yazarım, pek bir şey okumam zira engellemekle de başa çıkılmıyor. günümüzün modası bu. boomer'lık yapmak da değil niyetim, aksine yeni nesli pek çok insana göre daha fazla savunan biriyim. yani öyle ah yeni nesil çok terbiyesiz, ah rap şarkıları bunları böyle yaptı diyenlerden falan değilim. bu terbiye meselesi de değil bence. klişe olacak ama bu mutsuzluk, bu öfke mutsuzluğun yansıması benim için.
  • 489
    uğur karakullukçu'nun yaptığı yangın kadar zor bir oyun değildir.
    okan buruk oyuncularından verim alma konusunda başarılı bir teknik direktör.
    1 maç için singo veya sallai orta sahada oynayabilir. dünyanın en iyi takımlarında da oluyor.
    evet kadro planlamasında, taraftarla iletişimde ve beklenti yönetiminde problem var.
    ancak burada yazıldığı kadar da olduk bittik bir durumda değiliz.
    belli ki cash flow konusunda problem var ve yüklü bonservis yerine kiralık oyunculara gittik.
  • 492
    insanları bipolar bozukluğa sürükleyen spor dalıdır. başkalarının doğru ve yanlış yönetimleriyle duygu geçişlerini çok net yaşıyoruz.

    teknik direktör takımlarında bu durum pek yaşanmaz. çünkü zaten takımın %90'ı teknik direktördür. oyuncular değişir oyun değişmez. ne oynadığı bellidir takımın ve bir sistem oturur. teknik direktör büyük bir teknik dehaya sahip olmasına gerek yoktur. disiplin ve planlama her şeydir. sahada futbolcular sistemi ezbere işletir. başarırlar ya da başaramazlar ama beklentilerin altına düşmezler. taraftarı böyle duygu değişimleri yaşamazlar.

    bir de 2025-26 sezonu ve öncesi 3 sezonda olduğu bizdeki gibi %90'ı futbolcu ve %10'u teknik direktör takımları vardır. sistem çok baskın değildir. çoğunlukla kaliteli futbolcuların becerisiyle iş yürür ama sakatlık, ceza ve formsuzluk durumlarında iş teknik direktöre düşer. teknik direktörün büyük beceriye sahip olması ve teknik deha olması beklenir büyük takımlarda. tüm olasılıklara göre maçları düşünür, planlar. sezonlarda 4 bilemedin 5 maça denk gelir bu ihtiyaç. onda da teknik direktörün bir katkısı yoksa yollar ayrılır. büyük kulüp olmak bunu gerektirir. hele ki okan buruk gibi takımı daha da kötü hale getiren bir teknik direktör barınamaz.

    bu her spor branşı için de gereklidir. malzemen, takımın iyiyse onun seviyesi birinin onu yönetmesi beklenir. formula 1'de mesela o müthiş araçlara vasat şoförler koymazlar.
  • 493
    ciddi bir oyundur. o sebeple de dünyada en popüler en çok sevilen spordur.

    bireysel ya da takım oyunu dahil olmak üzere bir çok spor dalında favoriler kazanırken futbol en sürprize açık oyundur.

    sen şampiyon olmadan şampiyon oldum gibi hareket edersen hemen dersini alırsın. futbol tarihi böyle derslerle doludur. önünde 3 maçta alman gereken 2 değil 1 puan dahil olsa onu almadan asla gevşemeyeceksin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın