8608
fenerbahçe'ye transfer olacağı söylentileri sonrası kerem aktürkoğlu'na neden tepki gösterildiğini sanırım anlayamamış topçumuz. acaba orada gitmek istediği takım fenerbahçe olduğu için mi kızıyoruz biz kerem'e; yoksa bizde kazandığı şampiyonluklardan sonra avrupa hedefine benfica gibi bir takımda ulaşmışken, son şampiyonluğunu ve şampiyonlar ligi'ni 218 yıl önce kazanmışlığı olan bir kulübe gitmeyi isteyecek kadar vizyonsuz olmasına mı?
bu konuyu kendisine de uyarlayabilir sevgili oyuncumuz ve kardeşimiz barış. bizde misyonunu tamamladığını düşündüğünde elbette ayrılmak istemek hakkı. lakin burada zaman ve hedef kriterleri ortaya çıkıyor.
1- biz her fırsatta şampiyonlar ligi hedefini ortaya koyar demeçler vermişken, bunun için sane ve osimhen ilaveleri yapmak için gözümüzü karartmışken ağustos'un sonunda "ben gitmek istiyorum bana izin verin" demek galatasaraylılık ile bağdaşmıyor bende. aynısını arda turan yapmıştı. önce onun çevresinde yeni takım kurulurken kalıyorum demişti, sora da son anda "ben atletico'ya gidicem" diye tutturmuştu.
2- eğer barış'ı isteyen manu, juventus, ne bileyim bayern, barça gibi top class takımlar olsa barış'ın bu tutumunu yine anlayışla karşılayabilirim. kişisel hedefleri, takım hedefinin önüne geçmiş diyebilirim ve bu da azimli olduğunu gösterir. ama dünya kupası olduğu sene, sane-osimhen-icardi-yunus ileri hattıyla oynama lüksünü bulduğu bir dönemde sırf para için, bakın sırf daha fazla kazanmak için arabistan'a gitmeyi kabul etmesi ve istemesini kabullenemiyorum. duyan da bizde asgari ücrete çalışıyor, toplumun %75'i gibi ihtiyaçlarını alabilmek için öncelik sıralaması yapmak zorunda kalıyor veya bazı ihtiyaçlarını ertelemek zorunda kalıyor sanacak. acilen silkelensin ve kendine gelsin.
kısacası menejerinin kuklası olup karşısına galatasaray'ı almakta ısrarcı olursa kaybeden kendisi olur. geç olmadan hatasından geri döneceğini ümit ediyorum. süreç yönetiminde de ne yönetimimizde ne de okan hoca'da gram hata yok. hepsine teşekkürler.
bu konuyu kendisine de uyarlayabilir sevgili oyuncumuz ve kardeşimiz barış. bizde misyonunu tamamladığını düşündüğünde elbette ayrılmak istemek hakkı. lakin burada zaman ve hedef kriterleri ortaya çıkıyor.
1- biz her fırsatta şampiyonlar ligi hedefini ortaya koyar demeçler vermişken, bunun için sane ve osimhen ilaveleri yapmak için gözümüzü karartmışken ağustos'un sonunda "ben gitmek istiyorum bana izin verin" demek galatasaraylılık ile bağdaşmıyor bende. aynısını arda turan yapmıştı. önce onun çevresinde yeni takım kurulurken kalıyorum demişti, sora da son anda "ben atletico'ya gidicem" diye tutturmuştu.
2- eğer barış'ı isteyen manu, juventus, ne bileyim bayern, barça gibi top class takımlar olsa barış'ın bu tutumunu yine anlayışla karşılayabilirim. kişisel hedefleri, takım hedefinin önüne geçmiş diyebilirim ve bu da azimli olduğunu gösterir. ama dünya kupası olduğu sene, sane-osimhen-icardi-yunus ileri hattıyla oynama lüksünü bulduğu bir dönemde sırf para için, bakın sırf daha fazla kazanmak için arabistan'a gitmeyi kabul etmesi ve istemesini kabullenemiyorum. duyan da bizde asgari ücrete çalışıyor, toplumun %75'i gibi ihtiyaçlarını alabilmek için öncelik sıralaması yapmak zorunda kalıyor veya bazı ihtiyaçlarını ertelemek zorunda kalıyor sanacak. acilen silkelensin ve kendine gelsin.
kısacası menejerinin kuklası olup karşısına galatasaray'ı almakta ısrarcı olursa kaybeden kendisi olur. geç olmadan hatasından geri döneceğini ümit ediyorum. süreç yönetiminde de ne yönetimimizde ne de okan hoca'da gram hata yok. hepsine teşekkürler.