• 201
    öncelikle çok yaşamasam da bir tahminimin tutmasından dolayı gayet mutluyum. ben ortada ki ikilinin yeni oluşu ve trabzon deplasmanı oluşundan dolayı öndeki 4'lünün de oyunda olacağını öngörüp 4'lü orta saha oynayacağımızı, oynamak zorunda olduğumuzu düşünüyordum. ki öyle oldu.

    bu benim için çok önemli. bu metaliteyi yerleştirirsek her şeyi yapabiliriz. oyunumuz o zaman gelişir. benim inancım bu yönde.

    karşılıklı pozisyonların olduğu (trabzon'un bizden bir, bir buçuk tık önde göründüğü), orta saha mücadelesinin yüksek olduğu sert bir maç oldu. böyle maçları seviyorum. birazcık kırıp dökeceksin. biz karambol golünü atınca trabzon çok dağıldı. oyun bizim kontrolümüze geçti bir ara 2, 3 dakikalık bölümleri saymazsak.

    defans hattına lafım yok. ancak semih'in bir ofsayta düşürme çabası var bize çok pahalıya patlayabilirdi.

    orta saha da podolski için dediklerim belli. boş verin onu. rodrigeuz ve bilal çok fazla hata yaptılar ama bunun bana göre başlıca sebebi bir birilerini tanımıyor olmaları. gayet özveriliydiler.

    gelelim el pozisyonuna. ben olsam verirdim. denayer'in kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. ama oyunun akışına etkisi mevcut bir pozisyon. bence net bir penaltı ama farklı yorumlarda duydum çevremden.

    özet geçersem. evet bazı kritik hatalardan pozisyon verdik. eskisine göre o kadar rahat gol pozisyonuna giremedik. yüksek bir puanımız olmamalı bu maç için ancak 2 tane nokta dediğim gibi benim çok hoşuma gitti. 2'li orta saha yerine 4 oyunculu orta saha ile oynamış oluşumuz. ikinci yarı golden sonra topu yönlendirip maçı bitirmemiz.

    edit: bu takımın çok net kontraya çıkış problemi var. onu halletmek gerek.
  • 203
    gerçekçi olmak gerekirse maçın hakkı beraberlikti ancak zirveye tutunabilmek açısından şansla da olsa gelen galibiyet çok önemli

    bizimkisi bir umut. takım olarak yan paslarla istatistiğe oynamaktan, oyunu rakip sahaya yıkacağımız günler geçersek hiç olmazsa osmanlıspor'a, mersin'e dağıttığımız puanlara daha az üzülürüz bu üç puan sayesinde.
  • 207
    maçtan önce kazanırsak bu maç çıkış maçımız olur demiştim, nitekim kazandık da ama hamzaoğlu'nun açıklamalarını görünce uzun vadede kaybettiğimiz bir maç olduğunu düşünmeye başladım. nedeni ise çok basit: hamzaoğlu hatalarını hala görmüyor. taraftarı ikna edecek sinerjisi ve karizması yok. aksine taraftarı daha da sinirlendiriyor. üstelik bunu bala göte kazandığımız bir maçtan sonra yapıyor.

    sanırım hamzaoğlu da prandelli gibi istikrarsız sonuçlardan ve avrupa'daki faciadan dolayı gönderilecek. sneijder fener'e iki tane sallayıp maçı aldığında prandelli'nin ömrünü 1 ay uzatmıştı. bu galibiyet de benzer bir etkide bulunacak gibi. 3 puan karşılığında 1 ayı daha kaybetmiş olacağız.
  • 208
    ne güzel bir şeymiş lan galip gelmek. maç sonunda bu duyguyu unuttuğumu farkettim. takım bizi sinir hastası etme yolunda ilerlemekten vazgeçerse sağlığımız açısından bayağı iyi olacak. zira ileriki yaşlarda allah korusun abdürrahim albayrak gibi olmaktan korkuyorum.

    kadrolar açıklandığında yalan yok ilk düşüncem "trabzon bizim içimizden geçer" oldu. koşmayan bir hücum hattının arkasına iki yumuşak orta saha koymak bana göre intihardı. pas yapmaktan başka çaresi olmayan bu kadronun tek iyi tarafı sabri'nin kesilmesiydi. 15 gün öncesine kadar sabri - tarık - hamit rotasyonu bana yeter diyen hamza hocanın bu açıklamasının nereden tutarsan tut elinde kalacağını daha yeni farketmesi skandal. zararın neresinden dönersen kar diyecem de bu zararın dönüşü olacak mı şüpheliyim.

    orta sahaya iki yumuşak oyuncu koymaktan şikayet ettim ama jem paul karacan dışında ısıran orta saha oyuncumuz yok. onu da daha önce hiç izlemedim. hazırlık maçlarında ışık vermeyi bırak iki metre yanına pas atmaktan aciz bir oyuncunun nasıl transfer edildiğine hayret ettik. nitekim orta sahanın bu denli eksik olduğu bir maçta bile süre alamadı. yani kadro mühendisliği bu kadar kötü olunca orta sahada yumuşak oyuncu oynatmaktan başka çaremiz yok.

    merak ediyorum, selçuk cezalı olmasaydı ya da grosskreutz'un lisans problemi olmasaydı bu maça 3 orta saha çıkar mıydık acaba. çünkü elimizdeki yumuşak orta sahaları üçlü oynatırsak daha fazla verim alabiliriz. ancak hamza hocanın böyle bir düşüncesi olduğundan şüpheliyim. inatla, rezalet oynayan burak ve podolski'yi kesmiyor. oyuncuyu oynatarak kazanırsın düşüncesini benimsemiş belli ki ama üstadı fatih terim'den yeri geldiğinde her oyuncunun kesilmesi gerektiği dersini alamamış.

    millete sempatik gözükmekten başka bir vasfı olmayan şota sağolsun, topu bize vererek orta sahadaki bu kötü kadro tercihinin sırıtmamasını sağladı. ilk yarının genelinde orta sahada pas yaptık. çünkü ön tarafta podolski'ye ve burak'a attığımız topların neredeyse hepsi rakibe gitti. açık açık görülen bu zaafiyetin devre arası giderilmesi lazımdı ama oyuna müdahale konusunda master yapmış hocamız buna gerek görmedi. ikinci yarı 10-15 dakika kadar daha bu duruma sabretti. ilk yarıda burak ve podolski dışında fena olmayan takımımız bu bölümde fizik olarak düştü ve alarm vermeye başladı. zaten sonrasında maç boyunca iki takımda orta sahayı çabuk geçti. brezilya liginden bir maç izliyormuşuz hissi uyandı.

    aslında bizim orta sahamız ilk yarıda da oynattığımız oyuncu profilinden dolayı çok çabuk geçiliyordu ama dediğim gibi şota topu çoğunlukla bize vererek über bir hoca olduğunu gösterdi. komik adam vesselam. burada jose için bir parantez açmak lazım. topsuz oyunda takımı inanılmaz rahatlatıyor. başta orta saha olmak üzere diğer oyuncularımız pas verdikten sonra rakibin arkasına saklanmıyor.* hemen boş pozisyona kaçarak yeniden top istiyor. pas hızı da diğer oyuncularımızın üzerinde. umarım zamanla takıma ayak uydurup bu özelliklerini kaybetmez.

    denayer'in sağ bek performansı bayağı iyiydi. hakan zaten formda. nando da yavaş yavaş formuna kavuşacak gibi. chedjou döndüğünde vasat performans gösteren semih yedeğe çekilir. birkaç maçtır kötü olan carole'ün de toparlayacağını düşünüyorum. forma adaleti olursa defans hattında bir düzen sağlarız. ön tarafta hoca inat etmekten vazgeçerse sinan'ı kadroya alıp o bölgeyi biraz düzeltebilir. gerçi bu aralar yönetimi koruyup taraftara laf sokmakla meşgul.

    galibiyet güzel şey. hamza hoca gitsin diye yenilmemizi isteyenlere prandelli'yi hatırlatmak isterim. maç sonuçlarına bakmadan da hoca kovulabilir. biz ne olursa olsun hakeden oyuncularımız için destek vermeye devam edelim.
  • 209
    kadroyu çok pahalı kuruyoruz, para olarak değil elbette. sabri'den kurtulmak için arena'da maç kaybetmemiz, atletico'ya çarpılmamız gerekiyor. olcan'ın oynamaması için edilen küfürlerden, taraftarın yarısının çenesi felç oldu. umut bulut'u oynatırsan yakarız diyoruz, ölümle tehdit ediyoruz! sığır çobanı bir delik bulup yine oynatıyor. sinan gümüş'ü hiç tanımayan taraftarın attığı tweetler önce kadroya, sonra sahaya soktu. yüce gök'ün yardımı olmasa, o bala göte attığımız, gol demeye utandığım, sevinmediğim aksiyonda, burak yılmaz % 90 ofsaytta yakalanır, % 10 faul yapardı.

    korku filmini geçen yıl sonlara doğru seyrettik, bu sezon bir kaç maç gerilim filmi vizyondaydı, bu geceki maçla birlikte bundan sonra soytarıların başrol oynadığı komedi filmi seyredeceğiz. şampiyonlar liginin en önemli maçında banko oynayan adam, hem de selçuk'un cezalı olduğu hafta maça bile getirilmemiş.gül allah gül. 1-0 galibiyete yatıyor, golü yemesi an meselesi, taraftarın tilt olduğu sabri'yi oyuna sokuyor. gol yesek, maç berabere bitse arena'da sabri'yle beraber taşaklarından asılacak onu bile akıl edemiyor. ağlamayın, burada gülünecek.

    podolski ile burak değil aynı takımda futbolcu, aynı masada okey oynamaz. kurtla kuzunun aynı sürüde dağa otlanmaya çıkması gibi bir şey. kendisini tanımam, futbolunu bilmem, daha geldiğinde ilk görüşüm sorulmuştu çöp demiştim. burak'la, umut'un olmadığı bir maçta yarım saat seyretmem lazım hükmü verebilmem için. bereket burak sakatlandı, umarım sakatlığı uzun sürer. umut bulut'u da bu kadar küfürden sonra ilk 11 oynatmaya cesaret edemez de, sinan'lı, podolski'li, yasin'li bir forvet seyrederiz.

    657 hakemi cüneyt maça atanırken aldığı talimat şuydu. galatasaray'a kurduğumuz tuzağın içine etme, ne yap yap hamza'nın koluna serum bağla. daha kötü hoca bulamazlar,hem ligi erken kopartma, hem fenerbahçenin şampiyonluğu tehlikeye girmesin.lig erken kopmasın. trabzonlu dostlar bizi 2. bile yapmazlar diye ağlıyorlar.bence nankörlük edeceklerine dua etsinler şehir akp li. izmir takımı olsalardı, değil 4. lük, kendilerini ptt 3 de bulurlardı. kendimce bir akıl vereyim, takımın adını değiştirsinler, trabzonia sancağı yeniçeri tuğspor koysunlar. osmanlıspor'dan düzen bellesinler.

    maçın adamı, kelime manasında adam hakan balta'ydı. bilal'i saymıyorum emanetçidir, üstüne yazı yazmayı bile gereksiz buluyorum. galatasaray atak yaparken içim acıyor, korkuyorum, burak ofsaytta yakalanmasın diye topu kaptırsınlar istiyorum. galatasaray atacaksa kornerden, serbest vuruştan atsın. ya da bu maç gibi semih'in göt yardımıyla atsın.

    boş kaleye atamadılar, muslera felç geçirmişti, kımıldamıyordu, top semih'in kafasından direkten auta çıktı. penaltı bağımlısı cüneyt'in gözüne inme indi. balık bir golle kazandık. hamza doğarken götünü yalayan evliyalar; insafınız kurusun, sinan gümüş size ne etti, 1994 ocak ayı ortalarında kim doğdu başka. milyonlarcamızın gücü ancak sonradan oyuna sokmaya yetiyor, vurduğu topları direklerden döndürmek zorundamısınız? metafizik alemde rüşvet geçiyor mu?

    bir maç daha seyrettik anti futbolla geçen. 3 puandan daha fazla burak'ın sakatlanmasına sevindim, yerine umut bulut girerken de önümüzdeki maç şimdiden kaygılanmaya başladım. fazla mesai yapıp, umut yerine sinan'ı ilk 11 çıkarmalıyız. bizim kıro'nun sosyal medya taraftarına çemkirmesine bakmayın, saldırın. her yazılanı okuyorlar, okumasa sabri'yi oynatmaya göt isterdi.

    eğri gemi doğru sefer yapacak ister istemez. sedju yetişir, hakan'ı kimse kesemez. kör topal 2. devreyi ruhu teslim etmeden görebilirsek grosskooper ön liberonun tapusunu melo'dan alır.2016 yılbaşı partisini hamza'yla yaparsak en iyi ihtimalle sezonu 3. bitiririz. imkansız bir temenniyle sözlerimi bitiriyorum.

    alt yapısını türkiye içinde almış bütün türk futbolcuları, gözünün yaşına bakmadan kadro dışı bırakmadığımız sürece iyi futbol seyretmek bize haram. şükür edelim de hamza'nın doğarken götünü yalayan evliya, himmetini galatasaray üzerinden eksik etmesin.
  • 210
    maalesef galatasaray galibiyetine üzülen galatasaraylıları göstermiş karşılaşmadır. dostumuz böyleyse ntvspor gibi düşmanlar ihtiyacımız yok. bizi dışardan hançerlemelerine gerek yok zaten iç organlarına yayılmış durumda kanser.
    şimdi linki bulamadım yazarak anlatmaya çalışayım. ntvspor semih'in cüneyt çakır'ın kulağına bir şeyler söylediği fotoğrafın altına başlık olarak "cüneyt çakır'a sözlü taciz" başlığı atmıştır. efendiler! yazdıklarına inandığınız bu ve bunun gibi yayın organları. ayağınızı denk alın, takımınıza destek olun. bu seneki plan deliler gibi para harcayan fenerbahçe'nin ne olursa olsun şampiyon oldurulmasıdır. bunun önündeki en büyük engel de galatasaray'dır. bizim kendi içimizde dağılmamız da onların şampiyonluğunun ilk şartıdır. yapılmaya çalışılan budur. akıllı olun!
  • 211
    şota arveladze'nin erkan zengin ve özer'i arka arkaya çıkararak orta sahayı çökertmesi sonucunda kazandığımız maç. yusuf ile cardozo'yu almışsın orta sahan yok. sonra yok hakem sarı kart çıkarmadı. severim trolldür mrolldür ama şota reyiz kusura bakma, istersen kralını oyuna sok ama oyun kuruculuğunu salih dursun-mbia ikilisine bırakırsan cacık.

    bu galibiyet bize moral oldu ama işler hala sıkıntılı. erkan zengin eğer o golü atsa--ki o golü halı sahada atamasan arkadaşın her aradığında maç iptal diye seni eker halı sahaya çağırmaz :(--- işimiz yaştı. şota sağ olsun bu maç kötü de oynasalar da sahada top yapabilecek, oyunu kanatlara yükleyecek iki ismi çıkardı ve ironi yaparak bu adamlardan beslenecek cardozo ve yusuf'u oyuna soktu. mehmet ekici'de yedekler arasındaymış duyduğuma göre. bir de bizim kulübeye bak! sinan dışında ümitli olduğumuz adam yok....
  • 213
    trabzonspor – galatasaray : 0-1 çeyrek altın

    sezon başından beri, pardon geçtiğimiz sezon bittiğinden beri sıkıntıdaki galatasaray bu memleketteki en zor ikinci deplasmandan 3 puan alıp dönüyor. bardağın istatiksel olarak en güçlü tarafı bu. yalan mı?

    kim ne kadar koşmuş, kim kaç pas yapmış, o yuvarlak güvenilmez topa kim ne kadar sahip olmuş istatistikleri bir şey ifade etmez. kim kaç gol atmış, sen buna cevap ver. kendimi bir açıdan inkar ediyorum farkındayım. ama futbolda istatistik denen şeyin hiçbir şeye yaramadığıyla da dalga geçmeme izin verin. izin vermezseniz de vermeyin, umurumdaydı sanki. kendimi inkar kısmına gelirsek, bir maçı kazanmanın değerinin 3 puandan fazla olmadığı yönünde. efendim rakibinden aldığın 3 puan altın değerinde falan, öyle bir şey yok. 3 puan 3 puandır, ligde ötesi yok. hadi sizin için çeyrek altın olsun.

    galatasaray takımı travmayı atlatmak için önce trabzon’da yenilmemeliydi. selçuk inan’ın ve chedjou’nun yokluğunda gayet makul bir kadro çıkardı hamza hoca. ve fakat kaç maçtır takım bütünlüğünü bozan öndeki dörtlü aynen duruyordu. hedef tahtasını doğru çizelim: burak, sneijder, podolski. üç mü oldu? sanırım yasin öztekin’i çabası sebebiyle bu arkadaşlardan ayırmamız gerek, eksiklerine rağmen.

    galatasaray birbirine yaklaşarak bol pas yapan bir takım olarak görüldü. pozisyon? ya karıştırmayın şimdi pozisyonu falan, provakatör müsünüz nesiniz lan? :) trabzonspor ise kendi sahasına çekilip galatasaray’ın pas yapmasını izliyor, eşlik ediyordu. olur da topu kaparsa atak yapıyordu. tam bir italya ligi mücadelesi. topa sahip olan galatasaray olmakla birlikte pozisyonlara giren trabzonspor’du. pozisyonlara bakalım, detay severleri şöyle alayım: sahanın en kısa adamı marin’in iki kez kafa vurduğunu gördük. bak burada iki tür değerlendirme var. 1- trabzon pozisyon buldu. 2- galatasaray sahanın en kısa adamına kafa vurmasına izin verdi. eğer bu iki maddenin ikisi de bilinçliyse kanaat notunu galatasaray savunması alır, biliyorsunuz değil mi? bilmiyorsan seni sınıfta bırakırım, buranın not vericisi benim:)

    şaka bir yana, galatasaray bol pas yapıp trabzon savunmasında boşluk arayana kadar trabzon topu kapınca direkt galatasaray ceza sahasına yüklendi. ilk devre topa hükmeden galatasaray, zayıf da olsa pozisyona giren trabzonspordu. şöyle diyelim, muslera’yı zorladıkları hiçbir pozisyon olmadı. olmadı ama galatasaray etkinmiş gibi gözükürken trabzon’un atakları uyarıcıydı.

    uyarıyı ikinci devre gördük. devrenin başlarında, ki 5 dakika bile sürmedi, galatasaray baskı yaptıktan sonra oyunun kontrolü tamamen trabzonspor’a geçti.
    galatasaray ceza sahasını ablukaya aldılar. bu arada biri altı pasın içinden erkan zengin’in üst direğe vurduğu pozisyon, bir de marin’in önce semih’e sonra direğe vurup çıkan iyi pozisyonlar buldular. denayer’in eline çarpan maç sırasında benim de penaltı dediğim pozisyon gelişti. bugün bir dost video gönderdi. twitterda yayınladım. top bayern münihli dante’nin eline çarpıyor ve hakem penaltıyı veriyor. ancak uefa bu pozisyonu hakemlere derslerde gösterip yanlış karar olduğunu anlatmış. yakın mesafeden gelen şut ve oyuncunun vücut pozisyonuna göre elinin olması gereken yerde olduğunu ve oyuncunun kasıtlı olarak topa eliyle vurmadığını anlatmış.

    trabzon’un baskısı ile arkada derin boşluklar oluştu. kontratak yapılacak fırsatlar yakaladı galatasaray ancak bir türlü yararlanamadı. kötü pas tercihleri, ofsaytlar, top taşımadan uzun oynanan toplar kontraları başlamadan bitirdi. trabzon savunmasında özellikle cavanda’nın hızı da kontraları kesmede etkili oldu.

    oyuncu değişiklikleriyle galatasaray daha etkili olmaya başladı. özellikle sinan gümüş’ün ön bölgede topa basması takımı öne taşıdı. bir şutu da direkten döndü sinan’ın.

    maç boyu oldukça iyi oynayan bilal kısa’nın altı pasın içine kestiği duran topta maçın iyilerinden mbiya topu kendi ağlarına gönderdiğinde dakika 83 gibiydi, yanlış hatırlamıyorsam. golde asıl hata onur kıvrak’ın. bu sezon çok hata yapıyor onur. sonrasında trabzonspor dağıldı. galatasaray maç boyunca girmediği kadar rakip ceza sahasına girdi, gol pozisyonları buldu. maç bitti 0-1.

    galatasaray’ın selçuk inan’ın yokluğunda trabzon’dan 3 puanla dönmesi çok önemli. selçuk inan’ın eksikliğini hissetti galatasaray. hani ilk devre bol pas yapan ama sonuç üretemeyen takımın eksiği ileriye doğru pasları atamamasıydı. işte selçuk inan’ın etkinliği burada ortaya çıkıyor. burak yılmaz klasik olarak çok ofsayta düştü ama pas zamanlamalarına da iyi bakmak lazım. çünkü burak geçen sezonun son maçlarından itibaren ofsayta düşme alışkanlığını bırakmıştı, bu hafta tekrar eski günlerine döndü. bahsettiğim kontra fırsatlarında topu taşıyacak, doğru pası yapacak adam da seçuk’tu tabii ki.

    galatasaray takımının özgüven problemi bu galibiyetle çözülür umarız. maç sonunda hamza hocanın açıklamalarına bakınca çok dolduğunu gördük. hiç gerek yok diyeceğim ama o işler öyle olmuyor işte. milyon eurolar dönen bir sektörde ve teknik-taktikten bile önce psikolojik faktörler gelmesine rağmen, gerçekten oyunculara ve hocaya yardım edecek psikolojik destek birimlerinin olmaması çok şaşırtıcı.

    takımın formsuzluğu bariz şekilde görülüyor. yıldızların formsuzluğu ise çok daha fazla dikkat çekiyor. örneğin podolski. herkes direkten dönen erkan zengin’in pozisyonuna takılmışken hatırlatmak isterim ki; ilk devre podolski’nin onur’un üzerinden aşırtamadığı pozisyon da çok çok önemliydi. poldi klasında birisi için o pozisyon da %100 gol pozisyonu aslında, görmezden gelemeyeceğim. diğer oyuncuların formsuzluğu %20 etki ederken yıldızların formsuzluğu %80 etki ediyor takıma. ayrıca, takımda yorgunluk belirtisi görmedik. ne kramp giren, ne koşmakta sıkıntı yaşayan oyuncu yoktu. pas hatası, yanlış pas tercihi gibi hatalar gördük. bu da takımdaki formsuzluğun fiziksel değil zihinsel olduğunu gösteriyor.

    olacak…olacak…..

    *
  • 214
    benim gözumde galatasaray son derece killi ve sabirli oynayarak buyuk takim tecrubesiyle maci kazanmistir. o girseydi bu direkten dönseydi diye bir sey yok. bizim de trabzon kadar pozisyonumuz var. bu zamana kadar kaybettigimiz puanlarda bu derece sabirli olamamistik. ne yazik ki son derece kötu ve takoz iki forvetimiz var. bir de ustune hem kötu hem formsuz olunca gol atamiyoruz. gol atamadigimiz icin de puan kaybediyoruz. konya'ya 4 cekerken girdigimiz pozisyonlari degerlendirdigimiz icin kazandik. atletico macinda ilk yari korkak oynadik ve maci zaten kaybederiz kafasiyla sahaya ciktik.

    beni galatasaray adina umutlandiran mac oldu trabzon maci. ligin en cok gol pozisyona giren takimi olup da bu kadar az skor urettiginiz zaman puan kayiplari da kacinilmaz oluyor. bu sikintiyi giderdigimiz anda bilegimizi kimse bukemez.
  • 215
    lige başlamadan önce ki transfer sürecinde yaşanan sorunlar, lig başladıktan sonra alınan kötü sonuçlar ve son olarak atletico madrid mağlubiyeti zaten önemli olan trabzon spor deplasmanını daha önemli hale getirdi. bu nedenle bu maça taktiksel açıdan öncelikle psikolojik açıdan bakılmasını daha doğru buluyorum. çünkü galatasaray’a bu maçta daha çok gerekli olan şey buydu yani psikolojik açıdan iyi durum da olmak. fakat psikolojik açıdan demişken, belirtmek gerekir ki galatasaray’ın ciddi bir burak yılmaz sorunu var. motivasyon burak yılmaz’ı, burak yılmaz yapan şeylerden biriyken, bu durumda olması cidden düşündürüyor. ama bunu dışarıdan tahmin etmek çok zor. mesela podolski için fiziksel olarak iyi duruma gelmesi, oyun içi temposunu yükseltmesi, maç ritmini bulması lazım diyebilirken burak yılmaz’a baktığımızda sorunun ne olduğunu anlayamıyoruz. belki de bu maç özelinde sadece klasik trabzon deplasmanı sendromu yaşadı diyebiliriz ve umarım durum sadece bundan ibarettir. takımın geri kalanı için konuşacak olursam 2. yarının bazı bölümleri dışında, psikolojik açıdan hazır bir galatasaray gördüm diyebilirim. jose ve bilal’in özer – m bia – okay üçlüsüne üstünlük kurmasını, sneijder’in mücadelesini, carole’ün kanadını, önünde m. marin ve ligin en atletik sağ bekine karşı iyi savunmasını, muslera’nın konsantrasyonunu ve hamza hocanın özellikle geçen haftaya göre daha iyi bir yönetim sergilesini buna örnek gösterebilirim. ama bunun içinde bulunulan duruma göre verilen anlık bir tepki mi yoksa en azından bundan sonra, psikolojik açıdan iyi bir takım izleyeceğize dair bir emare mi ? bunu zaman gösterecek.

    maça taktiksel açıdan bakacak olursak; ilk 11’ler açıklandığın da, herkesin aklında trabzon’un dinamik ortasahası karşısında, galatasaray’ın iki 8 numarasının ne yapacağıydı. hatta 11ler açıklanır açıklanmaz avni aker’in zeminin pas yapmaya müsait olmasını umdum. çünkü jose ve bilal’in o ortasaha karşısında etkili olmasının başka yolu yoktu. ve nitekim öylede yaptılar. hatta jose bundan daha fazlasını yaparak beşiktaş – trabzon maçında olcay ve oğuzhan’ı sahadan silen m bia ya, 35. dakika da sarı kart gösterterek onun sertliğini minimize etti ve aynı zamanda dikine oynaması ve orta sahada ki boşlukları çok iyi değerlendirmesi bize önümüzdeki haftalar adına neler yapabileceğine dair güzel bir fragman izletti. ama içimde ‘’keşke ters kanada attığı diagonal paslarda carole ve poldi iyi alternatifler olabilselerdi’’ demiyor değilim.

    iki takımında oyun planının ilk 10 dakika’da ortaya çıktığını söyleyebilirim. şota, galatasaray’ın kronik sorununu anlamış olacak ki genelde arkada bekleyip santrafor’a şişirilen toplar da, yere inen, 2. topu kapıp, hazırlıksız savunmaya karşı atak yapmak ve hızlı kenar oyuncuları ile sonuca gitmek üzerinden kurmuştu oyun planını…

    galatasaray ise daha çok yasin ve denayer üzerinden, trabzon’un sol kanadına sol kanadına odaklı oynadı (diğer tarafta cavanda olduğunu düşünürsek gayet mantıklı). aynı zamanda çabuk paslarla ortadan delmeyi denedi ve bunda şaşırtıcı bir şekilde etkili oldu birkaç pozisyon da. bunlar dışında fazla’da hücum seçeneği yoktu aslında, nitekim poldi’nin olduğu kanat hiç çalışmıyordu. çalışmadığı gibi oradan kaptırılan toplar zaten çok ta dinamik olmayan galatasaray takımını oldukça yordu. bu yorgunluğu trabzon’un orta sahası iyi değelendirememesinin nedeni, hücum anlamında kalite olarak bir tık üst futbolcusunun sahada olmamasıydı (mehmet ekici). galatasaray ortasahasının oyundan düştü dakikalarda şota’dan o hamleyi bekledim fakat oyunu çözecek ana etmenin hız olduğunu düşünmüş olacak ki erkan yerine yusuf’u almayı tercih etti. ama geriden çıkmaya çalışırken ve oyunu rakip yarı alana yığılmadığı bir maçta sağ kanada n’doye’yi atıp, cardozo’yu oyuna almasına bir anlam veremedim. hamza hoca ise gerek yedek oyuncu yetersizliğinden gerek gol için risk almasından dolayı sinan’ı oyuna alıp, şota’nın salih ile karşı hamle yapmasına sebep oldu. sinan’da gittikçe aldığı süreyi (bu süre haftalar geçtikçe artıyor) çok iyi değerlendirdi. girdiği 2 etkili pozisyonun yanında gol’ün geldiği duran topta faul’ü alan isimdi. umarım bu etkinliğini 90 dakikaya yayacak kondisyonu vardır. çünkü bu sezon ona gerçekten ihtiyacımız var.
  • 218
    trabzon deplasmanında kazandığımız son maç. sonraki 4 sezonda galibiyet gelmedi. tabi avni aker'de oynadığımız son maç olduğunu da hatırlatalım. biz sezona 4 maçta 5, trabzon ise 10 puan ile başlamıştı. hafta içi de şampiyonlar liginde atletico'ya evimizde yenilmiştik ve moral olarak dipteydik. ve buna rağmen 3 puanı almıştık. trabzon da öyle ezici bir top oynamamıştı ama net pozisyonlara girmişlerdi. 82'de serbest vuruşta kendi kalesini buldu trabzon ve 3 puanı kaptık. tam anlamıyla birinin kıçına başına çarpıp gol olmuştu, şanslı bir 3 puan almıştık.

    benzer bir maç olsa bugün de leziz olur.
    (bkz: 26 aralık 2020 trabzonspor galatasaray maçı)
  • 219
    şu maçta cüneyt çakır rakibimize öyle bir penaltı vermemişti ki. trabzonspor atağında jason denayer'ın açık koluna çarpan top tartışmasız bir penaltıydı. maç başlığında da 2-3 arkadaş pozisyonun penaltı olduğunu söylemiş hatta. pozisyon da bu;

    https://www.fotomac.com.tr/...zonun-penalti-isyani

    bu karar bence tamamen 12 eylül 2015 galatasaray mersin idman yurdu maçı'ndaki mete kalkavan rezilliğini örtme kararıydı. tamamen eyyamcılık, tamamen aptallık.

    bu maç, sonucu açısından elimizi oldukça rahatlatan bir maç olmuştu. bu maçtan önce oynadığı 4 lig maçında (sivas dep-osmanlı-konya dep-mersin) sadece 5 puan alan galatasaray, bu maç ile birlikte oynadığı çok daha zorlu olan 6 maçta (ts dep-gaziantep-başak dep-gençler-fener dep-eskişehir) 5 galibiyet 1 beraberlik 0 mağlubiyet ile 16 puan toplamıştı, 14 gol atıp sadece 3 gol yemişti. puan kaybettiği tek maç fırat aydınus'un fenerbahçe'si için her şeyi yaptığı, fener'in tek golünü bariz ofsaytten attığı kadıköy deplasmanıydı; (bkz: 25 ekim 2015 fenerbahçe galatasaray maçı)

    o 6 maçın sonrasındaki allah'ın cezası 7 kasım 2015 çaykur rizespor galatasaray maçı'nda birkaç dakika dayanabilseydik bu takım bırak şampiyondan 28 puan fark yemeyi, şampiyon bile olabilirdi. hamza hamzaoğlu ile puan ortalamamız o sezonun ilk 4 haftası harici hep çok yüksekti.
App Store'dan indirin Google Play'den alın