• 39776
    şampiyonlar ligi grup aşaması ve ligin yarısından fazlasını tamamladığımız dönem itibarıyla, doğru hamleleri yapması şartıyla, gelecek için oldukça umut veren takımdır.

    - uğurcan, davinson, sallai, sane, lemina, torreira, sara, osimhen her seviyede mücadele edebilecek kaliteli oyuncular.
    - jakobs, singo kaliteleri yeterli istikrarsız oyuncular
    - abdülkerim, yunus, barış en üst seviyede güvenilmez performans veren veya yetersiz kalabilen ama sezon genelinde yeterli oyuncular

    şimdi böyle bir iskeletteki en büyük eksik genç, mücadeleci, hızlı, güçlü oyuncular. para varsa buralara harcamak lazım. güvenilmez oyuncuları yükseltebilecek transferler takıma seviye atlatacaktır.

    transferle çözülebilecek kısım buralar. bunların haricinde teknik ekip ve sportif kısımda bir devrim şart.
    -okan hoca ve ekibi sahaya odaklanıp taktiksel bir şablon ortaya çıkarmalılar.
    -hücum varyasyonu yok ve oyuncuların ayağına bakılıyor. oyuncular yerlerini kaybedip duruyor.
    -oyuncuya bağımlılık azalmalı ve çıkanın yerine girenin de çarkı döndüreceği bir sistem yaratılmalı.
    -okan hocayla uyum içinde çalışacak, futbolcu eskilerimizden biri olmayan, modern futbola kafa yoran ve bağlantıları olan sportif direktör ve tartışılmaz bir scout ağı gerekiyor.

    bunlar bizi başka seviyeye çıkarır.

    tüm bunların dışında biz city’yi yenebilirdik, liverpool’u yendik ama yenmemiz onlardan daha iyi olduğumuzu göstermiyor. günlük başarı artık tatmin etmez süreklilik istiyoruz ve okan hoca yönetime doğru adımları attırabilirse hiç zor değil.
  • 39777
    28 ocak 2026 manchester city galatasaray maçı bir kere daha net gösterdi ki fiziksel temastan kaçmayan, sert ve sahada caydırıcılığı olan oyunculara ihtiyaç var. maç boyu sara'ya bakıyorum rakibe en ufak temasta bulunmadan, 2 metre ötesinden takip ediyor. ilkay'dan zaten bu konuda bir beklenti yok. bu işi en iyi yapanlardan biri lemina ama o da malum artık ikinci temastan sonra sağlam kalıp kalmayacağı belli olmuyor. bu maçta takımın geneline baktığımızda da ikili mücadele yüzdesi düşük ve fiziksel kalitemiz top seviyeden fersah fersah geride. yıllar, mevsimler değişti ve yönetim ve teknik ekip bunu ne zaman fark edecek diye hala bekliyoruz ancak bütün yollar yine aynı kapıya çıkıyor.

    (bkz: adam yiyen orta saha)

    şu ana kadar alınan lang ve aspirilla transferleri de profil itibarı ile bize bu yönden çok fazla şey katmayacaktır. transferde sayılı günler kala tercihlerimizi mücadeleci, fiziksel gücü yüksek, temas seven, sahada gücüyle isyan eden oyunculardan yana kullanırız umarım.

    bu arada bu özelliklere sahip tek oyuncu alınması da asla yetmez.
  • 39778
    dün akşam yenilmek hepimizi üzdü. ben dahil hepimiz şu an bazı futbolculara kulp buluyoruz. “barış eski barış değil”, “ılkay sene boyu 1 maç dışında katkı veremedi”, “apo yavaş”, “davinson maç seçiyor”, “torreira gidecek ondan performansı nda düşüklük var”, “icardi formunu kaybetti”, “yunus 5 maç varsa10 maç yok”, “eren güçsüz”,”singo hep sakat” vb. bunlar gibi birsürü şeyler.
    maalesef çoğunda da haklıyız.
    sanırım sadece sane, uğurcan, sallai ve osimhen den herkes memnun!
    ama unutmayalım ki aynı takım bizi şuanda ki pozisyonumuza getirdi. ligde lideriz. kupada lideriz. ş liginde ilk 24 deyiz. yani ahlar vahlar edilecek bir durum değil.
    bu transfer dönemi sonraki maçlarımız için ışık olacaktır. gelen oyuncular, mevcut oyunculara (barış, yunus, torreira, ılkay) formanın bu kadar kolay olmadığını gösterirlerse, rekabet ortamı oluştururlarsa mevcut formumuzu daha iyiye çıkartacaklardır diye düşünüyorum. ş liginde çeyrek final görmüyorum ben bu sene için. son 16 benim için başarı sayılır. sürekli buralarda olabilirsek sonraki adımlarıda hedefleyebiliriz.

    ama takımda ısrar etmeyen, basmayan, jogging yapan oyuncularla devam etmemeliyiz. umarım okan hoca doğru adımlar atar forma adaleti konusunda.
  • 39779
    şu takımın eksiğini 3 senedir taraftar görüyor, burada en aykırı fikirlere sahip yazarlar bile şu ihtiyaç konusunda ortak noktada buluşuyor ama bu beceriksizler hala doğru adamları buluk getiremiyor.

    yahu bence 2 ama en azından bir tane koşan, genç, temasli oyun oynayabilen siyahi(bu kısım opsiyonel) orta saha oyuncusu alacaksınız. ne kadar zor olabilir bu? yok en iyisini alacağız bilmem ne diye sürekli zaman kaydediliyor sonra da oyunculara ederinden fazlası veriliyor.

    ugurcan 10 numara kaleci ve turk. onun transferine lafım yok ama onu aldığından 3 ay önce aldan 7 8 milyon avro daha ucuza alacaksın belki de. az para mı bunlar.

    galatasaray seviyesini falan gectim, bir tane genç, koşan, güçlü ve maaşı düşük orta saha alın ya sadece.
  • 39780
    sorunu futbolcu isimlerinde değil gibi. sorun son 30 yılda gram ilerlemeyen futbol anlayışımız. bu sorun da sadece galatasaray özelinde değil. herhangi bir türk takımında maç esnasında “taktik ve bir amaç üzerine kurulu, kendinden emin bir oyun” görebilen var mı? ben şahsen göremiyorum. her avrupa maçının ilk dakikalarındaki o telaş ve ne yapacağını bilememe de bu ekolsüzlük, felsefesizlik, amaçsızlığın ya da adı her neyse onun neticesi. istisnalar harici bir maça çıkarken temel mentalite “bu arada bora ben, ya sen? gerisi gelir zaten.”
  • 39781
    2025-2026 şampiyonlar ligi sezonunda hedefine ulaşmış, başarılı takımımız. eğer bodo'nun yaptığı gibi son 2 maçta liverpool ve ajax galibiyetlerini alarak 24'e kalsaydık herkes bayrakla tura çıkmıştı. son maç city deplasmanı olunca doğal olarak homurdanmalar oluyor.

    galatasaray aslında şampiyonlar liginde biraz şanssızdı, biraz da kendi hatalarıyla işi zora soktu. öncelikle sosyal medya gazıyla 3 yıldır oynayan tandem bozularak başlandı frankfurtta. apo ile olmaz furyası sebebiyle hocamız abdülkerim'i yedek oturttu ve 5-1 ile döndük frankfurt deplasmanından. avrupa'da nispeten kötü geçen 2 yılın ardından takıma 130 milyon euro bonservis yatırımı yapıp kendimize denk bir takımdan 5 yiyerek başlamak inanılmaz demoralize edici bir durum. bunun yanında takımımızın her şeyi osimhen'i bu serüvende durmadan afrika'ya yolladık. yollamakla kalmadık, bir gelişinde bileğinden sakat geldi, öbür gelişi hamstring sakatlığı ile geldi. keza jakobs da doğal olarak bazı maçlarda sakatlandı, yetmedi eren bahisten ceza aldı. bunun yanında kadroyu yeterince geniş tutmamamız, sırf buralar için aldığımız singo'dan neredeyse hiç faydalanamamamız gibi faktörlerle hakikaten çok zor maçlara çıktık.

    liverpool'u yenmek büyük başarıdır. ne olursa olsun bodo'yu yenmek başarıdır, ajax'ı orda 0-3 yenmek başarıdır tarihimizde yok, atletico'dan lazım olan 1 puanı almak başarıdır. tüm bunları birleştirince 10 puanla ilk 24 başarıdır. evet usg maçı ağızda kekremsi bir tat bıraktı ama hakikaten o gün kadronun yarısı yoktu. planlamadaki hatamız bizi o gün üzdü.

    insanlar ilk 8 olmalıydı falan diyorlar. onlara burak yılmaz tonuyla ''hadi abi ya'' demek istiyorum. imkansız mı? elbette değildi. monaco ve usg maçlarını kazanabilirdik, 16 puanla kalabilirdik. ama bu her şeyin kusursuz ve mükemmel ilerlemesi demek. bunu her sezon belki bir takım yapabilir. bu sene sporting yaptı. belki seneye biz yaparız belki başkası belki kimse yapamaz. ama o iş mucizedir. real madrid, geçen senenin finalistleri psg ve inter ne zaman baksam maç kazanan newcastle bunların hiçbiri ilk 8'e kalamadı. ilk 8 falan buralarda öyle ''yapmalıydık'' denecek bir durum değil. uefa kupasını alırken gösterdiğin performansı gösterirsen belki ilk 8 görürsün işte öyle bir nokta o.

    bu arenada dakika 60'da 3-0 öne geçiyorsun adam çatır çatır aynı topu oynamaya devam ediyor. bu arenada adam 5 maçta 0 puan almış son 3 maç 9 puan yapıyor yetmiyor kalecisinin 95'de attığı golle kendini play off'a atıyor. bu arenada adam 5 maçta 3 puan almış son maç evinde m.city'i deplasmanda atletico madrid'i yenerek kendini play off'a atıyor. yok çok para harcanmış, yok bonservis rekoru kırılmış, bırakalım bu işleri ucuz takım yok burda. karabağ'dan ve oly'den sonra kadro değerine göre en başarılı takım galatasaray. bakın altımızda kaç takım var bizden pahalı. italya şampiyonu napoli, hollanda şampiyonu psv ilk 24 dışında kaldılar. neden? çünkü burası dünyanın en zor arenası.

    galatasaray bu arena'da üstüne düşeni yapmıştır. bu sezon tamamdır. şimdi sırada play off turunda rakibi ile kafa kafaya oynamak ve elenirse seneye buraya tekrar katılmak vardır. her sene buraya geleceğiz, her sene daha ileriyi hedefleyeceğiz. tebrikler cimbomum.
  • 39782
    şöyle geriye dönüp baktığımda çok daha iyisini yapabilir miydik? diyorum, bence yapabilirdik ama bu demek değil ki bu başardığımız şey kötü burası kurtlar sofrası, bodo'yu küçümseyen armut rakip takım taraftarları vardı o bodo deplasmanda atletico'yu 2-1 yendi, juventus ile kafa kafa oynayıp 90+1 de yediği golle kaybetti. city'i 3-1 yendi, tottenham ve dortmund ile berabere kaldı...

    uzun lafın kısası burada kötü takım da yok kolay maçta yok alınan her puan çok büyük mücadele ile alınmış puandır kusura bakmayın da bu ligden çıkan hiçbir takım avrupa da rakip seçme, beğenme veya beğenmeme lüksüne sahip değildir.

    umarım çekebileceğimiz, bize ters gelmeyecek en iyi kurayı çeker gidebildiğimiz yere kadar gideriz çünkü ben artık büyük denizlerde boğulmayı özledim.
  • 39783
    hem lig hem de avrupa maçları için gayet başarılıydı. hiçbir takım aniden üst seviyelere çıkamaz. emek ister. bu kadromuz üç yıl öncesinin çok önünde. o kadro da bir önceki yıl ile kıyaslanamaz bile.

    eksiğimiz var. kullanamadığımız oyuncular kadroda yer alıyor. berkan gitti. kutucu yeterli olmuyor. kaan çok ağırlaşmış. ilkay için söylemesi zor ama takımın gerisinde kalıyor artık.

    bu dört oyuncu yerine yaşı genç, dinamik ve asker oyuncu denilen profillerden olsaydı iki kulvarda da fazla puan toplayabilirdik. toplamda 14 kişi ile buraya geldik. artık bunu çözmek gerekiyor.
  • 39784
    takım pozisyon üretmekte çok zorlanıyor. bütün yükü barış ve sane'nin üzerine yıkmış durumdayız. haliyle rakip bu adamlarımızı 3-4 kişiyle kontrol edebiliyor. sara, ilkay, torreira, lemina kim oynuyorsa farketmez, rakibin umru bile değil bu isimler çünkü yaratıcılıkları yok, pas tehditleri yok. lemina'ya torreira'ya 20 metre boşluk versen yine yanındaki adama pas atar. topla mesafe katedeyim de bir kilit pas atayım demezler. ilkay desen bitik temposuz zaten, sara bazen deniyor bunları onlarda da tehdit yaratamayınca rakip de vazgeçiyor zaten. e haliyle rakibin bütün ilgisi odağı kanatlarımızda.

    bizim çok net tecrübeli ve etkili bir 10 numaraya ihtiyacımız var. elimizde sadece yunus var ve performansı çok dalgalı. üstelik 10 numara pozisyonundaki olgunluktan da doğal olaralk uzak. bir 10 numara ve yine yaratıcı bir 8 numara bizim bir çok problemimizi çözer. gueye şu bu boş isimler. bizim avrupa'da mevcut kadroyla ileri gitme şansımız yok o yüzden de evet ihtiyacımız var ama yine de 6 numara transferi sezon sonunun meselesi, eğer tekrar şampiyon olmak istiyorsak gelip 10 gol 10 asist yapacak bir 10 numaraya hemen ihtiyacımız var. asıl para harcanması gereken mevkii budur.
  • 39785
    daha önce yazmıştım, tekrar yazayım, şu an oyun gücü olarak 1999-2000 seviyesinden sonra o seviye 2025-2026 futbol sezonunda ulaşmış futbol takımımız.

    eğer doğru düzeltme yapılırsa gerçekten bir iki gömlek bir anda atlayabilir.

    mesela osimhen, bizim takımda en verimli çağında potansiyelin altında bir görüntü sergiliyor. sebep? yeterince beslenememesi, olgun hücum setlerinin oluşturulamaması.

    mesela sane, takımımızda en yüksek potansiyelli futbolcu, ama frekansı bizim oyuncularla tutmuyor, oyun zekası o kadar yüksek ki, bizim bir çok oyuncu o seviyeye erişemiyor bile, hani bir bateri gibi düşünün, sane o bateride 7-8 farklı davula çok rahatça kombine şekilde vurabiliyorken, bizim bazı oyuncularımız o uyumda senkron problemi yaratıyor.

    bence takımın çıtasını yukarı çıkaran ve şampiyonlar liginde ilk 8 e kalabilecek takımlarda oynayabilecek futbolcular şunlar;

    osimhen-sane-torreira-jakobs-singo-sara-uğurcan-davinson

    bu kişilerin nereden geldiklerine bakalım hep beraber.

    osimhen(napoli) napolide şampiyon oldu.
    sane(bayern) şu anda cl de 2. bitirdi.
    torreira(arsenal) şu anda cl de 1. bitirdi.
    jakobs(monaco) cl'de bizim altımızda 21. bitirdi.
    singo(monaco) cl'de bizim altımızda 21. bitirdi.
    sara-(norwich) cm'de ligin en yüksek bedelli transferi oldu.
    uğurcan- (trabzonspor) cl tecrübesi yok, ama bence donnaruma'dan farkı yok.
    davinson-(tottenham) şu anda cl'de 4. bitirdi.

    muhtemelen bu saydığım pozisyonlar şu anda galatasaray tarihinde daha üst seviyelerini göremeyeceğiz, şu anda en üst seviyeyi görüyoruz. bu arkadaşlar şampiyonlar liginde ilk 8'e kalabilecek kalitedeler. zaten listeye bakarsanız 3 tanesi de ilk 8'e kalan takımdan 30 yaş altında iken gelmiş.

    şurada bir istisna düşelim üstteki kadroya lemina da girebilir, ama fiziksel formundan ötürü yazamıyorum, lemina da 26 yaş civarı olsaydı, o da üstteki kadroya girerdi.

    şimdi gelelim bir-iki gömlek altına,

    abdülkerim, çok sırıtmasa da ilk 8'e yaklaşınca defoları ortaya çıkıyor, türkiye ligi için ya da orta seviye avrupa için son derece iyi bir futbolcu. diğer alt gömleklere göre daha iyi seviyede.
    yunus, bir çok özelliği iyi, hızlı, ama çevre kontrolü zayıf, yunus ile ilk 16'ya kalamayız. bu seviyelerde idare eder bir futbolcu.
    barış alper, takımdaki en zayıf halka, avrupa liginde göze batıyordu, ama şampiyonlar liginde çok zayıf, skor ve asist sayılarından da bunu anlayabiliyoruz.

    yani ne diyoruz, buralara çıkınca buraları görmüş futbolcular hemen kendilerini belli ediyorlar.

    bu noktalardan yukarı çıkmak gerçekten zor, benim gözümde bu takımın şu an olması gereken yeri cl'de 13-16 bandı. yani juventus-atletico m-atalanta-bayern lev bölgesi.

    ama sakatlıklardan ötürü bir sonraki 4 te, gayet iyi bir sonuç.

    eğer noa lang form tutarsa, ve üst düzey bir ortasaha alabilirsek karşımıza çıkacak juve-atl madrid eşleşmesinden üst sıralara atlayabiliriz, sonrasında tottenham ve liverpool gelecek, o zaman yine ufak bir pay şansın yanımızda olmasını isteyeceğiz. sonrasında da ilk 8'e kalma şansı bence diğer yıllara göre epey bir yüksek.
  • 39786
    eksiklerini iyi irdelemesi gereken takımdır.

    göztepe'den sonra ligin en az gol yiyen ikinci takımıyız.
    frankfurt maçındaki şanssızlıklar olmasa, şampiyonlar liginde bile en az gol yiyen takımlardan biri olacaktık. bu halimizle bile 36 takım arasından en az gol yiyen 9. takımız.

    evet, rakipler birçok gol pozisyonlarından yararlanamadılar ama eksik olmadığımız zamanlarda takım savunmasını çok iyi yapıyoruz. bizim asıl sorunumuz, hücum üretkenliğimizin olmaması. şampiyonlar liginde ilk 24'e kalan takımlar arasında en az gol atan 2. takım olmamız bunu doğruluyor.
    cl veya lig fark etmeksizin hemen hemen çoğu maçta ne yapacağını bilmeyen bir takımla karşı karşıyayız. osimhen'e atılan uzun toplar veya sane-barış ikilisinin ekstra çabalarından başka bir şey yapmıyoruz. e hücumda efektif olmadığımız için rakiplere de iştah veriyoruz. paslaşmalar, ikiye birler, verkaçlar vs. yapamadığımız için rakipler de bizi kendi yarı alanımıza hapsediyor. işte rakiplerin birçok gol pozisyonuna girmesi, aslında bu eksikliğin bir parçası. sen rakibi topu ayağında tutarak yormuyorsun, hücumda etkili olup korkutmuyorsun; tam tersi, hücum organizasyonların olmadığı için defansta yapmış olduğun paslaşmalarla rakibi dinlendiriyorsun ve rakibe cesaret veriyorsun!

    şimdi hal böyleyken, orta sahaya 100 milyonluk adam alsan bile yine de geçiş hücumlarını yemeye ve birçok gol pozisyonu vermeye devam edeceksin.
    transfer yapalım, eksikliklerimizi kapatalım onda sıkıntı yok ama orta saha gelecek dertler bitecek diye bir durum yok.
    sistem kurmadığımız ve kaos futbolundan kurtulmadığımız sürece de dertler devam edecek. münih, barça gibi takımların hayvan gibi paraları var ama birçok sorununu 17-22 yaş arası gençlerle hallediyorlar. isteseler 400 milyon bile harcarlar ama yapmıyorlar çünkü yıllardır oturttukları sistemin içine kimi koyarlarsa koysunlar başarılı olurlar. münih-barça ekstrem örnekler olabilir ama bari bodo glimt gibi olalım ya. heriflerin kadro değeri bizim takımın 1/4'ü kadar ama iş sahaya gelince bizden 4x önde gibiler. rakip city'de olsa, madrid'de olsa hücumda top çevirip, onlarca pozisyona girebiliyorlar. en azından o sistemin hakkını veriyorlar.

    o yüzden okan hocanın artık çareyi transferlerde değil, biraz da oyun içinde araması gerekiyor. biz niye hücumda pas yapamıyoruz? niye üretken değiliz? niye forvetlere top getiremiyoruz? neden gol pozisyonlarına giremiyoruz? neden her takıma karşı presten başka bir şey yapmıyoruz? neden rakip takımların eksik noktalarını çalışmıyoruz?
    dünyanın en iyi teknik direktörü guardiola bile 28 ocak 2026 manchester city galatasaray maçında takımımızın eksik yönlerini iyi çalışarak sonuca gitti. bernardo silva'yı stoperlerin önüne kadar getirerek top dağıttı ve bu sayede presimizi bertaraf etti.
    orta saha bölgemizdeki yumuşaklığı görüp doku'yu o alana yönlendirdi ve maç yarım saatte 2-0'a geldi. doku'nun üstüne çektiği oyuncuların bıraktığı boşlukları nouri kullandı. city oyuncuları gününde olsa nouri'nin de en az 2 asisti vardı.

    biz ise böyle çözümler bulmuyoruz çünkü ne rakibi çalışıyoruz, ne de hücum varyasyonlarını...

    neyse, fazla uzattım.
    diyeceğim o ki her sorun transferle çözülmez.
    çözülse de illa ki 30-40'lık olması gerekmez.
    30-40'lık, hatta 100'lük olsun ama her zaman da olmasın.
  • 39787
    okan buruk'la gecirdigi 4. senede de uzerine koyarak ilerleyen takim. bu butcelerle daha hizli bir yukselis beklemeyi anliyorum ancak futbolun bu seviyesinde yukselisin hizlisi aslinda cok daha tehlikeli. ilk sezonlarda 3-4 dogru parcayi bir araya getirince takim seviye atliyordu, fakat artik bu yukselisler mumkun degil. ufak farklar buyuk sonuc farklari yaratiyor.

    herkes acilen takviyelerin yapilmasini istiyor olsa da bence galatasaray devre arasinda transferde cok buyuk islere girmeyerek dogru bir strateji izliyor. hucumda bir zeka eksikligi, ve kanat rotasyonunda bir daralma sozkonusuyken noa lang yararli olabilecek bir takviye. asprilla bir piyango bileti- sikisan bir lig macinda ortaligi karistirmasi yeterli. orta saha icin gerekli olan takviye de yapilacaktir, acele edilecek bir durum yok. osimhen, jakobs ve singo'nun donusuyle takim eski cizgisine yukselecektir.

    galatasaray gecen yaz 5 takviye yapti. onumuzdeki yaz belki de daha azini yapacak. bu surecte iskeletinden muslera ve icardi'yi kaybetti, yerine ugurcan ve osimhen ekledi ve yola devam ediyor. simdi de orta sahada bir iskelet guncellemesi gerekiyor, bunun icin de belli ki calisiliyor.

    dogru yoldayiz. biraz daha sabir.
  • 39792
    takımın potansiyel ihtiyaçları yaz döneminde öngörülebiliyordu, çok para harcadık dendi. sezon içerisinde açığa çıktı, ara transfer dönemine gün saydık. ocak geldi, 28’i önemli denilip koca bir ay çöpe atıldı. şampiyonlar liginde grup maçları bitti ve üst tura çıktık, hala koca bir hiçlik.

    tüm bu birkaç aylık süreçte ihtiyaç duyulan oyuncu profilleri teknik heyet tarafından belirlenmedi mi? o profillere uygun oyuncular scout ekibi tarafından araştırılmadı mı? önce ara transferi sonrasında 28’ini bekleyen yönetim tarafından hiç ilgili kulüplerle ve oyuncularla ön görüşmeler yapılmadı mı?

    bu durum başarısızlığın da fazlası ve günün sonunda hem teknik heyet hem yönetim sorumlu bu rezillikten. içten içe basite indirgeniyor ve hatta küçümseniyor ama galatasaray taraftarı son dönemde kulüpteki profesyonellerden çok daha ilgili ve bilgili bu transfer ve kadro mühendisliği konularında.

    transfer dönemi sonunda ne olursa olsun bence yönetim ve teknik heyet taraftara açıklama borçlu, ama üstten bakarak değil. kadromuz yeterli 12 kişi mi oynayacağız diyerek değil ya da bu işler öyle sandığınız kadar kolay olmuyor gibi yaklaşımlarla değil. galatasaray taraftarı sonuçlanamamış gayreti de takdir eder şüphesiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın