39786
eksiklerini iyi irdelemesi gereken takımdır.
göztepe'den sonra ligin en az gol yiyen ikinci takımıyız.
frankfurt maçındaki şanssızlıklar olmasa, şampiyonlar liginde bile en az gol yiyen takımlardan biri olacaktık. bu halimizle bile 36 takım arasından en az gol yiyen 9. takımız.
evet, rakipler birçok gol pozisyonlarından yararlanamadılar ama eksik olmadığımız zamanlarda takım savunmasını çok iyi yapıyoruz. bizim asıl sorunumuz, hücum üretkenliğimizin olmaması. şampiyonlar liginde ilk 24'e kalan takımlar arasında en az gol atan 2. takım olmamız bunu doğruluyor.
cl veya lig fark etmeksizin hemen hemen çoğu maçta ne yapacağını bilmeyen bir takımla karşı karşıyayız. osimhen'e atılan uzun toplar veya sane-barış ikilisinin ekstra çabalarından başka bir şey yapmıyoruz. e hücumda efektif olmadığımız için rakiplere de iştah veriyoruz. paslaşmalar, ikiye birler, verkaçlar vs. yapamadığımız için rakipler de bizi kendi yarı alanımıza hapsediyor. işte rakiplerin birçok gol pozisyonuna girmesi, aslında bu eksikliğin bir parçası. sen rakibi topu ayağında tutarak yormuyorsun, hücumda etkili olup korkutmuyorsun; tam tersi, hücum organizasyonların olmadığı için defansta yapmış olduğun paslaşmalarla rakibi dinlendiriyorsun ve rakibe cesaret veriyorsun!
şimdi hal böyleyken, orta sahaya 100 milyonluk adam alsan bile yine de geçiş hücumlarını yemeye ve birçok gol pozisyonu vermeye devam edeceksin.
transfer yapalım, eksikliklerimizi kapatalım onda sıkıntı yok ama orta saha gelecek dertler bitecek diye bir durum yok.
sistem kurmadığımız ve kaos futbolundan kurtulmadığımız sürece de dertler devam edecek. münih, barça gibi takımların hayvan gibi paraları var ama birçok sorununu 17-22 yaş arası gençlerle hallediyorlar. isteseler 400 milyon bile harcarlar ama yapmıyorlar çünkü yıllardır oturttukları sistemin içine kimi koyarlarsa koysunlar başarılı olurlar. münih-barça ekstrem örnekler olabilir ama bari bodo glimt gibi olalım ya. heriflerin kadro değeri bizim takımın 1/4'ü kadar ama iş sahaya gelince bizden 4x önde gibiler. rakip city'de olsa, madrid'de olsa hücumda top çevirip, onlarca pozisyona girebiliyorlar. en azından o sistemin hakkını veriyorlar.
o yüzden okan hocanın artık çareyi transferlerde değil, biraz da oyun içinde araması gerekiyor. biz niye hücumda pas yapamıyoruz? niye üretken değiliz? niye forvetlere top getiremiyoruz? neden gol pozisyonlarına giremiyoruz? neden her takıma karşı presten başka bir şey yapmıyoruz? neden rakip takımların eksik noktalarını çalışmıyoruz?
dünyanın en iyi teknik direktörü guardiola bile 28 ocak 2026 manchester city galatasaray maçında takımımızın eksik yönlerini iyi çalışarak sonuca gitti. bernardo silva'yı stoperlerin önüne kadar getirerek top dağıttı ve bu sayede presimizi bertaraf etti.
orta saha bölgemizdeki yumuşaklığı görüp doku'yu o alana yönlendirdi ve maç yarım saatte 2-0'a geldi. doku'nun üstüne çektiği oyuncuların bıraktığı boşlukları nouri kullandı. city oyuncuları gününde olsa nouri'nin de en az 2 asisti vardı.
biz ise böyle çözümler bulmuyoruz çünkü ne rakibi çalışıyoruz, ne de hücum varyasyonlarını...
neyse, fazla uzattım.
diyeceğim o ki her sorun transferle çözülmez.
çözülse de illa ki 30-40'lık olması gerekmez.
30-40'lık, hatta 100'lük olsun ama her zaman da olmasın.
göztepe'den sonra ligin en az gol yiyen ikinci takımıyız.
frankfurt maçındaki şanssızlıklar olmasa, şampiyonlar liginde bile en az gol yiyen takımlardan biri olacaktık. bu halimizle bile 36 takım arasından en az gol yiyen 9. takımız.
evet, rakipler birçok gol pozisyonlarından yararlanamadılar ama eksik olmadığımız zamanlarda takım savunmasını çok iyi yapıyoruz. bizim asıl sorunumuz, hücum üretkenliğimizin olmaması. şampiyonlar liginde ilk 24'e kalan takımlar arasında en az gol atan 2. takım olmamız bunu doğruluyor.
cl veya lig fark etmeksizin hemen hemen çoğu maçta ne yapacağını bilmeyen bir takımla karşı karşıyayız. osimhen'e atılan uzun toplar veya sane-barış ikilisinin ekstra çabalarından başka bir şey yapmıyoruz. e hücumda efektif olmadığımız için rakiplere de iştah veriyoruz. paslaşmalar, ikiye birler, verkaçlar vs. yapamadığımız için rakipler de bizi kendi yarı alanımıza hapsediyor. işte rakiplerin birçok gol pozisyonuna girmesi, aslında bu eksikliğin bir parçası. sen rakibi topu ayağında tutarak yormuyorsun, hücumda etkili olup korkutmuyorsun; tam tersi, hücum organizasyonların olmadığı için defansta yapmış olduğun paslaşmalarla rakibi dinlendiriyorsun ve rakibe cesaret veriyorsun!
şimdi hal böyleyken, orta sahaya 100 milyonluk adam alsan bile yine de geçiş hücumlarını yemeye ve birçok gol pozisyonu vermeye devam edeceksin.
transfer yapalım, eksikliklerimizi kapatalım onda sıkıntı yok ama orta saha gelecek dertler bitecek diye bir durum yok.
sistem kurmadığımız ve kaos futbolundan kurtulmadığımız sürece de dertler devam edecek. münih, barça gibi takımların hayvan gibi paraları var ama birçok sorununu 17-22 yaş arası gençlerle hallediyorlar. isteseler 400 milyon bile harcarlar ama yapmıyorlar çünkü yıllardır oturttukları sistemin içine kimi koyarlarsa koysunlar başarılı olurlar. münih-barça ekstrem örnekler olabilir ama bari bodo glimt gibi olalım ya. heriflerin kadro değeri bizim takımın 1/4'ü kadar ama iş sahaya gelince bizden 4x önde gibiler. rakip city'de olsa, madrid'de olsa hücumda top çevirip, onlarca pozisyona girebiliyorlar. en azından o sistemin hakkını veriyorlar.
o yüzden okan hocanın artık çareyi transferlerde değil, biraz da oyun içinde araması gerekiyor. biz niye hücumda pas yapamıyoruz? niye üretken değiliz? niye forvetlere top getiremiyoruz? neden gol pozisyonlarına giremiyoruz? neden her takıma karşı presten başka bir şey yapmıyoruz? neden rakip takımların eksik noktalarını çalışmıyoruz?
dünyanın en iyi teknik direktörü guardiola bile 28 ocak 2026 manchester city galatasaray maçında takımımızın eksik yönlerini iyi çalışarak sonuca gitti. bernardo silva'yı stoperlerin önüne kadar getirerek top dağıttı ve bu sayede presimizi bertaraf etti.
orta saha bölgemizdeki yumuşaklığı görüp doku'yu o alana yönlendirdi ve maç yarım saatte 2-0'a geldi. doku'nun üstüne çektiği oyuncuların bıraktığı boşlukları nouri kullandı. city oyuncuları gününde olsa nouri'nin de en az 2 asisti vardı.
biz ise böyle çözümler bulmuyoruz çünkü ne rakibi çalışıyoruz, ne de hücum varyasyonlarını...
neyse, fazla uzattım.
diyeceğim o ki her sorun transferle çözülmez.
çözülse de illa ki 30-40'lık olması gerekmez.
30-40'lık, hatta 100'lük olsun ama her zaman da olmasın.

