• 1276
    "futbol asla sadece futbol değildir."
    simon kuper'in football against the enemy kitabının 1996 senesinde sabah kitapları tarafından dilimize çevrilmesiyle tanıştığımız bir kelam...

    yiğiter uluğ'nun da dediği gibi kitabın orjinal adından daha çarpıcı bir isim...

    sonrası bir makalede, blog yazısında, pankartta, film repliğinde geçen bir cümle: futbol asla sadece futbol değildir...

    peki nedir?

    simon kuper kitabında dünya memleketlerini gezerek bu güzel oyunun nasıl siyasetle, ekonomiyle, sosyal yaşamla iç içe olduğunu anlatırken, eserin ithaki yayınlarından çıkan ikinci baskısı için detaylı bir ön söz yazarak türkiye'yi de içine eklemiş...

    lakin kitabı okumayanlar üzülmesin, pazartesi gecesi oynanan derbinin öncesini ve sonrasını göz önüne getirsinler ve "futbolun neden asla sadece futbol olmadığını" kavrayabilirler...

    7 sene evvel "eski başkan bizi şampiyon yapamıyor" diye büyük hayallerle kulübün başına getirilmiş "zengin" bir başkan...

    bu süre içinde bir çok değişik takım şampiyonluk kupasını kazanmış da fenerbahçe kazanamamış.

    daha acısı da "ezeli rakip" son iki sene peşi sıra mutlu sona ulaşmış, maddi-manevi farkı açmış...

    son bir gayret olarak büyük paralar saçılıp, mourinho gibi saha içinden çok saha dışını "dizayn" edebilen bir teknik adam getirilmiş, medya patronu basın sözcüsü yapılmış, yeni bir federasyon başkanı seçilmiş...

    buna rağmen galatasaray kurduğu "dengeli kadro" ile saha içinde kazanmaya devam ettikçe, "yapı" diye bir söz ortaya atılmış, galatasaray'ın başarısına "kara çalınmış", hakemler suçlanmış...

    önce var hakemleri yabancılaştırılmış...

    yarı dönem transferde "ücreti açıklanmayan" bir çok futbolcu getirilmiş...

    limit?

    finansal fair-play, o da ne?

    yine istenilen olmayınca, bir de sami yen'de oynanacak maç günü gelip çatınca derbiye yabancı orta hakem getirilmiş...

    sebep?

    türk hakem taraftar baskısını kaldıramıyormuş?

    oysa ilk devre kadıköy'de oynanan maçta türk hakem vardı, baskıyı kaldıramadığının "itirafı" oluyordu bu seçim...

    adalet mi, ayrıcalık mı?

    cevap belli değil mi?

    bunlar yeter miydi?

    iki istanbul takımı da uefa avrupa kupası maçlarını perşembe oynarken, bir tanesi yurt dışından yorgun gelecek diye derbi pazartesiye alınmıştı...

    ligin ilk devresi galatasaray'ın "avrupa maçından dönüyoruz, yorgun olacağız, maçımızı pazartesi oynayalım" teklifinin reddedildiği "unutulmuştu?!" oysa ki...

    iş günü, hafta içi, istanbul gibi bir metropolde derbi...

    bitti mi?

    98 yılında terorist başının italya'da yakalanması sonrası juventus'un "can güvenliğimiz" yok diye uefa'ya başvurduğu ve "devlet güvencesi" verilerek oynanan maçta bile görmediğim kadar emniyet mensubu ile donatılmıştı sami yen'in çevresi ve içi...

    kimi 30 bin, kimi 40 bin diyordu bu sayı için...

    maç öncesi stadyuma girişte sımsıkı aramalar, maç içi tribünlerin önünde pankartların görülemeyecek şekilde duvar gibi dizilen güvenlik mensupları...

    nasıl ama?

    futbol asla sadece futbol değilmiş değil mi?

    girizgahı çok uzatmadım, sosyal medya yapılanmasından, ankara ziyaretlerinden, diğer süper lig kulüpleriyle "maddi-manevi" bağlardan, federasyon ziyaretlerinden bahis bile etmedim...
    şimdi böyle bir ortamda "sistem, taktik, saf futbol" bekleyenlere jonathan wilson'ın futbol taktikleri tarihi kitabını tavsiye edebilirim... keşke topu topu 3-4 pozisyonun olduğu, yabancı hakeminin bile baskıyı kaldıramayıp "kendini güvenceye almak" için her pozisyona düdük çalıp oyunu "idare" ettiği, teknik adamların risk almak yerine mevcut durumu koruduğu bu 90 dakika yerine kitaba başlasalardı, 50-60 sayfa rahat okurlardı...

    yine de "arşivde kalması" için bir kaç not yazalım. okan buruk, üç gün evvel az alkmaar maçında devleşen günay yerine efsane kaptanı muslera ile başladı maça ki uruguaylı kaleci de maçın en tehlikeli pozisyonunu önleyerek hocasının güvenini boşa çıkarmadı. savunma hattı ise iki yıldır şampiyon olunan ve geçen hafta da rize'de galip gelen düzendi: dörtlü dizilmişti frankowski, sanchez, abdülkerim ve eren... türk çocuğu ve istanbul doğumlu olmanın avantajıyla eren elmalı hem takıma hem de derbiye çok uzak değildi, sırıtmadı da frankowski biraz uyuma ihtiyacım var der gibiydi. sanchez ve apokerim "duvarı" örmüştü, geçit yoktu rakibe...
    mertens'in yerine sara görev alınca-ki keşke sara yerine mertens'le başlasaydı okan hoca- osimhen'in arkasında, torreira'nın partneri, aynı zamanda maçın da yıldızı lemina oluyordu. o da yabancı değildi bu ortama, "efsane olmaya geldim" demecini de boşa çıkarmayan bir mücadele sergiledi 90 dakika boyunca. barış ve salai ise iyi niyetli ama vasattı, çok daha iyi oyunlarını hatırlıyoruz bu ikilinin... ilerde osimhen yeterli kadar beslenemeyince, o da belki de fenerbahçe'ye gol atmadan, çocukluğumuzun tabiriyle "gerçek galatasaraylı olmadan" veda edecek sene sonu bize... ama hayat bu... belki istanbul'da kalır, belki türkiye kupasında kesişir yollarımız ezeli rakiple...

    maç golsüz, berabere bitti de, sonrası ne konuştuk?

    futbol mu?

    yine "105x68"in dışına çıktık, jungle'dan tutun da monkey'e kadar belgesel tadından basın açıklaması yaptı rakibin hocası...

    cevabını da önce okan buruk'tan "the crying one" ile sonra da galatasaray'dan: #saynotoracism ile sağlam bir şekilde aldı...

    gerçi onun durumu da pek iç açıcı değil ama elinde scotch viskisi ile kafasını kaşıyarak ne gülüyordur pep şimdi bir zamanlar kendine "special one" diyene...

    sonuca gelirsek,

    futbol bu sene iyice "yeşil alanın" dışına çıktı ve buna rağmen galatasaray 6 puan ve iki averaj şansı ile ligi önde götürüyor.

    bundan sonrası daha da çetin geçecek okan buruk ve takımı için ve her zaman yazdığım gibi galatasaray'ın en büyük gücü taraftarı, onlar kenetlenince aşılmayacak engel yok...

    25. şampiyonluk yolunda her maç final...

    ilk maç hafta sonu kasımpaşa maçı...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...ay0-0fenerbahce.html
  • 1279
    bu maçın hakemi vincic bu maç hakkında: "gerilim filmi gibiydi, bu kadarını asla beklemiyordum." demiş. maçta eli ayağı titriyordu zaten hakemin. bu maçı bu hakem kaldıramadı. herhangi bir türk hakem de kaldıramayabilirdi. ama bu kadar da yönetirdi. ve herkes hakeme söverdi. şimdi trabzonspor ve beşiktaş şimdiden bu hakemi yani vincic'i isteriz diyor. bu ne iş, anlamadım.
  • 1281
    galatasaray'ın oyunundaki ciddi düşüşün bir kere daha görüldüğü maç oldu. 2025 senesinde 17 ocak 2025 hatayspor galatasaray maçı'nın 2. devresindeki oyun hariç iyi oyunumuz yoktu. belki derbide vites arttırırız diye düşünüyordum ancak o da hiç olmadı. bu yönüyle bakınca iki kalede de pozisyonun az olduğu bir beraberlik bizim için gayet iyi bir senaryo oldu.

    yalnız bu oyunumuzu devam ettirirsek 6.5 puanlık farkı kapatmalarına izin verir ve fenerbahçe şampiyonluğu izleriz. nasıl olur bilmiyorum ama oyunumuzu acilen 1-2 değil 4-5 kademe yukarı taşımamız lazım.
  • 1283
    bu maçta okan buruk, ceza almayı hak etmemişti.
    burda bile bir numara var. burda bile art niyet var.
    tüm kurullar fb güdümüne girdiğinin kanıtı oldu bu maç.
    somut hiçbir şey demedi, yapmadı okan buruk. ama bir şekilde hesaplayıp allem edip kallem edip dengeli bir ceza verdiler fb korkusundan.

    basketbol farklı mı? o da aynı.
    fenere ceza vermemek için oyuncu davet etmedik diye açıklaması var federasyon başkanı hidayet'in.
    durumun vehametini kavrayabiliyor musunuz? inanılmaz seviyede.

    hadi bu sezonu kurtardık. peki gelecek sezonlar?
    saçma bir yere gidiyoruz. bunun da tek sebebi yaptıkları her şeyin yanlarına kar kalması, ceza almamaları..

    süper kupayı terk ettiler. oldu bittiye geldi. nerede ceza.
    doğru dürüst tff yönetimi olsa fener ne cezalar alırdı. ama yok. adamlar her şeyi yapıyor. ama sıfır ceza.
  • 1284
    okan buruk'un muzaffer bi komutan edasıyla konuşup sonuçtan zerre kadar rahatsız olmadığı maç.

    şu maça maçın yıldızı olan lemina'yla başlamak bile taraftarın yangınından ortaya çıkan bi sonuç. buna rağmen oyunu rakip sahaya yıkmayan, yıkmak gibi de bi planı olmayan oyun anlayışı kabul edilemez. fark aslında 7 olmuş, büyük avantajmış falan bilmem. kazansaydın fark 10 puan olurdu, 3 maç kaybetsen bile şampiyon olurdun ama bu oyun ve psikolojiyle samsunspor, beşiktaş ve göztepe -trabzon ve eyüp'ü saymıyorum bile- deplasmanlarından kaç puan çıkarırsın soru işareti. bunu düşünmeden günü kurtaran, bi başarı hikayesiymiş gibi ''yenilmedik ve averaj bizde...'' goygoyu yapan zihniyetin bu takımın vizyonuyla alakası olmadığı da çok belli.

    maçın hakemini de başarılı buldum çünkü oyun temposunu düşürmeseydi de bi şey değişmez, en fazla 3-4 kart daha çıkardı. bizim adımıza temposuzluk da iyi oldu diyebilirim çünkü takımda lemina hariç tmepo yapabilecek bi kişi bile yoktu. bu şey lemina işte; henüz hazır olmayan ve okan hoca açısından muhtemelen bitime 5-6 hafta kala hazır olacak olan lemina.

    neyse ya.
  • 1285
    istatistik üzerinden okunmaması gereken maçtır. yok efendim 0.00001 xg bulmuşuz. bakalım barış alper ve sallai çalım bile atabilmiş mi? barış'ın tek çalımı var onda da çağlar sarı kart gördü. sallai bommmboş maç çıkardı. gabriel sara'nın zor maçlarda 10 numarada çok ağır kalacağı görüldü.

    bunun dışındaki 8 oyuncu da görevini yaptı. davinson-apo çok sağlam maç çıkardı ve orta sahayla birlikte dzeko kontağını kesti. rakibi durdurmada iyi iş yaptık. hücumda ise kreatiflikten zaten uzak olan barış-sallai ikilisi berbat maç çıkarınca hiç üretemedik. bize yarayan 1 puanı bu ortamda almış olmak başarıydı.

    benzer maçı kupada oynayabiliriz, zaten oynayacağız. umarım türkiye kupasında önce inönü'ye gider, yarı finalde fenerle tekrar karşılaşırız. mertens'i daha dinlendirilmiş hale getirip takıma yunus ve morata'yı ekleyeceğiz. tek maçları ve elemeli maçları oynayamayan okan hoca oynaya oynaya öğrenecek. kalıcı olmak için öğrenecek. camia da test edecek. avrupa'da bu tip maçları beceremeyen hoca yerelde bakalım ne yapacak. stratejik maçlardan sonuç alamayan hocalar büyük hoca olamaz.
  • 1287
    beraberlik iyidir’cileri de piste alalım.

    kendi sahanda direk rakibine vurup geçmek varken yine hücumdan bir haber futbolla beraberliği alıp olumlu tablo çizmeye çalışmak işte net vasatlıktır.

    hele bu rakibini ligin ilk yarısındaki maçta deplasmanda rahat rahat yendiysen kendi sahanda 1-0’da olsa kazanıp o farkı 9 puan yapıp arkana yaslanacaktın.

    ondan sonra bugünkü maç* berabere mi bitti yine, sülalemiz rahat şekilde 7 puan farkla devam edecektik hayatımıza.

    0,12 xg ürettiğimiz bir garip maç.
  • 1291
    sezon sonu lig bittiğinde, en çok uğranılacak başlıklardan birisi olacak olan maç.

    çünkü ''keşke okan da mourinho gibi korkak futbol oynatmasaydı da, evimizde şu maçı kazanarak farkı hem 9+1'e çıkartsaydık hem de rakibin motivasyon/inanç olarak fişini çekseydik'' yorumlarını defalarca göreceğiz.

    galatasaray teknik direktörü, fark 6 da kalsın aman 3'e inmesin diye rakibin kalesine gitmedi. zaten bu rezilliğin bir tık üstü de ziraat'teki konya maçında eyüp-başakşehir maçının 0-0 olduğunu işaret edip, ileri çıkmayın gol yemeyin hareketleri yapmaktı.

    utanç verici.
  • 1292
    şaka maka, fenerbahçe kazanacak da saha ortasına geri dönüp pastayla kutlama yapılacak diye istanbul polis teşkilatının yarısının stada getirildiği maç.

    meşhur 2 aralık 1998 galatasaray juventus maçından sonra taraftar başına düşen polis ortalaması en yüksek ikinci maçtı.

    ve bunun sebebi futbolcular birbirine girer diye soyunma odası koridorlarına konan kameralardan kös kös geri götürülen bir kutunun içindeydi.

    koca galatasaray'ı bu kadar sahipsiz ve aciz duruma düşürenlere lanet olsun...
  • 1293
    6 mart 2025 fenerbahçe rangers maçını izledikten sonra tek isabetli şutla bitirip tarihi fırsatı kaçırdığımız akla gelen maç. rangers rakibini deplasmanda yatırıp kaldırırken biz evimizde fişi çekeceğimiz maçta yenilmediğimize sevinip fenerli olmakla suçlandık.
    bugünkü maçtan sonra geriye dönüp de şöyle bi bakınca fenerin büyük balon, bizimse gerçekten uçurumun eşiğinde olduğumuzu hatırlatan maç.
  • 1294
    üzerinden aylar geçti ama hala neden yabancı bir hakem tarafından yönettirildiğini hala anlayamadığım maç.
    anlayamadığım şey bu kararın nasıl alındığı değil, neden alındığı.

    fb yöneticileri tarafından başlayan bu talep onların taleplerinin onay mercii haline gelen tff yönetimi tarafından uygulandı ve sonuç koca bir sıfır oldu.

    hakkını yemeyelim yabancı hakem ev sahibi avantajını kullanmadı ama maçı da ortada yönetti. tabir-i caiz ise ne şiş yansın, ne kebap yaptı. halbu ki bizim şu işini bilen(!) hakemlerden birini ortaya, diğerini varın başına koysalar rakip takıma hem saha içi hem de saha dışı çok daha fazla avantaj sağlayabilirlerdi.
  • 1295
    kendimizi diri tutmak için, unutmamamız gereken maç.

    bu maça özel yabancı hakem geldi, "ne şiş yansın ne kebap" diye maçı yönetti, gitti. bir daha da "yabancı orta hakem" meselesi gündeme gelmedi.

    "bu maça bu kararı alırız, seneye de unutulur" diyen federasyonun rezil olması için yüce rabbim tek maçlık bir kadıköy deplasmanı daha yarattı bu maçtan 1 ay sonra bir de.

    bu kararları alan federasyon hala görev başında. 1970 yılından beri, 55 yıl sonra bu ligde ilk defa yabancı bir orta hakeme maç yönettiren ve bunu da açık açık fenerbahçe istediği için yaptıran bu federasyon hala görev başında.
App Store'dan indirin Google Play'den alın