• 677
    birkaç gündür öyle yoğun geçiyor ki elim ayağım tutmuyor yorgunluktan. dün akşam dersim geç saatte bitti, eve geç geldim, yemek yiyip fener maçının ikinci yarısına bakayım diye elimde telefon koltuğa uzandım, uzanmak o uzanmak. şimdi gözümü açtım, maçı kaçırdım diye küfür küfür ede ede sözlüğe girip sonuca baktım, böyle bir rezillik olamaz. ayıp denen bir şey var. tamam eksiktik, tamam yenilebiliriz de 4-1 yenilmek ne be kardeşim? ne oldu bizimkileri sniperla mı vurdular? mafyayla mi tehdit ettiler? maç öncesinde kafalarına mı vurdular bizimkilerin? hayırdır?

    parasıydı puluydu çok takılmam böyle şeylere ama adamların kadro değeri 78 milyon, senin kadro değerin aşağı yukarı 278 milyon. bu ne rezilliktir yahu? 1-0 yenil, 2-1 yenil ama bu ne?

    gerçekten yazıklar olsun.
  • 678
    22 şubat 2024 prag galatasaray maçı’nı trübünden izlemiş biri olarak aynı şeyleri 13 şubat 2025 az alkmar galatasaray maçı’nda da izleyeceğimi hissedince bu maça girmek istemedim. hoş maç için bizzat burada bulunmuyordum çok önceden planlanmış başka bir programın maç ile kesişmesi sonucu buradayım. devam eden sağbek solbek sorunu lemina frankowski hatta en azından benim mevkiim solbek diyen eren’in yazılamadığı listede zaten hocanın da yönetiminde “bu turu geçsek ne olur zaten bir sonraki zor” düşüncesiyle hareket ettiği ortada. elindeki kadroyla rakip karşılamayı bilmeyen jelert ve berkan’ı beşli savunmanın kenarlarına koyup ortasahayı geçmeyin diyerek çanakkale geçilemez yapmak bile maçı istemek anlamına gelirdi. bu saatten sonra unutulması gereken maçtır. galatasaray’ın önünde alkmar rövanşı dışında ligde iki 90 dakika var ve bu kazanım sağlandığında taraftar coşar ne kadar kızsa da taraftar bağışlayıcıdır.
  • 680
    toplama takımdan hallice oynadığımız, futbol namına ortaya hiçbir şey koyamadığımız, izlerken bize en acımasız işkence türlerinden bile daha büyük bir ıstırap veren ve sonunda da hezimetle ayrıldığımız karşılaşma.

    rövanş maçının formalite maçına dönmesine neden olan herkesi tebrik ediyorum.
    ben sahadaki dizilişe, oyuncu tercihlerine, muslera'nın bitik durumda olmasına veya jelert'te ne gördük de 9-10 milyon euro vermiş olmamız plansızlığının tekrar yüzümüze tokat gibi çarpmasına dair yorum yapmayacağım; bunlar herkesin malumu.

    benim derdim ve beni asıl utandıran durum, yıllık maaş bütçesi 10 milyon euro olan takımın bizi sahada madara etmiş olması gerçeği. madem avrupa'da nispeten dişimize göre takımlara karşı bile ortaya bir şey koyamayacağız, o zaman ne gerek var morata'ya yarım devre 3 milyon euro maaş vermeye, ne gerek var 8-10 milyon eurolara bek ve stoper transfer etmeye? kendi ligimizde şampiyon olsak dahi şampiyonlar ligi'ne girersek alacağımız para 30-40 milyon euro maksimum. ne gerek var 71 milyon euroluk maaş bütçesi oluşturmaya?

    bu kadar açılıp ben 2. avrupa kupasına talibim diyorsan da bir zahmet az alkmaar'dan 4 tane yiyip madara olmayacaksın...
  • 685
    ucaktaydim, maci izleyemedim. boyle skandal bir sonuca imza atan butun sahadaki rezillere yaziklar olsun diyorum. okan hoca ve yonetim bu sene sampiyon olamazlarsa seneye ruyasinda gorurler galatasarayi anca. seneye de avrupada basari gelmezse istifa sesleri yukselmeli artik yeter. seneye de sampiyon olsak bile avrupada boyle rezil edeceksen yuz milyon euroluk kadroyu okan hoca sana da gule gule.
  • 686
    duydum ki kaybetmişsin...
    duymadım aslında, öyle demek bir şarkı anımsattı da, öyle yazdım, seyrettim cam ekranda yenilmeni...

    üzüldüm...

    hayır! ne üzülmesi...

    kahroldum...

    ama psikopatça bir düşünceyle de sevindim...

    uzun zamandır kazandıkça etrafında biriken "iyi gün dostlarının" gerçek yüzleri ortaya çıkınca, sevindim de sevindim...

    onlar için sadece "ego" tatminiydin, başarılarınla "caka satacakları" bir takımdın...

    iyiysen vardın, kötüysen senden kötüsü yoktu...

    eskiden derdik" reklamın iyisi kötü yok", şimdi reklamın adı oldu "etkileşim"...

    hiç ama hiç anlamamışlardı seni...

    oysa çok zor değildi sevebilmek seni...

    dün yenildiğin gününden 24 sene evvele gidip, "kargalar bokunu yemeden" derler ya, sabahın erken vaktinde ali sami yen mabedinin kapısında dikilip only you pankartını kapalıya hazırlamak için bekleyebilselerdi keşke...

    bir gün sonra da herkes "manita" peşinde koşarken "cim bom bomum benim, biricik sevgilim, söyle senden başka kimim var benim" bestesini söyleye söyleye ince ince yağan yağmur altında stat kapısına dikilebilselerdi...

    o zaman alkmaarmış, madridmiş, deportivoymuş, kimle "kapışırsan" kapış, kaybetmenin yahut kazanmanın çok da önemli olmadığını anlarlardı...

    sevmekti mühim olan, iyi de olsan, kötüde olsan, hatta inadına sevmekti en kötü gününde...

    avrupa ligi play off maçıydı, deplasmandaydı, bir çok eksik vardı, ama forma ordaydı, arma ordaydı, en önemlisi dünyaya nam salmış taraftarın oradaydı...

    kötü başlamıştın, "yoktu eski halinden eser", dünkü veletler iç sahada tozu dumana katıyordu da dik duramıyordun karşılarında... goller de yedin, hem de en fiyakalısından, hep sen atmayacaksın ya, doğasında var bu ayak topunun, iki takım da sarsacak fileleri, hem de en güzel şekilde...
    hatalar da yaptı bizim topçular, hem de maçı en çok isteyen barış yaptı penaltıyı, kadife ayak sara verdi bir çok defa topu ev sahibine, apokerim kaleci oldu kurtardı da bir yere kadar, o da yetmedi...

    kaan bıraktı arkadaşlarını yarı yolda, hem de göz göre göre de ne yapacaksın, kurtardığı maçlara sayacağız artık...

    dört attılar, bir attık...

    sami yen'e bıraktık hesabı...

    farkındayım zor işimiz, ama sen zoru seversin...

    zorlarla nam salmadın mı aleme?

    neuchatel'i devirdin, uefa kupası yolunda milan'ı geriden gelip atmadın mı turnuva dışına...

    bir hafta sonra tekrar göstereceksin avrupa fatihini aleme ...

    hatırlatacak "the hell"i ultraslan avrupa'ya...

    olmadı mı?

    ne fark eder?

    biz yine yanında olacağız da, yine psikopatça gülümseyeceğiz...

    çünkü üzerine yapışmış olan "sülükler" bir bir terk edecekler seni...

    en saf halinle yine kalacağız bir birimize...

    acımızda göreceğiz şişenin dibini, küfrede küfrede ağlayacağız da sımsıkı sarılacağız birbirimize...

    ama kazanınca da...

    işte o gün "aklımdan geçenlerin" sınırı olmayacak...

    kutlayacağız çılgınca...

    öyle değil mi?

    o zaman gecenin şarkısıyla bitirelim:

    ne söylesen ne beklesen

    yaradandan ya da kaderinden

    ele geçmez istediğin

    uğruna savaş vermediysen

    sanki seni boğar gibi

    sanki yeniden doğar gibi

    sanki zaman zaman ölür gibi

    acısını çilesini çekmediysen...

    kaynak ve fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...r4-1galatasaray.html
  • 687
    kaybedilen alelade bir maç olsa hep beraber çekiliriz köşemize.

    2024 şubatında prag'da izlediğimiz filmin çok daha boğuk remake'ini izledik. koca bir yıl prag'daki kötü anılarımızı silmeye çalışırken ayni kabusu tekrar yaşadık.

    kaan saçma sapan kartlar görmeye devam ediyor. hatta ikinci sarı kart pozisyonu canlı izleyenlerin tüylerini diken diken etti. o duyguyu yaşayan bilir.

    berkan yine amatörden gelmiş topçu gibi rakibin sağ kanadını süperstar gibi göstermeyi başarıyor.

    iki maçta da attığımız goller "biz istesek bunlara beş atarız ama koskoca yıldız topçularız biz. ne koşacağız peşlerinden." vücut dilleriyle atılan goller.

    benzer oyuncular, benzer oyun.

    okan buruk sadece devre arasında egosunu bir kenara bıraksa iki maçta da gülen taraf olacak.

    biz sanki galatasaray'a mi küstük, yenildi diye?

    galatasaray ayrı, galatasaray'ın profesyonel olup hakkını vermeyenler ayrı.

    eğer galatasaray'ı para kazanmak için kullanıyorsanız kaybetmesi ya da kazanması pek önemli olmuyor.

    karşılıksız seviyorsanız, bir çıkarınız yoksa, çocukluğunuzun saf sevgisi ile seviyorsanız yaşınız kaç olursa olsun kaybetmesine dayanamazsınız. sonuçlara gülemezsiniz.

    pek yazmayı beceremiyorum ama işini yapmayan profesyoneller yüzünden hakaret yiyecek de değilim.
  • 688
    kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda. a’dan z’ye herkes az alkmaar’ı küçümsedi. taraftar, hoca, yönetim, yorumcu. zaten hepsini küçümsedik… young boys, kopenhag, sparta prag, dinamo kiev, rfs, malmö… ve hatta elediğimiz zalgiris ve molde, elenmek işten bile değildi.

    kendi ligimizde şampiyon olabilmenin yolu rakibi boğmak. avrupa’da başarılı olmanın yöntemi yeri geldiğinde oyunu dinlendirebilmek. tapa gaz full tempo yapıp da avrupa’da son kez şampiyon olan takım galatasaray olabilir. tekrar olabilir miyiz? neden olmasın…

    ama elindeki kadroda as takımın omurgasını oluşturan osimhen, torreira, davinson yokken bunlara bonus olarak jakops gibi bir atlet daha elinde değilken, atletizmden uzak bir kadroyla, cıva gibi gençlere karşı, sanki tüm takımın çok atletmiş gibi maçı koş koşa çevirme fikri tam olarak nerede beliriyor onu merak ediyorum. bu nasıl bir güç zehirlenmesidir!

    doğru oyunlar, vasat takımlara köprüyü geçirtir, hep böyle olmuştur. doğru oyun rakipten bağımsız ve elindeki futbolcunun toplam yeteneğinden bağımsız düşünülemez. futbolda hayal ettiğin şey ile sahada uygulamaya çalıştığın şey bazen örtüşmemek durumundadır. bunun adı gerçekçiliktir, geri adım atmak değil.

    biz yine kendi ligimizde bu mentaliteyle şampiyon oluruz, olacağız! inancım sonsuz. ancak avrupa için şu açık ki, okan buruk’un maçları çok daha fazla ciddiye alması, rakiplerini küçümsememesi şart. aynı şekilde bizim de. yorumcuların da. ona köy takımı, buna genç takım muamelesi çekiyoruz. bilmem kaçıncı kere ders alabileceğimiz bir maç daha yaşadık sevgililer gününe giriş yaparken. kusa kusa çıkmadı vücuttan zehir, hala uyutmuyor.

    evimizde alnımızın akıyla mücadele edeceğiz. o maç farklı. zira osimhen, torreira, davinson döndüğünde çok farklı bir omurgaya sahip olacağız. ben çok daha olumlu bir maç geçmeye aday olduğunu düşünüyorum.
  • 692
    okan hocanın "bir daha bu kadar kötü oynamayız" cümlesinin üzerinden 17-18 gün geçti ve bu süre zarfında her maçı en az bu maç kadar kötü oynadık.
    bu maçın rövanşını da berbat oynamıştık. bu maçtan sonra ligde 3 kez maç yaptık ve sadece 1 galibiyetimiz var. onda da şapkadan tavşan çıkaran osimhen'di.
    bunun dışında türkiye kupasında konyaspor'la da berabere kaldık.

    yani hocanın söylemlerinin ne kadar boş olduğunu gün geçtikçe görüyoruz. düşünsenize ya, bu maçtan sonra 5 maça çıktık ve sadece 1 galibiyetimiz var!
    hocaya sorsan her maçtan sonra gelişeceğiz, iyiye gideceğiz falan filan...
App Store'dan indirin Google Play'den alın