• 1626
    ekonomik krizden dolayı intihar edenlerin
    mültecilerin yol açtığı şiddet kurbanlarının
    adalet terazinde altta kalan mazlumların
    .
    .
    bütün sorumluları bugün malum partiye oy veren vatandaşlarımızdır. çok büyük vebal alıyorlar ama işte stockholm sendromu yaşadıkları için farkında değiller.

    artık sözün bittiği yerdeyiz. emeği geçenlere hakkım haram zehir zıkkım olsun.

    bu arada kendime de bir not bırakmak istiyorum. eğer 1 yıl içerisinde yurtdışına çıkamazsam allah beni de kahretsin! bir hedef, bir söz olsun da gaza gele gele çalışayım.

    son olarak, kutlamaları bile silahla yapan güruha oy verdiniz ya daha ne diyeyim olm size?
  • 1629
    desteklediğiniz takımın şampiyonlar ligi final maçında olduğunu ve kadrosunda messi ile ronaldo olduğunu ama takımın başındaki teknik direktörün rakibi yenmek için en yetersiz oyuncuyla maçı kazanmaya çalıştığını hayal edin. işte böyle teknik direktör gibi bir ana muhalefet liderine sahip bi ülkedir, 21 yıllık tiranı yıkmak için ayağına kadar gelmiş fırsatı tepen bi muhalefetten de ülkenin en kötü niyetl ve rejim düşmanı iktidarından da bi cacık olmaz umarım elinde fırsat olan bu ülkeyi terk eder.
  • 1631
    muhalif seçmenin iki turda da elinden geleni yaptığı güzel ülkem. iktidarın eskilerine 0,00001 oya karşılık 40 vekil verilmesine, haysiyetsiz fetöcülerin listelerde kupon sıralara konmasına rağmen yaptılar bunu üstelik. ancak bu kadar aptalca muhalefet daha fazla oy alamazdı.

    cumhurbaşkanı bir süre sonra “gelin kardeşlerim, bitsin bu küslük, din kardeşlerinin küs olması caiz değildir” dediği ve elinin altında bulunan milyonlarca mevki ve makamdan bir kaç yüz tanesini ikram ettiği an anayasayı halk oylamasına sunacak çoğunluğa ulaşmış olacak. bu eser tabi ki kılıçdaroğlu’na ait. istifa eder mi bilmem ama etse de bu saatten sonra bir işe yaramaz.

    erdoğan da yarından tezi yok 29 ekim pazar gününe halkın önüne referandum sandığını koymak için elinden geleni yapmaya başlar. o tarihte o sandığı koymak şu an itibari ile tek gayesidir adım kadar eminim. mecliste bulunan 350’den fazla siyasal islamcı milletvekili ile bu hiç de zor görünmüyor. tekrardan tebrikler piro dedem, erdoğan bile bu kadarını tek başına başaramazdı! artık torunlarına anlatacak bir hikayen daha oldu.
  • 1632
    gün itibaiyle bitmiştir... geri dönüşü olmayan yola girmiştir...

    yarından itibaren şahlanmaya başlayacak döviz ve buna paralel olarak hızla ivmelenecek hayat pahalılığı ile birlikte daha mutsuz ve daha umutsuz bir dönem maalesef bizi bekliyor. iktidarı kendisine oy vermeyen seçmenin yarısı umurunda bile olmadan birinci dakikadan ağzından hakaret saçmaya başladı bile. muhalefeti ise kolaylıkla kazanılabilecek bir seçimi şahsi çıkarlar, inatlar uğruna beceriksizce kaybetmesine rağmen zurnasındaki iki delikten üfürmeye devam etmekte ve gerekeni yapmayacağını ilk dakikadan belli etmektedir.

    gelelim seçmenineeee yani ülkemin vatandaşına. kazananının dünya yansa umurunda değil. sorsan ülkücü milliyetçi ama ne idüğü belirsiz arap apaçilerinin oyları ile kazandığından bile haberi yok. haberi olsa bile duymazdan geliyor çünkü avantası kesilecek. kaybedende işler daha da acayip. altın tepside sunulmuş bir seçimi kaybettikleri halde hesap soracaklarına onlar da önümüzdeki yerel seçimlerde koltuk kapma avanta kapma derdinde olduğundan hesap soracakları yerde liderlerine yanlamaya başladılar bile... iki tarafta da ortak olan kavram neydi? "avanta" eee havadan para kazanmak alışılması kolay ama vazgeçmesi zor olandır.

    bu satırları okuyan renkdaşım. sen gittin görevini yaptın, oyunu verdin, sandığın başında durdun. şu an belki seviniyorsun belki üzülüyorsun. benim samimi hisleri ile oy kullanan hiçbir vatandaşa diyecek tek lafım yok. sevineni tebrik ediyorum üzülene ise üzülme kardeş diyebiliyorum sadece.

    ama şunu biliyorum ki artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak. bir umut vardı onu da çöpe attık bu gün. insanların mutlu, alım gücünün yüksek olduğu, insanların sadece maaşları ile ev araba sahibi olabildiği, biraz kemer sıkarak istediği tatili yapabildiği, bir öğrencinin bile harçlıkları ile sinemaya tiyatroya gidebildiği, yaz aylarında festivallerin düzenlendiği türkiyeye bugün geri dönmemek üzere elveda dedik...

    artık arapların cirit attığı, kimin karısına kızına kardeşine ne zaman ne yapacagının belli olmadığı, küçük zevklerimize bile elveda dediğimiz, hayat pahalılığının canımızı daha çok yakacağı bir dönemin ilk günü yarın. herkesin allah yardımcısı olsun.

    türkiye mi? doğumunun 100. yılında zaten deprem gecesi selâsı verilmişti... cenaze namazı ne zaman kılınır bilemem...
  • 1633
    şu saatten sonra başına ne gelirse gelsin hakettiğini düşündüğüm ülke.

    galatasaray'a takınılan tavra bakıyorum; her alanda ötekileştirilmiş türkiye'nin en büyük kulübü. diğer tarafta tüm kurumlarda liyakatsizlik, torpil almış başını gitmiş, hak ve hukuk gibi kavramlar ayaklar altına alınmış, medyası tekel olmuş ve kokuşmuş, her yerde kavga gürültü, şiddet dili her yere sirayet etmiş. valla bu ülke insanı her şeyi hakediyor. bu saatten sonra da kimsenin ağlamaya hakkı yok.

    bize kalan yine galatasaray oldu. zaten o ve sevdiklerimiz olmasa buraların bir ehemmiyeti kalmıyor. neyse artık konsantrasyon diyelim ve devam edelim.
  • 1634
    anka haber ajansi sayesinde umuttan uzuntuye donusen ruh halini iliklerime kadar yasatan ulkem. hatta su an disarda konvoy yapanlar dombra calanlar var galiba en cok alisveris yaptiklari a101 urunlerine bu gun gelen %30 zammi kutluyor bu arkadaslar.

    uzuluyordum fakat ekside bir baslik vardi muhalefetin kaybetmesine sevinmek diye biraz olsun teselli buldum.

    bu tabloyu toparlamak icin muhalefetin epey bir mesai harcamasi gerekecekti kolay bir durum degil yillarin tahribati. en ufak bir yol kazasinda dahi muhalefete dusebilecek akp ekonomiyi siz bu hale getirdiniz vatan millet sakarya gazi ile yeniden iktidara gelebilirdi. simdi tahribatlarini kendileri duzeltmek zorundalar ki ben hic ihtimal vermiyorum bu politikalarla mucize bile degil.

    ayrica demekki hem ekonomi, hem multeci politikasi konusunda dibi gormemisiz ki yonetenlerimiz tekrardan bizi yonetmeleri icin layik goruldu. sanirim bir seylerin degismesi icin o dip noktayi ne pahasina olursa olsun yasamamiz gerekiyor.

    bakalim faiz indirme ile ekonominin carklari ne kadar isleyecek ya da her gun sosyal medyaya yansiyan multeci sapikliklari su anki halden pek memnun kitlenin canina ne zaman tak edecek ?
  • 1638
    bir orta doğu ülkesi. hepimiz vizyoner bir insanın kurduğu cumhuriyette doğduk, onun kurduğu okullarda okuyup vizyonunu anlamaya çalıştık. ama kökenlerimiz orta doğu olduğu için beyinlerimiz yetmedi onu ve yaptıklarını anlamaya. kanımız o ilkelliği çekiyor istesek de istemesek de. işin kötüsü ülkede bu durumdan rahatsız olan insan sayısı azımsanmayacak derecede fazla olmasına rağmen bu orta doğu bataklığı bizi de çekiyor içine. yazık.
    ilk fırsatta ben de gideceğim bu ülkeden ve euromu dolarımı bozdururken seveceğim bu cennet vatanı.
  • 1639
    90ların kötü olduğundan bahsedilirken, 90lara rahmet okutacak seviyeye doğru hızla yol alan ülke. ben eğitim kalitesinin nispeten iyi olduğu 90larda anadolu lisesi okuyan tayfadanım. babam devlet memuruyken, cumhuriyetin herkese eşit eğitim imkanı sayesinde okudum. eğitim kalitesi iyiydi. üniversite eğitiminin bir kısmını yurtdışında tamamlayabildim. şimdi bunları yapabilmek maddi açıdan imkansız hale geldi. eğitim kalitesizleşti. şu an okuyan genç arkadaşlarıma bu açıdan üzülüyorum. bu ekonomik şartlarda bazı şeylere ulaşmaları için çok çok daha fazla çaba sarfetmeleri gerekecek. bu kadar olumsuzluğa rağmen umarım her şey iyi olur.
  • 1642
    maalesef fiilen cumhuriyet kısmını bu gece itibari ile rafa kaldırmış olabilir. bir kesim farklı olan her şeye, bundan dolayı ülkenin kurucusuna düşman olduğundan, bizleri mültecilere satmıştır. iddia ediyorum bugün muhalefet kazansaydı herkes biraz sevinir en fazla evine dönerdi. şu an fanatikler hiç bıkmadan usanmadan kutlamaya devam ediyor. bazı sözüm ona muhalif arkadaşlar halen aday tartışması peşinde. bir şeyi kabul edin, bu ülkede ya osunuz ya hain!
  • 1643
    saat 12 olmuş. daha yeni yeni kendime gelmeye çalışıyorum. silah sesleri, kutlamalar biraz önce sonlandı. bütün hafta çalışıyoruz, haftasonu da rahatlayıp dinlenip tekrar mesaiye başlamamız gerekiyor.

    bir de kendi hayatımıza bakalım. kaybedilen bir seçim, artan gelecek kaygıları, anı kaçıran milyonlarca insan. yarın hayatın akışı kaldığı yerden devam edecek; ancak daha da ağırlaşacak şartlar ve hiçbir şey yapamıyoruz. o ateşin içinde kavrulmaya devam edeceğiz. bunu düşünmek bir kat daha yoruyor.

    yurtdışında olan insanlar gündemden uzak kalmayı başarabildiklerinde zihinsel bir rahatlama yaşarlar. ancak gerçekten bu düzen içinde sıkışıp kalan bizim gibilere üzülüyorum.

    hep iyisini umut etmekten yordu bu ülke, bu hayat. iyisini umut edip hep daha kötüsüyle karşılaşmaktan bıktırdı artık. bir heves, hayal, beklenti bırakmıyor. ne için yaşıyoruz bilmiyorum. muhtemelen iki - üç yıl sonra beyaz yaka için bile kira + faturalardan geriye cep harçlığı kalacak.

    o kadar çok şeye isyan edesim var ki. ancak üstümüze öyle bir yorgunluk çöktü ki, kımıldayacak hal bırakmadı.

    bugün geleceğimizi kaybettik, o yüzden artık futbolu da ne kadar ciddiye alırım bilmiyorum.
  • 1644
    gazi mustafa kemal’in bu millete armağanı cumhuriyet ile yönetilen* ancak mevcut durumda zor süreçlerden geçen canım ülkem.

    malesef bizi yönetenleri ülkemizde yaşayan sığınmacılar ve ülkenin nabzının çok farkında olmayan güzel gurbetçi kardeşlerimiz belirliyor.

    her ikisini aynı kefeye koymayalım ancak dolarla para kazananların, asgari ücretle geçinenleri anlamasını bekleyemezsiniz.

    suriyeli ve afgan insanların çoğunlukta olduğu bir toplum türk toplum yapısını bozar.
    umarım mevcut hükümet bu hatasından vazgeçer ve birçok politikada tavrını değiştirir.
    yoksa 5 yıl dayanılmaz olacak.
  • 1645
    alenen montajlı iftira videolarıyla seçim kazanan, demokrasiyi sandık içine sıkıştıran bir cumhurbaşkanına sahip bir ülkedir. "ben demiştim" ile hiçbir yere varılmıyor. konfor alanından yapılan kibirli ve tembel siyasi analizler, montajlı trt kuşağına çarpıp geri dönüyor.

    iki turda da hastalıkla boğuşan annemle sandığa gittik, baharı, değişimi istedik. oy verirken içimiz çok rahattı. sakınacak, gocunacak hiçbir şeyi olmayan, 8 saat teklemeden her soruya etraflıca cevap veren adayı destekledik. olmadı. iç karartan yalanlar iktidarı kazandı. o hastalığın ilacının sahtesini satıp milyon euro'ları cukkalayan, ilgili haberlere de erişim yasağı getirten iktidar kazandı.
  • 1646
    kararsız seçmenlerin ve ilk turda nasıl olsa kaybettik diyip havlu atanlar nedeniyle bugün mevcut düzenini devamına karar vermiş canım ülkem. mevcut iktidarın oy sayısını sadece 600 k arttırabildiği ortamda, sandığa gitmeyen ve özellikle doğu bölgesinde azalan oy sayıları nedeniyle mevcut düzenin devamı kararı alınmıştır. vatana millete hayırlı olsun. bugünden itibaren umarım gerek siyasiler gerekse halk, kutuplaşma ve ayrışma dilinden vazgeçer ve mutlu günlere doğru el birliğiyle yürürüz. bu ülke daha adil, daha güzel günleri hak ediyor. böyle kritik bir dönemeçte 21 yıllık yorgun hükümeti ve 13 yıldır her seçimi kaybedip her seferinde seçimin galibi gibi üste çıkan muhalefeti umarım bir sonraki seçimde görmeyiz. daha genç, halkı dinleyen, halkın sorunlarına çözüm üreten bir siyasi düzen en büyük temennim.
  • 1647
    bir türlü uyanılamayan bir kabusa dönüşmüş olan ülke. bunu da söylemek suç mu bilmiyorum, çok umrumda da değil açıkçası. bu saatten sonra umrumda değil ve aksini söyleyen de umrumda değil.

    29 yaşına geldim. kimi renktaşıma göre daha çocuğum, kiminin abisiyim, kiminin akranıyım. özünde 29 yıldır bu ülkenin havasını soluyan, bu ülkenin suyunu içen bir insanım işte. bizden öncekilerin de bizden sonrakilerin de olanlarla ilgili doğrudan bir sorumluluğu yok. elinden geleni yaptı herkes. esas sorun bu ülkede aynı havayı soluduğumuz başka insanların bizim nefes almaya hakkımız olmadığına inanması ve bu çozümlenebilecek bir problem değil.

    benim de sokağımda silahlar ateşlendi bu gece, aynı havayı soluyan başka insanlar, benden ve benim gibilerden tiksinen insanlar bu akşam bu ülkenin kaderini etkileyen kararı silahlarla kutlamayı tercih ettiler. hani deniyordu ya onlar kazanırsa şampanyayla kutlayacaklar diye, nasıl oluyorsa şampanya silahtan daha öcü bu ülkede ve sorun da bu işte. silahın ucuna bir insan koyduğunda o insanı ve tüm ailesini öldürüyorsun. şampanyayı ise götünle içmiyorsan en kötü ihtimalle sarhoş olup kusuyorsun.

    bizim gibilerin kaybetmesini silahlarla kutlayanların çoğunluk olduğu bir ülkede bu saatten sonra apolitiklik utanılacak bir şey değildir artık. şu anda umursadığım tek şey galatasaray'ın ankaragücü'nü sikmesidir. yenmesi değil sikmesidir. ardından da fenerbahçe'yi kanırta kanırta sikmesidir, gerisi de umrumda değil. bugün seçimde farklı bir sonuç çıksaydı asla bu dili kullanmazdım, ama bu dili kullanmayınca ciddiye alınmıyorsun türkiye'de ve seçim sonucu bu dili onaylamış oldu. millet iradesi, yapacak bir şey yok. türkiye'yle ilgili önemsediğim tek şey galatasaray'ın rakiplerini sikerek şampiyon olması.
  • 1648
    kendisini yaşanılır kılan atatürk devrimleriydi. bugün itibariyle de bu devrimler 100. yılında fail etti. başından beri bu düzeni içine sindiremeyen halk nihayetinde kendini güdecek birini buldu ve fişi çekti. bundan sonra klasik bir orta doğu cumhuriyeti olarak yoluna devam edecektir. zaten atatürk'ü denklemden çıkarırsan türkiye'nin ederi hiçbir zaman bir ırak'tan, suriye'den ileride değildi. günün sonunda eğrisi doğrusuna denk geldi. bundan sonra yapılacak seçimlerin de pek bir anlamı kalmadı. biri sorunca demokrasi densin diye 10 milyon ne idüğü belirsiz adamla sandığa gider geliriz. 2023 seçimleri atatürk türkiyesinin son seçimiydi.
  • 1649
    yeni dönemde cumhurbaşkanı olarak tekrardan recep tayyip erdoğan seçilmiştir.

    millet ittifakı adayı kemal kılıçdaroğlu halkın beklentisine sırtını dönerek, kaybedeceğini bildiği hâlde aday oldu ve beklenen sonuç gerçekleşti.
    bir de çıkmış utanmadan hâlâ görevimin başındayım diyor.

    muhalefetin kazanacağına inanan var mıydı sahiden?

    beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, burası müslüman vatandaşların çoğunlukta olduğu bir ülke; muhafazakar sağ görüş oyları her zaman çoğunlukta oldu.

    ülkenin demografik yapısı böyle ve uzun süre de böyle devam edecek.
    bunu bildiği hâlde hâlâ geçmişinde tesettüre laf eden, her ne kadar helalleşelim dese de halk nezdinde karşılık bulmayan bir adamı aday yaparsan kafadan kaybedersin.

    bir diğer önemli husus da terörle mücadele.
    hükümet mevcut medyayı kontrolü altına almış, televizyonda sürekli chp'nin pkk ile ittifak ettiği mevzusu konuşuluyor.

    bu algıyı yıkmaya çalışmıyorsun ki bunun en bariz örneği de partideki başta canan kaftancıoğlu gibi ülke gerçeklerinden kopmuş, beyaz türk kafasındaki insanlara kol kanat geriyorsun.
    sen istediğin kadar "pkk ile görüşmedim" de, bunu halka inandıramazsın işte.

    eski akp'li ahmet davutoğlu ve ali babacan mevzusuna gelmiyorum bile, tam bir fiyasko zaten, açıklamaya bile gerek yok.

    yukarıda yazdığım 3 mesele kemal kılıçdaroğlu'nun kaybetmesi için yeterli bir gerekçe zaten, kimse yok araplar oy verdi, yok gurbetçiler oy verdi diye bahaneler üretmesin boşuna.

    tekirdağ'da, edirne'de binlerce suriyeli, afgan mı var?
    o şehirlerde bile %40 oy alıyor akp, demek ki sen halkı inandıramamışsın.

    aslında meclisi almışken cumhurbaşkanlığını da tayyip erdoğan'ın kazanması iyi oldu.
    çünkü ekonomik göstergeler hiç umut vaat etmiyor.
    piyasada dolar yok, merkez bankası rezervleri bile ekside.

    daha kur korumalı mevduat ödemeleri var, eyt'den emekli olanların ödemeleri var, hükümet bunların altından kalkabilecek mi göreceğiz.

    süleyman demirel'in efsane bir sözü vardır; boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.

    bu yükün altında kılıçdaroğlu kalacağına erdoğan kalsın.
    eğer enflasyon alır başını gider, dolar 30-35'i görürse zaten erken seçim olur.
    en azından hükümetin bahanesi kalmamış olur.

    buradan kemal kılıçdaroğlu'na sesleniyorum.
    istifa da bir hizmettir
    azıcık gururun varsa o koltuğu yarın bırakırsın.
  • 1650
    çürümüş toplumsal ahlak, kirli düzen sarmalının içinde yok olan siyaset, ekonomik kriz, pahalılık vs... asıl mesele demografik yapının gittikçe bozulması ve çıkmaza girmesi. ancak toplum bunu siyaset kanalıyla çözmek istemedi diye anlıyorum. ilginç olacak hem de çok ilginç. toplum krizin siyaset kanalıyla çözülemeyecek kadar derinleşmesi yönünde irrasyonel bir karar vermiştir. bir 5 yıl daha çok uzun bir süre! ya tabiat kendi eliyle bazı sebepleri tetikleyecek ya da ilginç süreçlere şahit olacağız. birilerinin kazanırken iç seslerinde çok da sevinemediği hissiyatı çok belirgin. bakalım, neler olacak...
App Store'dan indirin Google Play'den alın