resim
Sabri Sarıoğlu
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 10369
    son 20 yılın gökhan gönül'den sonra süper ligdeki en iyi yerli sağ bekidir. 05/06 kayserispor şampiyonluk maçı, 07/08 bursaspor maçı, 12/13 real madrid maçı, euro 2008 almanya maçı kariyerinin referans maçlarındandır. sosyal medyanın popüler oluşu ile karikatürize olan ilk topçulardan olması kariyerini olumsuz etkilemiştir. son 20 yılda galatasaray altyapısından çıkan en önemli 5 futbolcudan biridir. bizdendir, mutlu yıllar dilerim kaptana.
  • 10356
    altyapıdan çıkacak futbolcuların illa bir arda güler veya arda turan olması gerekmediğinin kanıtı olan futbolcu.
    neyi kastettiğimi şöyle özetleyeyim. vatskenayduu sağ olsun 9 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı'nın özetini paylaşmış. anılar tazelenmiş oldu ve bu özette sabri sarıoğlu'nun bu maça nasıl damga vurduğunu bir kere daha anladım. adam oyuna ikinci yarı girmesiyle birlikte orta sahadaki pas trafiğinin liderliğini yapmış. attığımız gollerde illa bir şekilde yerini almış.
    işin ilginç yanı pas trafiğine liderlik yaptığı sıralarda sahada felipe melo, selçuk inan ve wesley sneijder gibi isimler de vardı. fatih hoca'nınki de ilginç bir strateji gerçekten.

    futbolculuk hayatı boyunca taraftar tarafından en çok yenmeye çalışılan kişi olmuştur belki de ama kendisi öyle veya böyle katkı verebilen biriydi.

    diyeceğim odur ki altyapıda aradığımız şey illa bir süperstar olmamalı. gerekirse bir yedek olmalı, gerekirse yediği laflara rağmen formasına bağlı kalıp çalışan, katkı vermeye çalışan biri olmalı. anadolu kulüplerinde bir sezonluk parlayan futbolculara o kadar para verip, her seferinde aynı şeyi yaşayıp yedeğe çekmektense bunu kendimiz çıkarmalıyız.

    entryde bahsi geçen özet: https://twitter.com/.../1522290056257495040
  • 10075
    hakkında yazılan “vefa borcu”muz dile getirildikçe aşağıdaki olay aklıma gelir.

    anneannem tarafından dayıma sürekli “oğlum şunu yaparsan sana sütümü helal etmem, bunu yaparsan sütümü helal etmem” tarzı laflar gelirken bir gün dayım -artık sıtkı sıyrılmış olmalı ki- “ya ana! allah’ın aşkına bana kaç bakraç süt verdin? söyle de hesaplaşalım artık.” der.

    ya arkadaş! bu adam bize bu kadar ne verdi de vefa borcumuz var hala ve de bitmiyor?
  • 7272
    https://vine.co/v/ewje7DiWJAZ

    kardeşler, abiler şu videoya bir bakın, ben mi manyağım yoksa hakikaten çok irite edici bir şey değil mi?

    adam maçın ödülünü almış, şebeklikle senin kafana koyuyor, zafer kazanmışsınız, sana şaka yapıyor işte.

    sabri'nin laflara dikkat edin; "çek, çek, çek." diyor, sonrasında da surat ifadesinde hiç değişiklik yok, bayağı bayağı bozuluyor herif. yasin de pişkinliğe vurup dil çıkartıyor bozuntuya vermeden, kolunu omzuna atıyor filan.

    ya sabri sen nasıl bir adamsın, kendine gelince şebekliğin bini bir para, şu ortamda şu zaferin üstüne adama yaptığın harekete bak.

    belki çok masumane bir şey gibi gözükmüş olabilir sizlere ama ben gerçekten çok nahoş bir görüntü yansıttığını düşünüyorum şu videonun.

    kötü futbolcu, kötü karakter.
  • 10119
    dün insta'da fi tarihte asy'de bursaspor'a attigi deparli golüne denk geldim. kesin daha önce yazmi$imdir ama bir kez daha belirtmekte fayda var.

    topu önüne ali$i, sagindan atip, solunca geçmesi çok büyük bir hareket degil ancak çok temiz ve pürüssüz. asil olaya topu ayaginda dolamadan, yani hiz kaybetmeden topla ilerlemesi ve nirvana'ya ula$tigi son a$irtma vuru$. abanip, topu osmanbey semalarina da gönderebilirdi ama o ne yapti, topun altina kendisinden beklenmeyen bir sakinlikle girdi ve kalecinin üzerinde topu a$irip, me$in yuvarlagi filelere gönderdi.

    görsellik açisindan 10 numara 5 yildiz bir goldü. öyle veya böyle güzel adamdi sabri reyiz. ben bir terbiyesizligini hatirlamiyorum. yolda görsem sarilirim.

    edit. arkada$lar uyardi. kale osmanbey tarafina bakiyormu$.
  • 10328
    mevlâna celâleddin-i rûmî zat-ı muhtereme olan sevgisini şu dizelerde dile getirmiştir:

    --- alıntı ---

    duydum ki, kaleciye geri pas vermeye azmediyorsun.
    etme...
    ey top tekniği var ile yok arasında olan,
    yarı sahamızı terkediyorsun.
    etme...
    sen şut çekecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
    sen ayı tepemize indirmeye kastediyorsun.
    etme...
    son çizgiden ortalasan, dokunmaz bizden kimseye.
    sen ortayı şut, şutu orta ediyorsun.
    etme!

    --- alıntı ---
  • 9780
    ben en çok "galatasaray olmazsa futbolu bırakırım" blöfünün ne olacağını merak ediyorum. bakalım 32 yaşında futbolu bırakmaya cesaret edebilecek mi? yoksa kapağı bir takıma atacak mı?

    yoksa hakkında yapılan hele hele milliyet gibi yerlerde yapılan haberleri sallamayın.

    fener'den selçuk şahin, emre b. falan bir çırpıda gitmişti, kimse de öyle dramatik haber yapmadı.

    profesyonel hayat bu ne yapacaktık? alt yapıdan çıktı diye kaç sene daha lamborghini parası verecektik?

    bu saatten sonra iğrençleşirse, gelecek için de kulübün kapısı kendisine kapanır.bu sebeple sessizce vedalaşsın.

    emekleri için teşekkürler, yolu açık olsun. bitti...
  • 9750
    hâlâ kendisine saygısızlık yapıldığını düşünenler var. akıl alır gibi değil. kazandığı para milyon eurolar, sülalesine yetecek parası var, hâlâ saygısızlık yapıldı deniyor.

    şşş alooooo. kurtulduk şu keneden. farkına varın artık. gitti. bitti. kurtulduk. sevinin.

    saygısızlık falan yapılmadı kendine. aksine gittiği için parti verilmediğine dua etsin.

    galatasaray bir kenesinden kurtuldu. darisi diğer s'lere.

    edit: sneijder hariç lan. sneijder hariç. s değil o, ş.

    selçuk, semih falan işte gitsin.
  • 9817
    en son galatasaray'la anlaşamazsam futbolu bırakırım haberleri çıkıyordu. hayırdır reyiz yeni lamborghini mi istedi hanım da kayseri'ye gittin?

    neyse bizi ilgilendirmez, istediğin yerde oynayabilirsin. çok şükür duygusallıktan büyük ölçüde sıyrıldık yoksa daha 2 sene daha takılacaktı florya'da.

    edit: hahahaha bir de yıllık 375 bin euroya imzalamış 2017 lamborghini parası bile değilmiş :p

    https://www.sahibinden.com/...hini?sorting=a5_desc

    abartmıyorum kadrodaki türk oyuncuların tamamını şu anda serbest bıraksak, bonservisleri elinde olduğu halde hiçbir kulüpte şu an bizden aldığı maaşı alamaz.
  • 10007
    göztepede tanju kayhan 2 haftadır sakat, ondan önceki hafta kadroda olmasına rağmen oynamamış, bir önceki maçta da sarı kart cezalısıymış. galatasaray maçına kadar sakatlıktan dönmesi beklenmiyor. dönse bile hem maç hem antrenman eksikliği olacak. öte yandan hem sabri'nin hem de tanju'nun olmadığı maçlarda göztepenin sağ bekinde tayfur bingöl görev yapmış (bkz: 12 mayıs 2018 konyaspor göztepe maçı) . tayfur riskini bizim maçta alacaklarını sanmıyorum. tamer hoca haftalardır kullandığı schwechlen-kosanovic-reis üçlüsünü de bozmayacaktır. bu durumda sağ bekte kullanabileceği sınırlı sayıda oyuncu var tamer tuna'nın.

    bunlardan biri hakan çinemre. ağustos 2017'den beri maça çıkmayan genç futbolcu ağır sakatlığını 2 hafta önce atlattı. 2 haftadır kadroda fakat hoca tarafından tercih edilmiyor.

    bir diğer kullanılabilecek oyuncu sol bek orijinli adama traore. en son maçına 1 nisan'da kasımpaşa karşısında çıkmış. 4 maç sakatlığı sebebiyle oynayamamış. son 2 maçta ise kadroya girip hoca tarafından tercih edilmemiş.

    son olarak çok küçük bir ihtimal olsa da rajko rotman sağ bekte denenebilir. rajko rotman son 5 maçta toplam 2 dakika oynamış. ağır bir oyuncu olduğu hepimizin malumu.

    sözün özü, sabrinin yokluğu göztepe'nin galatasaray karşısındaki tüm planlarını değiştirecektir.

    sağ bekte oynayabilecek futbolcular;

    *3 haftadır oynamayan ve sakatlığının geçip geçmeyeceği belli olmayan tanju kayhan
    * ağustos 2017'den beri maça çıkmayan hali hazırda ağır bir futbolcu olan ve üstüne bağ sakatlığı geçirmiş hakan çinemre
    *asıl mevkisi sol bek olan ve 1,5 aydır futbol oynamayan adama traore
    *son 5 haftada toplam 2 dakika forma giyen, ağır, hantal hatta tabiri caizse kazma bir futbolcu olan rajko rotman
    *savunma meziyetleri sınırlı olan ve fiziksel olarak çok dayanıklı olduğunu düşünmediğim tayfur bingöl

    peki ya bu saydığım sağ bek adayları kime karşı mücadele edecek dersiniz?

    rodrigues hanesinden garry, isminin birincisi, meereen kralı, andalların, rhoynar ve ilk insanların kralı, yedi krallığın hükümdarı, diyarın koruyucusu, büyük çim denizinin sol açığı, zincir kıran, ejderhaların babası garry mendes rodrigues

    son 3 lig maçında 3 gol 2 asist yapmış olan ele avuca sığmayan çılgın kanadımız garry rodrigues korkusu tamer tunayı ekstra önlem almaya itecek kanaatindeyim. belki maça 3lü savunmayla çıkmayı bile düşünebilir, ki buna alışık olmayan göztepe'nin maç başındaki en ufak sallantısını bile değerlendireceğimize olan güvenim tam.

    ezcümle; sabri sarıoğlu'nun sakatlığı tüm bir maçın kaderini değiştirecektir, bizim de işimizi çok kolaylaştıracaktır kanaatindeyim.

    edit:imla
  • 7976
    zamanında sabri'yi kendimce her yerde savundum. saçma sapan capsleri çıkarken, millet dalga geçerken abimmiş gibi sahiplendim kendimce. zoruma gidiyordu nolursa olsun bizim futbolcumuzun taşak malzemesi olması. hoş bunların çoğu da kendi suçuydu kendi malzeme veriyordu ya neyse.
    sözlüğe de artık yazar olmaktan çok okur moddayım, bütün gün okuyup duruyorum ama bugün buraya yazmazsam içimde kalacaktı. herkesin yazdığı tarz olacak ama içime dert oldu. 4 aralık 2015 galatasaray bursaspor maçında yaptığı hareket, reklam panolarını teklemesi şaşırtmadı. yapmasa şaşardım. sabri nedir, kimdir sorusunun kısa cevabı açıp açıp izlemek lazım. herkesin de dediği gibi başkaları onun adında utandı belki de bugün. sabri utanmadı ama o ar damarı yok çünkü kendisinde, zaten olmadığı için o boş boş konuşmaları yapıp, o saçma hareketle tüy dikiyor. koskoca bakın cidden koskoca bi yıldız sneijder yanına gidiyor adamın hareketlere bak haspam. ilkokulda filan hani hocalar derdi ya ailen bu terbiyeyi mi verdi sana gibisinden son koz olarak. evet sabri'de maalesef bu kadar terbiye var. aileye girmek hoşuma gitmese de budur sabri. bir çocuk, bir birey her neyse her an öğrenir. beyni her an bir şeyler atar içeriye onları işler. sabri ailesinde, çevresinde, floryada, ilkokulunda, mahallesinde bunları gördü. sonuç ortada. aslında çoğu futbolcu müsveddesi aynı bok ama bu ara sabri göze batıyor o kadar. takımını türk futbolcusu kadar satabilecek başka bir ırk yoktur. profesyonellik zaten yok. insanların banka sırasında bile kuyrukta yaptıklarından farkı yoktur sabri'nin. devlete torpille giren adamdan da farkı yoktur. hepimiz aynı bokuz. çürümüş bi sistemin daha da çürük sonuçlarıyız.
    açıklamasında diyor ya karşıma çıksalar imza isterler bu kadar işte. adam sabri, adam yıldız, adam futbolcu, adam imza istenecek kişi. biz kimiz amq? bu kafada bu insanlar. hatta onlara göre aynı gökyüzü altında nefes almamız bile uygun olmayabilir. bi yahudi'ler bi de bu türk futbolcular seçilmiş insanlar. geri kalanlar imza istemek için yaşıyor zaten. ulan sabri anam avradım olsun senden imza istemeyi geçtim sana imza vermem. senle aynı masaya oturmam, tavla oynamam, karşılıklı rakı içmem, ayran da içmem, çay da içmem ve bunlar karakter probleminden kaynaklı değil ona gelene kadar senle muhabbet edemem ben. içi boş bi adamsın sen boşluksun. ne konuşabilirsin ki sen benle? sen kimsin la, hakkaten kimsin? harun erdenay kim? sen kimsin? bu güruh siz ne ayaksınız amına koyayım afedersiniz de. kafayı yicem.
    hayatı sorguluyorum her gün sizin yüzünüzden anasını satayım. fatih terim, sen, hakan ünsal, arif erdem sizler yediği kaba pisleyen nesnelersiniz. siz galatasaray'ı galatasaray yapmadınız. sizi galatasaray şimdiki olduğunuz kişi yaptı. sorun galatasaray nasıl bu hale geldi? nasıl bu yönetim takımın başında. ne hakkınız var bu yaptıklarınıza. bunların hesabını neden soran kimse yok? soracak insanlar bizleriz, taraftarlar. bizlerinde önünü tıkayan silahlı, paralı insanlar var gerçi. bilmiyorum nolcak. hayattan da, galatasaray'dan da, futboldan da soğuttunuz ya diyeceklerimi yazsam atılırım sözlükten ara sıra yazsam da içim rahatlıyor uzatmadan sonlandırayım.
    saçma sapan bi entry oldu. enrtynin de aq.
  • 5659
    bomba bir habere konu olan futbolcu, büyük kaptan, reyiz. en son "şampiyon"u izlerken bu kadar duygulanmıştım.

    haber şu: http://www.milliyet.com.tr/...1936265-skorerhaber/
    --- alıntı ---

    galatasaray’da kadro dışı bırakılan, kaptanlığı elinden alınan, başka takıma gitmesi için zorlanan sabri sarıoğlu, a2 takımına gönderildiği yetmezmiş gibi, sarı-kırmızılı takımdan da iyice dışlandı. florya’da “ikinci sınıf” muamele gören sabri, diğer futbolcuların yemek yediği yemekhaneyi bile kullanamıyor.

    15 yıl hizmet ettiği galatasaray’da şu an a takım binasına girmesi bile yasak olan sabri’ye yemek de çıkmadığı belirlendi. sarı-kırmızılılarda yemekleri sadece a takım futbolcularının yiyebileceği ve bu yüzden kadro dışı kalan sporcuların yemeklerini evde yiyip gelmelerinin istendiği vurgulandı. 2003’ten beri galatasaray forması giyen sabri’nin antrenmanlarda kullanacağı malzemelerde de değişikliğe gidildi.

    buna göre a takım malzemecisinin kesinlikle sabri ile ilgilenmeyeceği, tecrübeli futbolcunun antrenman malzemelerinin gerekirse a2 takımı malzemecisi tarafından karşılanmasının istendiği vurgulandı. sabri’den istenen bir diğer şey ise a takım tesislerde iken kesinlikle tesislerde bulunmaması. böylece ömrünün yarısı tesislerde geçen sabri sarıoğlu için florya çekilmez bir yer haline geldi.

    ‘vefa bu mu?’

    galatasaray ile 1 yıl daha sözleşmesi bulunan ve lisansı çıktığı için bu sezon a2’de forma giyebilecek olan sabri sarıoğlu ise, sahipsiz bırakıldığını düşünüyor. yakınları ile dertleşen tecrübeli ismin, “bu karar bana baştan iletilse daha farklı bir yol izleyebilirdim. en iyi sezonumu geçen yıl geçirdim. hoca görmeden kadro dışı bıraktı. sonra mancini’nin kararı dendi. ama prandelli de onun kararı olmadığını söyledi. demek ki bu kararı hocalar almadı. hoca beni görüp yetersiz bulsa yine kararına saygı gösterirdim” dediği öğrenildi.

    tecrübeli futbolcu sezon sonuna kadar takımda kalmayı ve sözleşmesinin bitimiyle beraber kendisiyle ilgili kararda bir değişiklik olmazsa galatasaraylı sabri olarak sahalara veda etmeyi planlıyor.

    --- alıntı ---

    "sabri sarıoğlu, a2 takımına gönderildiği yetmezmiş gibi, sarı-kırmızılı takımdan da iyice dışlandı. florya’da “ikinci sınıf” muamele gören sabri, diğer futbolcuların yemek yediği yemekhaneyi bile kullanamıyor."

    öncelikle nevzat dindar'dan öğrendiğimize göre florya'da küçük bir hindistan kurulmuş; sneijder, melo ve muslera brahman mesela. sabri ise "ikinci sınıf muamele" görüyor. nevzat bey'in "ikinci sınıf"dan kastının ne olduğunu sonraki satırlarda göreceğiz ancak nevzat bey'in müthiş dil yeteneğine dikkat çekmek isterim:

    "a2 takımına gönderildiği yetmezmiş gibi, sarı-kırmızılı takımdan da iyice dışlandı." cümlesine göre sabri'ye yapılan iki kötülük var. biri, a2 takıma gönderilmesi, diğeri takımdan dışlanması. zeka küpü nevzat bey'in "takımdan dışlanmak" olarak adlandırdığı şeyin diğer adı zaten a2'ye gönderilmek olmasın sakın! bu, şu cümleye çok benziyor:
    "elmanderilic'in sözlükten uçurulduğu yetmezmiş gibi cladi'ye mesaj yazmasına bile izin verilmiyor!!!"
    lan zaten biri diğerinin nedeni.

    geçiyoruz...

    "15 yıl hizmet ettiği galatasaray’da şu an a takım binasına girmesi bile yasak olan sabri’ye yemek de çıkmadığı belirlendi. sarı-kırmızılılarda yemekleri sadece a takım futbolcularının yiyebileceği ve bu yüzden kadro dışı kalan sporcuların yemeklerini evde yiyip gelmelerinin istendiği vurgulandı."

    yemekleri sadece a takımın yiyebildiği doğru mu bilmiyorum. nevzat bey'in iddiası bu. şimdi sayın dindar bu cümleyle ne anlatmak istiyor:
    *sabri 15 yıl galatasaray'a hizmet etti. yine de kadro dışı bırakıldı.
    *a takım binasına girmesi bile yasak.
    *yemek bile vermiyorlar!

    ilk ifade ciddiye almaya bile değmez. sabri galatasaray'a malumunuz bedavaya iş yapmadı. bir yere "15 yıl hizmet etseniz" de yetersiz görüldüğünüz anda oradan kovulabilirsiniz. bu profesyonelliktir, tıpkı sabri'nin "başganım ben zaten çok zenginim. bu sene para almasam da olur. o kadar ekmeğinizi yedim." dememesi gibi.

    ikinci ifadede nevzat bey'in kadro dışı bırakılmanın ne demek olduğunu bilmediğini anlıyoruz. çünkü bilseydi, kadro dışı bırakılan futbolcunun a takım binasına giremeyişini sorgulamazdı. kadro dışı bırakılmak tam olarak bu demek. tıpkı sözlükten uçurulmanın sözlüğe girememeye, ölmenin bir daha sevişememeye, hapse girmenin boğaz'a karşı çay içememeye neden olması gibi. neden-sonuç.

    üçüncü ifade hepten güzel, acıklı. işin daha da güzeli nevzat bile bir sonraki cümlesinde bunun nedenini belirtmiş. kendi kendini çürüten adamın haberini yorumlamak da bize kalmış.

    "buna göre a takım malzemecisinin kesinlikle sabri ile ilgilenmeyeceği, tecrübeli futbolcunun antrenman malzemelerinin gerekirse a2 takımı malzemecisi tarafından karşılanmasının istendiği vurgulandı. sabri’den istenen bir diğer şey ise a takım tesislerde iken kesinlikle tesislerde bulunmaması."

    nevzat a2 takıma gitmenin ne demek olduğunu anlamamakta direniyor ve sabri'nin a2 malzemecisiyle muhatap olmasını büyük bir habermiş gibi sunuyor. evet nevzat, a2 takıma gitmenin bir diğer şaşırtıcı özelliği de a takımla antrenmanlarda görüşmemen, a2 takım malzemecisiyle iş yapmandır. ne kadar şaşırtıcı değil mi?

    ve haberin ilk bölümünün büyük finali:
    "böylece ömrünün yarısı tesislerde geçen sabri sarıoğlu için florya çekilmez bir yer haline geldi."

    üstte yüz farklı neden olarak vermeye çalıştığı "kadro dışı bırakılma" yüzünden sabri'nin hayatı çekilmez hale gelmiş. neden, çünkü a takımla çalışamıyor. ama parasını cukkalamak için takımda kalmaya çalışmayı, ayrılmamayı biliyor. seda sayan'ı kafamıza çıkaran halkla kendisine ferrari alan halk aynı halktır. ferrarisini eleştirecek değilim ama maaşı bu düzeydeki bir herifin bir de mağdur olması hiç çekilmiyor.

    sonraki açıklama zaten gereksiz ama şu cümleyi de çekelim:
    sabri yakın çevresi olan nevzat'la dertleşirken bunu anlatmış:
    "bu karar bana baştan iletilse daha farklı bir yol izleyebilirdim."

    daha ne kadar baştan bildirilecek lan? prandelli'nin gelişinin üçüncü günü kadro dışı bırakılan "reyiz" bunu da superonline reklamlarındaki gibi ya da giydiği "ağır abi kıyafeti" gibi şaka mı sandı acaba? sahalara "galatasaraylı sabri olarak veda edecekmiş." kimse seni istemediğinden olmasın sabriciğim, bir buçuk ay boyunca takım bulmaya uğraşma, kimse seni istemesin. bir de kankin nevzat aracılığıyla mağduriyet yarat. ne güzel dünya!

    bir cemiyet hayatının gözde isimleri birbiriyle kavga edince üzülüyorum bir de sabri mağdur olunca.
  • 10136
    metin oktay'ın, fatih terim'in ya da hagi'nin efsane olarak anıldığı bir kulüpte sabri sarıoğlu'na efsane demek doğru olmaz çünkü kulüp tarihimizde sabri sarıoğlu kadar kulübümüze hizmet etmiş bir sürü futbolcu bulabiliriz. bu da efsane kavramının içinin boşalmasına sebep olur.

    ancak, sabri sarıoğlu kulübümüze, iyi ya da kötü, yaklaşık on beş yıl hizmet etmiştir. hiçbir zaman yıldız olamadı, atlaması gereken eşiği atlayamadı veya fazla kilolarıyla ve kötü ortalarıyla tepkimizi çekti. fakat bu sabri sarıoğlu'nun bize hiçbir şey vermediği anlamına gelmez. hiçbir zaman yıldız olamayan sabri, kendisine forma verildiğinde elinden gelenin en iyisini yapmıştır ve kulüpte bulunduğu süre içerisinde, son dönemini saymazsak, "galatasaray rotasyon oyuncusu" seviyesinin altına düşmemiştir. son döneminde tepki çeken kontratın sorumlusu da o değil, dönemin vizyonsuz yönetimi ve teknik ekibinindir. bu nedenle kendisini hep iyi hatırlayacağım.

    iyi ki doğdun reis!
  • 7559
    geçen sezon son 6 maç kala yazılmıştır.

    sabri'nin uzun taç atışı;

    beyhude bir teoremin peşine düşüyorum, haydi hayırlısı,

    100 yıllık futbolda en büyük futbol teorisyenlerinin bile açıklayamayacağı dosyayı açıyorum.

    sabri sarıoğlu nasıl olur da, bir ülkenin en büyük futbol takımının vazgeçilemez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez sağ beki olabilir?

    eskittiği, kovduğu, futbol kariyerini bitirdiği sağ beklerin, aklımızda kalanlarını yazalım.

    sebastian perez'den başlayalım, muhammed sarr, emrah umut, suat usta, cesar pratez, cihan haspolatlı, uğur uçar, ali turan, serkan kurtuluş'ta mola verelim. koskoca eboue'yi florya'ya sokmadığını, salih dursun'a, veysel sarı'ya, tarık'a kulübü soydurduğunu söyleyelim.yasin öztekin'i az daha iptal ediyordu diyelim ve başlayalım.

    bu yazıyı yazdığımızda da 6 maç kalmış, 6 sını da kazanırsak şampiyon oluyoruz, ne yazık ki alternatifsiz sağ bek olarak bu son 6 ölüm kalım maçını oynayacak. göreceğimiz korku filmine taraftarı alıştırarak bir kere daha elimizden geleni karınca kararınca yapmaya kalkalım.

    her sezon sağ bek aramışız, şu saydığımız adamlara kaptırılan paraları kendisinin aldığı parayla toplasak, küçük bir güney amerika takımına yatırsak, kıta şampiyonu olurduk. ve o kıta şampyonu takımın dünya'nın dört bir yanına dağılmasıyla da binlerce sabri'yi ben de futbol oynarım umuduyla futbol sahalarına sokardık.

    işte tam da bu noktadan tezlerimizi ortaya koymaya çalışıyoruz. futbolun kendi felsefesiyle açıklanamaz bir durum söz konusu. sabri, futbolu bıraktıktan sonra, halı saha maçına bile çağırılmayacak, mevcut karizmasıyla, bilgisi, kariyeriyle hoca olamayacak, futbol taraftarıyla ilişkisi, 3 e kadar sayıp, ellerini sahanın ortasında havaya kaldırıp, taraftarı coşturmakla sınırlı bilgisiyle, zift medyasında galatasaray maymunu yapılmayacak.

    peki neyin bedelidir, neyin karşılığıdır, milyonlarca galatasaraylıya senelerdir çektirilen bu cehennem azabı?

    lucescu, hagi, feldkamp, skibbe, reykart, mancini, prandelli, çalıştığı yabancı hocalar, çalıştığı yabancı futbolcuları yazıp kafa şişirmeyeceğim. rumence'den, isanyolca'dan, almanca'dan, flemenk'çeden, italyanca'dan, japonca'dan,,, her dilden sporcuyla muhatap olup, türkçeyi bile konuşamamak, nasıl bir galatasaray kaptanlığıdır? cevabı bulmaya çalışacağız.

    önce her maç tutulduğumuz, küfretmekten çene felci geçirdiğimiz, sabri atraksiyonuna değineceğiz.

    sabri'nin uzun taç atışı;

    top defalarca sağ taraftan taca çıkıyor, 100 metrelik hat boyunca nereden çıkarsa çıksın, sabri topu ellemezse sanki hükmen mağlup sayılacağımız başkaları için küçük, en azından benim için büyük olan eylemini deşeceğiz. özellikle rakip kaleye yakın yerden top lehimize taca çıkmışsa. mücadeleye en yakın oyuncu topu bir an önce oyuna sokmak ister, tac atmasını bilmeyen, daha doğrusu sabri'den daha kötü atan oyuncu bulunmadığından, sabri'nin ''bıraaaak'' emriyle taç atımından vaz geçer. hele maç yağmurlu bir havada oynanıyorsa bu ritüel daha bir anlam taşır.

    galatasaray konumu itibarıyla her maçını galibiyete oynamak durumundadır. dolayısı ile saniyelerin önemi büyüktür, top ne kadar çok oyun içerisinde kalırsa galatasaray için avantajdır. tabi sabri için bu avantajın önemi yoktur. topu top toplayıcıdan ister, çoğunda beğenmez, kenardaki çocukla değiştirir. formasının içine sokar, topu kurular. bu eylemi bilimsel olarak açıklamaya kalksak, kalkabiliriz. ihmal edilebilir şeyleri bile ihmal etmiyoruz. topun üstündeki ıslaklık zerreleri, muhtemelen taç atışı boyunca sürtünmeyi olumsuz etkileyebilir. mutlaka bir ağırlığı vardır topun üzerindeki damlaların. topun yer çekimine direnci azalır, sabri'nin hesapladığı zamandan daha önce eğik atış durumuna geçebilir. bu durumda misal umut bulut'a doğru atılmış gelişi güzel taç, umut'a gelemeden rakip oyuncu müdahil olabilir. hadi sabri hesabı tam yaptı diyelim, ıslak topu umut'la buluşturdu, umut kel kayabilir, burak'la buluştursa burak'ın saçı her maç başka bir stil, topla buluştuğunda ne gibi olumsuzluk olur çalışılmamış. en iyisi topu kurulamak.

    kurulanmış top, sabri'nin elinde atış anını bekleyedursun. zaman galatasaray aleyhine işliyor, taç atışından kaybedilen süre maça eklense sabri'li maçta sadece taç atışlarından 4 dakika eklenmesi lazım. inanmayan ilk lig maçında kronometre tutsun. sabri reiz hesap yapıyor rahatsız etmeyelim. topu başının üstüne getirdi, atacak, rakip taraftar olsam sadece bu anları seyretmek için maça giderim. topla buluşmak isteyen futbolcuların deli danalar gibi sağa sola kaçışmaları, sabri'nin bir türlü karar verememesi, verdiği andaki kimyasal, tıbbi değişimler. ciğere oksijen çekiş, duluğu şişiriş, denge, taç kullanan sabri, taçtan gelen topa dokunan futbolcu, kaleciden oluşan üçgenin hipotenüsü, açı, ilk hız. pozisyona alınacak, verilecek reaksiyon, rakip futbolcuların tacı kapıp, kontratağa çıkma telaşı. kalbe son bir nefesle kan pompalama, geriliş ve topun elden çıkışı. o an gözünü kapa, 3 saniye bekle, sonra aç, sabri'nin kaptırdığı topu kapmak için takımın 10 futbolcusunun hesapta olmayan enerjisini, koşu mesafesini, mücadelesini, büyük ihtimalle rakip takımın kalemize bilinçli veya kontra başlattığı atağı, sabri'nin kıçına nişadır sürülmüş kedi gibi koşuşunu göreceksin.

    sabri'nin kullandığı tacın golle sonuçlanmasını geçtik, tehlike yaratmasını da geçiyoruz, topun bizde kalmasına razıyız. vakit geçirmek bizim avantajımıza değil, ayağınla atamıyorsun, onun sebebine daha geçemedik, en kısa anda, en yakınındaki adama elinle bile atamıyorsan, o porshe'ler, ferrari'lere nasıl biniyorsun? taç atışlarından kaybettiğimiz zamanı, çoğu zaman mumla arıyoruz. topa en yakın kimse tacı o atsın, bizi ızdıraptan kurtarsın diyoruz, teknik tarafından meseleyi kapatıyoruz.

    hiç bir büyük takım futbolcusu olma özelliği olmayan futbolcu, neden bertaraf edilemez peki. yazının başında saydığımız futbolcuların çoğu sabri'den daha iyi futbolcu olduğu, defalarca kadro dışı kaldığı halde alavere dalavere sabri reiz sağ beke nin futbol dışı açıklaması nedir?

    muhtemelen, yüz binlerce baba, oğlunu, sabri'yi gördükten sonra benim oğlum da futbolcu olur haklı hayaliyle spor okullarına yazdırır, futbol endüstrisine bu anlamda büyük bir katkısı vardır. her sağ bek dany alves olsa, düşünsene hangi baba çocuğuna futbolcu olsun diye yatırım yapar. futbolcu olmayacak olan çocuk, okumaya yönlendirilecek, muhtemelen bir baltaya sap olacak. sap olunca ülke meselelerine kafa yoracak, muhtemelen kurulu sistemlere bizim gibi muhalefet yapacak. anarşi, kargaşa. bakın acun ilıcalı'ya, 10 yıldır, bir ulusun beyin ameliyatını tek başına yaptı. kutu açtırdığı dakikalarda fener- bursa yarı final maçı vardı, her iki takım tam kadro, stadyum tıklım tıklımdı, halkımız narkozu yemiş, acun'un hokkabazlarını seyretmeyi uygun görmüştü.

    sistem hassas bir tahterevalli üzerinde suni bir denge üzerine kurulmuştur. selçuk şahin gibi, sabri gibi çok kötü futbolcu olduğu halde çok uzun süre kompanse edilmesi gereken futbolculara ihtiyaç vardır. bir takıma bir sabri çok, hiç sabri eksiktir. bu yüzden futbolun kendi kriterlerine göre sabri, her sezon için önce düşünülmüyor, sonra ihtiyaç duyulacak hale getiriliyordu. tıpkı selçuk şahin gibi. sabri sayesinde takıma takıma 13 sezonda 14 sağ bek transfer edilmiş, kim bilir kaç yönetici, kaç hırsız, kaç menajer, kaç kravatlı eşkıya sırtımızdan palazlanmıştır. düşünsenize sabri iyi çıksa bu transferlerin hiç biri yapılmayacak, borcumuza borç eklenmeyecekti- ki bu durum futbol endüstrisine darbe demekti.

    bir gün elbet her şey olduğu gibi futbol da temizlenecek. oyunu biz kurduk, halk çocukları, düştüğü lağımdan çıkaracak olan da bizleriz. o günler geldiğinde, mertçe, delikanlıca maçlar yeniden oynandığında hak etmeyen hiç kimse futbolcuyum diyemeyecek, sabri özelinde tüm vasat altı, niteliksiz, futbolcu lisansına sahip gençler, büyük maçları bizim gibi tribünlerden izleyecek. şimdi zaten izleyenler de para alamayacaklar. porshelerini, sevgililerini antrenman sahalarında sergileyemeyecekler.

    umarım o günler çok uzaklarda değildir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın