• 51126
    "kura çekimi hakkında fazla düşünmüyorum. yarınki kura çekiminden ne beklediğimi sorarsanız, benim için hiçbir şey değişmez. şu anki durumumuz bu, söylenenleri de tartışabiliriz ama diğer yandan, oynaması güzel bir yarışma, herkes oynamak istiyor. yani sorun, oyuncu sayısının azlığı, takımımızdaki oyuncu sayısı, sorun bu. tabii ki, her üç günde bir 10, 12, 13 oyuncuyla oynamanız gerekiyorsa, işte sorun bu. şampiyonlar ligi'nde oynayıp oynamamamız değil. ayrıca, sadece fiziksel enerji harcamak değil, aynı zamanda zihinsel enerji harcamak da söz konusu, çünkü ligdeki her maçımız bizim için bir final. yani, bizim durumumuzda değil ama bunu tartışıyoruz."

    igor tudor
  • 51127
    bu kadar önemli bir maç için, kariyerinde sadece 10 şampiyonlar ligi maçı yönetmiş bir hakemi nasıl görevlendirdiklerini anlamıyorum. yine inanılmaz derecede sinir bozucu, aslında kırmızı kart olmayan bir pozisyon ve sonunda şampiyonlar ligi'nden eleniyoruz.

    damien comolli

    doğru. normalde 8 dakika uzatması gereken maçı 2 dakika uzatan hakem lazımdı size...
  • 51128
    enteresan bir tarihi süreç yaşıyoruz. galatasaray dün gece juventus’u eleyip şampiyonlar liginde son 16’ya kaldı.

    ama tüm galatasaray’lılarda bir buruklukluk var.
    birazcık öfke…
    birazcık da hayal kırıklığı…
    hepsinden biraz, biraz…
    esnaf lokantası konseptinde bir tarih…

    normal şartlarda şampiyonlar ligi kuraları çekildiği gün galatasaray’lılara “son 16’ya kalacaksınız ama birazcık sancılı olacak, bir burukluk, birazcık öfke ve birazcık da hayal kırıklığı olacak” denseydi nasıl bir yanıt alınırdı?
    şüphesiz tüm galatasaray’lılar kabul ederdi.

    peki juventus eşleşmesi sonrasında “juventus ile iki maç oynayıp şampiyonlar liginde son 16’ya kalacaksınız hatta iki maç toplamında 7 gol atıp 5 gol yiyeceksiniz ama birazcık sancılı olacak, bir burukluk, birazcık öfke ve birazcık da hayal kırıklığı olacak” denseydi bu durumda nasıl bir yanıt alınırdı?
    elbette ki tüm galatasaray’lılar koşulsuz kabul ederdi.

    bu senaryolar gerçekleşti.
    tabi ki koşuluyla birikte…
    burukluk, biraz öfke biraz da hayal kırıklığıyla…

    şampiyonlar liginde son 16’ya kalınsa da bu burukluğu, öfkeyi ve hayal kırıklığını yaşıyor galatasaray camiası…

    uzatmalarda 2 gol bulup turu geçse de 5-2’lik tarihi zafer sonrasında 10 kişi oynayan rakibine 3-0 mağlup olmayı içlerine sindiremiyorlar.

    taraftarından teknik heyetine, yöneticisinden futbolcusuna kadar herkes aynı.
    futbolcular attıkları gollere dahi tam anlamıyla sevinmedi.
    soyunma odasında buz gibi bir hava vardı.

    çünkü galatasaray artık sonuç alma eşiğini aşan bir kulüp.
    taraftarıyla futbolcusuyla her alanda mükemmel olmak istiyor.
    iyi sonuçların yanında iyi oyun da oynamak istiyor.

    rakip juventus değil kim olurla olsun oyun olarak ezilmeyi hazmedemiyor.

    dünya devleri de olsa rakiplerine her alanda üstünlük kurmak istiyor.
    bize bunu alıştıran da yine galatasaray’ın kendisi.
    hep üstün bir oyun anlayışını benimseyen bir galatasaray gördük tüm platformlarda.

    şunu kabul edelim ki dünkü oyunun nedeni galatasaray’ın ilk defa skoru koruması gereken bir maçı oynamasıydı.

    son 4 yıllık avrupa mücadelesinde çoğunlukla eleme oynanmadı.
    oynanan elemelerin hiçbirinde “ilk maçta farklı bir skor alınıp ikinci maçta bu skoru korumak” şeklinde bir senaryo oluşmadı.

    futbolcuların ve teknik heyetin ilk defa oynamak zorunda kaldıkları bir oyundu ve oynayamadılar.

    bayern münih ve manchester united gibi dünyanın en zor deplasmanlarında önde basan, kendi oyununu kabul ettirmeye çalışan bir galatasaray vardı hep.

    skor korumak çok farklı bir sekans.

    bence sürekli dominant oynamayı felsefe edinmiş bir takımımızın olması türk futbolu adına çok önemli ve değerli!

    şampiyonlar liginde son 16 takım arasına kalmak da türk futbolu adına çok önemli ve değerli.

    arsenal, bayern münih, tottenham, liverpool, barcelona, chelsea, manchester city, real madrid, psg, newcastle united, atletico madrid, bayern leverkusen gibi devlerle birlikte anlıyor galatasaray ismi.

    dünyanın tüm yayın platformlarında yayınlanan 16 logo içerisinde “turuncudan iz taşıyan tok bir sarı ve vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı” ile galatasaray logosu var.

    dev ülke bayrakları içerisinde ay yıldızlı bayrağımız var.

    hayal kırıklığını, öfkeyi ve burukluğu içerisinde bu realite ile yüz yüzeyiz.

    tottenham veya liverpool ile eşleşip son 8 takım arasına kalmaya çalışacağız.

    şimdi kritik bir soru;
    “ingiliz takımları ile iki maç oynayıp şampiyonlar liginde son 8’e kalacaksınız ama birazcık sancılı olacak, bir burukluk, birazcık öfke ve birazcık da hayal kırıklığı yaşayacaksınız!”
    ne dersiniz?

    galatasaray vizyonuna yakışır bir şekilde; “hem güzel oyun hem de tur” dediğinizi duyar gibiyim…

    abdullah biricik

    çok güzel bir yazı yazmış fotospor yazarı, paylaşayım diye!
  • 51131
    "öncelikle, ucl son 16 turuna kalmış olmamızdan dolayı hala çok mutluyum. bu sezon birlikte ne kadar çok iniş çıkış yaşadık, inanılmaz!

    galatasaray sk'yı bu yeni formatta temsil etmek ve avrupa'nın en yüksek seviyesinde mücadele etmek beni gururlandırıyor.

    yeni format çıktığında kendimi eleştirdikten sonra, yeni formatın 1,5 sezonundan sonra itiraf etmeliyim ki: şampiyonlar ligi futbolunu taraftarlar için çok daha heyecanlı hale getiriyor - ve benim için de, gala'nın oynamadığı günlerdeki maçları izlemek gerçekten keyifli.

    eski formatta, 6 maçtan sadece 4'ü oynandıktan sonra neredeyse tüm gruplar belli oluyordu. şimdi ise, tüm üst düzey takımlar son maça kadar mücadele ediyor, herkes bir sonraki turlar için en iyi pozisyonu elde etmek istiyor. sportif açıdan bakıldığında, rekabeti açıkça artırdı.

    birçok insan sporun çekiciliğini kutlarken, futbol "işini" içeriden bilen biri olarak, iş yükü konusunda hala derin endişelerim var. takvim inanılmaz derecede yoğun. yeni şampiyonlar ligi formatları, genişletilmiş fıfa dünya kupası ve kulüpler dünya kupası ve uluslararası maçlar arasında - ince buz üzerinde yürüyoruz.

    dürüst olmak gerekirse: bugün 17 veya 18 yaşında olmadığım için mutluyum. bugünün genç yeteneklerinin kariyerlerini belki de 1000'den fazla resmi maçla bitirebileceğini hayal ettiğimde... bu delilik. oyuncular için uzun vadeli fiziksel ve zihinsel sonuçlarını henüz bilmiyoruz bile.

    ekonomik çıkarlar ile ana aktörlerin refahı arasında sağlıklı bir diyaloğa ihtiyacımız var. oyuncular artık iyileşemediğinde futbolun kalitesi düşer.

    yeni format hakkındaki görüşünüz nedir?"

    ilkay gündoğan
  • 51133
    orhan uluca 28 şubat 2026 galatasaray alanyaspor maçı sonrası: " son 3.5 seneye bakılınca kaptanlığı en çok hak eden isim lucas torreira " sonuna kadar katılıyorum. bu oyuncunun maç seçtiğini hatırlamıyorum. 90 dk oyunun içerisinde. mücadeleden kaçmayan futbolcu hata yapar. zaman zaman ezilir ama oyunun içerisindedir. bir yerde saklanırken göremezsiniz.
  • 51135
    juventus maçında oynadığımız oyun eleştirilmeyi hak eden bir oyundu. o oyunu oynuyorsanız ve rakip size rahat bir şekilde iki gol atıyorsa, eleştirilirsiniz. ben de soyunma odasında oturduğumda kendimi gözden geçirdim.

    okan buruk

    hocayı sevmek, arkasında durmak başka, eleştirmek başka. hoca bize çok büyük başarılar yaşattı ve daha fazlasını da yaşatacak. adam gerçek galatasaraylı. herşeyden önce yönetim tarafından tamamen yalnız bırakılmış durumda. adam herşeye ve herkese karşı tek başına savaş veriyor. biz de hocayı çok seviyoruz ve onun başarılı olmasını istiyoruz.

    ama hoca yanlış bir şey yaptığında veya bazı şeyler yanlışsa bırakın da eleştirelim. oyuncu değişiklikleri, oyuncu seçimleri, oynanan oyunun mantalitesi vs vs. eğer bunlarda bir sıkıntı varsa bunun konuşulması, konuşulmamasından çok daha iyidir.

    umarım çok daha büyük başarılar kazanırsın hocam. ama oyuncu değişikliklerin berbat.
  • 51137
    josep guardiola saladan leeds united taraftarlarına;

    "ramazan nedeniyle oruç tutan insanlar var. niye oyuna 1-2 dakika ara verince yuhalıyorsunuz? dinlere saygı gösterin! modern dünyada yaşıyoruz öyle değil mi? bakın şu an dünyada neler olup bittiğini açın izleyin. bugün neler oldu izleyin. bütün mesele tüm dinlere saygı göstermektir. sorun ne?"
  • 51144
    pique ve puyol bana sert vurup sonra özür dilerlerdi, ben de onlara 'özür dilemeyin, bana hakaret edin' derdim. karşısında oynamayı en çok sevdiğim oyuncular ise ramos ve pepe'ydi, çünkü çok iyilerdi ve sizi sınırlarınızın ötesine zorluyorlardı.

    diego costa

    sınırlar derken eline balgam atıp parmaklarıyla ramos ve pepe'nin ağzına doğru fırlatıyordu...
  • 51147
    ilkay gündoğan ile soru-cevp;

    -bir futbolcu olarak sizin için en büyük mutluluk nedir?

    ilkay gündoğan: "hobimi mesleğim haline getirmiş olmanın büyük ayrıcalığı. üstelik çok yüksek bir seviyede."

    -peki bir futbolcu olarak sizin için en büyük mutsuzluk nedir?

    ilkay gündoğan: "tüm bu işin giderek artan acımasızlığı. sıfırdan kahramana ve tersi, her yıl daha da aşırı hale geliyor. bu da zihinsel zorlukları arttırıyor, özellikle genç oyuncular ve çevreleri için."

    -iyi bir oyuncuyu nasıl tanırsınız?

    ilkay gündoğan: "top ona ulaşmadan önce, ilk teması ve sahadaki yöneliminden. iyi bir oyuncu sadece topu oynamaz, zaman ve sahayı da oynar."

    -karşılaştığınız en iyi oyuncu kim?

    ilkay gündoğan: "lionel messi. o, her türlü taktik mantığının ötesindedir. onu 80 dakika boyuna kontrol edebilirsiniz ama kalan 10 dakikada tüm taktik yapıyı yok eder. ayrıca, böyle bir futbolcunun önümüzdeki on yıllarda bir daha ortaya çıkmayacağını düşünüyorum."

    -kariyerinizde en önemli antrenör kimdir?

    ilkay gündoğan: "michael oenning! beni bochum'dan nürnberg'e getirdi ve profesyonel olmanın yolunu açtı. diğerleri beni ulusal seviyden uluslararası seviyeye taşıdı ama önemli adım profesyonel olmaktı. bu yüzden michael oenning!"

    -kime hayranlık duyuyorsunuz?

    ilkay gündoğan: "büyük başarılara rağmen alçakgönüllülüğüü ve ahlaki dürüstlüğünü koruyan insanlara."

    -neyi takdir edersiniz?

    ilkay gündoğan: "tutarlılığı. bir kez parlamak kolaydır. on yıl boyunca dünya klasmanında kalmak ise psikolojik ve fiziksel olarak bir zorluktur."

    -bir maçta en çok neyden korkarsınız?"

    ilkay gündoğan: "kontrolü kaybetmekten. sonuçtan değil, kolektif düzenin bozulduğu ve maçın tam bir kaosa dönüştüğü andan korkarım."

    -hangi futbol kurallarını değiştirirdiniz?

    ilkay gündoğan: "net oyun süresini getirirdim. bu, zaman kazanma taktiğinin temelini ortadan kaldırır ve sportif rekabetin bütünlüğünü desteklerdi. ancak bu, toplamda daha az maç olması durumunda olurdu aksi takdirde yük daha da artardı."

    -en sevdiğiniz oyuncu kimdir?

    ilkay gündoğan: "xabi ve ıniesta. barcelona'nın en iyi dönemindeki maçlarını çok severdim her zaman ikisinden de mümkün olduğunca çok şey öğrenmeye çalışırdım."

    -en sevdiğiniz teknik direktör kimdir?

    ilkay gündoğan: "net bir vizyonu olan ve bunu aktarabilen her teknik direktöre büyük saygı duyuyorum. pep guardiola bu açıdan benim için her şeyin ölçütüdür. antrenörlük kariyerime onun yanında başlamak benim için bir rüya olurdu ama kim bilir, o zamana kadar pep hala aktif bir teknik direktör olacak mı?"

    -bir takım arkadaşında en çok hangi özellikleri takdir edersiniz?

    ilkay gündoğan: "oyun zekası, bencillik olmaması ve zor durumlarda sorumluluk almaya hazır olması."

    -bir arkadaşında en çok hangi özellikleri takdir edersiniz?

    ilkay gündoğan: "dürüstlük, sadakat ve futbolcu statümden bağımsız olarak bana eleştirel şeyler de söyleyebilme yeteneği."

    -en büyük hatanız nedir?

    ilkay gündoğan: "profesyonel kariyerimin ilk yıllarında çok fazla sakatlık geçirdim ve aşırı şanssız biri olarak görülüyordum. bugün itiraf etmeliyim, her şeyin yüzde 100 şanssızlık olduğunu söyleyemem. optimize edilmiş maç hazırlığı, beslenme ve uyku düzeni ile bazı şeyleri etkileyebilirsiniz."

    -profesyonel futbolcu olarak yaşamakla ilgili en büyük yanılgı nedir?

    ilkay gündoğan: "birçok kişi, başarı ve paranın bir koruma kalkanı gibi işlev gördüğünü, "başarılı" olduğunuzda artık endişenizin kalmayacağını düşünür. ancak en büyük yanılgı, profesyonel olarak şüpheleri olan bir insan olmayı bıraktığınızı düşünmektir. gerçekte, genellikle sadece maç gününde çalışması gereken bir makine olarak algılanırsınız. her zaman insanlarla çevrili olsanız da, dışarıdan gelen beklentiler çok büyük olduğu için genellikle kendinizi izole hissedersiniz. aslında bu baskıdan asla kurtulamazsınız; nerede olursanız olun, her zaman arka planda sizi etkiler. kendi kişiliğinizin özünü korumayı öğrenmeniz gerekir, böylece sadece performansınızla tanımlanmazsınız."

    -messi mi, ronaldo mu?

    ilkay gündoğan: "messi."

    -guardiola mı, klopp mu?

    ilkay gündoğan: "kariyerim boyunca röportajlarda bana bu soru muhtemelen "nasılsın?" sorusundan daha sık soruldu. ikisi de kesinlikle dünya çapında, dünya klasmanında ama manchester city'de geçirdiğim uzun süre boyunca pep ile çok yoğun bir şekilde çalıştım ve kendimi onunla özdeşleştirdiğim için pep'i seçiyorum. ancak klopp'un almanya ve ingiltere'de başardıkları yine de 11/10'du. daha iyisi olamaz."

    -modern futbolda en çok neyi seviyorsunuz?

    ilkay gündoğan: "son derece yüksek taktik seviyesi ve hızı."

    -modern futbolda en çok neyi sevmiyorsunuz?

    ilkay gündoğan: "giderek artan maç ve müsabaka sayısı nedeniyle artan aşırı doygunluk, bu da uzun vadede oyunun kalitesini ve oyuncularını sağlığını tehlikeye atıyor. bu açıdan, 18 yaşında olmadığım için oldukça mutluyum. kariyerim boyunca 15-20 yıl boyunca her sezon 60-70 maç oynamayı hayal bile edemiyorum."

    -boş günlerinizde en sevdiğiniz şey nedir?

    ilkay gündoğan: "ailemle uzun, sakin bir sabah, iyi bir kahve ve futbolla hiçbir ilgisi olmayan bir sohbet."
  • 51149
    ilk yarı fena değildi... daha iyi bir oyun görmek istediğimiz için biraz hayal kırıklığına uğradım. paslaşmalar, ataklar ve gol pozisyonları. derbi için biraz garip olan, duran toplardan üç gol! arsenal için gerçekten önemli bir galibiyet ama bir taraftar olarak daha fazlasını görmek istiyorum.

    yaya toure

    (bkz: 1 mart 2026 arsenal chelsea maçı)
App Store'dan indirin Google Play'den alın