• 1651
    biraz uzun yazacağım ama uzun zamandır böylesi bir yazıyı kaleme almak istemiştim.

    tarihin tozlu sayfalarına bakıldığında kırılmalar hep kitle medya araçları ile şekillenmiştir. 700 belki de 800 yıl kadar öncesinde heterojen kitlelerin yaşadığı dünyamızda bireyler doğduğu ülkede ölüyor, babasından atasından gördüğünü tekrar ediyor ve onun doğrularını kabul ediyordu. başkasından etkilenme, başka şehirlerin, başka hayatların yansıttıklarını keşfetme şansı neredeyse yoktu. yıllar geçti ve 1500'lü yıllara gelindiğinde matbaa bulununca ilk kırılma gerçekleşti. kitap ve baskı kültürünün artmasıyla güç dengeleri değişti. heterojen kitleler kitaplarda okuduğu hayatlarda başka şeyler olduğunu keşfettiler. sorgulamaya başladılar. lakin o dönemlerden okuma yazma oranı çok düşük olduğu için, kitap okumak entelektüellere özgü bir eylemdi. yazılan kitaplarda bu kitleye özgü hayatları simgelemekteydi. fakat sorgulayan ve okuyan insan farklılaşmaya başladı, yeni yerlere yelken açtı. sonraki aşama gazetenin yaygınlaşmasıyla meydana geldi. gazetenin yaygınlaşması haber alma ve farklı bölgeleri anlama noktasında daha fazla rol oynadı. entelektüel kitlenin yanı sıra artık daha alt tabakanın da okuması öğrenmesi kolaylaştı. bu sürece gelen noktada gücü elinde bulunduran dini ve idari gücün etkisi zayıflamaya başladı. almanya'da eğitim, fransa'da kültür, ingiltere'de gelişim odaklı planlamalar gerçekleşti. hepsinin odak noktası ise tekti. modernizm ve modernite. modernite kavramı insanın her alanda bilgi odaklı olması, her şeyi çözümleyebilmesi, rasyonel değerleri öne koyup gelişmesini baz almaktaydı. üreten, gelişen, homojenleşen ve gelişimi kitlelere yayan avrupa ülkeleri başta osmanlı olmak üzere dini merkezine alan ve geleneksel değerlere bağlı devletlerin birçok açıdan önüne geçmişti. osmanlı her ne kadar batılılaşma çabalarını denese de bunlar bilimsel gelişmeleri yakalamak için yeterli olmamıştı. reklamcılık ve halkla ilişkiler literatüründe bir tabir vardır. bu tabire tiffany ambalajı denir. tiffany ambalajı ürünün ambalajının etkili ve güçlü görünmesi esasına dayanır ve tek amaç onu satmaktır. ama ürünün içeriğinin kaliteli olması ya da olmaması önemsizdir. o dönem tiffany ambalajına sarılı bir ülke olarak sarsılan osmanlı, çöküş sürecine hızla ilerlemiştir. batılı devletlerin gelişimi ve ilerleyişi sonrasında yaşanan 1. dünya savaşı neticesinde ise savaştan doğan en büyük aktör, figür türkiye cumhuriyeti olmuştur.

    şimdi şöyle düşünün, 700 küsür senelik bir imparatorluk iflas ediyor ve çöküyor, halkın toz zerresi kadar bir kısmı okuma yazma biliyor, adam kayırma ve rüşvet hat safhada, askeriye yozlaşmış, ekonomi bitmiş, halk sefalet içinde yaşarken sarayda sefa süren bir hanedanlık bulunuyor. devletin her toprağını işgalcilere vermeye can atan ve sadece kendini düşünen bir zihniyet varmış. her yeri özelleştirmiş, vergileri işgalcilere yıllar evvel kaldırmış ve kendi halkına vergi üstüne vergi koymuş bir imparatorluk. sonra ne mi olmuş?

    hakkında vatan haini denerek idam kararı alınan, en yakın silah arkadaşlarının bile başlangıçta bizi asarlar keserler diye yanında durmaktan korktuğu, mazeret değil marifet üreten bir yiğit, bir lider çıkmış ortaya. yavaş yavaş ilmek ilmek gezmiş yurdu, kah saklanmış dava uğruna, kah mertçe dövüşmüş. defalarca ölümden dönmüş, savaş meydanından kaçmamış, suikasta uğramış, yılmamış ve yorulmamış. o yiğit, o lider bizim atamız, canımız, her şeyimiz mustafa kemal atatürk.

    atatürk, ilk bölümde bahsettiğim modernite ve hatta postmodernite sürecini bile öngörerek aklın hem rasyonel hem de irrasyonel boyutlarını kucaklayan çalışmalar yapmış ve yaptırmış.

    - okuma yazma artsın diye okullar açmış, harf inkilabı yapmış.
    - dini gerici ve yozlaşmış olarak görmemiş aksine kutsal kitabı türkçe çevirisini yaptırarak ücretsiz her eve dağıtmış.
    - işgalcilere aman vermeden vatanın olabildiğince tüm toprağını korumuş ve kollamış.
    - tarım, hayvancılık, makine odaklı teknolojilere önem vererek gelişimi odak noktasına almış.
    - uçak fabrikası bile kurarak sanayileşmeye önem vermiş.
    - zengini daha çok zengin etme odaklı matthew etkisi gibi kuramlara kanmadan zenginden destek isteyip halkını yüceltmiş.
    - eğitime önem verip bu ülkenin şanlı jenerasyonunu oluşturmuş.
    - okumak isteyen bu ülkenin parlak gençlerini devlet desteği ile en iyi okullara göndermiş, burs vermiş, lisan öğrensin istemiş, gelişime önem vermiş.
    - o ileri olan gelişen ve değişen avrupa ülkelerinden evvel bu ülkenin şanlı kadınlarına seçme ve seçilme hakkı vermiş.
    - sen ben o fark etmeden kimi oğlu kimin köylüsü demeden herkese bu ülkenin başına geçme hakkı vermiş.

    bugün en basit bir market zincirinde bile artık utanmadan, arsızca dört yıllık fakülte mezunu insan arıyorlar çalışması için. herhangi bir masa başı iş için torpil isteniyor. siz iki dil biliyorsunuz akademik anlamda hem nitelik hem nicelik anlamında makaleler, eserler ortaya koyuyorsunuz fakat bu ülkenin bazı üniversitesindeki rektör grup kelimesini gurup diye yazan basit bir ingilizce başlığı bile çeviremeyen insanlar oluyor. öğrencilere eğitim aldıkları alanda temel sorular soruyorsunuz yüzünüze bakıyorlar. alacağı en temel bilgilere yönelik videolar 30 - 40 kez izlenirken, saçma sapan ilk kez duyduğum garip isimli kişiler milyonlarca izlenip çöp bile olamayacak içerikleriyle bu ülkenin geleceğini zehirliyorlar. benim hala umudum var. umudumu asla kaybetmedim. ünlü düşünür foucault'un dediği gibi izleme, manipüle etme ve gözetim toplumu tarihi bir süreçtir ve tarihi süreçte yer alan her olgu bir gün yerini kaybeder ve değişir. bizlere bıraktığı mirası hor kullanan, bizlere bıraktığı hakların kıymetini bilmeyen, bugün bu ülkenin değerli gençlerine, üreten gençlerine, çalışan değerli işçisine ve emekçisine fakirliği reva gören düzen elbet bir gün değişecektir. mustafa kemal atatürk ise gönlümüzde ebedi yerini muhafaza edecektir. umudunuzu asla yitirmeyin.

    saygıyla andığım ölümsüz liderimizdir.
  • 1652
    "şüphe yok ki, millet birçok özveri, birçok kan pahasına, en sonunda elde ettiği vazgeçilmez ilkesine kimseyi saldırtmayacaktır. bugünkü hükümetin, meclisin, yasaların, anayasa’nın nitelik ve sebebi hep bundan ibarettir. sizlere bunun da üstünde bir söz söyleyeyim. sayalım ki, eğer bunu temin edecek yasalar olmasa, bunu temin edecek meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam, yine tepeler ve yine öldürürüm." sözleri ile devrime bağlılığını gösteren büyük lider. heykelini yıkamayanlar, devrimlerini asla yıkamazlar.

    https://www.instagram.com/p/CZi2iqVD8QQ/
  • 1653
    "ulusun hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir" sözüyle yeniden anmak istediğim deha. 21.yüzyılda olmamıza rağmen hâlâ ülkelerin işgal edilmesi söz konusuyken kendisi yaşadığı cehalet döneminden fikirleriyle aydınlatan bi liderdi. savaş yanlısı diktatörlerin tuzaklarına hiçbir zaman gelmemişti. böyle bi lidere sahip olduğumuz için çok şanslıyız. ışıklar işinde uyu paşam.
  • 1654
    askeri ve siyasi deha. türkiye’nin başına ne geldiyse aşağıdaki uyarılara kulak asmamaya yeminli siyasiler yüzünden geldi. çok basit ya 100 yıl öncesinde çalışan bir tüyo var ve bunu kullanmamak nasıl bir akıl tutulması anlamış değilim.

    1- komşularınızın iç işlerine karışmayın.

    2- rusya’yı tahrik etmeyin.

    3- arap ülkeleriyle tarihi, sosyal, kültürel ilişkilerinizi geliştirin. fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın.

    4- sormadan akıl vermeyin.

    5- batı kültürünü benimseyin, fakat onların emperyalist emellerine alet olmayın.
  • 1655
    100 sene önce ortaya koyduğu fikirlerin günümüz dünyası için bile çağın ilerisinde olduğunu gördüğümüz sarışın kurt.

    ülkemizin ihtiyacı olan şey kendisinin fikirlerini benimseyen kişiler tarafından yönetilmek, kurucu değerlere geri dönmek ve arap çöllerinde daldıkları hülyalarla başlayan süreçte tüm dış politikamızı mahfeden vahhabi kafalı siyasal islamcıları devlet kadrolarından def etmektir.

    zamanında o bizi kurtardı, şimdi biz onun fikirlerine sarılıp onun kurduğu devleti battığı bu bataktan kurtaracağız. bu milletin paşaya borcu var.
  • 1656
    ukrayna tarihini biraz okuyunca kendisinin kıymeti bir kez daha bir kez daha anlaşılan liderimiz. ukrayna da bir rus yanlısı bir abd yanlısı başa geçip durdu. tam bağımsızlığı kimse benimsemedi. atatürk ise bağımsızlık savaşının verildiği zamanlarda amerikan mandası, rus yandaşlığı, bilmem ne ortaklığı isteyenleri susturup tam bağımsız türkiye'yi kurmuştur.
    ayrıca "yurtta barış dünyada barış" sözünü söylemiştir. ve yine "ulusun hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir" demiştir.
    dinimizin de emrettiği üzere gerekmedikçe, yani zulme ugramadikca savaşmamıştır.
  • 1663
    bir ülke kurtarması cok büyük bir olayken bu olay zaten başlı başına kahraman büyük lider yapacak bir iş iken, ülkeyi kurtarmak kendisinin yalnızca yapmış olduğu 1 iştir.

    ülkeyi kurmak, cumhuriyet getirmekle kalmadı, medeniyet inşa etti..bitmis harap düşmüş bir milleti aldı medeniyetler zirvesine taşıdı. bütün dünyaya türkiye'yi kabul ettirdi. turk milletini cok kisa süre icinde geri kalmisliktan çıkarıp modernlestirip ileri baktırdı.

    bütün bir ömrünü türk gelecek neslinin hakkının yenmemesi ve cagdas uygar sekilde yaşaması icin harcadı.

    ülkeyi kurtarırken harf inkılabı planlayabilecek kadar büyük lider.
  • 1667
    ''coğrafya kaderdir'' umutsuzluğunun değişebileceğini bundan 100 yıl önce bütün dünyaya göstermiş liderdir. an itibariyle gelinen noktada bu umutsuzluğun her tarafımızı sarması onun ilkelerinden ve yönetim anlayışından ne kadar uzaklaştığımızı gösterir. zaman geçtikçe kötüye giden her şeyde kendisini hatırlamak güzel bir şey görünse bile çoğu şeyi yanlış yaptığımızı ya da yapılan yanlışlarla engel olamadığımızı tokat gibi yüzümüze vuruyor.
  • 1669
    mensubu olduğu milletin en iyisini hak ettiğine inanmış, bu yola ömür vermiş, yüzlerce yıl sürebilecek dönüşümü kısa sürede gerçekleştirmiş, yüzlerce yıl yalnızca köyünde sürü güdüp vergi vermesi ve imparatorluğun dört bir köşesinde can vermesi istenen türk milletine uygarca yaşama imkanı sağlamaya çalışmıştır. ancak o bunları yapmaya çalışırken halkı kendisini idrak edemedi, azımsanmayacak bir kesimi içten içe nefret etti, liberal kesimi diktatör dedi. nihayetinde gelinen noktada her geçen gün daha fazla kişi paşayı mumla arar oldu. bu topraklara talih bir kez güldü, ancak çoğunluk kendisine etrak-ı bi idrak diyenlerin rotasına geri dönmeyi tercih etti.
  • 1673
    türkiye cumhuriyeti’nin ezeli ve ebedi kurucusunu bu kutlu günde saygı ile şeref ile bağıra bağıra anıyorum. ismi bu kadar yaşayan, her dönemde ortaya koyduğu akıl daha da çok anlaşılan ve hatta ülkemizin içinde bulunduğu şu durumda değeri kat be kat hissedilen ulu önderimizi; tüm şarlatanlara, iftiracılara, ismini görmezden gelenlere, düşmanlarına inat, çağın ötesindeki fikirlerini ve kendini bu topraklarda nefesimiz yettiğince yaşatmak için elimden geleni ardıma koymayacağım. ruhu şad olsun!
App Store'dan indirin Google Play'den alın