*

resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 803
    futbol dünyasını baz alarak konuşuyorum, kendisi gerçek bir futbol emekçisidir. aldığı yıllık ücretin futbolcuların çoğunun aldığı paradan daha az olması, görevine sadakati ve işini layık olduğu biçimde yapıp daha da yükselme arzusu, herkesin tespit edebildiği doğruları uygulamakta egolarını bir kenara bırakıp uygulamaktan kaçınmaması, formayı adaletli bir şekilde dağıtması, hiçbir futbolcuyla problem yaşamaması, takımdaki uyumu en üst düzeye çıkarması vb. gibi pek çok konuda bu adam hepimize "ulan şu takımın başına geçseydim, ben de böyle yapardım" duygusunu veriyor.

    sahada oynattığı oyuna bakacak olursak olumlu olarak gözüme çarpan birkaç husus söz konusu. geçen sene en fazla sıkıntı çektiğimiz konu, mücadele gücümüzün yetersizliğiydi. bu geçen sene hamzaoğlu ile oynadığımız ilk maçtan, ligde oynadığımız son maça kadar böyle oldu. ama dün 120 dakika süren bir maçta gücünü olabildiğince verimli kullanan, elimizdeki oyuncu tipine göre kondisyonu çok iyi olan bir takım oluşturmuş. beşiktaş zaman zaman çok tehlikeli olabilecek ataklar başlattı ancak özellikle bruma ve sneijder gibi iki hücum oyuncumuz defansın içine kadar gelip, savunmaya yardımcı oldu. bu konuda riekerink işini olması gerektiği gibi yapmış diyebilirim.

    ikinci olarak geçen sene en gerideki oyuncumuz ile en uçtaki oyuncumuz arasına boeing uçağı inecek kadar mesafeyle maç yaparken, bu sene olabildiğince dar bir alanda oynuyoruz. bu da saha içindeki yardımlaşmayı artırıp, rakibe eksik yakalanmamamızı sağlıyor. bu konuda da kendisi en verimli şekilde çalıştırmış takımını.

    üçüncü olarak da carole ve bruma gibi genç ve kariyerinde yükselmeye çalışan oyuncuların, kendisiyle çalıştıktan sonra kademe kademe yükselişe geçmeleri. bruma zaten potansiyeli çok yüksek olan bir oyuncu, ona daha özel olarak bakıyorum ama carole her maç üzerine yeni şeyler katıyor. rakip tarafından tahmin edilemeyen çıkışları ile birlikte savunmadan top çıkartırken sıfıra yakın hata ile oynaması beni çok mutlu ediyor. burada dikkat edilmesi gereken diğer nokta da carole, takımda yedeği olmayan tek oyuncu neredeyse. bu adam işini garanti görüp, hiçbir çalışma yapmayabilirdi ama riekerink bu tip bir salıverme, rahatlama durumunun da önüne geçmiş.

    ayrıca bir eksik olarak değil, ama bir beklenti olarak şunu söylemek istiyorum. dün podolski çıkıp da eren derdiyok sahaya girdiğinde hepimiz ileride topu daha fazla tutabileceğimizi düşündük. ancak bunun gerçekleşmesi bir yana eren neredeyse takımı on kişi oynattı. görülen o ki, galatasaray futbol takımı eren derdiyok ile oynamayı henüz denemiş ve sistemli hale getirebilmiş değil. hem orta saha oyuncularımız, hem kanat oyuncularımız eren'in özelliklerini, hücuma verebileceği katkıyı çözebilmiş değil. o yüzden planlı bir atak dahi geliştiremedik. örneğin podolski ile hücum yaparken, podolski orta sahaya doğru koşu yapıp, yarattığı boşluğa orta sahaları ve kanatları kaçırmayı deniyor. ama eren ile ilgili hiçbir varyasyon düşünülmemiş. belki de dün eren hiç sahaya girmeyecekti ama podolski'nin sakatlığı işi bozdu sanırım. sonuçta eren'den başka forvet oyuncusu alınmayacağına göre, acilen eren ile alakalı hücum varyasyonlarını denemeye başlamalıyız.

    son olarak takımdaki adam yiyen ön libero ve stoper eksiğini de dile getirdiği için, yönetimin kendisine kulak vermesi halinde, takımı geçen seneki halinden kurtarıp tekrar şampiyonluk adayı yapacağını söyleyebilirim. fatih terimlere, şenol güneşlere, mustafa denizlilere alışan ve başka bir futbol bilgisi olmayan türk basınındaki haşereleri da fazla dinlemez ve işini hakkıyla yapar umarım. iki kupa kazanmış ve takımı ileriye götürmeye çalışan bir hocaya dahi deli gibi saldırdıklarına göre, başarısız olsa ne yaparlar, ne söylerler, allah bilir. sonuçta onun şansı bizim şansımız, şansı da, bahtı da açık olsun hocamın...
  • 807
    (bkz: #1966980)

    en ofsayt entry'm ve hala aynı fikirdeyim. bunun bu kadar ofsayt olmasının nedeni de futboldan gerçekten çok anlamayan, romantik taraftarımız. yine iddia ediyorum ki ilk yarıya sorunsuz gelirse başarılı kabul edeceğim.

    herşeyi bir kenara bırakın en başta oynatmak istediği mentalitede sorun var. ısıran, tempolu bir takım kuramamış. hatta takım olmamış. kompakt oyun yapısı yok. resmen 6-0-4 oynatıyor. orta saha temposuz ve kopuk. bi kere en başta bu selçuk-sneijder ikilisi olmayacak. hatta belki ikisi de olmayacak. birbirleriyle hiç alakaları yok. tekrar izleyip dikkat ederseniz futbolcular resmen bekliyor. aynen prandelli dönemini hatırlatıyor izleyince. neden? çünkü sevimli hocam kontrollü oynayın demiş. top bizde kalsın demiş. top bizdeyken de uyuzlanıyoruz. sağa pas sola pas. rakipteyken de bekliyoruz. niye? hocanın mentalitesi bu çünkü. kontrollü oyun, top bizde kalsın. beşiktaş' ın bile 5-6 eksikli takımı topu aldığı zaman hemen kaleye gitmeyi düşünüyor. çünkü yerleştirilen mentalite o.

    sevgili sevimli riekerink hocam bu takım tarihinde hiçbir zaman bu mentaliteyle başarılı olamamıştır. dinle beni. bu kafadan vazgeç. bugün seni canım cicim diye sevenler yarın işler kötüye gitmeye başlayınca bu ne ruhsuzluk diye arkandan küfreder. bu oyuncular da iki dakikada seni satıverir. böyle de ikiyüzlüyüzdür haberin olsun. sevimli iyi bir insan olman tabi ki önemli ama futbolun doğrularını yap. elindeki kadro çok iyi olmayabilir ama bu kadar kötü, pasif top oynayacak bir kadro da değil. şu mental yapıyı değiştir hocam. saldıran, ısıran hareketli bir mentalite yerleştir. bak emin ol başarılı olacaksın. taraftar keyif alacak, sen de olduğun yerde kalacaksın.

    başarının gelmesi için yönetim ayağından tutun idari ve sportif anlamda pek çok kriter olduğunun farkındayım. dursun durduğu sürece de bu işlerin olmayacağını da biliyorum. ancak en başta hoca eksiğimiz vardı onu da kapatamadık.
  • 809
    altyapıdan gelen bir teknik direktör olmasının bu kadar mevzu olması sadece hasetten kaynaklanmaktadır. yıllardır teknik direktörlerin yardımcılığını yaptıktan sonra bir anda teknik direktör olanlar var. cevat güler, ismail kartal gibi. ya da hiç teknik direktörlük yapmadan doğrudan takım çalıştırmaya başlayanlar oldu, roberto carlos gibi. mesele futbolu bilmekse bu işin akademisyeni düzeyindeki adamlardır alt yapı antrenörleri. riekerink, şu ana kadar galatasaray'da doğru oyuncu tercihleri ve elemeleri yaparak takıma hakim olduğunu hissettirdi. elbette mükemmel teknik taktik kabiliyeti vardır yoktur diyemem şu an. ama ümitvarız.
  • 810
    takımda şu an olduğu söylenen tüm sorunlar, fatih terim gittiğinden beri var olan şeyler. mancini bile çözemedi bu sorunları. çünkü sorun teknik ekipte değil, futbolcu kalitesinde. takımımızda işleyen bölgeler bek ve hücum bölgeleri. orta savunmamız ve ön liberoların varlığı yokluğu belli değil. orta sahanın işlevsizliği nedeniyle savunma ve hücum hattımız arasında bağlantı tamamen kopuk. hücum organizasyonlarını bu yüzden geliştiremiyoruz, kendisinin bir planı olmamasından değil. başımızda adam gibi yönetim yok ki anasını satıyım. arkandayız hocam!
  • 813
    kendisinin iyi ya da kötü bir hoca olup olmadığını bilmiyorum. devraldığı galatasaray'ın da kendi tarihindeki en kötü performanslarından birisini gösterdiği malum. bu galatasaray'dan 13 maçta 2 kupa çıkarması aklımızdan geçen bazı fikirlerin doğruluğunu gösteriyor.

    -saha içi ve dışındaki futbolcu tercihleri (istediği transferler, gönderdiği oyuncular, maç kadrosu vs.),
    -takımla kurduğu iyi ilişkiler,
    -benimsediği sade ve olgun oyun yapısı (topa sahip ol, takım halinde savunma yap),
    -istekli ve başarıya aç oluşuyla futbolculara kattığı enerji

    işte bunlar galatasaray'a iyi geliyor. belki konyaspor'u çalıştırsa ligden düşürür bilemiyorum ama bildiğim tek şey galatasaray için doğru bir teknik direktör olması.

    ek olarak şunu da belirteyim. rijkaard, mancini, prandelli gibi isim yapmış teknik direktörler bu takımda başarılı olamadılar. skibbe, hamza, gerets, cevat güler gibi isim yapmamış teknik direktörler çok daha iyi performans gösterdiler. belki de riekerink'e bu kadar çabuk kanımızın ısınması bundandır.
  • 816
    kim ne derse desin, jan olde riekerink, bilgi olarak, enerji olarak şenol güneşi de pereira'yı da (pardon kendisi gönderilmişti değil mi) katlar.

    bunu aylar önce yazdığım için kupalara bakıp söylediğim zannedilmesin.

    bizde 13 maça çıktı ve ilk maçtan başlamak üzere takım takip eden her maçta bir tık üstüne koydu. özellikle son maçlarda takım tamamen değişti.

    iki kupada, iki rakip hocayı mat etmesi de ustalığının göstergesidir.

    aynen devam jor hocam. aynen devam et ve kimseyi dinleme. motivasyonun hep zirvelerde olsun. senin elinde sneijder, muslera, podolski, bruma, carole gibi dünya yıldızları var. sinan, linnes, tolga ciğerci, cavanda, serdar aziz gibi harika futbolcular var. bunlar başka hiçbir takımda yok.

    ön libero'ya tiote ya da muadili bir oyuncu aldır ortalık daha da şenlensin, millet takım görsün.
  • 817
    galatasaray'ımızı çalıştırma şerefine erişmiş son beş hocadan mancini ile birlikte beni umutlandıran isimdir kendisi. şüphesiz gelişi ile birlikte galatasaray'ımız üzerinde ki ölü toprağını üzerinden atmış ve yeniden derli toplu futbol oynayan bir takıma dönüşümüştür. kendsinden önceki 4 hocamızdan farklarını saymak gerekirse ;

    -fatih terim kadar kibirli ve gelişen futbola uyum sağlamakta sıkıntı çeken bir hoca görüntüsü çizmemiştir. aksine oynattığı futbol, daha doğrusu oynatmaya çalıştığı futbola bakarsak, günümüz futboluna fatih terim'ten daha yakındır. kibir konusuna gelecek olursak, bir çok futbolcumuzun demeçlerine baktığımızda riekerink'in oyuncuları ile iyi anlaştığını görebiliyoruz. tabi birde fatih hocam siyasi bir figürdü. riekerink çok şükür öyle biri değil.

    -mancini hocam kadar keskin bir adam değil. futbolcularını medyanın kucağına bırakmayı pek sevmiyor. basın toplantılarını daha kibar bir dille yapıyor her zaman. mancini hocam basın toplantılarında çabuk sinirlenen bir adamdı . bu yüzden kendisini çok yıprattı basın.

    -yabancı bir hoca olmasına rağmen kulübümüzün alt kademelerinde çalışmış olması kendisine türkiye süper ligi ve türk insanı hakkında bir fikir vermiş olacak ki, türkiye ligini biliyor bu adam. bu faktörde onu prandelli'den ayıran en önemli faktör.

    -aslında bu listeye hamza hoca ve denizli dedeyi koymak istemezdim. çünkü bu adamlar gerçekten gelişen futbola hiç ayak uyduramadılar. denizli dede üzerine çok konuşmaya gerek yok fakat hamza hocam gerek konuşmaları, gerek yerli çetesinin elinde oyuncak olması sebebiyle hiç bir zaman iyi bir teknik adam olamayacağını gösterdi. bursa'ya oynattığı oyunda ortada. tabi ki kendisine üç kupa için teşekkür ederiz ama üç kupa kazandıysan bunun yükünüde taşıyabilmek zorundasın. günümüz futbolunda duygusallık yok.

    velhasıl tabi ki daha konuşmak için çok erken ama riekerink hocam olumlu sinyaller veriyor. inşallah nefesi hızlı kesilmez ve ipi göğüsleriz. taraftar sana inanıyor hocam.
  • 821
    ön edit: bu entry'yi ekşisözlük'te görüp, oradan alıntı yapmadan kopyaladığım düşünülmesin diye: orada entry'yi paylaşan hesap da benim. aslında başta 3-5 satırlık kısa bir olde riekerink yorumu olarak başlamıştım, fakat yazdıkça diğer teknik direktörlerimizi de kapsayan uzun bir yazı halini alınca burada da mutlaka bulunmalı diye düşündüm. eğer iki tarafta da paylaşmam sıkıntı yaratıyorsa moderasyonun mesajla uyarması yeterli, oradakini veya bunu silebilirim.

    ***

    arkadaş bir yandan biliyorum burası türkiye ve türk futbolu, yarın üst üste iki mağlubiyet alınca bu adamı da kovacaklar, o yüzden çok da umutlanmak istemiyorum; ama bir yandan da ben yıllardır ilk defa taraftarın bu kadar sevdiği ve sahiplendiği, futbolcularla iyi ilişkiler kuran ama kimsenin de gözünün yaşına bakmayan, bir yandan da yönetim ne derse desin kendi bildiğinden şaşmayan ve gerçekten futbolun doğruları ne gerekiyorsa onu yapan bir teknik direktör görüyorum takımımda.

    skibbe ilk zamanlarda şiir gibi top oynatıyordu, ama takıma yeterince fizik gücü verememiş, yönetime karşı da güçlü duramamıştı. rijkaard gerçekten futbolun doğrularını, nasıl oynatması gerektiğini biliyordu ama türkiye gibi profesyonellikten nasibini almamış insanların sporculuk yaptığı bir ülke için fazla avrupai idi, takım üzerinde yeterince disiplin kuramamıştı. bülent korkmaz'a değinmiyorum, o teknik direktör bile sayılmaz. fatih terim tartışmasız bu takımın tarihindeki en başarılı hocadır ama gelin kabul edelim (üçüncü dönemindeki) ikinci şampiyonluğunda futbol namına hiçbir şey oynamamış tamamen bireysel yetenekler ve motivasyonla bir yerlere gelmiştik (2011-2012 şampiyonluğu başkaydı, o kadroyu avrupa'da izleyememek en büyük uktelerden biridir içimde), ayrıca bir futbolcuya taktı mı takardı kendisi, o oyuncu gözdesiyse ne kadar kötü oynarsa oynasın kesmezdi. forma adaleti yoktu yani hocanın. mancini zamanında uzun süre sonra sahada ne yapmak istediğini bilen bir takım izlemiştim ama maalesef o da motivasyon anlamında zayıftı, avrupa'dan elendikten ve cl için 2.liğin yeteceğinin kesinleşmesinden sonra takım maalesef kendini maçlara verememeye başladı. aynı zamanda belki şartlar öyle gerektirdi belki de yönetimden baskı vardı bilmiyorum ama takımı gençleştirme adına önemli transferler yaparken onları kadroya yerleştirme anlamında radikal hamleleri bir türlü atamadı.(örneğin formsuz selçuk'u birkaç maç kenara çekebilse işler çok başka ilerleyebilirdi ve taraftar da o dönem bunu istiyordu) halbuki 2.liğin de yettiği gayet uygun bir ortam vardı. prandelli'nin hala kötü bir hoca olduğunu düşünmüyorum ama bence kan uyuşmadı, gitmesi doğruydu, fakat bıraktığı takım da (en azından fizik güç olarak) anıldığı kadar da kötü değildi. hamzaoğlu ise ilk senesinde bu takımı moral olarak toparlayarak başarıya ulaştı ama ikinci senesinde yine takımın ruhunu koruyayım derken medya ve taraftar ile ilişkiler anlamında sınıfta kaldığını gördük.

    velhasıl, hepsinin artılarının yanı sıra bazı eksikleri de vardı. gelgelelim bu adama bakıyorum: gelir gelmez teşhisi koydu ve teşhisi koymakla da yetinmeyerek atması gereken radikal adımları attı (olcan ve -özellikle takımda forvet olmamasına rağmen daha kötü olamaz diyerek- umut'u kesmesi), takımın tekrar kenetlenmesini sağladı ve oyuncuların sevdiği bir teknik direktör oldu, diğer taraftan bunu oyuncuları rahat bırakarak değil de aynı zamanda onları sıkı bir şekilde çalıştırırken başardı, uzun zaman sonra herkesin mevkisinde oynadığı ve oyuncuların görevlerinin belli olduğu bir galatasaray izlememizi sağladı, ilk günden taraftarın güvenini kazandı ve taraftarı arkasına aldı, ve son olarak gerektiğinde yönetimle karşı karşıya gelmek pahasına da olsa gerçek fikirlerini ve transfer isteğini açık açık belirtmekten, kadronun yetersiz olduğunu söylemekten çekinmedi, hamza hamzaoğlu gibi kadronun yetersiz olduğunun farkında olmasına rağmen yönetime ve oyunculara şirin gözükmek için "yeterliyiz" demedi. üstelik bunu hiç tanınmadığı bir ülkede, medya baskısının yüksek olduğu bir takımda ve daha önce doğru düzgün a takım hocalığı tecrübesi bulunmadan başardı.

    şu saatten sonra başarısız olsa bile sırf yapılması gerekenleri yapabilen tek hoca olduğu için sabredilmeyi hak ediyor. zaten bu şekilde devam ederse bu sene olmasa seneye başarı gelir ondan da şüphem yok. böyle olunca da ister istemez umutlanıyorum, ama bir yandan da biliyorum üst üste 2 mağlubiyet alsa sosyal medyada (en başta şu an en çok destek verenler tarafından) asılmaya başlanacak, sene sonunda kupa alamadığı takdirde de eldeki kadronun yetersizliğine rağmen neler başardığına bakılmadan yollanacak. sonra yine aynı teraneler, 75 yaşındaki lucescu mu gelsin, 70 yaşındaki terim mi?..

    yine de taraftarız işte, umutlanmadan edemiyoruz. ne olur bizi bir kere şaşırtsa şu ülkenin futbolu ve galatasaray'ımız?
  • 824
    şimdi sizlerle yüreğinizi ibret ateşiyle yakacak, çenenizi japon animesindeki gibi yere düşürecek, bir amerikan gibi "nooo veeeyy" dedirtecek bir tespitimi paylaşacağım.

    hocanın isminin kısaltması ne?
    jor.
    peki hoca geldiğinden beri yaptığı en belirgin şey ne?
    çöpleri temizlemek.
    ingilizce'de çöpleri temizleyen kişiye ne denir peki?
    janitor.

    tesadüf mü?
    hiç sanmıyorum.
  • 825
    bu sezon için kadroda yapmaya çalıştıkları ile geçer not alan hoca. ama taktik bilgisi , devamlılığı , kriz yönetimi , motivasyonu konusunda henüz kapalı kutu olduğunu düşünüyorum.

    bir de iyi insan - iyi profesyonel ayrımını yapmak lazım. hamza'ya da bir süre bu "iyi" yaftası yüzünden kör gözlerle baktı uzun süre bazı insanlar. iyi insanlık , adamlık vs. öncelikli aradığımız şeyler değil. işini iyi yapan profesyonellere ihtiyacımız var. umarım bu güler yüzlü hocamız bu sene bizim de yüzümüzü güldürür.
App Store'dan indirin Google Play'den alın