resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:60
Uyruk:Romanya
  • 5252
    2 defa galatasaray teknik direktörlüğü şansı verildi ilk şansını 2004-2005 sezonunda liderin 4 puan gerisinde 3. tamamladı ve türkiye kupası finalinde fenerbahçe'yi 5-1 yenerek kupayı kazandı. sanırım ilk şansını iyi kullandı.
    ikinci şansında rezil 2010-2011 sezonunda kadıköy deplasmanından 3 gün önce göreve geldi. derbide fenerbahçeli taraftarlara dua ettirdi.*fenerbahçeyi elinden kaçırdı 0-0 berabere kaldı. bir başka fenerbahçe derbisi sonrası* görevine son verildi. ayrıca o maçta da milan baros 46. dakikada atıldıktan sonra gardımız düşmüş ve maçı son dakikalarda kaybetmiştik.
    sonuç olarak ikinci şansında batırmış diyebiliriz. o şans da 5 ay sürmüştür. ha şimdi diyeceksin ki prandelli ne kadar kaldı? prandelli'nin de o kadar kredisi malesef yok. malesef dediysem lafın gelişi.
  • 5254
    futbol adına sarf edilebilecek tüm övgü klişeleri ile örtüşecek nitelikteki futbol efsanesi. ilk şehir dışı maç yolculuğumun vesilesi kendisi olmasa da sahadaydı(bkz: 19 nisan 1989 galatasaray steaua bükreş maçı), 7 sene sonra transferi gerçekleştiğinde burun kıvıranlar, 5 sene boyunca rüyalarında bile göremeyecekleri mucizevi başarılara şahit olacaktı. "galatasaraylı olmanın dayanılmaz hafifliği" büyük oranda sayesinde oluşmuş durumdur.
  • 5257
    kendisinin öyle bir konumu var ki gözümde hamza hamzaoğlu'dan bile kötü olsa sabretmeliyiz derim. fanboyluk müessesesinden nefret eden biri olarak hagi fanboyluğu yaparım. bildiğin çirkinleşirim hagi'ye laf edenlere. anca şöyle bir 3 sene falan kötü gitmesi lazım ki kusura bakma iki gözümün nuru, ben de çok isterdim seninle başarıdan başarıya koşmayı ama maalesef olmuyor be diyerekten sarılarak ağlayıp*(u: :() severek ayrılalım derim. kaldı ki iyi bir kadro ile başarısız olacağını düşünmüyorum. hagi lan bu, boru mu? hangimizi sahada, futbol aklı ile mest etmedi? teknik direktörlüğü de gayet yapar. yaptığını da romanya'da ispatladı, adam daha ne yapsın?
  • 5259
    galatasaray sözlük’te dünyanın en kötü teknik direktörü olarak tanımlanabilen kahraman.
    yoktan, bakın bildiğiniz yoktan takım “yaratıp”, ülkesinin en dibinden başlayıp en tepesine çıkarmış birine, geçtim gheorghe hagi olmasını, şunu bülent uygun yapsa saygıda kusur etmem; edemem.
    çünkü ağır zeka sorunları veya futbolla ilgili hiçbir şey bilinmediğine delalettir.
    bu sözlükte bunu söylemek içinse ekstra ne olmak gerekir bilmiyorum.
    bunları da sakin yazıyorum aslında. çünkü ortamda söylese biri, bir bahane bulup dalarım açıkçası.

    azalarak bitesiniz inşallah.
    he hagi kötü hoca he.
    he add manager he.
    he genç romantikler he.

    çok kolay yazar yapıyorsunuz herkesi.
    gerçekten çok kolay.
    galatasaray sözlük’te yazar olacak insanda bazı niteliklerin var olması gerekir.
    bu kadar kolay olmamalı.
    sonra küfredenleri uzaklaştırmanız gerekiyor.
    küfretmeden nasıl anlatalım şimdi?
  • 5266
    yaklaşık dört buçuk saattir kendisi hakkında tüm yazılanları okumaya çalıştığım, youtube'de ne kadar video varsa izlediğim, kendisini anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldığı, galatasaray tarihinin en iyi futbolcusu. comandante!

    bana hagi'yi anlatın abiler! yetişemedim o jenerasyona. 96 doğumluyum. hafızamı zorlamaya çalışıyorum ama ne yaparsam yapayım olmuyor. bana onu anlatın. lütfen anlatın.
  • 5267
    bazen maçta stopere geçer, takımı geriden yönetir, kendisi de aktif dinlenme yapardı. sonra kimin yerine geçtiyse onu geri çağırır, kendi yerine gider ortalığı yakar yıkardı. ben hayatım boyunca böyle lider bir oyuncu görmedim. puyol vs tamam da hagi lider kelimesinin sözlük anlamıdır benim için.

    kendisinin anlatılamaz olduğunu sabri ugan bir golü ile özetlemiştir zamanında: (bkz: nasıl anlatalım şimdi bu golü size)

    yine, yeniden: allahımsın hagi..
  • 5268
    uefa kupası finalinde; arsenal'in afili isimleri karşısında takım bir ara bocalayıp topu savunmadan çıkaramıyorken, mahallenin en iyi oynayan çocuğu edalarıyla defansa gelip bir-iki çalım atarak "onlarda bergkamp, henry, overmars varsa sizde de ben varım" mesajıyla takımı ayağa kaldırmıştı.

    büyüklüğü, gol-asist toplamlarının ve diğer bilumum garip istatistiksel verilerin dışında ve üstünde bir büyüklüktü. mahallenin en iyi oynayan çocuğuydu. top onun değildi, oyun onundu.
  • 5269
    üç dört gün önce denk geldiğim mini bir hadiseyi anlatmak istiyorum kendisiyle ilgili. yazmayı düşünüyordum zaten, başlığı görünce pas geçmeyeyim dedim.

    akşam 6 buçuk falandı. sokak arasında mahallenin çocuklarından dördü kendi aralarında küçük çaplı bir maç yapıyorlar. yaşları en fazla 10, belki yoktur bile. hagi'yi izlemiş olmalarına imkan yok yani. kale direkleri kaldırım kenarları ve yumruk büyüklüğündeki taşlardan yapılmış. bir mahalle futbolu klasiği. palelerden biri sol ayağıyla kaleden kaleye* bir şut çekti ki aman be kardeşim, tam doksana. golü atan çocuğun sevinirken kurduğu cümle hagi'nin galatasaray tarihinde, türk futbolunda nasıl bir iz bıraktığını hatırlattı bana... bir kez daha:

    "off adaş ne vurdum ama hagi gibi attım, tam doksana!"
  • 5270
    monacoya astigi gol bir yana roberto carlos'u madara edisi an be an gözümün önünden gitmeyen olaganüstü futbolcu.

    kendisinin topu bacak arasindan gecirip ayaginin disiyla 180 derece ters istikamete attigi paslari bütün mahalle asfalt sahalarda calisirdik.

    koca bir mahallenin 7 8 yasinda bicirlarinin toplanip bunu yapmaya calistigini düsünün. öyle bir futbolcuydu iste.
  • 5271
    bu fakirin seyrettiği için hem de canlı canlı seyrettiği için kendini şanslı gördüğü bir adamdır.

    tek bildiğim topu sol ayağına alınca isterse kendi yarı sahamızda olsun 'ulan şut atacak' hissi uyandırırdı bende mesela.

    ve 'kazanacağız ne olursa olsun kazanacağız' hissi var bir de. atletic bilbao maçında tam maç bitti derken üstelik ortada pas atacak müsait kimse yokken topu çaprazda sürüp sürüp ve birden namluda kalan son mermiyi sallar gibi sallamasını asla unutmayacağım mesela.

    bu ülkeye o ana kadar rüyada görsek uyanıp besmele çekeceğimiz 2 tane avrupa kupası gelmesinde büyük rol oynamış, ligde 5 sezonun 4'ünde şampiyon olmuş, son yılında takımı anlamsızca satanların ve sabote edenlerin inadına son maça kadar şampiyonluğa inanmış bir cengavercesine savaşmasını unutmayacağım mesela.
  • 5272
    futbol zekası, sahadaki ağırlığı, oyun görüşü ve kazanma hırsı inanılmaz düzeydeydi.

    sadece galatasaray'ı değil, rakibi ve hakemi de yönetirdi.
    mesela hagi varken doğru koşuyu yapmak zorundaydın. çünkü sahanın her yerini görüyordu adam. galatasaray'da koşu yapması gerekip de koşmayan kim varsa azarlardı. senin yüzünden atağı, pozisyon şansını kaçırdık diye bağıra bağıra anlatırdı maçı izleyen herkesin önünde. götün yemezdi yapman gereken koşuyu yapmamaya. rencide olurdun çünkü. o jenerasyon o kadar iyi top oynadıysa, o kadar etkili bir takım olduysak fatih terim kadar saha içerisindeki hagi korkusunun da etkisi büyüktü.

    misal sinan gümüş'ü ya da bruma'yı ele alalım. hagi olsa bu adamlar doğru oynamak zorunda kalırlardı. bruma sadece ayağına top bekleyemezdi. onu yaptığı dakka hagi ne duruyon elin belinde amk, koşsana ileri ben atıcam o topu sana diye bağırırdı. sinan olsa ben it gibi koşuyorsam sen de koşacaksın diye üzerine yürürdü.

    baskı falan da yemezdiniz sahada hagi varsa. çünkü baskı yediğinde gelir topu alır, rakip baskıyı kırıp sana pozisyon yaratırdı. öyle hücum presle falan sahasına hapsedemezdiniz galatasaray'ı.

    bir de eksikliğini hissettiğimiz savaşçı melo var ya. o adam hagi'ydi. bağırır çağırır takımı ateşlerdi. rakip sert oynuyorsa o da sert oynardı. hakemleri öyle bir kontrol ederdi ki, hiç bir hakem dur galatasaray'ı sindireyim diyemezdi. çünkü saha içerisinde üstelik her maç tekrardan daha 10. dakikada herkesin saygısını kazanırdı. işte böyle bir adam "nabıyon amuakoyyum, o ne biçim düdük" diye sana çıkışınca hakem olarak da onu dinlemek zorunda kalırdın. collina olsan "keli olsa da kelinden öpsem hagi'yi diye iç geçirirdin."

    tekniği, şutu, cartı, curtu hikaye. bunları anlatırsam hagi'yi alex'le kıyaslayan dallamalar türer. saha içerisinde komutandı hagi. hem de sadece galatasaray'ın değil o sahadaki herkesin komutanı. boşuna elini sıkmıyordu hakemler oyundan çıkarken hagi'nin.
  • 5273
    bazı arkadaşlarımız biraz abartıp olayı fantastik boyutlara vardırıyorlar bence ama ziyanı yok. abartılmayı hak edecek bir adam varsa o da hagi' dir zaten bu ülkenin futbol tarihinde.

    ben de kendisini daha önce bir iki defa anlatmaya çalıştım ama bir de şöyle özetleyeyim. unutulmaz maçlar belgeselinde prekazi' nin monaco' ya attığı golün olduğu kısımda prekazi, eşinin olaya tepkisini anlatır; ''hatırlıyorum maçtan sonra eşim dedi... bugüne kadar inanamıyor... kendi demiş ki deli buradan ki vuracak o manyak mıdır... o uzaktan ki vuracak topa...''

    işte hagi rakip sahada topu aldığında biz ya da rakip takım taraftarları ilk zamanlar prekazi' nin eşi gibi düşünüyorduk ''bu manyak oradan vuracak?''

    tabii kısa sonra manyak değil de saf bir yetenek olduğunu anladık; çünkü hep vurdu, hep attı, hep atacağı izlenimini yarattı.

    prekazi için efsane olan şut, prekazi için bile efsane olan bir şut hagi için yalnızca bir şuttu hepsi o; https://www.youtube.com/watch?v=nKET88JBuXc
  • 5274
    her klasik 10 numara gibi koşmazdı. defansa katkısı sıfırdı ki okan, emre, tugay, suat gibi süper bücürler bunun için vardı. bazen sahada 10 dakika ismini duymazdınız. kendisini doğru zaman için saklardı. eminim ki sosyal medya çağında yaşasaydı tipik düşmanları olurdu. neyse ki insanın insan gibi yaşadığı son dönem olan 90'larda top oynamıştı. ve hak ettiği saygıyı dibine kadar gördü.
  • 5275
    80'lerin ilk yarısında doğduysanız ve galatasaraylıysanız, bir kahramandır gheorghe hagi.
    yolun yarısını devirdim; hâlâ böyle berbat başlayan pazartesileri, kendisinin, takım arkadaşları için basınla kapıştığı videosunu izlerim.

    https://www.youtube.com/watch?v=jQfiLQ0wBUY

    zor geçecek bir görüşme öncesi "hayatım boyunca maçlara karşımdaki rakip en fazla benim oynadığım takım kadar güçlü diyerek çıktım. hiçbir takımı küçümsemedim. hiçbir rakibi gözümde büyütmedim. sahada kimseye boyun eğmedim!" sözünü hatırlarım.

    sinirlerime hakim olamayıp birilerine atar yaptıktan sonra kendi kendime "oovvv çok sert çok sert çok sert cladi! neden cladi?" derim şu sahneleri hatırlayıp https://www.youtube.com/watch?v=rq-COfSe6vk

    işler çok kızıştığında ve kimse taşın altına elini sokmadığında "ya yapacağınız işe sizin..." diyerek tüm sorumlulukları üzerime alıp alayına gider bununla yaşayacaksınız moduna girer gözümü kapar ve bu mucizeyi düşünürüm https://www.youtube.com/watch?v=cacOZqp3u2c

    bir şeyi çok istiyorsam sürekli çalışır ve uygun anı kovalarım. uygun anın geldiğini hissettiğimde kafamdakini gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yaparım. https://www.youtube.com/watch?v=-zxOVblf8MM

    daha da uzar bu liste.
    bizim için bir kahramandır o.
    para veya mevki için galatasaray'ı satmadı; satmaz.
    kötü anmadı; anmaz.
    kariyerini riske etmesi gerektiğinde eder; sağı solu ayrı oynamaz.

    çok zordur anlatması.
    yaşayanlar birbirini anlar. sevenler birbirini tanır. askerler konuşmadan anlaşır.
    hagi varsa kafanız rahattır. nasıl ki takım sıkışıp topu hagi'ye attığında rahatlar; siz de yaşattıklarını hatırlayıp rahatlarsınız.

    gelmiş geçmiş en iyisidir o.
App Store'dan indirin Google Play'den alın