resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:60
Uyruk:Romanya
  • 5392
    bizim kaybettiğimiz maçın* ertesi günüydü. akşam evde illegal maç yayını yapan sitelerden birine "şikayet edecek içerik var mı bir bakayım" dedim, listede viitorul'un maçı vardı, bakarım biraz kafam dağılır dedim. maç başlar başlamaz hagi'nin takımı golü yedi. "ulan dün biz de yenildik, moralimiz zaten bozuk, yapmayın be, üzerimize gelmeyin bu kadar" diye düşündüm.

    neyse zaten işim de vardı biraz onları hallettim -bu arada maç 1 - 1 olmuş ve dakika 80 civarı- işimi bitirince de yine bilgisayarda yan sekmelerde başka şeylerle uğraşırken maçta sesler bi' arttı.* bizim takım gol atmış.

    hagimizin sevindiğini, onun yüzünün güldüğünü gördüm ya bir nebze de olsa benim moral bozukluğum da giderilmiş oldu.

    iyi ki varsın hagi!..

    düzenleme: sabaha kadar beynimin içinde hangi maç diye bir uğultu oluştu.*

    ahanda bu maç: (bkz: 19 şubat 2018 viitorul constanta botoşani maçı)

    http://www.mackolik.com/...l-Constanta-Botosani
  • 5951
    5 eylül 2021 galatasaray farul constanta maçının başından sonuna büyük hırsla sürekli oyuncularını uyardı. helal olsun gençlerle bir şeyler başarmaya çalışıyor. maç sonunda 10 küsür oyuncularının alt yaş milli takımlarda olduğunu, romanya'nın en iyi akademisi olduklarını söyledi. türkiye ve rumen pazarı diğer avrupa ülkelerine göre çok daha ucuz. bu büyük fırsat aslında anlayanabilene.
  • 6055
    adrian mutu için düzenlenen maçta attığı şutu şaşkınlıkla izlediğim efsanemiz.

    https://twitter.com/...QeyArqPHnrw-cn3m3N2g

    şurada hagi’nin top ayaktan çıktıktan sonra bileğinin şekline bakın. o topun havada ivme kazanışına bakın. vallahi imza şutu. hagi şu anda 85-90 kilo vardır, 57 yaşında malum. ya hagi’nin şuradaki şutunu aktif kadromuzda bulunan bir tane topçumuz çıkaramaz. antrenmanda denesinler o mesafeden kalçadan topu kaleye o ivmeyle yetiştiremezler. çok acayip bir şey bu. saf yetenek işte. yok yanında ali oynuyor yok sağında veli oynuyor falan her şey yalan, 57 yaşında 85-90 kilo fizikle gelip şu topu kalçadan çıkarmak kalite işte.
  • 5852
    efsane lakabının* isim babasının ebediyete intikal edişinin ardından söylediği sözler şu şekildedir:

    --- alıntı ---

    futbol ve tüm insanlık için yas günü... adaletsizce ve hızlıca kaybolan bir dahinin ölümünden büyük üzüntü duyuyorum. huzur içinde uyu, tek, diego maradona!

    --- alıntı ---

    https://www.facebook.com/...ts/3436206919749047/

    allah sana uzun ömürler versin el commandante!
  • 6021
    21 yıl önce bugün, galatasarayımızda futbolculuk kariyerini sonlandırmış efsane.

    bazukacı.

    zamanında başka kulüplerin 10 numaralarıyla falan kıyaslanınca darlanırdım, tepki verirdim. şimdi futbol kamuoyunun profiline bakınca gülüp geçiyorum. yaşça olgunlaştım galiba.

    seni edirne'den öteye geçemeyenlerle kıyaslayanlar utansın.

    seni canlı izleyemeyenler üzülsün.

    sen ali sami yen'de bilbao'nun kalecisine fizik kurallarını sorgulatırken,
    monaco'da süper kupa finalinde roberto carlos'u rencide ederken,
    san siro'da tüm milan takımını uyutup hasan şaş'a orta sahadan asist yaparken,
    biz heyecandan, mutluluktan çıldırıyorduk.

    ömrümüze güzellik kattın koca aslan. iyi ki varsın.
  • 5283
    genç arkadaşlarımızın "hagi'yi çok merak ediyorum, bize anlatın" yazdığını görünce ben de elimden geldiğince anlatmak istemiştim ama gerçekten de benim türkçem, dil bilgim, anlatma yeteneğim bu işi yapmak için yetersiz kalır.

    ben mesela wesley sneijder'in hagi'den sonra türkiye'de yapılmış en zor transfer olduğunu düşünüyorum.(28 yaşında hala çok ciddi bir piyasası varken)

    fakat bu transferlerin zorluğu için bir puanlama yaparsam hagi 10 ise sneijder 5'tir.

    hagi'nin galatasaray'da yaptığı iş, maradona'nın napoli'de yaptığı işe bir bakıma benzer. galatasaray ligde napoli gibi bir takım olmamıştır hiçbir zaman ama fenerbahçe'nin türkiye ligi'ndeki hegemonyasını kıran ve bitiren kişi hagi önderliğindeki o efsane kadrodur.

    mesela hagi geldiğinde 13'e 10 fener lehine olan şampiyonluk sayılarında 2000 yılında 14'e 13 öne geçen taraf olduk.

    198o'lerin sonunda başlayan avrupa serüvenimiz, hagi ile birlikte dünyanın bir numarasına çıkarak taçlanmıştı.

    https://img-s1.onedio.com/...d17df72af47d087.webp

    kaybetmeye asla tahammülü olmayan, yaptığı işe son derece saygılı ve futbolu bırakırken hala 90 dakika maç çıkarabilecek kondisyonu varken artık antrenmanlardan sıkıldığından, bunladığından "kal sadece 45 dk oyna" teklifini bile işine olan saygısından kabul etmeyen bir futbolcuydu. yani sahada yürüyerek 40 yaşına kadar rahat rahat oynayabilirdi ama bu onun karakteri değildi.

    http://www.webaslan.com/.../07/31/1agustosB.jpg

    şu haberin inanılmazlığını, tarif edemiyorum size. şimdiki gibi sosyal medya mı var? spor haberlerine ana haber bülteninden sonraki 3 dakikalık spor haberlerinden ulaşıyoruz. bir de bulabilirsek gazetelerin son sayfasından.

    kendisini canlı izleyebildiğim için son derece şanslıyım ve bize yaşattığı her şey için de ölene dek minnettarım.

    http://www.sormam.net/...ent/uploads/hagi.jpg

    http://cdn.ntvspor.net/...636WA.jpg?&w=940

    (bkz: başka bir şey yok kardeşim en büyük galatasaray)
  • 5660
    öyle bir oyuncu ki birisi çıkıyor, bu adamın 15 numaralı formayı giydiğini söylüyor ve belgelemek için o forma ile attığı bir golü paylaşıyor. tarihin tozlu raflarından bir anektod yani alt tarafı ama paylaşılan gol puscas ödülüne aday olur.

    hani tesadüf eseri bulunup paylaşılan görüntüde bile adamın yaptığı iş anormal.

    https://www.instagram.com/p/B3J5r2Hjc1H/
  • 4929
    çocukluğumdan beri işkembe çorbasına bayılırım... her kurban bayramında anne ocağında kurban edilen dananın işkembesi önce anneannem tarafından adeta küçük bir mezbahaya dönüştürülen alaturka tuvalette kaynar suda bembeyaz oluncaya kadar defalarca temizlenir, sonra da dedem tarafından küçük küçük doğranarak çorba olarak hazırlanmak üzere hazır edilirdi... güzel günlerimiz tabi onlar; sanki işkembe kendi kendine geliyor, temizleniyor, doğranıyor ve çorba yapılıyor bana da sadece içmesi kalıyor... yalnız da değilim hani, en başta beni bu illete alıştıran dayım baş rolde...

    bir bayram dedem kendince bir karar almış, büyükçe kestiğinden herhalde çiğnemesi zor oluyor diye düşünerek üşenmemiş işkembeleri normalden çok daha küçük doğramış ama öyle bir boyuttalar ki ne dişe geliyorlar, ne de boğazdan rahatça geçiyorlar... ben de çocuk aklıyla zevzeklik edip gittim bunu söyledim, adamcağız "daha keyifli içersiniz diye yaptım, bir daha yine eskisi gibi yaparım" dedi, nasip olmadı... ondan sonraki bayramlarda en başta anneanneme çok zahmet oluyor diye kurban parasını bağışlar olduk, bilirsiniz ya işte sizin adınıza kurban kesilir, derisi bağışlanır ve etleri dağıtılır, en son da ufak bir miktar eti kavanoz içinde yollarlar... velhasılıkelam, bir daha anneannemde işkembe içemedim, en güzel yerde alıştığım o çorbaların tadını da bir daha hiçbir yerde bulamadım. şimdi orada ya da burada, nerede içersem içeyim ya çok yağlı olduğundan midemi ekşitir, ya da lezzeti iyi olmadığından çocukluğumdaki o keyfi tadamam... o efsane çorbalara vedam da buruk olduğu için hep bir pişmanlık, üzüntü duyarım. keşke dedem nasıl keserse kessin o çorbayı yine içebilseydim, çok isterdim...

    gheorghe hagi de bizim için sanki bu hikayemdeki işkembe çorbası gibi işte, en güzel zamanlarda rahat rahat sanki bir gün hiç gitmeyecekmiş, futbolu bırakmayacakmış gibi izledik durduk doya doya tadını çıkardık, hatta uefa finalindeki kırmızı kartını bile dert etmedik ama bir gün gitti; gitti ve onun gibisi bir daha asla gelmedi... meğer ne kıymetli, ne efsane günlermiş onlar da haberimiz yokmuş, anlayamadık... allah'ın sevgili kuluymuşuz ki sonrasında teknik direktör oldu bize, hem de iki kez... evet belki futbolculuğundan aldığımız o büyük hazzın aynısını bulamadık ama aslında güzeldi yine bir şekilde ona ulaşmak fakat çok eleştirdik, zevzeklik ettik belki de... keşke daha iyi teknik direktör olsaydın hagi, keşke kulübede o kadar fevri olmasaydın, daha iyi oyuncu değişiklikleri yapıp daha iyi oyuncuları takımımıza katsaydın, keşke, keşke, keşke... bir gün gitti, eleştiriler de bitti, artık hayatta gelmez işte gerçekten bitti galatasaray'daki uzatmalı hagi devri... evet şimdi kendisini çok özlüyorum ve şayet eleştirmişsem de pişmanlık duyuyorum. şu anki hocamızdan kötü yönetmezdi takımı ya, ama hagi olsa bir başka destek verir, bir başka pozitif sahiplenme yaşardık, belki de hep bir kenetlenirdik biliyorum ama olmayacak işte... olmadı da zaten beraber gördük işte o günleri...

    affet beni dede, affet beni hagi...
  • 5662
    kendisinin ülkemizde oynadığı dönemlerde sabit numara sistemi olmadığından yedek başladığı maçlarda farklı numaralar giymesine karşın ilk 11 çıktığı maçlarda 10 numarayı sırtına geçiren efsanemiz. (o yıllarda ligimizde sahaya çıkan oyuncular 1'den 11'e kadar olan numaralı formalarla sahaya çıkar, yedekler de 12-18 arası formalar ile oyuna dahil olurlardı.)

    kendisinin kazanmamızda büyük emekleri olduğu uefa kupası sonrası ülkede futbolun çehresi değişmiş, sabit numara sistemi, yıldız sistemi, sırta numara ile birlikte isim yazmak gibi olaylar türk futbolu ile buluşmuştur.

    nasıl ki jupp derwall ülkenin futbolunun temellerini inşa edip avrupai oyun ve idman tekniklerini ülkemize getirmişse hagi de ligin marka değerini bir kaç gömlek yukarı çıkarmıştır. ne mutlu ki ikisi de birer galatasaray efsanesi.
  • 6348
    hagi çok büyük futbolcuydu. bir onu canlı izlediğim için, iki onun zamanında sosyal medya olmadığı için çok şanslıyım. düşünüyorum da o zamanlar sosyal medya olsaydı, hagi takım arkadaşlarına çok el kol haraketi yapıyor, kaptırınca faul yapıyor yada arkadaşlarına kızıyor diye eleştirilirmiydi.

    edit: azmimertcelik hatırlattı, uefa kupası finalinde adams'a sırtından vurduğu için kırmızı kart gördüğünde, young boys maçında muslera’ya söylenenler, hagi’ye söylenirmiydi?
  • 4648
    çanakkale zaferi'nden sonra dönemin ingiltere başbakanı loyd george şöyle der:''dünyaya her yüzyılda bir dahi gelir. bu yüzyılın dahisi maalesef türklere nasip olmustur. o da mustafa kemal atatürk'tür.

    bu söz dünya futbolu için de geçerlidir ama yüzyıl değil de bana kalırsa 15 yıl civarıdır. ne mutlu ki o dahi de galatasarayımıza nasip oldu. kumandan, dünyada sadece tek olan ve en prestijli kupa olan milenyum kupasını kazanacaktı, arkasında koca bir milletle beraber.

    öncelikle kısa kısa hagi'nin bizden önceki kariyerine ve her şeyden önce yaşamına değinmek isterim.

    takvimler 5 şubat 1965'i gösterdiğinde, săcele köyü, belki tüm olacaklardan habersiz bir efsanenin doğuşuna tanıklık ediyor. iki ablasının ardından ailenin tek erkek çocuğu oluyor hagi. zekasının ilk belirtilerini, çevresi daha küçücük bir çocukken anlıyor. ve... bir hayat bazen ufacık şeylerle değişebilir. bazen bir ufak araba, bazen bir kitap, bazen bir futbol topu. takvimler 1971'i gösterirken yani kumandan 6 yaşındayken annesi chirata; ona bir futbol topu alır. bu hediye efsanesin doğuşunda ilk basamaktır. daha sonrasında hagi'nin hocaların hocası olarak tanımlayacağı josif bukossi ile tanışır. genç hagi, artık kararını vermiştir. futbolcu olmak için dönüşü olmayan bir yola girer. üstün zekası, dönemine damga vuracak bir top tekniği ve her şeyden önemlisi üst düzey çalışma ahlakı ile genç hagi; basamakları teker teker çıkar. ilk profesyonel takımı ise farul constanţa(köstence) olur. daha 17 yaşında romanya birinci liginde ilk onbir oynama başarısı göstermiştir.

    1983-1984 sezonunda sportul studenţesc takımına transfer olarak orada 108 maçta 58 gollük katkı verir. 1987'nin yaz aylarında ülkenin ve o dönem dünyanın en iyi kulüplerinden olan steaua bükreş' e geçer kumandan. rumen devinde 3 sezonda 97 maça çıkıp 76 gol atar. ayrıca yaptığı sürüyle asist, o dönem asist sayımı henüz yapılmadığından istatistiki detaylarda yer alamaz. 1990 yılında bu sefer ispanyol devine transfer olur. real madrid'e... ilk sezon bekleneni veremeyecektir kumandan. yönetim yolları ayırmak ister nitekim hagi inat eder ve bir şans daha verilmesini talep eder madrid yönetiminden. takımda kalan hagi o sezon real madrid'in en iyisi olur ve 40' a yakın asist ile oynar. madrid kariyerinde toplamda 15 gol ve 47 asisti vardır.

    sene sonunda bu sefer hagi, madrid'i istemez ve lucescu faktörü ile brescia'ya geçer. orada kaptanlığa kadar yükselir. brescia tarihinin en büyük başarısı olan italya kupasını kazanır. yaz döneminde dünya kupasının en iyi performansını gösterecek ve cruyff tabiri caizse barcelona'ya gelmesi için kumandan'a yalvaracaktır. 2 sene de barca macerası olur. cruyff ile anlaşamaz ve takımdan ayrılmak ister.

    galatasaray'a transferi

    serbest kalır hagi. bonservisi elindedir. menajeri becali takım aramaya başlar efsaneye. dönemin galatasaray yönetimine de bu bilgi iletilir. önce ya yok, hagi bize gelmez denecek, ardından ise menajeri ile görüşülecektir. menajeri çok büyük bir yıllık ücret ister. bonservisi yok, bu parayı hagi'ye verin der. yaz ayları kıran kırana pazarlıkla geçecek, medya ise yönetimi topa tutacaktır. 31 yaşındaki hagi için çok sert ifadeler kullanılır. yaşlı olduğu için burun kıvrılır.

    bir gün galatasaray yönetimi, fatih terim ve medya çalışanlarının olduğu bir yemek esnasında başkan faruk süren' e hagi transferi konusunda bilgi gelir. arada 1 milyon dolar fark vardır. yani hagi ve becali; yönetimin verdiğinin 1 milyon dolar fazlasını istiyormuş diye haber gelir. ee tabi kalabalıkta iletişim kurmak zor oluyor, haberi alan fatih terim, bir peçeteye şunları yazacaktı:` başkan, gerekirse benim maaşımdan 1 milyon dolar kesin, hagi'ye verin. yeter ki bu iş bitsin.`

    1996 yazında efsane, galatasaray'a resmen transfer oldu.2001'de ise futbolu burada bıraktı.

    şimdi önemli bir detay daha var bu konuda:

    hagi 2001 senesinde galatasaray formasıyla jübilesini yaptıktan sonra, inter ve real madrid; hagi'yi transfer etmek için yoğun şekilde uğraşır. hagi ise, galatasaray'ı çok sevdiğini ve futbolu burada bırakacağını söyleyerek bu teklifleri nazikçe reddeder.

    galatasarayımızda 110 maçta 59 gol atıp, 51 asist yapar. yazının başında da dediğim gibi dünyada eşi benzeri olmayan milenyum kupasını kulübün müzesine getiren belki de en büyük faktördür. kazanan ruhlu, savaşçı ve vefalı bir futbol profesörüydü hagi. onun hakkında çok daha fazla yazılabilir. bizleri çok ağlattı hagi, ama hep mutluluktan ağlattı. yıllarca onun gibi birini aradık durduk. wesley sneijder geldi 12 yıl sonra. ancak kabul etmeliyiz ki ne sneijder ne de bir başkası onun yerini alamaz. alamayacaktır da. çünkü en hasta galatasaraylılardan bile daha çok sevdi galatasaray'ı. sahada terinin son damlasına kadar mücadele etti. bizleri ayrıcalık sahibi yaptı. onun giydiği 10 numaraya bence çok fazla değer göstermedik. 10'un müzede kalması gerekirdi, sahada olmadık adamların sırtında değil. 2005 ve 2011'de tekrar buluştuk belki ama tekrar buluşmayı kim istemez ki. varsın başarısız olsun. o bize belki bir daha asla ulaşamayacağımız bir başarı getirdi. onun hakkını ödeyebilir miyiz? hep zor dönemlerde yanımızda oldu. asla görevden kaçmadı.

    o'na karpatların maradonası denilmesini hiç sevmeyen biri, düşünebiliyor musunuz? çoğu otorite tarafından dünyanın en iyisi kabul edilen maradona'ya benzetilmeyi sevmiyor. çünkü o tek, o hagi.

    bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şey senin hırsın, azmin, kendi içindeki savaşın.

    tekrar buluşmak üzere kaptan. bu takımın gerçek efsanesi, gerçek kralı, gerçek kumandanı...

    futbolcuyken kaldırdığın o kupaları bir gün teknik direktör olarak da kaldıracaksın eminim. hep o günü bekleyeceğim aslan yüreklim...

    http://i44.tinypic.com/2j5kx0o.jpg
App Store'dan indirin Google Play'den alın