• 14601
    fatih terim'i sevmeyen yazarların başka takımlı oldukları ithamlarına maruz kaldıkları sözlük. ya fatih terim'i sevmeyenlerin asla galatasaraylı olamayacağına inanılıyor, ya da mevzu aslında galatasaraylı olmak değil.

    bir de şunu eklemek isterim: benim düşünceme göre eğer sözlükte nitelik eksiği varsa niteliksiz entry'lerin silinmesi; üslup problemi varsa da yazarlardan üsluplu entry yazmalarının beklenmesi yerine bu üslupsuz entry'lerin silinmesi gerekiyor. denetim mekanizması katı olmasaydı almanya bugünkü almanya olamazdı. yani eğer biri benim de dahil olduğum kesime hakaret ederse, ben de karşılık olarak ona hakaret ederim. bunun önüne geçmek için yapılması gereken, en başından hiçbir yazara başkasını aşağılama şansını vermemektir. bu benim şahsi çözüm önerimdir; gönüllülük esasına dayanan moderasyon, kendi özel hayatı dolayısıyla bunun için gerekli emek ve zamanı harcayamayacak durumda olabilir, buna saygı duyarım. ancak yazarlardan kendilerini düzeltmelerini beklemek; değil türkiye şartlarında, dünya şartlarında bile gerçekçi olmaktan çok uzak.
  • 14602
    sayesinde akbaba'nın 20/21 sezonunda bizi şampiyonluğa oynattığını öğrendiğimiz sözlük.

    ayakta duracak hali olmayan, her maç bizi eksik oynatan, skor ihtiyacı varken arkadaşının elinden topu leş bir penaltı kaçırarak farka engel olan akbaba.

    fatih terim'e toz konduramayan bir kitle var eyvallah ama azıcık vicdan. göz var izan var.

    edit: okudukça insan sadece üzülüyor. skor taraftarına evrilmiş bir kitleye dönüşmek acı. sahada yürüyen seni eksik oynatan adam son dakika kaleciden seken topu boş kaleye vurduğu için seni şampiyonluğa oynatmış oluyor neden tabela yaptı. akbaba’nın kendisi bile böyle bir şey söyleyemez halbuki.

    yine beşiktaş maçında 90 dakikanın 89 dakikasını kusursuz oynayan, maç boyunca tüm tehlikli atakları kesen, rakiba hiç hava topu vermeyen, rakibin ve ligin en iyi forvetine nefes aldırmayan dama yine bir pozisyonda tek başına atak kesmeye çalışırken topu uzaklaştıramadı ve golü yedin. sonuç kötü stoper. neden tabelaya yansıdı. ama soran yok takım arkadaşları nerede? bu oyun bir takım oyunu. aynı yükü ramos’a yüklersen aynı hatayı o da yapar.

    sözün özü maçlarda sadece skor tabelasına bakarak oynanan oyunu es geçerek futbol yorumlamamak gerek.
  • 14605
    körü körüne hareket etmeyen, realist ve objektif olarak düşünmeye çalışan yazarların da bulunduğu sözlük. sonuçta ezbere yorumdan ziyade, gördükleriyle de kafalarda düşünceler oluşabiliyor. düşünceler ya da tahminler her zaman doğru çıkacak diye bir şey yok. herkes yanılabilir. :) bu demek değildir ki buradakiler galatasaray'ı son düdüğe kadar desteklemeyecek.
  • 14610
    yazarların son dönemde birbirinin ne düşündüğüyle çok fazla ilgilendiği sözlük.

    arkadaşlar düşüncenizi kurallara uygun olarak yazın sonra okumaya geçin, neden herkesin sizin gibi düşünmesini isteyip geriliyorsunuz ki? sakin olun az bu bir ölüm kalım olayı değil. bir konuda en doğrusunu siz biliyorken, başka bir konuda da en yanlışını siz söylüyor olabilirsiniz bunu göz önünde bulundurun. biraz düşüncelerinize hata payı bırakın lütfen.

    ötekileştirici, insanların kalbini kırıcı, galatasaray değerleriyle alay edici, kişisel sınırları aşan, rakiplere malzeme veren entryler girilmediği sürece kimseye müdahale edilmemesi taraftarıyım.
  • 14613
    1 aralık 2011'den beri gururla buradayım fakat ilk zamanları, aldığım keyfi mumla arıyorum şu an.

    eskiden karşıt düşünceleri ufuk açıcı bulur ve keyifle okurdum.
    ama artık içerisi nefret ve düşmanlıkla dolu, örülü.
    akil bir şekilde ifade edilen eleştiriler ve karşıt düşünceler malesef bir elin parmaklarını geçmiyor.
    o yüzden günden günde kötüye gitmekte.

    allah var bu platformda çok güzel insanlar tanıdım, hayatıma kattım.
    her gün kounuştuğum arkadaş ve dostlarım oldu. rakı masalarımız, kombine buluşmalarımız, oyun gecelerimiz, ayak üstü spontane biralarımız...
    ve sadece onların varlığı ve hatırına sözlüğe zaman ayırıyorum; mağlubiyet zamanları uğramıyorum bile. -ki eskiden mağlubuiyet zamanlarında daha çok girerdim, maçlar esnasında fark etmediğim eksikleri okuyabilmek için-

    neyse, velhasıl kelam sözlük eskiye, biz deliye dönsek ne güzel olur ama çok fazla ümidim kalmadı.
    hayırlısı.
  • 14614
    dönem dönem "ekşi" modlu kullanıcıların aktif olduğu ancak sözlüğü "ekşitemedikleri" için sıkılıp gittikleri platformumuz. işte tam da o sıkılıp gittikleri zaman öyle güzel oluyor ki buralar. kaosçu, "hür fikri" saygısızlıkla karıştıran, tek doğrunun kendi düşünceleri olduğunu zanneden, maç öncesi peydah olup maç sonrası oraya buraya molotof atıp sonra yine karanlık gölgelere karışanların "sıkılıp gitmelerini" iple çekiyoruz.
  • 14616
    son bir yıldır, her maç doksan dakika bitmeden, hata anında demoklesin kılıcı gibi sporcuların, teknik kadronun başına eleştiriler yağdıran güzide sözlüğümüz. maç saatleri kapatılsa keşke. (bkz: 12 ağustos 2021 st johnstone galatasaray maçı)

    doksan dakikanın tümünü görüp öyle yorumlar yapılabilse çok daha kolay olacak her şey.
  • 14617
    son zamanlarda fatih terim karşıtlığının arşa çıktığı sözlük. özellikle bu sezon açılışında durum daha vahim bir hale geldi.

    "fatih terim eleştirilemez" ifadelerini kullanan birileri sanki burada mevcutmuş gibi, olmayan bir güruh, söylenmemiş sözler üzerinden eleştiriliyor. hocayı eleştirenler yeterince eleştiremiyorsunuz, azıcık daha sert eleştirmeniz lazım diye baskı altına alınıyor.

    türkiye siyasetini galatasaray teknik ekibi yönetimiyle özdeşleştirme psikozuna düşmüş saçma sapan bir topluluk var türkiye'de. bunlar önce ekşi'de yazmaya başladılar, anahtar kelimeleri biatçılık. hocaya "canım ciğerim" yazmadan eleştiri yapılamıyormuş. bu mahalle baskısıymış, faşizmmiş. hadi ordan. sen gidip emre belözoğlu'nu çok sert eleştiriyorsunuz, onu öyle eleştiriyorsanız, hagi'yi bülent korkmaz'ı da eleştirmemiz lazım diyeceksin, sonra gelip hocayı yeterince eleştiremiyorsunuz diye algı yapacaksın.

    burası galatasaray sözlük. burası özgür bir ortam. isteyen fatih hocayı sevdiğini belirtir, isteyen sevdiğini belirtip eleştirir, isteyen körü körüne eleştirir, isteyen nefret ettiğini ve en iyi oyunu oynatsa da bu takımın başında istemediğini belirtir. ama algı çalışmaları yapacak olanlar gidip lağım çukuru ekşi'de oynasın. iki dakika galatasaray okumaya geliyoruz, sokak röportajlarındaki dayılar tandansında tiplere maruz kalıyoruz. evet evet dayılar, tam ters konumda yer aldığınızı düşündüğünüz o dayılar, gs sözlük özelinde siz oluyorsunuz kusura bakmayın.
  • 14619
    buradaki bir çok renkdaşımdan yaşça büyük sayılırım.
    o yüzden bir küçük ricada bulunmak istiyorum.
    2021-2022 sezonu yaz transfer döneminin bitmesine 25 gün var.
    daha transferler gelecek, gidecekler olacak. takım yavaş yavaş oturmaya başlayacak.
    en azından transfer dönemi bitene kadar hepimiz baltalarımızı belimize koyup beklesek?
    eleştirmeyelim demiyorum ama biraz dozunu azaltsak hepimize iyi gelecek.
    transfer dönemi biter, takım oynamaya başlar. eğer işler istediğimiz gibi gitmezse o zaman hep beraber gömeriz.
  • 14620
    müslümanlar için, allah kitap aşkına;
    hristiyanlar için, yüce isa aşkına;
    budistler için, siddhartha aşına;
    maymuna tapanlar için; muz aşkına;

    nolur sözlükte nefretiniz ve kininizden beslediğiniz algıları kasmayın yahu.
    örneğin, hocadan nefret ediyorsan her entry'inde bu nefreti üstüne basa basa belirtmek zorunda değilsin.
    bütün ağırlık merkezini, sözlerini, altyapının nolur buna göre kurma.
    yani bugün yarın mide yanması diye bir başlık açılsa, aşağıdaki entry'in girileceğine eminim.

    başlık mide yanması;
    bu sabah kahvaltıyı poğaça ve meyve suyuyla yaptım ve göz göre göre bu olaya davetiye çıkardım.
    zaten florya'da da kahvaltıları böyle yaptırıyor fatih terim.

    ben de hayatta belki de yolu yarılamış* bir renktaşınız olarak şu yaşıma kadar nefret ve negatifliğin hiç bir faydasını görmedim.
    polyanna da olun demiyorum tabii ki.
    ama olmayacak, belki de yaşanmayacak kötü senaryolar için enseyi şimdiden karartmak neden?

    biraz sakinlik, dinglinlik hepimize iyi gelecektir.
    inanın.

    edit: imla
  • 14622
    içerisinde bol miktarda diğer takım taraftarını barındıran sözlüğümüz. yönetimin bu konuda acil olarak net hamleler yapması gerekiyor. dün akşam hocayı "şutlatmak" isteyen birilerini görünce daha çok emin oldum. kimse dokunulmaz değildir eleştirilir ama sen galatasarayın yaşayan efsanesine böyle yakışıksız kelimeler söyleyemezsin ki galatasaraylıyım diyen biri asla böyle bir üslup tutturmaz.
  • 14623
    şimdi nickini hatırlamadığım aklıevvelin teki zamanında umutsuz konuştuğum bir maç öncesi özelden anlamsız bir şekilde ulaşıp saçma bir soru sormuş; sorunun saçmalığına istinaden kestirip atma isteğim sebebiyle fenerbahçeliliğime kanaat getirmiş ve hiçbir şey söylemeden engellemişti.

    sözlük içi trol olabilir, münafık olabilir ama rakip takım taraftarlığıyla itham etmek bu kadar kolay olmamalı. sözlüğe üyelikte iq seviyesi ölçen gerçekçi bir teknoloji olsa bu tarz art niyetli kekolardan ari daha rahat bir oluşum içinde olacaktık.
  • 14624
    algı çalışmasının nasıl yapıldığını merak ettiğim sözlük. mesela arda turan ısrarla 11 oynatılmıyor da, oynatılıyor diye yalan söylenerek mi algı yapılıyor? takım harika oynuyor da izlemeyenlere tam tersi mi deniyor? rakip takımlı suçlaması bitti, "algı" suçlaması başladı. bunu en son twitter'da aktroller diline dolayıp her şeye "algı yapmayın" diyorlardı. köy takımını bir zahmet yendik * diye pembe masallar mı anlatalım? tamam yıkıcı olmayalım elbette ama sözlük başlığında kişisel rahatsızlıkları genel bir huzursuzluk gibi yansıtmaya da gerek yok.
  • 14625
    yine sözlüğü bir konuda eleştirmek lazım. ne yazık ki sözlükte linç kavramı nedir, ne değildir yanlış anlaşılmış bir halde. lincin tanımına baktığımızda bir grubun kendilerince suçlu bulduğu kişi, kişiler veya kurumları adil yargılama hakkı, kendini anlatma hakkı, varlığının devam etme hakkını yok sayarak müdahale etmesi ve mümkünse o ortamdan sujeyi yok etmesidir. bu galeyana gelmiş halk toplulukları olunca linç edilenin ölümüyle bitmesi olasıdır.

    örneğin kemal kılıçdaroğlu'nun başına gelen budur. orada bir grup insan kemal kılıçdaroğlu'nu suçlu birisi olarak görür ve bu duygunun tatmin edilmediğini ve edilmeyeceğeni bildikleri için kendileri devreye girerler. orada kemal kılıçdaroğlunu öldürmek istedi o gurup. korkunç sanrıları vardı. sanrıları doğru olsa dahi hak hukuktan bir haber oldukları için sanrılarının sebebi olan her şeyin fikir özgürlüğü kapsamında olduğundan bir haberler. medeniyetten yoksun oldukları için bu bir anlığına doğru kabul ettiğimiz sanrılar fikir özgürlüğü kapsamına girmese bile burada müdahale hakkının onlarda olmadığını bilmiyorlar.

    bunu internet ortamına getirdiğimizde aslında tanımın dışına çıkmış oluyoruz. internet linçleri aslında bir linç değildir. yapısına uymaz ama ruhunda benzerlik var. o yüzden ister istemez bu kelimeyi kullanıyoruz. internetteki linçlerde de insanlar sujenin yok olmasını istiyor ama kafasına taş atamıyorsunuz. öldüremiyorsunuz ama taciz ediyorsunuz. bazen cancel culture ile kesiştiğini düşünmüyor değilim ancak bu bambaşka bir konu ve çok kişisel bir analiz. tabi burada cancel culture'ın belli bir açıdan bakıldığında üstte olana zayıf bireylerin bir bütün halinde kalarak (halk) karşı çıkması. neyse konuya dönelim.

    internet linci kavramının asıl linç kavramına göre daha sulandırılmış bir hadise olması yüzünden belli bir kitleden eleştiri alan herkes linç edildim diyor. böyle bir şey yok. sizi eleştiren insanların olması, sayısı vs linç edildiğiniz anlamına gelmez. bu beni çıldırtıyor.

    hadi konuyu sözlüğe getirelim. bir süredir fatih terim'i eleştirenler ve eleştirmeyenler gibi bir ikilik oluştu sözlükte. aslında bu kategorize etme iyi ve mantıklı değil. ama kendini fatih terim'i eleştirenler (veya benzeri) şekilde konumlandıran insanların "linç ediliyoruz." gibi bir iddiasını gözlemliyorum. nasıl yanı? bu kategorik olarak saçma bir iddia. geçen yıl takım şampiyon olamamış. bundan bir önceki sene de böyle. dün akşama kadar skor olarak tatmin olunacak bir şey yok. bu iklimde hangi görüş ana akımdır sizce? ana akım bir görüş linç edilebilir mi? en temeli sebebiyle şuan fatih terim eleştirisi yaptığı için biri linç edilemez. bu sözlük eleştiri üzerine kafayı takmış bir yer. aman birinin eleştiri hakkına karşı bir şey olmasın diye bir düsturu var. bazen bu düstur bozulsa da ana fikir de bu var. bu yüzden bu sözlükte karşılıklı çok sert ama medeni kalmaya çalışan insanların oluşturduğu yazılar görüyoruz. nerede linç var bu sözlükte bir bana göstersin artık.

    fatih terim özelinde devam edecektim ancak bunu yerine x diyelim. zira o an sözlükte aktif negatif görüşün merkezi olan kişi her kimse birazdan diyeceğim şeyi merkezinde kendini buluyor. o kadar bir birinin sesini yükselten aynalayan bir ortam oluyor ki kel alaka başlıklarda kel alaka yazılarda o x kişiye dair safsatalarla ve dalga geçmelerle dolu yazılar görebiliyoruz. bu linç edilmiş bir grubu mu gösteriyor hakikatten?

    bakın yazılarımızda maddi hatalar yapıyoruz. yazılarda tutarsızlıklar çokça var. bunun üzerine genelde o anlık hakim görüş safsataya (bundan hakikatten artık kurtulmak lazım) çok başvuruyor. aynı cümleler ikide bir farklı başlıklara yazılıyor. analizler beğenilmiyor. ee haliyle siz nasıl eleştiri hakkınızı saklı tutuyorsanız burada bir yerlerde sizi eleştiren, maddi hatalarınızı ortaya çıkaran, tutarsızlıkları ortaya çıkartan insanlar olacak. bu linç falan değildir. buna linç diyorsanız olumsuz eleştirinin kendisi de linç olarak değerlendirilmelidir. bu çok korkunç olurdu değil mi?

    bahsettiğim durumu gözlemlemek istiyorsanız gidin en çok on ve of alan entrylerinize bakın. eğer yazdıklarınızı beğeniyorsanız hangi dönem yazdığınıza bakın. o an hakim görüş neymiş onu bir düşünü. hadi kendimden bir örnek vereyim.

    (bkz: #1959946)

    şu entrye bir bakın bakalım. ben bunu 2016'da değil de daha sonra yazsaydım muhtemelen en ofsayt entrylerim arasına girmeyecekti. ki bu yazıma dair şuan baktığımda beğenmediğim yerler var. ya da de jong gelmeden istemediğimi çünkü bu tipolojideki ve aynı zamanda gaddar olan oyuncuları sevmediğimi yazdığım bir başka entry de ofsaytlarımda. yine ben o entrynin benzerini de jong geldikten bir kaç ay sonra yazsam muhtemelen oraya girmeyecekti. hakim görüş düzenli değişir bu da insanların tepkisini değiştirir. yani hakım görüş linçlenmez. her şeye rağmen hakim görüşe katılmayan bir kesim insan da olur ve sizin yazdıklarınıza karşı şeyler söylerler. yazdıklarınızı beğenmeyen insan sayısı 3'ü geçince linçlenmiyorsunuz.

    edit: demin bir şey okudum da konuyla alakasız olsa da onu da yazayım. kimsenin yapıcı eleştiri yapma zorunluluğu yok. yıkıcı da, sadece dert yanma amacıyla da ya da yazar her ne amaçla istiyorsa ona göre yazı yazar. şunu da eklemem gerek. bu yazı fatih terim'le alakalı değil. atıyorum 6 ay sonra hakim görüş fatih terim'i övgüyle bahsederse bu sefer yazdığım her şey geçerliliğini devam ettirir ama örnekler tam tersi haline alır. bir şey söylemek önemli bir sorumluluk. bir şey söylediğinizde karşıdaki insan da ağzına açar, bu linç değil.
App Store'dan indirin Google Play'den alın