• 207
    osimhen ikna olmasa ve araplara gitse yüksek ihtimal forvet transferi için de hala son günlere kadar bırakıp sağa sola teklif savuracaklardı.
    böyle bütçe böyle imkanlar varken bile hala bu iş beceremezlikten ben sıkıldım.
    geçen sene zalewski, ebimbe'den ard arda red yediğimiz gibi bu sezonda gittiğimiz her kaleciden red yiyoruz.
    isimler değişiyor, yıllar geçiyor ama yaşadığımız sendrom asla değişmiyor.
  • 209
    senelerdir orta saha almamak üzerine kuruludur.

    erden timur da bir yaz boyu oyalayıp ndombele getirdi. geçtiğimiz yaz bir kamyon dolusu oyuncu için uğraşıp sadece sara’yı aldık. devre arasında lemina için taraftar yangını olmasa o da alınmazdı. bu yaz yine almayacağız.

    allah’tan temennim lemina yahut torreira’nın kart cezası ile şampiyonlar liginde city deplasmanına çıkamaması. artık bu sitem noktasına getirdiler beni. şöyle orta sahada iyi bi ezip rezil rüsva etsinler ki okan hoca orta saha almanın belki 12 kişiyle oynamak olmadığını anlar.
  • 212
    geçmişten bu yana as başkan, futbol şube sorumlusu, genel menajer gibi farklı ünvanlar altında transfer sürecimizde öne çıkan isimler olarak aklıma gelenler; adnan polat, ergun gürsoy, özer saraçoğlu, burak elmas, abdurrahim albayrak, adnan sezgin, ali dürüst, bülent tulun, erden timur, abdullah kavukçu, ibrahim hatipoğlu ve şu an aklıma gelmeyen diğer isimler.

    şirketleşmeden önceki süreci daha amatör bir yapı olarak kabul edip, dernek çatısı altında bu yapıyı kendimizce normalleştirebiliriz.

    ancak sonrasında da değişen bir şey olmadı. mesela barcelona örneğinden gidecek olursak mevcutta deco sportif direktörleri olarak görev yapıyor. transfer süreçleri, pazarlıklar, görüşmeler içinde de yer alıyor. geçmişte txiki begiristain bu görevi üstlenmişti, takımdan ayrıldıktan sonra da yaklaşık 12 sene city'de aynı görev devralmıştı.

    bizde ise futbol direktörü olarak yer alan isim ayhan akman. mesela ayhan akman tam olarak hangi sürece dahil? transfere mi, altyapıya mı, scoutinge mi? hadi tesislerle limitli desek barış alper'le görüşmesine dair bir haber gördünüz mü?

    yönetim dersi almış olanlar bilir. farklı isimlerle adlandırılsa da planlama, örgütleme, yürütme, kontrol etme zinciri vardır. bizde daha bu basamağın ilki yok ki.

    olsaydı son dakika kaleci mi arardık? olsaydı devre arası 3-5-2 temelli transfer politikası güdüp sonra sezon içinde değişikliğe mi giderdik? olsaydı uzun maratonda 3 tane kaliteli orta saha yeterli der miydik? lemina transferi dahi taraftarın baskısı ile gerçekleşti. üzücü bir durum bu. futbol aklı olarak taraftarın reaksiyonuna göre hareket etmeye gerek duymayacak kadar ehil bir ekibin başımızda olması gerekirdi.

    beklentileri doğru oluşturup ona göre yol çizebilmeliydik. 100 milyon euro'yu iki isme harcayıp kritik eksiklerle sezona girersek yaşanacak başarısızlıkta hiç kimse osimhen'i getirdiğinizi hatırlamayacak. bugün şeffaflıktan bahsederken bunu kast ettim. kasamızda para çok dersen, taraftar aklını kaçıracak dersen özellikle yaşı nispeten küçük taraftarların tepkisi de büyük oluyor haliyle.

    nasıl ki barcelona'nın 4-3-3 oyun anlayışı yönetimler veya teknik direktörler fark etmeksizin bir kulüp kültürü olarak yerleşiklik kazanmışsa bizim de boğucu, önde prese dayalı, baskılı, rakibi önde karşılayan bir oyun anlayışımız var.

    torreira, davinson, osimhen, ( yamuk yapmasaydı barış ) gibi bu sisteme cuk oturan isimlerimiz var. oyunu çift yönlü oynayabilen, tempolu, dinamik orta saha, bindirmeleriyle rakibi yıpratabilecek bek oyuncuları, ilerde kurulan savunma hattından kaynaklı hızıyla öne çıkacak stoper gibi profiller insan zihninde şekilleniyor.

    buna göre bir liste oluşturmak, eksik noktalara uygun adayları belirleyip 3-4 aylık süreç içerisinde ne kadar zor olabilir? eğer mağazada bir kalem kutusuna 800 lira yazıyorsanız ben de bu profesyonelliği talep ediyorum.

    son 2 gün gelip çatmış. akşam pazarında kalan sebze meyve arasından tercih yapıyoruz. hangi profilde bir kaleci arıyoruz diyen yok. panik transferiyle tepkilerin sesini keselim diyen bir yönetim var.

    adeta genel menajer gibi tesislerden oyuncuların özel meselelerine kadar her şeyle ilgilenen terim, eldeki malzemeyle en iyi yemeği çıkaran luce, rekorları alt üst eden okan buruk gibi teknik direktörler sayesinde gelen başarılar; kişilere odaklı ve geçici şeylerdir. kalıcı hale getirmek için yapılması gereken belli; ancak uygulayacak kim derseniz ben de bilmiyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın