• 25
    üst üste 2. şampiyonluğumuz ile tavan yapmıştır;

    hem lig şampiyonluğunu (üst üste 2. kez) hem de türkiye kupası şampiyonluğunu kazanmamız rakip camia larda büyük strese neden olmuş görünüyor. her gün bir rakip takım başkanı çıkıp fanatik ergenlerden bile beklenmeyecek açıklamalar yapıyorlar.

    kadromuz türkiye standartlarında oldukça iyi. iyi takviyelerde yolda gözüküyor. teknik heyet zaten türkiyenin bir numarası. mali anlamda da iyileşme dikkat çekici. 4 büyükler içinde mali açıdan en iyi kulüp biziz. kısaca önümüz apaydınlık.

    bu şartlar altında rakip camiaların paniğe kapılmaları ve düşmanca söylemlerin artması çok normal. iyi bir basketbolseverim ve nba'ide takip ederim. şuanda nba de açık ara en nefret edilen takım golden state warriors. evet üst üste 4 kez final oynayan ve bu 4 finalde 3 şampiyonluk kazanmış warriors, kadrolarında 5 all-star ve 2 hall of famer barındıran warriors. rekabeti bitirdi adamlar. hele sene başı demarcus cousins da warriors yolunu tutunca "boşuna lig oynanmasın" yorumları yapılıyordu.

    almanyada bayernin, italyada juvenin diğer takım taraftarlarınca ölesiye nefret edilmesinin sebepleri neyse bizde o yüzden sevilmiyoruz buaralar. lige, kupalara ambargo koymamızdan korkuyorlar. rekabeti bitireceğimizi düşünüyorlar.
  • 75
    her geçen gün, dozu bira daha arttırılarak devam eden düşmanlıktır. hiç bir yapılanma, siyasi parti, kurum kuruluş, dernek vs benim zerre şeyimde değil. benim için varsa yoksa galatasaray. bizim taraftar uyanmadığı sürece, birlik olmadığı sürece sporcularına sahip çıkmadığı sürece bize heryerden dokunurlar. kaseti biraz geri saralım. örneğin, arda turan gibi bir futbolcuyu biz taraftar olarak siyasi görüşü nedeni ile itin kuyruğunun altında ki deliğe soktuk. kerem aktürkoğlu’na yapılanlar top kaybediyormuş, koşmuyor, el kol yapıyor falan değil kimse kimseyi kandırmasın. çoğunluk adamı görüşleri nedeni ile itip kakıyor. euro 2024 maçlarımızda kenan yıldız’ın oynadığı futbolu kerem oynasa ülkeye sokmazlardı. arda güler’in antrenman görüntüsü üzerinden, m. sandal, a.m. taylan, yaşar, siyah tişörtün köpeği kızıl kafa, daha bir çok ünlümsü tayfa ortalığı yangın yerine çevirdi. hazırda bekleyenler yangına benzin döktü. bu saydığım isimleri aklınızda tutun, birazdan kaseti biraz daha geri sarınca aynı kişiler olduğunu bir kez daha görüceğiz. bize en çok düşmanlık eden tayfa diyince ilk aklımıza fetö ve fbjk tayfası geliyor. çünkü her platformda iftira, yalan dolan havada uçuşuyor. bakın 2 sene önce fb-bjk maçında arda güler kendini yere atıp penaltı aldı. maçın sonunda cenk tosun çıkıp, arda temiz çocuk isteyerek yapmaz diye açıklama yaptı. aynı cenk tosun bizim maçta kendini dönerek yere atıp penaltı bekledi. maç sonu gördüğü her mikrofona ateş etti. yine aynı cenk şu an fb oyuncusu oldu. bunlar ezelden beri böyleydi, efsaneleri feyyaz fenere gittiğinde böyleydiler, alpay özalan gittiğinde yine böyleydiler, hatta o. derelioğlu, çocukluk arkadaşı s.topraktepe’nin nişanlısı ile evlenip, seba tarafından kovulduktan 2 sene sonra oda fenere gitti. yani aralarında kimsenin çözemediği bir bağ var fbjk tayfanın. bu bağ ezelden beridir kulüpler arasında var, peki hiç dikkat ettiniz mi? taraftarlar arasında ne zamandan beridir var. ben şöyle bir geçmişe gidip geldim, gözlemlerim bu tohumların 2011 de yani şike sezonunda atıldığını, 2013 gezi parkı olaylarında sulandığını gösteriyor. evet kaseti yine geri sarıyorum, sene 2013 gezi parkı olayları başlamıştı, bir kaç aktivist arkadaşım hadi gidelim dedi. tabi serde muhaliflik var her türlü giderim. akşamları iş çıkışı gidip protestolara katıldık. olaylar daha büyümemişti. derken taraftar guruplarından ilk çarşı geldi. her yerde bir çarşı hayranlığı. gezide olanlar bilir, fenerlisi, galatasaraylısı keşke bizim taraftar gruplarımızda gelsin diyordu. twitler atılıyor çarşı adamdır falan diye. hah işte tam yukarıda saydığım ünlümsüler yardırıyor twitleri ne hikmetse aynı isimler. (bu isimleri hafızama kayıt ettim) aradan bir gün geçti gfb de pankartlarla geldi. birlikte gittiğim arkadaşlarımdan 2 tanesi fenerli bunlar karı-koca, diğer ikisi beşiktaşlı bunlar nişanlı, ben ve diğer arkadaş galatasaraylı. bakın orada öyle bir ortam oluştu ki sanırsın galatasaray hükümet yalakası, fb ve bjk halk kahramanı. sosyal medyada ultaslan nerede diyen mi dersin. gfb ve çarşı kolkola yürürken atılan delikanlı cimbom nerdesin haney diyenler mi dersin. ultraslanı günahım kadar sevmem yazdıklarım duruyor sözlükte, bekledim gelirler belki diye, gelmediler. galatasaray formalı arkadaşlar var ancak onlara bile şakayla karışık, klübünüz yalaka ama siz adamsınız dendiğini duydu bu kulaklar. içimde bir huzursuzluk var, biz neye geldik neler duyuyoruz. bir akşam birileri kasa kasa bira getirdi, bedava dağıtılıyordu. doğru yalan orasını bilmiyorum ancak ortada bir söylenti çıktı biraları a.koç ısmarlamış gençlere yanınızdayım mesajı vermiş diye dillendirildi. ilk a.k ismi orada zikredildi. olaylar artık saçma boyutlara gelmişti abuk subuk tipler gelmeye başladı, terörist başına methiyeler düzen siyasi biri, halk kahramanı oldu hemde bir anda. yavaş yavaş her gün gördüğüm insanlar gelmemeye başladı, daha farklı yüzler geliyordu, bende zaten galatasaray’a yapılan saldırılardan bunalmıştım. birde atatürk bayraklarının ve türk bayraklarının olduğu yerde bölücülerin bayraklarını ve terörist başının bayraklarını görünce artık gitmeyi bıraktım. olayları internetten takip ediyordum, internete bir haber düştü polis göstericilere saldırdı onları polisin elinden a.koç otelini açarak kurtardı diye. işte o günleri hatırlayanlar iyi bilir, gfb, çarşı ve a.koç gezi parkı kahramanı ilan edildi. biz ise yandaş fetöcü akla ne gelirse. daha çok şey var anlatılacak yazılacak ama neyse başka zaman inşallah. kaseti ileri sarıp günümüze gelirsek, milli maçlarda kaan’a kerem’e barış’a yapılanları hepimiz gördük. şimdi ilkin aydın’a yapılıyor aynı şeyler. hep aynı kişiler aynı kalemler aynı yüzler. biz sahip çıkmazsak sonunda biz zarar görürüz. bakın elin itlerine, düne kadar hükümet yalakası, hükümet tarafından zengin edildi devran değişince görücez sonunu dedikleri parmak arası terliğe nasıl sahip çıkıyorlar. biz bir kerem’e bir ilkin’e mi sahip çıkamıyoruz. bunca galatasaray düşmanı tetikte beklerken biz kendi oyuncularımıza vuruyoruz. unutmayalım aslolan galatasaraydır. gerisi teferruattır.
  • 76
    malum kişinin gayretleri sayesindedir.

    eskiden yanlış da olsa bir düzen vardı. nasıldı o peki? formda olan, başarı elde eden biraz yalnız kalırdı. sonra diğer kulübe geçerdi. lâkin büyük kulüpler bu kadar birbirine sokulup diğerine düşmanlık etmezdi. aynı şekilde anadolu kulüpleri birilerinin çatısı altında olup kukla görevi görmezdi.

    muhalif gözüken yayın organları bilinçli şekilde düşmanlık ediyor. peki bunun muhalefet ile alakası var mı? yok. bildiğiniz holiganlık yapan taraftar görünümlü kişiler yapıyor. peki bu yayın organlarında galatasaray taraftarı olup bundan rahatsız olan yok mu? var. tahmin ettiğiniz gibi pısırıklar.

    trt gibi devlete ait halka hizmet eden kanallarda holiganlık yapılıp galatasaray hedef gösteriliyor. sinsice tabii. erhan seven’in milli maçlarda herkes birlikte sevinmeli derken laf attığı kişiler kerem ve barış. en basit örneği bu iken galatasaray taraftarı olduğu bilinen yorumcular hımm deyip kafa sallıyorlar.

    memleketin en zenginlerinden, ekonominin her yerinde yer alan adamın kolu nerelere uzanıyor tahmin edebilirsiniz. kulüplere sponsor oluyor. başkanları ile iş yapıyor. siyasi çevresi çok geniş. her mikrofonda ağzından salyalar akarak saldırıyor. bir kişi de bu nasıl bir terbiye diyemiyor.

    genç voleybol kadın oyuncumuzun başına neler geliyor. herkes saldırıyor. bir kişi de ayıptır, ne yapıyoruz demiyor. çünkü belli bir arması var.

    futbol dünyasında en sıradan olay olan transferdir. karagümrükten levent’e talip olduk. yemediğimiz laf kalmadı. sadece transfer yapmak istemiştik. yok pahasına malum kişiye verildi.

    bu söz konusu şahısın gitmesi gerekiyor. hem galatasaray’ı yalnızlaştırıyor hem de insanları kutuplaştırıyor. her şeyin sebebi bu şımartılmış zengin çocuğu. yalnız unutmasın ki galatasaray hep vardı. cumhuriyetten önce kurulmuş bir camia. kendi paralı ailesi gider ama galatasaray hep kalır. ömrü yettiği sürece de galatasaray ve başarılarını izleyecek. geceleri kafasını yastığa gömüp ağlamaya devam edecek.
  • 48
    ligi kazananın, şampiyonlar ligi gelirleriyle birlikte milyonlarca euro kazandığı bir durumda, x maçta galatasaray aleyhine yapılan bir hatada*, insanların galatasaray düşmanları var demesi kadar doğal bir şey yok.

    vardır ve ayyuka çıkmıştır. özellikle son 2 yıldır çıldırtacak durumdadır.

    (bkz: servet yardımcı)
    (bkz: nihat özdemir)
    (bkz: pfdk üyeleri)

    https://odatv4.com/...klik-09091932-168257

    her şey ortada. sen kafanı istediğin yere çevir.

    ekleme: yani sadece saha içinde mücadele edebileceğin bir ortam yok.
  • 88
    nietzsche ve max scheler'e göre ressentiment hınç, kin ve hasetin iç içe geçtiği sahip olanı tüketen his. bugün fenerbahçe, beşiktaş, sinsi sinsi trabzonspor taraftarlarında son raddeye ulaşan galatasaray düşmanlığının izahı buradadır. bu anlık bir öfke değildir. yavaş yavaş demlenen fırsatını bulduğu an kusulan konsantre bir nefrettir. bu his onların zamanında iyi sanılabilecek taraflarını da çürütmüştür. bir intikam arzusu çaresizlikle birleşince bu delilik hali çıkar ortaya.

    ressentiment sahibi kişi, ulaşamadığı veya kendisinde olmayan olumlu değerleri (örneğin, bilgelik, güzellik, asalet) kötülemeye başlar. "üzüm koruktu" diyen tilkinin durumu, klasik bir ressentiment örneğidir. kişi, elde edemediği şeye "zaten değersizdi" diyerek kendi acısını dindirir. bu, scheler'in "değer yanılsaması" dediği şeye yol açar. birey artık gerçek değerleri göremez hale gelir.

    ressentiment, sürekli bir kendini kandırma halidir. birey, kendi başarısızlığının ve acısının sorumluluğunu almaktan kaçınır ve suçu sürekli olarak bir "dış düşmana" (güçlülere, sisteme, "ötekine") atar. mutsuzluğunun kaynağı her zaman başkalarıdır.

    nietzsche'ye göre ressentiment'ın en tehlikeli yanı "yaratıcı" olmasıdır. ancak bu, hayata hizmet eden soylu bir yaratıcılık değildir. bu, olumsuzlamadan doğan bir yaratıcılıktır. yeni ve daha yüksek değerler üretmek yerine, mevcut yüksek değerleri yıkmaya ve çürütmeye odaklanır.

    ressentiment sahibi kişi, enerjisini olumlu eylemlere veya kendini geliştirmeye değil, kin, haset ve intikam fantezilerine harcar. bu, onu reaktif (tepkisel) bir varlık haline getirir. kendi gündemi yoktur; eylemlerini her zaman nefret ettiği "ötekine" göre belirler. bu durum, nietzsche'nin tabiriyle yaşam gücünü (iktidar istencini) zayıflatır ve kişiyi "vasatlaştırır".

    üzerine iyice düşünün. bize doğru her adımlarında burada izah ettiğim davranış örgüsünün izlerini göreceksiniz.
  • 64
    geçmişte ve günümüzde kendi başarısızlıklarından çok bizim başarılarımızla yaşamak zorunda olan "bazı" taraftarların içlerinde büyüttükleri davranış biçimidir.

    yukarıda bahsettiğim örnek bir "galatasaray düşmanı" başka bir takım taraftarının konuşmalarına bugün iş yerinde kulak misafiri oldum.

    bir hanımefendi şöyle diyordu: "abi yenilecekler zaten... ama normal yenilmesinler, baya baya rezil olsunlar, fark falan yesinler." sonrasını bilmiyorum. ancak yüz ifadesi son derece sinirliydi ve dişlerini sıkarak konuşuyordu.

    muhtemelen bu temennisi yarın* grup liderliği için oynayacağımız şampiyonlar ligi maçı hakkındaydı.

    yazık...
  • 43
    en başta merkezi hükümetin üst yönetimi, tff, mhk ve diğer kulüpler tarafından harlanan düşmanlık.

    beş gün sonra yüzde yüz kapasiteye açılacak stadyumlar bugün bir türk takımının avrupa maçına açılamıyor bu düşmanlık yüzünden. hem de diğer türk kulüpleri yüzde elli kuralını yerel ligde çiğnerken oluyor bu.

    https://www.ntvspor.net/...47d411a58f07007ced35
  • 54
    şike sürecinden sonra dozu giderek artan olgu. herkes bize düşman değil, gerçekten düşman. paranoya değil. ülkenin siyasi sistemi kutuplaşma üzerine kurulu. bazen bu düşmanlıkların siyasi erk tarafından bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum. özellikle fetö ile ilişkilendirmede. fetönün siyasi kanadı çökertilmediği göz önüne alınırsa kimlerin yaptığı ortada.
  • 16
    galatasaray ne zaman başarıdan başarıya koşsa koca ülke galatasaray düşmanlığı çatısı altında örgütlenir. tarihte bu hep böyle olmuştur.

    galatasaray traktör gibi bütün ligin üstünden geçer süper final koyup ligi uzatırlar.

    galatasaray takıma dünya starlarını getirir. real madrid gibi takımlara kafa tutar. türkiye liginde de okeye döner. daha fazla yıldız gelmesin diye 6+0+4 çıkarırlar.

    galatasaray 6+0+4'e de eyvallah diyip galaksi üzerindeki en iyi yerli oyuncuları getirmeye uğraşır. izet hajrovic diye bir adam bulur. herifçioğlu en az colin kazım kadar türktür. ''yok hacı bu sayılmaz'' derler, kabul etmezler.

    ulan gidip ömer toprak'ı, nuri şahin'i falan alsak adamların milli takım lisanslarını yırtıp vatandaşlıktan men edecekler resmen.

    ne düşmanlıkmış anasını satayım. hayır galatasaray size ne yaptı olm bu kadar, söyleyin çözelim amk:)
  • 62
    fenerbahçe ve beşiktaş'ta, başkanından yöneticilerine taraftarından medyasına kadar korkunç seviyede "galatasaray bu sene de şampiyon olursa dominasyon kurar" gerginliği ve endişesi var. fenerbahçe özelinde 10 senelik sportif yıkım inanılmaz bir tansiyon yaratmış durumda. onlar klinik durumda. olası bir galatasaray şampiyonluğu cehennem azabı gibi olur. makasın bir daha kapanmayacak şekilde açılacak olması hepsini dehşete düşürüyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın