• 373
    futbol'un doğallığı palavrasına asla ve kat'iyen inanamıyorum. insanın çocukluğunda olan her şey o işin doğası değil. yanılgı bu. güncellenmeyen her şey tükenmeye mahkumdur. futbol oyun kuralları olarak acilen zamane şartlarına güncellenmesi gerekiyor.

    illa ki doğal futbol isteniyorsa toprak sahada kaleye yerine 2 taş koyalım oynansın en doğalı bu. futbol organik domates değil. futbolun doğallığı filan olmaz. o doğallık adaletsizlik getiriyor. şimdi gelelim değişmesi gereken bazı kurallara*.

    1- bildiğim kadarı ile futbol ortalama en fazla 60 dakika oynanıyor. türkiye'de son zamanlarda en fazla 50 dakika filandır. süre tamamen takımların ve hakemlerin vicdanına kalmış. yani eşit olmayan maç süreleri eşitsizlik getirir. bu adalet değildir. artık futbol 60 dakikaya düşürülüp basketbolda olduğu gibi hakem kontrolü dışında skorbord vasıtasıyla salise salise tutulmalı ve artık adalet gelmeli. bu bir.

    2 - maçlar 60 dakika olmalı demiştik. 15. dakikada 3 dakika mola, 30. dakikada 10 dakika mola, 45. dakikada 3 dakika mola. bu sayede gürültü içerisinde teknik direktörler sadece izlemesin, maça da etki edebilsin.

    3- sarı kart, kırmızı kart olayına çeki düzen gelmeli. beyaz kart, sarı kart, kırmızı kart, siyah kart olmak üzere derecelendirilmeli. istisnasız her faul yapan beyaz kart almalı. tehlikeli olmazsa da öyle bedavadan faul yapma dönemi bitmeli. ve maç içerisinde 4 beyaz kart alan oyun dışı edilmeli ama bir sonraki maça etkilememeli. sarı kart aynen devam. kırmızı kart oyun dışı olmalı ama bir sonraki maç oynayabilmeli. mesela gol giden adamı düşüren oyuncu bir sonraki maçta oynayabilir. çünkü adamı sakatlamaya teşebbüs etmedi. siyah kart alan ise hem oyundan atılmalı hem sonraki maç veya maçlarda oynamamalı.

    4- yerde sakat numarası yapan oyuncu sahaya en az 3 dakika girmemeli. gerçekten sakatsa oyuncu değişiklik hakkı ile başkası hemen girebilir.

    5- oyuncu değişlik hakkı 4 oyuncu ve sınırsız kaleci değişiklik hakkı olmalı. pandemi dönemi hariç 5 değişiklik çok. pandemi dönemi dışında 5 oyuncunu da beğenmeyip değiştiriyorsan maç içinde, maç sonunda teknik direktörü değiştir. sonuçta silgisi kaleminden önce biten adama da öğrenci demezler.

    6- penaltılar ikiye ayrılmalı. net gole engel olan klasik penaltı. ceza sahası içerisinde yapılan hata ile oluşan ise yeni penaltı yani daha uzaktan ceza sahası çizgisinden topa vurmalı. bu çok önemli bir değişiklik. ve kesinlikle penaltıyı kazanan kullansın. sakatlanarak çıktıysa başkası kullansın.

    7- taç atışları ayakla kullanılsın. football = ayak topu

    8- golsüz lig maçlarında takımlar puan almamalı. 0-0 ise lig maçı puan da 0'dır. bu kadar basit. *

    9- var odaları maç içerisinde yayınlansın. sesi olmazsa da yayınlansın. adamlar işinin başında mı görelim.

    10- eleme maçlarında deplasman golü kuralı kaldırıp, 30 dakika uzatma olmadan penaltılara geçilmeli.

    ilerleyen dönemde devamı gelecek...
  • 161
    çirkinleştirmek için çok çabalanmasına rağmen, bir güzellikler bütünüdür.

    eredivisie'de de graafschap küme düşüyor. futbolcular çok üzgün... rogier meijer sahanın ortasına çöküp kalıyor. bunu gören küçük kızı tribünden koşarak gelip babasını teselli etmeye çalışıyor.

    http://youtu.be/1Ki6lEJHnk0

    eğilip yüzüne bakışı...
  • 411
    doğruları belli olan oyundur.

    (bkz: 13 ağustos 2022 galatasaray giresunspor maçı)

    maç için konuşacak olursak;

    1. ilk dokunuşu zayıf futbolcuları dar alanlara soktuğunuzda basit top kayıpları kaçınılmazdır. ne kerem aktürkoğlu, ne seferovic ne de asıl 3. bölge bağlantısını sağlamasını beklediğiniz emre akbaba bu konuda “becerikli” sınıfına girmiyorlar.

    2. orta kalitesi düşük oyuncuları* sıfıra indirdiğinizde 5 değil 25 orta yapmaları yani çok daha fazla eforla oynamaları, 5 değil 25 kere sıfıra inmeleri gerekiyor.

    3. rakip sahada oyunu baskı altına almışken, orta sahadan bir oyuncu çıkararak ceza sahasında etkinliği olan fakat hantallaşmış, temposu düşük bir santrafor oyuncusu almak ve 37 yıldır hiç içinde bulunmadığı bağlantı rolünü de istemek başarısız sonuçlar verecektir. hem orta sahayı boşalttığın için pozisyona giremesen de yarattığın atak sürekliliğini kıracak hem de kalene gelemeyen rakibine tehlike fırsatı yaratacak.

    4. mertens gibi dar alanlarda hem top kontrolü, hem çalım yeteneği hem de şut kalitesi türkiye liginin üzerinde olan ve kendini bu melekeleriyle dünyaya tanıtmış futbolcuyu geriden top almasını gerektirecek bir görevde oynatırsa sıradan bir oyuncunun yapacağı katkının üzerine çıkarak maçı kurtarmasını bekleyemezsin.

    5. maç sonu açıklamalarında hata yapan ve türk kontenjanı dolayısıyla elini rahatlatan stoperini* işaret ederek “yaptığı hata oyunumuzu kırdı” ve “emin bayram’ın sakatlığı bizi etkiledi” gibi açıklamalar yapmanın futbolcunun moraline, kırılan özgüvenine negatif etki yaratır. dolayısıyla performansı potansiyelinin daha düşük sınırlarında kalır ve bu da takımını kötü etkiler.

    6. bir penaltı pozisyonu olduğunda, pozisyonun içindeki futbolcu sakatlanmış ya da pozisyona itiraz ediyorsa tüm takım arkadaşlarının, tüm yedek kulübesiyle beraber ellerini iki yana açarak hakemin üzerine gitmesinin etkili bir yöntem olduğu, birileri tarafından tüm takıma anlatılmalı. ilgili maçta verilebilecek 2 penaltı atlanmıştır. maçı buraya indirgememek gerekir ancak şampiyonluk detaylardan geçiyor.

    7. hazırlık kampı geçirmemiş, deli taklidi yapan bir adamı*, alt yapından çıkmış ve takımla beraber hazırlık kampı geçirmiş, hazırlık maçlarında fena bir performans sergilememiş futbolcuya tercih ediyorsan* bunun takım üzerinde “adaletsizlik” imajı yaratacağı aşikardır. futbolcuların kafasına “sinek de küçüktür fakat mide bulandırır” sözündeki kadar kötü düşünceler sokmuşsundur.

    8. maça etkisi olmasa da, takımdan ayrılma ihtimali olan, senden en az bir gömlek yukarıda takımın istediği futbolcu * tüm soruları geçiştirirken sen* dönüp “ayrılmak istiyor” dersen futbolcuyu durduk yere mutsuz edersin. allahtan ilgili adam nelsson da sana hayatının dersini verip seni satmıyor ancak isteksiz olduğu gözlemlenebiliyor, oyununa yansıdığına yemin edebilirim ama ıspatlamam zaman alır.

    futbolun doğruları karmaşık değil. ancak futbol “yap transferleri sal sahaya” da indirgenemez. insan ile oynanıyor. ona göre davranmak lazım.

    bunu geçen sene ancelotti real madrid ile her kulvarda herkesin kafasına vura vura anlattı. tekrar üzerine düşünmekte fayda var…
  • 401
    bazı ilginç bilgiler şöyledir:

    - hindistan, 1950’ de brezilya’da oynanacak dünya kupası`nda çıplak ayakla oynamak isteyince fıfa reddine uğradı ve turnuvaya katılamadı.

    - paulo araujo aynı maçta 5 kez kart görerek rekor kırdı. bunun nedeni, oyundan atılan brezilyalının hakeme fark ettirmeden maça devam etmesiydi.

    - 1957 yılında charlton, 75 dakika 10 kişi oynadığı ve son yarım saatine 5-1 mağlup girdiği huddersfield maçını 7-6 kazandı.

    - jübile maçında kendi kalesine gol atan tek futbolcu franz beckenbauer.

    - şampiyonlar ligi’ndeki en süratli gol david trezeguet’den geldi... 1997-98’de monaco forması giyen trezeguet`nin şutu 157.33 kilometre hızla manchester united filelerini havalandırdı.
    (https://youtu.be/VLkERyCCckQ )

    - 2001’de sydney’de oynanan maçta avustralya, samoa`yı 31-0 gibi tarihi bir skorla yendi. archie thompson ise 11 golle zor bir rekorun sahibi oldu.

    - tottenham’ın, 3 kasım 2015`te aston villa’yı ağırladığı karşılaşmada, yeşil sahaların alışık olmadığı anlar yaşandı. mousa dembele, maçın başında ev sahibini 1-0 öne geçirmiş ve sevinmeye başlamıştı. tottenhamlılar`ın sevincine eşlik eden bir başka isim olması ise hakem mike dean oldu.
    ( https://youtu.be/StRVqK7xgw4 )

    - futbol sahalar birçok kendisine has gol sevincine şahit oldu. ancak italyan futbolcu jacopo violani`nin sevinci bunu başka bir seviyeye taşıdı. jacopo violani, attığı gol sonrası, arkadaşlarıyla sevinmek yerine yedek kulübüsine kafa attı ve kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. http://gss.gs/9Ms

    - 2000-2001 sezonunda bristol city-brendford maçının ilk yarısında 23 dakika uzatma oynandı ve bu uzatmada 2 gol atıldı. maçta bristol’un golcüsü lloyd owusu`nun ayağı kırıldı ve omzu çıktı.

    - almanya`nın amatör liglerinde mücadele eden sv vonderort kulübünün ikinci takımı, bir maçta 43 gol yiyerek sahalarda ender görülen bir olaya imza attı. kaleci marco, maçtan sonra yapılan antrenmanda polisler tarafından gözaltına alındı.

    - 1986 ve 1990 dünya kupası’nda, arjantin milli takımı futbolcularının tavuk yemesi "uğursuzluk" gerekçesiyle yasaklanmıştır.

    - ingiliz hakem martin sylvester 1998`de oynanan bir maçta, futbolcuya yumruk attığı için kendisine kırmızı kart göstermiştir.
    (trtspor.com.tr)
  • 292
    kendi adıma konuşuyorum, ikamelerinin hiçbir tanesinin yerini dolduramadığı spor dalı. şu leş ortamda bile kopamıyorum takipçi olarak içinde bulunmaktan. zaten taraftar hariç herkes kazançlı çıkıyor anasını sattım ortamında. bir üzülen, bir cefa çeken taraftar oluyor her seferinde.

    inanın bana son zamanlarda çok fazla alt ligler ile ilgilenmeye başladım. belki de siz de fark etmişsinizdir ki birçok entry girdim alt ligleri konu edinen. burada da leşlik var ama kısmen biraz daha az. gerçi az dediğime bakmayın daha bu hafta bir tribün cinayeti işlendi. *

    şu oyunu temiz bıraksanız o kadar güzel olur ki. bırakın da millet rahat rahat heyecanlansın keyfini çıkarsın. bok var gibi eliniz hep üstünde.
  • 370
    2021 yılı itibariyle başarıya uzanmanın temel hatları itibariyle oldukça kolaylaştığı spordur. ancak başarıyı doğru tanımlamak gerekir.

    galatasaray için başarı 40 milyon euro maaş yüküyle her sezon şampiyon olmak değildir. çünkü hesap basit: şampiyonlar ligi'ne doğrudan gidemiyoruz. euro kuru uçmuş vaziyette. gelirler ağırlıkla tl. giderler ağırlıkla euro. sponsorluk anlaşmaları "pandemi ekonomisi" nedeniyle azaldı ve meblağlar düşük. para az geliyor, çok gidiyor kısacası.

    galatasaraylılardan rica ediyorum ve biraz küstahlıkla fikrimin ana hatlarıyla doğru olduğunu peşinen söylüyorum: yalvarırım takıma lukas podolski, mario mandzukic, irfan can kahveci gibi milyonlarca euro edecek adamları istemeyin. yok öyle bir para. yemin billah ederim yok. üstelik artık "ne olacak ileride hükümet borçlarını öder kulüplerin, kapatılacak değiller ya" denen bir para da yok ülkede. vallahi yok billahi yok.

    podolski'yi istediğiniz paralarla şili'den, falcao'ya verdiğimiz paralarla senegal ve gana'dan, kore'den ve hırvatistan'dan kulüplerle anlaşabiliriz. ciddiyim. yeelen isimli bir kulüp var, bu kulüpten salzburg'a giden futbolculara bakın. wafa'dan salzburg'a gidenlere bakın. famalicao'nun anlaşmalı olduğu kulüpleri araştırın. o famalicao'dan parlayan futbolculara ve geldikleri yerlere bakın. rica ediyorum tüm bu araştırmalar akşam çayınıza tat katar, yalvarıyorum sizlere.

    bakın gerçekten çok basit sahadaki iş. zeki ve atletizmi kabul edilebilir seviyede bir oyun kurucu, onunla aynı potansiyele sahip bir yedek oyun kurucu, enerjisi yüksek ve ince işlere yatkın olsa da henüz işlenmemiş futbolcularla galatasaray on, on beş yıl sonra borçlarını tertemiz etmiş, bundan sonraki borçları karşılıklı borçlar olacak bir kulüp haline gelebilir.

    patson daka, kristijan lovric, alassane ndao, enock mwepu, bir tarikatın bizden gizlediği futbolcular değiller. doğru anlaşmaları yapsak, yani onlarca milyon euroyu sakatlık geçmişi olan veya satıp paraya çevrilmesi ancak bir arabistan kulübü piyangosu vurursa mümkün olacak futbolculara gömmesek bu futbolcular bizim olabilirdi. mesela ndao'yu ülkesinden 19 yaşında çıkarabilirdik. daka bizim anlaştığımız kulüpten çıkabilirdi. formül inanın çok basit.

    peki neden herkes bu formülü uygulamıyor? madem bu kadar basit?
    cevabı şöyle vereyim: spor yaparsanız, iyi beslenir, iyi dinlenirseniz çekici bir vücudunuz olur. ulan peki bu kadar basit neden herkes bunu yapmıyor? burada devreye tercihler giriyor. kulüp sahibi "malında" kolombiya'nın en iyi forveti, avrupa'nın adı bilinen forveti oynasın, kendisi de cemiyette isim yapsın istiyor. bu tip şeyler inanın kulüp politikalarını çok etkiliyor.

    çok basit arkadaşlar, futbol gelişen antrenman teknikleri, kurslar ve okullar sayesinde yetişen antrenörler, profesyonel ekipler sayesinde saha içinde inanın çok basit.

    öldü bitti teknik iflas etti denilen takımlarımızı bile ülkemizin yapısı sayesinde gelecek "ekonomik ittirmeler" ile birlikte toparlamak mümkün. inanın.
  • 461
    maç takvimi yönünden ve maçlardaki fiziksel yoğunluk yönünden üst seviyede çok zorlaşmış spor. barış alper yılmaz veya kerem aktürkoğlu'nu düşünelim. bu adamlar temmuz 2023'ün başında galatasaray'da yeni sezona hazırlanıyordu. aradan 1 koca yıl geçti, hala hiç ara vermeden maça çıkıyorlar. ligler neredeyse 3 günde 1 maç seviyesinde oynanıyor. arada seviyesi inanılmaz yüksek şampiyonlar ligi maçları var. 2 haftalık araya giriyorsun. orada bile milli büyük turnuva elemeleri ve uluslar ligi zımbırtısı var. o bitiyor yerel kupalar başlıyor. lig bu arada zorlaşarak devam ediyor. avrupa'da yoluna devam eden ekstra yoruluyor. o bitiyor dünya kupası veya avrupa şampiyonası başlıyor. tek seneli yıllarda konfederasyon kupası ve uluslar ligi finalleri var. bu ne abi? hangi sporda aralıksız 1 yıl maça çıkıyorsun? merhamet ediniz efendim. *

    oyuncular psikolojik ve mental olarak bence artık kırılmanın eşiğinde. euro 24'te underdog takımların çok iş yapmasını da buna bağlıyorum. favori takımların oyuncuları artık psikolojik ve fiziksel olarak bitmişken daha az maça çıkan oyuncular daha iştahlı olabilir, bu çok normal.

    futbolda ortalama 10 km, basketbolda 2 km, teniste 3 km koşarsınız. mesela lebron james'i o kütleyle futbol sahasına atarsanız bu mesafelere 25 yaşında olsa bile dayanamaz. elbette her sporun dinamiği farklı ama futbol temelde dayanıklılık ve kondisyon sporu. hem fiziksel olarak her maç 10 km koşacaksınız. hem senede 60-70 maça çıkacaksınız. hem de bunu bazen 365 gün devam ettireceksiniz. bu gerçekten çok fazla.

    24-25 sezonunda milli takımdan gelen galatasaray futbolcularına da anlayış göstermek lazım. biraz zamana ihtiyaçları olabilir.
  • 1
    yeryüzünde en çok izlenen, tutkuyla takip edilen spor dalı. futbolun bu kadar ilgi çekmesinin sebebi; yeşil saha üzerine diğer spor dallarında bulunan hemen hemen tüm özellikleri bir arada taşıması. hırs, mücadele, rekabet, estetik, eğlence, teknik vs... çoğu zaman ülke içinde görülmez sınırlar çizmiş, bazen ülke meselesi haline gelmiş, bir çok insanın yaşamının parçası olmuş, aslında spordan da öte bir kavram, tutku. bizler için ise galatasaray'ımızın olmazsa olmazı.
  • 425
    aramızda okyanuslar, kıtalar olan bir ülkenin milli takımıyla, ülke olarak hiç sevmediğim bir ülkenin takımı maç yapıyor ve ben kalp krizi geçirmenin kıyısından dönüyorum...

    ben kendimi konu galatasaray olunca hayatı futbol yapıyorum sanıyordum da, iyi futbola ve tarihe de kayıtsız değilmişim.

    i love this game.

    (bkz: 18 aralık 2022 arjantin fransa maçı)
  • 359
    kendimi bildim bileli hem oynamayı hem izlemeyi en sevdiğim oyun.

    oyun, sadece oyun. farklı anlamlar yükleyip galibiyette haddinden fazla sevinip, mağlubiyette gereğinden fazla üzülüp kalp kırmaya gerek olmayan, kendi hocasını, yönetimini hakarete varacak düzeyde eleştirmeye gerek olmayan basit bi' oyun.

    böyle bakarsak herşey daha kolay olacak. bugünkü oyunu kaybettik. (bkz: 4 ekim 2020 kasımpaşa galatasaray maçı)
  • 128
    2 eylül 2011 türkiye kazakistan maçı sonunda adaletini yine sorguladigim oyundur. butun mac; hirsi, mucadelesi ve hatta attigi cok da sik bir golle oynayan, ama bunun yaninda kendisinin hic hatasi olmadigi aptal otesi yedigimiz bir gol yuzunden riske giren macta, her futbolcunun basina gelebilecek penalti kacirma sanssizligini yasamis olan burak yilmaz, mac 1-1 bitse herkesin yuklenecegi kisi olacakti.
    diger taraftan butun mac ezdigi top ve silik futboluyla hic ortada gozukmeyen arda turan, son dakikada kazanilan serbest vurusu, topun rakibe carpmasi sonucu aslinda hic de niyeti olmadigi koseye gitmesi sonucu macin kahramani olmustur.
    sanirim futbol tam da bu yuzden hayata benziyor. bazen kahraman dediklerimiz, esas kahramanlarin cokca hakkinin yendigi bir ortamda, hem de hic de hakketmedikleri sekilde one cikan kisiler oluyor.

    not: arda turan'i cok severim ve aslinda burak yilmaz'dan da pek haz etmem ama 2 eylül 2011 türkiye kazakistan maçı'nin hakkaniyetli olarak dusundurdukleri bunlardi.
  • 309
    2000'ler değil; çok çok daha öncesinden çıkmıştı amatörlükten. futboldaki herhangi bir döneme baktığınızda bir önceki dönemin daha parlak görünmesi çok doğal. hatta bu durum futbolda değil hayatta da böyle. 90'lar 80ler..

    1935'de hitler milli takım arenalarına siyaset bulaştırdığında da amatör bir spor olmaktan çıkmıştı. http://gss.gs/AX4.jpg

    50'lerde alfredo di stefano, diktatör franco'nun araya girmesiyle barcelona'dan real madrid'e geçip, kulübün makus talihini değiştirdiğinde de bir spor olmaktan çıkmıştı: http://gss.gs/x0a.jpg

    uzakdoğulu köle tüccarları tarafından satın alınıp milyonlarca euro harcama yapan ancak buna rağmen şimdilerde futbol romantiklerinin aşığı olduğu ac milan, 80lerde bir o alt lig, bir bu alt lig, arada serie a falan takılırken; berlusconi tarafından satın alınıp para enjekte edilerek bir yapay süper güç yapılırken de futbol; amatör bir spor olmaktan çıkmıştı. http://gss.gs/E09.jpg

    real madrid'e; madrid belediyesi; akıllara türkiye'yi getiren bir çakallıkla değerinin gramı fiyatına belediye arsasını satarken de, futbol amatör bir spor olmaktan çıkmıştı.

    bugün neymarın gitmesinden dolayı ağlayan la liga başkanı*; yıllar boyunca barcelona ve real madrid'e absürd yayın gelirleri payı verirken, onlarca kez kolaylık sağlarken de futbol; amatör bir spor olmaktan çıkmıştı.

    gijon rezaleti zamanında da futbol çoktan amatör bir spor olmaktan çıkmıştı. https://www.barcin.com/...gunu-gijon-rezaleti/

    hele 2002'deki güney kore - italya maçında, daha sonra uyuşturucu kaçakçılığından tutuklanacak olan hakemin düdükleri, aslında futbolun selası idi.

    sepp blatter'in akıl hocası eski fifa başkanı joao havelange, fifa başkanı olarak aldığı rüşvetler ile birlikte zamanında kim bilir hangi turnuvalar, hangi maçlar için, o zamanın parasıyla 50 milyon dolar'ı ceplediğinde de futbol amatör bir spor olmaktan çoktan uzaklaşmıştı. http://gss.gs/0TJ.jpg

    futbol tarihinde; neymar'a verilen 222m €'dan çok çok daha kötü, olumsuz, amatör ruhunu bozan, geleceğini etkileyen binlerce olaylar gelmiştir futbol'un başına.

    ancak tüm bunlara rağmen futbol her zaman alt kesim için bir şölendi, hala da öyle olmaya devam ediyor: http://gss.gs/Ite.jpg

    (bkz: futbol tarihi/@jolenejolene)
App Store'dan indirin Google Play'den alın