resim
Franklin Edmundo Rijkaard
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kariyer Sonu
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 1568
    hala ısrarla günlük yaşadığımızı bizi hatırlatan hocamızdır.

    bir sezonda her şeyi bekleyip, olmayınca sıradaki gelsin mantığını o kadar benimsemişiz ki ülke olarak, galatasaray taraftarının da bundan nasibini almaması beklenemezdi.

    yatırımın ne olduğunu bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. yatırım geleceğe yapılır, bugüne değil. bugün bir şeylerden vazgeçersin yarın için. bu illa ki bugün başarısız olmalıyız demek değildir ancak bugün zarar etmeyi, kaybetmeyi göze almalıdır yatırım yapan kişi, kurum.

    rijkaardın bugünkü durumunun sorumlusu kendisinin sezon başında hepimizi mest eden futbolu takımımıza oynatmasıdır. güzel futbol izlemeye hazırladık hepimiz kendimizi. ama olmadı. o da hata yaptı, oyuncular da. yine de yapacaktır. ama her gelen hoca kötü gidişle ayrılırsa yakında fenerbahçe gibi olacağız. istikrar başarı getirecektir.

    kariyeri için tutmayalım elbette, gelecek için tutalım tutacaksak. ancak hocalığından şüphe etmeyelim lütfen. fatih terim bize hem uefayı aldırdı, hem 4 sene üstüste şampiyon yaptı, hem de ikinci döneminde ilk üçe giremedik. aynı hoca. o da mı yeteneksiz? istemeyebilirsiniz, ama bakmak istediğiniz yerden görmeyin sadece, geniş bakın.
  • 1466
    --- alıntı ---

    futbol dünyasındaki herkes tarafından hem futbolculuğu hem hocalığı ile iyi tanınan biri. her anlamda “iyi” tanınır. üst düzey futbolculuğundan sonra yine üst düzey hocalık yaptı.

    şimdi galatasaray’ın başında. adnan polat’ın, galatasaray futbol takımının başarılarını sürekli kılmak için yaptığı önemli hamlelerden birinin en önemli figürü.
    biliyoruz ki, rijkaard, sistem adamı. futbol anlayışına göre, bol pas yapan, topla oynamayı seven, sürekli hücum çeşitlemeleri yapan bir takım oluşturmak istiyor.

    cruyff’un “top bizde olursa rakibimiz gol atamaz” , “futbol basit bir oyundur. zor olan, futbolu basit oynamaktir”, “üst üste 30 pas yaparsan, top kendiliğinden kale çizgisini geçer” sözlerini doğru kabul etmiş ve bu sözleri gerçekleştirecek bir takım yapan hocadır rijkaard. cruyff’un bu sözleri aslında ideal futbol takımını tarif ediyor. rijkaard’ın bunun peşinde koşması çok önemli. galatasaray için bir şans.

    bu tip futbol anlayışının çok büyük handikapları da var. özellikle türkiye gibi futbolcuların fundamental eksiklerinin çok olduğu bir ülkede. işin kötüsü futbolcularımız, rijkaard gibi bir hoca ve futbol anlayışıyla karşılaşana kadar eksikliklerini fark etmiyorlar bile. biz izleyiciler de çok fark etmiyoruz aslında.
    ne zaman ki, galatasaray bol pasla oynamaya, kaleciyi de pas organizasyonu içine sokmaya başladı, o zaman özellikle savunma oyuncularının defoları ortaya çıktı.
    yine orta saha göbeğinde savunma oynayan oyuncuların pas yapamamaları sebebiyle takım sıkıntı yapmaya başladı. geçen sezonların yıldızlarının yaldızları döküldü.

    bu açıdan bakıldığında işi zor rijkaard’ın.
    galatasaray’ın elindeki kadro rijkaard’ın istediği futbolu tam olarak oynayabilecek yapıda değil, çok eksiği var. elimizde 4 savunma ortası var, hepsi milli ama sadece ikisi pas futboluna yatkın. yine beş orta saha göbeği oyuncusu var, ama sadece bir tanesi istenen kalitede.
    diğer mevkilerde sıkıntısı yok takımın. hem kalite hem de derinlik olarak birbirini ikame edebilecek sayıda oyuncu var. hem forvet hattında hem savunma kanatlarında sıkıntısı yok.

    yeniden öğrenme sürecine giren yılların profesyonellerinin adapte olma güçlüğüne, yapılan yatırımların karşılığını alabilmek için şampiyon olma baskısı, seneye yeni statta şampiyonlar ligi oynama isteği, kadroyu güçlendirmek için yeni yatırımlara kaynak yaratma zorunluluğuna rağmen çok başarılı bir sezon geçiriyor galatasaray ve frank rijkaard.
    saha içi açısından eksikleri yok mu rijkaard’ın , var elbette. mesela en önemli bölgede topa basıp pas yapacak adamı elano’yu oyundan alması. yabancı sınırı yüzünden öyle yaptığı söyleniyor. iyi güzel de forvete oyuncu almak için orta sahayı rakibe teslim doğru değil. yabancı forvetlerden birini çıkarıp yerine yabancıyı alması daha doğruydu. tabii ki sonuçlardan sonra söylemek kolay, hoca da fark etmiştir bu yanlışını sanırım.
    ara transferde de tartışılacak kararlar alındı. bahsettiğim baskılar ve bahsetmediğim sakatlıklar sebebiyle transfer yapıldı. sonuç pek başarılı olmadı, olamayacağı da belliydi aslında. ama bir çok faktör var elbette transfer için. ihtiyaç duyulan oyuncu tipi, oyuncuların transfer olabilme durumları, ücretleri, yabancı sınırlaması gibi. her şey göz önünde bulundurulmuştur sanırım. bence yaptığı yanlışlar bunlar elbette, hata olarak kabul edilse bile çok büyük hatalar değil. hani bazılarının iddia ettiği gibi, gönderilsin, istifa etsin gibi bir durum yok. takım şampiyonluğa koşuyor, daha ne yapsın ilk senesinde.

    rijkaard, takımına istediği futbolu oynatana kadar ısrar eden, bir çok kez açıkladığı gibi b planı peşinde koşmaktansa, a planını mükemmelleştirmeye çalışan bir hoca. dünya futbol tarihi rijkaard’ın seçtiği yolun doğru olduğunun kanıtlarıyla dolu.

    ülkemizde pek bilinen, eksikliği hissedilen, talep edilen bir şey değil, bir futbol ekolüne sahip olmak. ekol yaratan, bunu sürdüren ancak kısa süren denemeler oldu sadece. en başarılı ve en yakından bildiğimiz örnek fatih terim’in 96-2000 galatasaray’ı ve devamını sağlayan dünya üçüncüsü milli takım. diğeri de ersun yanal’ın oturtmaya çalıştığı futbol anlayışı. fatih hocanın ekolü, kaos futbolu diye adlandırdığımız müthiş bir hızla, rakibe baskıyla oynanan, rakibi boğan, kazandığı toplarla hızlı oynanan bir futbol anlayışı. çok yetenekli, fiziği güçlü ve kondisyonu yüksek oyunculara ihtiyaç duyar bu futbol. ersun yanal’ın anlayışı da biraz kaos futbolu biraz pas futboluna yakın. ancak hiçbir zaman tam olarak gösterecek zamanı olmadı.

    türkiye’de talep edilen sadece başarı. sabır yok.
    bunları kıracak, geleceğe yatırım yapacak ön görülü başkanların yapacağı en önemli iş frank rijkaard gibi bir hocanın takımın başına getirilmesi. adnan polat yönetimi bunu başardı.

    büyük takım hocası olmak zordur. herhangi bir takım hocası olmak da zordur aslına bakarsanız, okul takımı bile olsa.
    25 futbolcu, 10 civarında yönetici, malzemeci, masör, yardımcı hocalar falan derken 50 civarında insanla birebir çalışırsınız. taraftar ve medyayı daha saymadım bile.
    büyük takım olunca medya ve taraftar baskısı sizi cenderenin içine sokar. bu baskıyla baş etmek hiç kolay değildir. kimisi mourinho gibi, fatih terim gibi ayar üstüne ayar verir. kimi de rijkaard gibi muhatap bile olmaz.
    iş futbol tekniği, taktiği değildir. capello, hiddink, mourinho gibi hocalar nasıl oluyor da her yerde başarılı oluyorlar. futbol atla deve değildir, sahada oynanan oyunu hepimiz görüyoruz, biliyoruz değil mi? iş sadece bu olsa ben de yaparım galatasaray’a hocalık. ama topçu beni dinlemez ki. ben olsam ben de dinlemem zaten.
    ama rijkaard’sanız 3-0 önde başlarsınız ve sonuna kadar hak etmişsinizdir zaten.

    rijkaard, sezon boyunca doğru yolda ilerledi, çok fazla taviz vermedi prensiplerinden. prensipten taviz vermedi sert bir ifade aslında, ama rijkaard’ın prensipleri o kadar insanca ve yumuşak ki, hiçbir gerilim yaratmıyor. oyun anlayışımı değiştirmem, kamp yapmam, tribünden tepki gören oyuncuyu oyundan almam rijkaard’ın prensipleri. kim böyle bir hocayla çalışmak istemez ki.

    burnu havada olmayan büyük bir özgüven var rijkaard da. daha önce de yazmıştım, basın toplantılarında, söyleşilerde sıkılıyor gibi geliyor bana. bir gün mesela “elano’yu niye çıkardınız?” diye sorduklarında , “ya boşverin bunları, gidelim boğaz’a rakı balık yapalım, bu kadar takmayın futbola kafayı” diyecek gibi geliyor.

    --- alıntı ---

    http://captano.blogspot.com/...ank-rijkaard_27.html
  • 3596
    kendisine verilen kadroda bulunan ve şu an başka kulüplerde çatır çatır futbol oynayan futbolcuları listesi ;

    barış özbek - trabzonspor (bu sezon)
    leo franco - real zaragoza'da yerden yere vuruldu
    caner erkin - şu an fenerbahçe'de ve o sezon atletico madrid turunu tek başına yaktığı ortada. diğer maçları saymıyorum bile
    jo - nerede olduğu ve ne yaptığı bile belli değil
    mehmet batdal - şu an kiralik olarak karabükspor'a gönderilmesi bekleniyor
    tobias linderoth - futbolu bıraktı *
    zvjezdan misimovic - dinamo moskova'da
    ali turan - antalyaspor'da
    serdar özkan - ankaragücü takımında geçirdiği yarı sezon sonrası şu an takımı yok
    forvet - (bir dönem forvetsiz oynadığı için manidar olsun diye yazdım)

    hepsi takımlarında döktürüyor gerçekten.

    tanım : bu entry ironi bile içermemektedir , ona bile gerek olmadığı düşünülmektedir.
  • 1992
    henüz sadece 1 yıl hocalık yaptı. bu bir yıl içerisinde en az 20-25 yorumcu " barcelona'yı ben de şampiyonlar ligi şampiyonu yaparım ne var ki?" dedi. bunun 4-5 katı rakip takım taraftarı ve rijkaard düşmanı galatasaray'lı vardır..

    evet yalnızca 1 yılda yüzlerce kişi barcelona'da hoca olsalardı şampiyonlar ligi şampiyonu yapardık dedi...

    ancak 111 yıllık barcelona tarihinde sadece 3 kez var şampiyonlar ligi şampiyonluğu. 1 yılda yuzlerce işkembeden sallama 111 yılda 3 kez alınan kupa..

    üstelik sallanan adam rijkaard tarıhınde 2 .kez kupayı nou camp'a getirmiştir..
  • 1971
    1 yıl önce göreve geldiğinde söylediğim şeyi bugün de söylüyorum; galatasaray'da görev almış ve görev alacak hocaların en değerlilerinin başında geliyor kendisi. galayasaray'ın şu anki en büyük teminatıdır, lakin futbolu dehşetengiz şekilde bilen türk medyası, taraftarı yahut sokaktan büyük havayla geçen, yumurta topuk ayakkabılarının çıkardığı sesle mahallelerimizi şenlendiren eski zaman kabadayıları tarafından eleştirilebilmektedir. ağzımda eriyen bitter çikolatanın halet-i ruhiyem üzerinde bıraktığı etkiyle, acı tatlı birkaç şey söyleyebilme cesaretini kendimde bulmaktayım.

    bugün naifim; ol sebeple, çikolata renkli sevgilisine seslenen sezen cumhur önal şefkatiyle ve inceliğiyle anlatacağım bütün düşüncelerimi. içten gelen soft duygularla ifade etmeye çalışacağım kendimi.

    efendim bundan tam olarak 1 yıl 1 gün önce, bas bariton başkanımız sevgili adnan polat rijkaard transferi sonrası neler söylemişti bir hatırlayalım. hafızamızın tozlu raflarında kalmış bilgi kırıntılarının üzerindeki toz zerreciklerini kuvvetli bir nefesle üfleyelim ve bilgilerimizi tazeleyelim. bahsi geçen dönemde; kır saçlı, karizmatik duruşlu sevgili adnan polat; "hocamızın her zaman arkasındayız, kendisine güveniyoruz. taraftardan ricamız, sabırlı olmaları ve hocamızın arkasında olmalarıdır" burdan anlıyoruz ki, sevgili başkanımız frank rijkaard'dan beklenen başarıların birden bire elde edilemeyeceğinin farkındaydı. ilkbahar güneşi parlaklığında ve kır havası ferahlığında günlerin gelmesi için biraz beklemek gerektiğinin bilincindeydi kendisi. yeri geldiğinde medyanın kendini bilmez tavırları sebebiyle kışın acımasız soğukluğunu hissedeceklerini, yeri geldiğinde de taraftarın sonbahar hüznü tadındaki hayıflanmalarını dinleyeceklerini biliyordu sevgili başkan. lakin, kışa ve sonbahara inat, ilkbaharı inatla bekleyeceklerinin teminatını vermişti o gün söyledikleriyle.

    şimdi, sevgili çikolata renkli okurlar, sezon içinde yaşananları küçük anılar şeklinde hatırlamaya devat ediyorum hepinizi. sezon başında, her şey yazdan kalma bir havada seyrederken, biz mutlu mesut nevizade geceleri söylerken her şey daha kolaydı. sevgili hocamız frank rijkaard'a, saçlarındaki lüleler kadar hayrandık hepimiz; ama yaz etkisini yitirip, bazı şeyler ters gitmeye başlayınca bazı muhalif sözler duymaya başladık. muhalefet hepimizin içine işleyen bir olgu; zira yıllardır deniz baykal'ı siyasetin içinde gören insanlarız. bu durum doğrultusunda, av arayışına çıkan sırtlanlar misali bekleyen medya da gerekli çalışmalara başladı. galatasaray'ın başına gelen en önemli hocayı karalama ve yıpratma çalışmalarına ve taraftarı galeyana getirme denemelerine başladı. madımak'ta galeyana gelip otuz yedi aydını yakanlarla aynı milliyetteniz, çabuk çıldırdık haliyle. adnan polat'ın sezon başında söylediği "taraftarımızdan sabretmelerini bekliyoruz" sözleri çabucak unutuldu sarı-kırmızıya gönül verenler tarafından.

    son dönemlere doğru geldiğimizde ise, frank rijkaard'a yönelen olumsuz tepkilerin arttığını görüyoruz, sonbahar güneşi altında kurumuş ağaçların arasında keyif yapan sevgili okurlar. sebebimiz de, sezon içinde onlarca talihsiz sakatlık ve malum federasyon hakemleri yüzünden kaçan şampiyonluk. hani sezon başında biliyorduk sabretmemiz gerektiğini, uzun vadede gelecek başarılara bakıyorduk? ama öyle değilmiş kalplerinden aşk akan güzel insanlar, bunu görmüş olduk. sabretmek bize göre değilmiş, biz günü kurtarmaya bakıyormuşuz. bunu tüm gerçekliğiyle anladığımdan beri, içimde bir burukluk, kalbimde bir sızı var. üzülüyorum...

    şimdi hepimizin yüreğinin ritmini bozan, bizi tedirgin eden bir soru var aklımızda; rijkaard gönderilir mi? içimden geçen masum duygular içerisinde cevap veriyorum; hayır gönderilmez. karizma duruşlu, delici bakışlı başkanımız adnan polat, sezon başında söylediği sözlerin arkasında duracaktır. geleceğe yönelik yapılanma, rijkaard'ın gitmesine izin vermez. olur da gönderilirse, bu taraftarın büyük tepkisi sebebiyle olur. gönderildikten sonra da, günlük başarılarla sevinmeye, hiçbir zaman sonuca gidememeye devam ederiz demektir. şu an elimizde bir şans var, rijkaard uzun vadede galatasaray'a çok şey katabilecek bir isim. değerini bilip elden kaçırmamak gerekiyor. olur da rijkaard'ı göndermek gibi bir hata yapılırsa; terkettiğimiz sevgilinin ardından, ondan daha iyisini bulamayacağımızı bildiğimiz için ağlamaya benzer duygular yaşamamız kaçınılmaz. rijkaard; milan, inter gibi devlerle başarıdan başarıya koşarken, bize hiçbir şey kazandıramayacak bir hocaya talim etmek zorunda olacağız kuvvetle muhtemel.

    lütfen özet geç babası belli olmayan arkadaşım diyenleri kırmamak için söylüyorum; saçlarındaki lülelere kurban olmamız gereken muhteşem kişilik rijkaard'ı eleştirmeyi bırakalım lütfen nazik okurlar. çikolata renkli hocamızı balla sütle besleyelim; o bitter olsun biz sütlü çikolata. ortada buluşup muhteşem tatlar oluşturalım. programımızı burda bitirirken, hepinizi sonbahar esintisiyle kucaklıyorum. öpüldünüz.
  • 788
    kariyeri başarılarla dolu olan gelgelelim türkiye'de gördüğü 13 haftadan sonra bazılarınca gönderilmeye çalışılan teknik direktördür. gönderilir mi? bence 2 maç üstüste kaybetse durumu netleşir. şimdi bana kimse çıkıp fatih terim dönemini örnek göstermesin. o dönemde faruk süren, 0-4 biten fenerbahçe maçından sonra kelle avcılığı yapsaydı; kim, ne diyebilirdi ? sezon başında "sonuna kadar" destek sözlerini sarfedenler, çok önce değil, geçen yılın sonlarında da aynı sözü sarfetmişlerdi. biz birbirimizi biliriz, kimseyi kandırmayalım. takımımız 18. haftada 7. sıraya düşse, kimlerin neler yapacağı bellidir. daha şimdiden yazar(!) denilen satılık kalemlerin işe koyulduğu aşikardır. aşkımız renklerle, sabrımız puanlarla paraleldir.
  • 961
    takımına %66 topla oynama yüzdesiyle oynattığı için, bol gol pozisyonuna sokup takım bol bol kaçırdığı için, yorulan elano'yu çıkarttıktan sonra sorumluluk alıp pas yapacak adamın çıkmadığı için suçludur. tiz kellesi vurula. ulan ben sizin gözünüze de futbol bilginize de. ondan sonra seri ofsayt veren ibne bana bulaştı dersiniz bide... yazıklar olsunmuş. evet size yazıklar olsun.
  • 1284
    25 şubat 2010 galatasaray atletico madrid maçı'nda neye dayanılarak eleştirildiğini anlayamadığım teknik direktör. adam, 1-0'dan sonra saniyesinde oyuna müdahele edecekti ki, golü bulduk ve maçı eşitledik. caner erkin'in öyle psikopatça bir hata yapabileceğini değil rijkaard, caner'i doğuran annesi gelseydi tahmin edemezdi. tamam kabul, takım oyunu bir türlü madrid'in sahasına yıkamadı ama neyle ve kimle yapacaktı o işi? yedek kulübesinde oturan saatli bomba barış özbek ya da aylardır sakat olan sabri'yi mi oyuna sürecekti de oyunu kontrol altına alacaktık? duyan da, harry kewell ile milan baros'u rijkaard sakatladı, o yüzden forvete arda'yı sürdü sanacak. arkadaşlar biraz daha sağduyu lütfen. sinirliyken madem otokontrolünüz yok; -aynı caner gibi- gidin balkona bir sigara için, galatasaray marşını dinleyin, ne bileyim çocukluk fotoğraflarınıza bakın. ama kusmayın sözlüğün database'ine.
  • 828
    bana deseler ki, 30 yıl aralıksız şekilde bu adam galatasaray'ın teknik dörektörlüğünü yapacak. gözüm kapalı şunu söylerim: harikulade. fakat sadece onun için değil. bunu bülent korkmaz için de söylesinler, hakan şükür için de, fatih terim için de... hiç farketmez. tek istediğim istikrar. tek istediğim arsene wenger ve sir alex f. örnekleri. ne olur ya bunu yapalım artık. sırf bunun için ilk 5 yıl heba olsun içim acımaz. içim acımaz çünkü bir şekilde emin olmuşumdur teknik direktörün bir ömür boyunca bizle kalacağına. tabii ki bu tek taraflı olacak iş değil. bu gibi konularda yönetime yük bindirerek sorumluluğu onlara vermek hiç mantıklı değil. ne de olsa teknik direktörün de bunu kabul etmesi ve büyük bir aşk ile işini yapmak istemesi çok ama çok önemlidir. varsın olsun 5 sene boyunca efkarlardan efkar beğenelim. fakat eminim ki 6. sene geldiğinde dünya bizden saygı ile bahsediyor olacak.

    benim için olay x,y,z isimli hocalar değildir. tek ve en önemli detay istikrarda gizlidir.
  • 2455
    bu ülkenin tarihinde bizans'ı yıkıp "oyunlarını" devam ettirmek günümüze kadar geldiyse,

    bu ülkenin tarihinde yeniçeriler istedi diye "kellesi" uçurulan paşa sayısının haddi hesabı yoksa,

    bu ülkenin tarihinde ülkeyi kurtaran ve kuran kişiye bile "ali-cengiz" oyunları yapıldıysa,

    bu ülkenin tarihinde şiirler yazılar nedeniyle insanlar aforoz edildiyse ve "yakıldıysa",

    bu ülkenin tarihinde doğru bir şekilde işini yapmaya çalışan hep "enayi" konumuna sokulduysa...

    sanmayın ki sporda da geçmişi yaşatmıyoruz..

    "parantez"lerin içini şimdiye kadar ki medya-takım-yönetim üçgeninde görmediğimizi kim iddia edebilir ?

    galatasaray türkiyedir ! evet biliyoruz bunu zaten,

    ve şimdi rijkaardla beraber bir şansı var galatasarayımızın ve ülkemizin..

    ya bu kokuşmuş düzenin "parantez"leri içerisinde

    küçük olsun benim olsun diyerek debelenip durucaz..

    ya da devrimi rijkaardın gerçekleştirmesine destek olucaz !
  • 3009
    sene 2009, aylardan ağustos, eylül falan. takım tam kadro sahada. oynanan futbol müthiş, sakat yok, her maç 3-5 gol, estetik futbol. mustafa sarp bile virtiöz olmuş ortalarda dolanıyor. barış goller atıyor, arda asist manyağı olmuş, nonda gol krallığına gidiyor. kewell yeniden canlanmış, takımın adı konmuş: los galacticos.

    derken sakatlıklar başlıyor, milan baros, arda, sabri, kewell, vs, vs. bir cenabetliktir bitmek bilmiyor. o zamana kadar rijkaard'a ibadet edenler yavaş yavaş "rijkaard hoca değil" demeye başlıyor, sanki sahaya girip ismini saydığım futbolcuları o doğradı. devre arası joao alves, lucas neill, dos santos. uefa kupası tam gaz devam, takımın gol umudu milan baros ayağını kırmış, nonda gönderilmiş, takım uzun zaman forvetsiz, tam forvet iyileşir defansın sağı yok, solu baltazar, ortası çökmüş, ilerici uçlar sakat, uefa kupası forvetsiz, medya saldırıya başlamış, ta o zamandan lig bitene kadar cenabetlikler devam ediyor. sonuç: rijkaard başarısız.

    2010-2011 sezonu başlıyor, her gün bir yeni transfer asparagası, yöneticiler bekleyin diyor, o geldi bu geldi, adnan polat halledeceğiz diyor, rijkaard toplantıyı terkediyor, adnan sezgin az kaldı geliyor diyor, lig başlamış takım arızalı, transferde acele etmiyoruz diyor, uefa kupası maçları başlamış, en kısa zamanda transfer bitecek deniliyor, o sırada takımın elle tutulur en iyi yabancılarından keita satılıyor, mehmet topal ispanya yolcusu, yönetim daha iyileri gelecek diyor, takım uefa'dan eleniyor gele gele cana, pino geliyor. son bomba da misimoviç. ne bekledik neler geldi. misimoviç dışında takıma katkı sağlayacak transfer yapılmaması bir yana, takım avrupa kupalarında da saf dışı kaldı.

    1,5 senedir takımı sabote eden bu kadar büyük bir yönetim zaafiyeti varken rijkaard'ı göndermek etik mi? adil mi? gerekli mi? doğru mu? başta adnan polat olmak üzere bu takımı bu hale getirenler otururken, bu rezalet ötesi kadro sahada iken, mourinho gelse ne olur?

    tanım: kulüp tarihinin en beceriksiz yönetimi ile çalışan teknik direktörümüz.
  • 445
    27 eylul 2009 galatasaray eskisehirspor maci'nda günü kurtarmaya çalışmayıp takımda oturtmaya çalıştığı sistemin* üzerine gidendir ama öncelikle ilk yarı yavaş da olsa barcelona gibi oynayıp pas yapan net pozisyonlar yakalayan ,2.yarı golü yedikten sonra ise günü kurtarmaya çalışıp topu ileri şişiren futbolcularının kurbanı ve kaçınılmaz olarak futboldan zerre kadar anlayaman, reyting kaygıları karakterlerinin önüne geçmiş hatta kendilerinde karakter falan bırakmamış olan türk skor medyasının ve günlük başarılar bekleyen futbolseverlerin hedefindeki isim olmuştur.

    edit:imla
  • 1337
    kim ne dese kendi gitmek istemediği sürece bizimle kalacaktır. yönetim iyi ki bir anlık gazla gönderemeyecği, sabretmek durumunda kalacağı bir hoca ile anlaşmıştır. eminim ki rijkaard isterse gider, kimse onu gönderemez, sözleşmeisne bunların yazdığına bahse girerim. ve de iyi ki öyle...

    gözümüzü açsak iyi olur. bu adam bizlerle kalcak birkaç yıl ve bizim için iyi olacak. keşke kendi futbolundan hiç vazgeçmese, şu an vazgeçmiş gibi görünmesinin sebebini anlamıyorum bir türlü ama bence geçici.

    kendisi geldiğinden beri sami yen'de tek yenilgi aldık. kendisi geldiğinden beri avrupa deplasmanlarında nerdeyse yenilgi almadık. takımın yarısı sakatken, fırvet sıkıntısı hat safhada iken alternatifler yarattık. ne yazık ki eleme usülü bir maçta avrupa'dan elendik, ama elenmeyebilirdik de, biz de yakındık tura, yani öyle çooook rezil bir durumda da terk etmedik avrupa'yı. *

    kimse ne derse desin, ben ceketimi alıp gidiyorum demedikçe gönderilmeyecek hocadır bana göre, iyi ki öyle ve umarım sabırlıdır da aynı zamanda.
  • 784
    eleştirenlere sesleniyorum kimi istiyorsunuz kim gelsin yavrularım, varsa bundan iyisi parası neyse alır getiririz. şimdi çıkıp ferguson, wenger, mourinho demeyin onlar da gelse rijkaard kadarı olacak. kadromuz göründüğü kadar güçlü değil, şimdi bırakın eleştirmeyi de oturun çayınızı için ya da yatın lan geç oldu. yarın iş var okul var hadi bakalım.

    prensipleri olan adamlara hayranımdır. bir oyuncuyu sakatlıktan çıkar çıkmaz oynatmaması, form tutana kadar yanında bekletmesi, milli takımdan-uzun yoldan- gelen oyuncuların yorgunluklarını göz önüne alarak davranması, futbolculara köle değil de insan gibi davranması bile galatasaray'ımıza ne kadar yakıştığını gösteriyor, her oyuncusuna güvendiğini gösteriyor.

    çakallara inat yürüyedur rijkaard.
App Store'dan indirin Google Play'den alın