• 577
    sorun konsantrasyon değil!!!

    sahadaki oyunun ve bireysel performansların defolarını artık gizleyemediğimiz, sistemin tamamen çöktüğü bir maçı geride bıraktık. dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz.

    **savunmadaki zaaflar ve abdülkerim'in çöküşü**

    yediğimiz golde abdülkerim'in (apo) merkezi neden açtığını ve o an zihninden neler geçtiğini anlamak gerçekten imkansız. arkasındaki oyuncu kanada kaçsa bile bir stoperin istemsizce merkeze yönelmesi gerekirken, adamın dümdüz koşup kaleciyle karşı karşıya kalmasına izin verdi. bu seviyede bir hata 1. lig'de bile yapılmaz; kanat oyuncusu olsa ancak refleks dersin. normalde biz takım olarak apo'nun defolarını bir şekilde çözmüş ve saklamayı başarıyorduk. ancak rakipler çift hızlı santraforla sahaya çıkınca tüm bu defolar acı bir şekilde ortaya çıktı. apo çok uzun süredir birebir (1v1) savunmada kalmıyordu; en son manchester city üzerine oynadığında hocalarının dehası sayesinde kimse bu durumu takip etmemişti ama ben o gün de çok korkmuştum. bugün tekrar 1v1 savunmaya dönünce, galatasaray'daki ilk iki senesindeki zaafları, üstelik iki yaş daha yaşlanmış haliyle tekrar gün yüzüne çıktı.

    **taktiksel iflas ve okan buruk'un ısrarı**

    sistemin bu kadar kolay çözülmesinin yanında hocanın tercihleri de çöküşü hızlandırıyor. umarım kulüp bu mağlubiyeti basit bir "konsantrasyon" sorununa veya tesadüfe bağlayıp geçiştirmez. iki sene evvelki fenerbahçe maçında da aynı şeyleri söylemiştim ve o maçtan sonra galibiyet yüzdemiz yarı yarıya düşmüştü. o gün de futbolumuzun bittiğini ve o günü unutmayacağımı belirtmiştim; bugün de iki sene önceki o fenerbahçe maçının aynısı yaşanıyor. rakipler için denklem çok basit: çift santrafor çıkan her takım bizi bu şekilde haşlar. bu maç, tüm anadolu takımları için bize karşı nasıl oynanması gerektiğine dair net bir ders oldu. eğer biz bu maçtan ders çıkarmazsak, galibiyet oranımız yine yüzde 50'lere kadar düşecektir. belki bu sezonu bir şekilde şampiyon tamamlarız ama gelecek sene takım kesinlikle gider; zira gökten zembille yeni bir osimhen inmeyecek.

    **mental kırılganlık ve kaleci sorunu**

    defanstaki bu çöküşe, günay'ın kalede yenilen golleri adeta bir izleyici gibi çok güzel izlemesi eşlik ediyor. ilkay, torreira, günay ve abdülkerim hattındaki o kronik sorunlar tekrar su yüzüne çıktı. kalede uğurcan olmasa şu an ligde kaçıncı sırada olurduk, büyük bir muamma. tek tesellimiz, iyi tarafından bakarsak, alınan o fenerbahçe galibiyetinin sahadaki gerçekleri örtbas eden aldatıcı bir maç olmayacağıdır. istatistiksel bir kıyas yaparsak, 1.26 xg'den fenerbahçe 4 gol yiyordu; sosyal medyadaki taraftara uyup kaleye ederson'u bile geçirsek, bu şampiyonlar ligi fikstüründe ilk 4'e girmemiz şüpheli olurdu.

    **gelecek sezon planlaması ve "b planı" hayali**

    dönüp dolaşıp hep aynı noktaya geliyorum: seneye takım tamamen osimhen'e uygun bir kadro yapısıyla kurulmak zorunda. aslında 2 sene önce fenerbahçe'ye yenildiğimiz o maçla birlikte okan buruk'un planı bitmişti.

    bu yüzden çok net bir ayrım yapılmalı: eğer osi gidecekse okan buruk da gitmeli; kalacaksa okan buruk da kalıp kadro tamamen o sisteme uygun şekilde baştan kurulmalı. liverpool maçı da dahil olmak üzere takımın tüm kurgusu iyi olmazsa, aradan 1-2 oyuncu çıktığında takım böyle paramparça oluyor. nitekim o gün osimhen sakatlandığında bittik; bugün de lemina, torreira ve jakobs resmen maç seçince yine bittik. artık hocadan bir "b planı" beklentisinden tamamen vazgeçtim; çünkü yapacak olsaydı, geride kalan 4 senede bunu çoktan yapardı. osi varken set oyunu da (hücum seti olur, set hücumu olmaz) olmayacağını da düşündüğümüzde bize tempoya tempo ile karşılık verecek maç seçmeyen adamların lazım olduğu artık netleşti.
App Store'dan indirin Google Play'den alın