18191
aslında uğurcan övesim vardı ama kendisini övmek daha anlamlı geldi.
üzerinden biraz zaman geçtikten sonra belki yaptıkları unutulduğu için belki de unutulsun diye eski oyuncularımız hakkında asla katıllmadığım yorumlar yazılıyor, bu sözlükte de yazılıyor diğer sosyal mecralarla birlikte.
hakan şükür için mesela, galatasaray karşıtları ile birlikte akp galatasaraylılar olduğunu düşündüğüm bir kesim aslında o kadar da iyi forvet olmadığını, her top ona atıldığı için çok gol attığını falan ayzıyor günümüzde sosyal medyada. hakan şükür, insan olarak akp'den vekil olduğu gün zaten benim için yok hükmündeydi ama futbolcu hakan şükür bugün osimhen neyse oydu. osimhen kadar atlet değildi ama prime hakan şükür osimhen'den çok daha iyi bir pivot santrfordu. sırtı dönük oynamakta dünyada en iyilerden biriydi ve hücum presi dünyaya öğreten forvetlerdendi. bana göre de değeri 100 milyon avrodur günümüz paramızla.
dün ilginç bir şekilde melo'nun popülist biri olduğu -ki katılıyorum- ama galatasaray'da aslında o kadar da iyi bir performansı olmadığına benzer şeyler okudum. bu arada performansı her zaman zirvede de değildi, buna da katılıyorum, özellikle sezon başı sallanırdı falan. ama felipe melo da prime performansı ile galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en iyi defansif orta saha oyuncusudur benim için. bir orta saha oyuncusundan beklenen her şeyi belirlşi bir seviyenin üzerinde, bazılarını ise elit seviyede yapardı. oynadığı ilk hazırlık maçı sırasında rıdvan dilmen'' ''bu melo baya futbolcu, az buz futbolcu değil baya futbolcu'' dedirtmnişti. sert, güçlü, hava hakimiyeti üst düzey, pas metrajı çok geniş bir isimdi. topla da çıkabilirdi, şutu da fena değildi. ikili mücadeleye girdiğinde topu söker alırdı. nefis bir savunma önü oyuncusu olduğu gibi oyun kurulumunda da bir 8 numara kadar iyiydi.
ve fernando muslera... kaptanların kapatanı. müthiş refleksler, çıkmaz denilen topları çıkarma vs. bir yana liderdi muslera. cümlenin başında dediğim gibi kaptanların kaptanıydı o. özellikle de son senelerinde belki refleksleri biraz gerilemişti ama öyle tecrübeli bir hale gelmişti ki savunma arkasına atılan topları süpürüyordu, pozisyon daha başlamadan bitiyordu bu sayede. neyse ki mirası emin ellerde; uğurcan çakır süper lig'de benim izlediğim dönemler içinde şampiyonluk alan iki kaleciden biridir muslera ile birlikte. bu isimlerin hepsi kendi mevkileridne galatasaray tarihinin tartışmasız en iyi 3 4 isimleri arasında ve sadece yetenekleri, performansları ile değil kulüp tarihine kazandırdıkları kupalarlala da bu iddiam sabittir.
üzerinden biraz zaman geçtikten sonra belki yaptıkları unutulduğu için belki de unutulsun diye eski oyuncularımız hakkında asla katıllmadığım yorumlar yazılıyor, bu sözlükte de yazılıyor diğer sosyal mecralarla birlikte.
hakan şükür için mesela, galatasaray karşıtları ile birlikte akp galatasaraylılar olduğunu düşündüğüm bir kesim aslında o kadar da iyi forvet olmadığını, her top ona atıldığı için çok gol attığını falan ayzıyor günümüzde sosyal medyada. hakan şükür, insan olarak akp'den vekil olduğu gün zaten benim için yok hükmündeydi ama futbolcu hakan şükür bugün osimhen neyse oydu. osimhen kadar atlet değildi ama prime hakan şükür osimhen'den çok daha iyi bir pivot santrfordu. sırtı dönük oynamakta dünyada en iyilerden biriydi ve hücum presi dünyaya öğreten forvetlerdendi. bana göre de değeri 100 milyon avrodur günümüz paramızla.
dün ilginç bir şekilde melo'nun popülist biri olduğu -ki katılıyorum- ama galatasaray'da aslında o kadar da iyi bir performansı olmadığına benzer şeyler okudum. bu arada performansı her zaman zirvede de değildi, buna da katılıyorum, özellikle sezon başı sallanırdı falan. ama felipe melo da prime performansı ile galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en iyi defansif orta saha oyuncusudur benim için. bir orta saha oyuncusundan beklenen her şeyi belirlşi bir seviyenin üzerinde, bazılarını ise elit seviyede yapardı. oynadığı ilk hazırlık maçı sırasında rıdvan dilmen'' ''bu melo baya futbolcu, az buz futbolcu değil baya futbolcu'' dedirtmnişti. sert, güçlü, hava hakimiyeti üst düzey, pas metrajı çok geniş bir isimdi. topla da çıkabilirdi, şutu da fena değildi. ikili mücadeleye girdiğinde topu söker alırdı. nefis bir savunma önü oyuncusu olduğu gibi oyun kurulumunda da bir 8 numara kadar iyiydi.
ve fernando muslera... kaptanların kapatanı. müthiş refleksler, çıkmaz denilen topları çıkarma vs. bir yana liderdi muslera. cümlenin başında dediğim gibi kaptanların kaptanıydı o. özellikle de son senelerinde belki refleksleri biraz gerilemişti ama öyle tecrübeli bir hale gelmişti ki savunma arkasına atılan topları süpürüyordu, pozisyon daha başlamadan bitiyordu bu sayede. neyse ki mirası emin ellerde; uğurcan çakır süper lig'de benim izlediğim dönemler içinde şampiyonluk alan iki kaleciden biridir muslera ile birlikte. bu isimlerin hepsi kendi mevkileridne galatasaray tarihinin tartışmasız en iyi 3 4 isimleri arasında ve sadece yetenekleri, performansları ile değil kulüp tarihine kazandırdıkları kupalarlala da bu iddiam sabittir.


