156
2009 yılında askerde halı sahada maç yaparken leroy sane ile birebir aynı yerden aynı burkulmayı/sakatlığı yaşadım. anlık olarak dünyam karardı. acıdan feryat figan karakolun tüzel kişiliği dahil sövmediğim şahıs/hayvan/bina kalmadı. yaklaşık 10-15 saniye sonra bir şey yokmuş amk diyerek maça devam ettim. maç bitti. akşam 8-10 nöbetinde sağ ayak bileğimden sağ diz kapağıma kadar ılıklık/yangı ve tarifsiz bir acı hissettim. kahverengi, paçaları lastikli jandarma pantolununu sıyırınca sağ bacağımın kangren olduğunu düşünmüştüm. ayak bileğinden diz kapağına kadar iç kanama gibi her neyse bir şey olmuş. yan bağlar yırtılmış. kemik içi ödem oluşmuş. tabi bunları askerlik bittikten sonra geçmeyen şişilik nedeniyle sivil hayatta öğrendim zira komutan ben askere inanmıyorum deyip hastaneye yollamamıştı. g3 piyade tüfeğiyle o şekilde 1 ay daha nöbet tuttum.
bunları anlatıyorum çünkü ben istiyorum ki gelinen noktada gerek okan hoca gerekse yener ince’ye silifke’de elektrik süpürgesinin gırtlak borusuyla bel fıtığını tedavi eden adam muamelesi çekilmesin. doktorun maç esnasında imkanlarının kısıtlı olduğu bilinsin. ben istiyorum ki futbolculara burada iyi bakılsın. benim adım yener. de ki yener abim böyle biraz zeytin, bir ekmek, böyle küçük kalıp peynir…
bunları anlatıyorum çünkü ben istiyorum ki gelinen noktada gerek okan hoca gerekse yener ince’ye silifke’de elektrik süpürgesinin gırtlak borusuyla bel fıtığını tedavi eden adam muamelesi çekilmesin. doktorun maç esnasında imkanlarının kısıtlı olduğu bilinsin. ben istiyorum ki futbolculara burada iyi bakılsın. benim adım yener. de ki yener abim böyle biraz zeytin, bir ekmek, böyle küçük kalıp peynir…


