21772
özellikle bu seneki şampiyonlar ligi macerası birçok nüve verdi takımı hakkında. çok uzak maçlara gitmeyeceksen son iki maç dahi birçok şey söyledi.
mancity maçının ilk yarısı kabul edilir bir performans değil. zaten bunu kendi de maç sonunda açıkladı. takımımız ilk 24 içinde kaldığı için kendisini tebrik ederim. alınacak derslerin bol ve takımın oyununda bariz eksikler olduğunu ise söylemek isterim.
atletico ve mancity maçları bir şey gösterdi. en azından bana. santrforumuz yalnız kalıyor. aynı maç içindeki takımların aksiyonlarına baktığımda bunu daha net gördüm. daha önce de görüyordum elbette. rakip santrforlara top vurulduğunda etrafında fink atan arkadaşları olurken, bizim santrforumuzun etrafında neredeyse kimse olmuyor çoğu zaman.
bunun 10 numarasız oynamakla alakalı olduğunu söylerseniz anlarım. ama aynı zamanda atletico ve mancity'nin klasik 10 numaralar ile oynamadıklarını belirtmek isterim.
hafızalarınız tazedir. sadece mancity maçında haaland'a vurulan uzun toplar ile osimhen'e vurulan uzun toplara bakabiliriz. aradaki fark büyük.
atletico madrid maçında başka bir şey görmüştük. hücum anlamında... rakipler sürekli derine, sağa, sola ve geriye sprint attılar, atıyorlar. top almak veya alan açmak için. açıkçası şu şampiyonlar ligi serüveninde en kıskandığım sekanslar bunlar oldu.
biz bazen o kadar statikleşiyoruz ki kendimi ulysses okurmuş gibi hissediyorum. ya da "godot'u bekliyor"um.
uzun zamandır rakip fark etmeksizin gösterdiğimiz başka bir sorun ise topu çok kolay kaybedip rakibe atak devamlılığı fırsatı vermemiz... burada rakip fark etmiyor. mancity, atleti ya da karagümrük... bunu çözmek zorundayız.
orta sahamız neredeyse hiçbir yere yetişemiyor gibi. (oyun kurulumunda dan dun vurmalara başladığımız anlarda özellikle. hedeflemeli vurduğumuz zamanlar olduğu gibi, karambolde vurduğumuz toplar da var. neredeyse tamamını rakibe bırakıyoruz. osimhen yalnız veya seken topların, havuzdaki topların hemen hepsi rakipte kalıyor.
osimhen yalnız kalıyor diyorum. orta sahadan destek? kanatlarda varyasyon lazım. atleti gibi sprint bekleyeceğiz, kanadı kim çokluyor? orta sahadan destek? savunmada sürekli atak tazelettiriyoruz diyorum. oyun kurulumunda nerede orta saha? orta sahayı veriyoruz, orta saha nerede? hadi ileri vuracağız, bu orta saha nerede?
bu hangi oyuncunun oynadığından bağımsız bir konu. bana kalırsa orta saha kurgusuyla ilgili. çözülemez bir düğüm gibi, uzun zamandır önümüzde. çözemedik. yeni ortaya çıkan bir konu değil anlayacağınız.
neden sürekli atak yiyoruz hissi yaşıyoruz?
neden takım osimhen'e bağımlı hissettiriyor?
neden gol sayılarımız çok aşağıda? osimhen dışında gol atabilen yok takımda. hücumda kısır.
benim bu sorulara temelde cevabım yukarıdaki gibidir. bu sorunların bazıları ise transfer ile alakalı değildir. hocadan dokunuş, vizyon görmek istiyorum.
mancity maçının ilk yarısı kabul edilir bir performans değil. zaten bunu kendi de maç sonunda açıkladı. takımımız ilk 24 içinde kaldığı için kendisini tebrik ederim. alınacak derslerin bol ve takımın oyununda bariz eksikler olduğunu ise söylemek isterim.
atletico ve mancity maçları bir şey gösterdi. en azından bana. santrforumuz yalnız kalıyor. aynı maç içindeki takımların aksiyonlarına baktığımda bunu daha net gördüm. daha önce de görüyordum elbette. rakip santrforlara top vurulduğunda etrafında fink atan arkadaşları olurken, bizim santrforumuzun etrafında neredeyse kimse olmuyor çoğu zaman.
bunun 10 numarasız oynamakla alakalı olduğunu söylerseniz anlarım. ama aynı zamanda atletico ve mancity'nin klasik 10 numaralar ile oynamadıklarını belirtmek isterim.
hafızalarınız tazedir. sadece mancity maçında haaland'a vurulan uzun toplar ile osimhen'e vurulan uzun toplara bakabiliriz. aradaki fark büyük.
atletico madrid maçında başka bir şey görmüştük. hücum anlamında... rakipler sürekli derine, sağa, sola ve geriye sprint attılar, atıyorlar. top almak veya alan açmak için. açıkçası şu şampiyonlar ligi serüveninde en kıskandığım sekanslar bunlar oldu.
biz bazen o kadar statikleşiyoruz ki kendimi ulysses okurmuş gibi hissediyorum. ya da "godot'u bekliyor"um.
uzun zamandır rakip fark etmeksizin gösterdiğimiz başka bir sorun ise topu çok kolay kaybedip rakibe atak devamlılığı fırsatı vermemiz... burada rakip fark etmiyor. mancity, atleti ya da karagümrük... bunu çözmek zorundayız.
orta sahamız neredeyse hiçbir yere yetişemiyor gibi. (oyun kurulumunda dan dun vurmalara başladığımız anlarda özellikle. hedeflemeli vurduğumuz zamanlar olduğu gibi, karambolde vurduğumuz toplar da var. neredeyse tamamını rakibe bırakıyoruz. osimhen yalnız veya seken topların, havuzdaki topların hemen hepsi rakipte kalıyor.
osimhen yalnız kalıyor diyorum. orta sahadan destek? kanatlarda varyasyon lazım. atleti gibi sprint bekleyeceğiz, kanadı kim çokluyor? orta sahadan destek? savunmada sürekli atak tazelettiriyoruz diyorum. oyun kurulumunda nerede orta saha? orta sahayı veriyoruz, orta saha nerede? hadi ileri vuracağız, bu orta saha nerede?
bu hangi oyuncunun oynadığından bağımsız bir konu. bana kalırsa orta saha kurgusuyla ilgili. çözülemez bir düğüm gibi, uzun zamandır önümüzde. çözemedik. yeni ortaya çıkan bir konu değil anlayacağınız.
neden sürekli atak yiyoruz hissi yaşıyoruz?
neden takım osimhen'e bağımlı hissettiriyor?
neden gol sayılarımız çok aşağıda? osimhen dışında gol atabilen yok takımda. hücumda kısır.
benim bu sorulara temelde cevabım yukarıdaki gibidir. bu sorunların bazıları ise transfer ile alakalı değildir. hocadan dokunuş, vizyon görmek istiyorum.


