8503
bu iş uzadıkça kötüye gidecek belli oldu. uzamadan çözülmesi artık şart, ama bu çözüm ancak ve ancak galatasaray'ın şartları ile olursa çözüm olacak herkes için.
iki senaryo var bu işin çözümü için:
1) barış satılacak. menajeri komisyonunu alacak. keçiörene payı ödenecek. biz de aldığımız bonservis ile zaman kaybetmeden şartlarda anlaştığımız kaleci - sağ bek - stoper ve hızlıca anlaşacağımız orta saha transferlerini çözüp konuyu arkamızda bırakacağız. bu satış da bizim şartlarımıza uygun olacak, ne alıcı kulübün ne menajerin ne barış alperin ne keçiörenin değil. bizim şartlarımızla olacak. bizim şartlarımız için de bu 4 transferde kullanılacak para emsal alınacak, bu bedelin altında bir bedel kabul edilmeyecek.
konuşulanlara göre de bu 3-4 transfer için bize 40 milyon euro'dan biraz daha yüksek bir bedel gerekecek. hadi 40 diyelim, keçiören payını da bunun üzerine ekleyip arap kulübüne bu bedel söylenecek. bu bedeli getirecek, peşin olarak tek parçada ödeyecek (taksit - pay vs. olmayacak asla) ve konu kapanacak.
yel kayadan ancak toz alır. barış gidince nasıl olsa kendisi kaybedecek, bizim kaybedeceğimiz bir şey (bu para alınır ve doğru transferlerde kullanılırsa) yok burada. hasan şaş'ın konuşmasında en çok beğendiğim söz zaten "galatasaray ağaçtır, gerisi dal. kırılır gider" sözü oldu. aynen öyle. ağacın dalı kırılır, köküne bir şey olmaz. hele hele şu andaki halinde emin olun hiç bir şey olmaz.
ama şunu da ekleyeyim, her ne kadar bizimle artık alakası olmayacak olsa da barış menajerinin aklına uyup menajerine hayatında bir daha göremeyeceği paraları kazandırıp da arabistan'a gittiğinde "ulan ben ne yaptım" diyecek. arabistan bu ya yani, sanki bana italya - almanya. neyse, dediğim gibi o kısmı bizim için artık önemsiz.
2) barış satılmayacak. sözleşmesinde iyileştirme vs. yapılmayacak. keçiören'e de hiç bir şey ödenmeyecek. biz de yapmamız gereken 3-4 transferde gideceğimiz profilleri biraz düşürüp yine eksikleri tamamlayıp yola devam edeceğiz. ama burada da bunu bundan sonrası için hem menajerler hem oyuncular için emsal hale getirmemiz lazım.
barış'ı kemerburgaz'da hiç bir seviyede antrenman yaptırmayacağız. bireysel çalışacak. altyapı takımları da dahil olmak üzere hiç bir oyuncu ile etkileşimde olamayacak, galatasaray'ın hiç bir antrenörü barış'la çalışmayacak.
barış'ın menajeri ve bu işe dahil olan diğer 2 menajer (tuncay maldan - cenk melih yazıcı ve gökmen özdemir) ile ilişkisi olan tüm topçulara "menajerinizi değiştirin, bu isimler ile çalıştığınız sürece galatasaray'da olamazsınız" işi yerleştirilecek kafaya. bu 3 menajer ile bağlantılı hiç bir oyuncuya gidilmeyecek, oyuncularının sözleşmeleri yenilenmeyecek.
neom kulübü transfer kurallarını çiğnediği gerekçesi ile fifa'ya şikayet edilecek. sözleşmesi olan oyuncu ile kulübünden izinsiz görüşme yapmak transfer talimatlarına göre yanlıştır.
keçiören başkanına da barış'ın satılmayacağı, kendisinin alacağı komisyonu alamayacağı ve barış'ın sözleşmesinin sonuna kadar (30.06.2028 - tff sitesinde bu şekilde belirtiliyor) kulüpte kalacağı sonrasında da sözleşmesi yenilenmeyip serbest bırakılacağı bildirilecek.
bu iki yoldan birincisi herkesin daha fazla işine geliyor elbette. neom istediği oyuncuyu alıyor, oyuncu istediği maaşı alıyor, menajerler komisyonuna bakıyor, keçiören parasını alıyor, biz de hem sorunlu oyuncudan kurtulup hem de eksiklerimizi istediğimiz profildeki oyuncular ile dolduruyoruz. konunun tüm tarafları için win - win.
ikincisi ise demir yumruk. ve göründüğünden çok ama çok daha zor, uzun ve meşakkatli bir süreç. her ne kadar bir taraftar olarak gönlüm 2. şıkkı uygulayıp galatasaray'ın gücünü cümle aleme göstermek istese de bu yoldan gidilmesi şu anda mantıken bence doğru değil. galatasaray tam dünyadaki imajını istediği yere getiriyor, oyuncuların gelmek için can attığı bir kulübe doğru evriliyor, o dünyadan daha büyük hayallerimize doğru yürüyor, marka değerini inanılmaz arttırıyor derken bir anda böyle bir tabir-i caizse "astığım astık kestiğim kestik" anlayışı bu yaptıklarımızı çok kolaylıkla yıkabilir. bu marka değerine, bu noktaya kazıya kazıya geldik, bir anda yokuştan aşağı yuvarlanmak inanın en yanlış yol olacak izlenecek.
mantıklı hareket etmemiz şart. bizim şartlarımıza uyduktan sonra nereye gidiyorsa gitsin, biz de işimize bakalım.
iki senaryo var bu işin çözümü için:
1) barış satılacak. menajeri komisyonunu alacak. keçiörene payı ödenecek. biz de aldığımız bonservis ile zaman kaybetmeden şartlarda anlaştığımız kaleci - sağ bek - stoper ve hızlıca anlaşacağımız orta saha transferlerini çözüp konuyu arkamızda bırakacağız. bu satış da bizim şartlarımıza uygun olacak, ne alıcı kulübün ne menajerin ne barış alperin ne keçiörenin değil. bizim şartlarımızla olacak. bizim şartlarımız için de bu 4 transferde kullanılacak para emsal alınacak, bu bedelin altında bir bedel kabul edilmeyecek.
konuşulanlara göre de bu 3-4 transfer için bize 40 milyon euro'dan biraz daha yüksek bir bedel gerekecek. hadi 40 diyelim, keçiören payını da bunun üzerine ekleyip arap kulübüne bu bedel söylenecek. bu bedeli getirecek, peşin olarak tek parçada ödeyecek (taksit - pay vs. olmayacak asla) ve konu kapanacak.
yel kayadan ancak toz alır. barış gidince nasıl olsa kendisi kaybedecek, bizim kaybedeceğimiz bir şey (bu para alınır ve doğru transferlerde kullanılırsa) yok burada. hasan şaş'ın konuşmasında en çok beğendiğim söz zaten "galatasaray ağaçtır, gerisi dal. kırılır gider" sözü oldu. aynen öyle. ağacın dalı kırılır, köküne bir şey olmaz. hele hele şu andaki halinde emin olun hiç bir şey olmaz.
ama şunu da ekleyeyim, her ne kadar bizimle artık alakası olmayacak olsa da barış menajerinin aklına uyup menajerine hayatında bir daha göremeyeceği paraları kazandırıp da arabistan'a gittiğinde "ulan ben ne yaptım" diyecek. arabistan bu ya yani, sanki bana italya - almanya. neyse, dediğim gibi o kısmı bizim için artık önemsiz.
2) barış satılmayacak. sözleşmesinde iyileştirme vs. yapılmayacak. keçiören'e de hiç bir şey ödenmeyecek. biz de yapmamız gereken 3-4 transferde gideceğimiz profilleri biraz düşürüp yine eksikleri tamamlayıp yola devam edeceğiz. ama burada da bunu bundan sonrası için hem menajerler hem oyuncular için emsal hale getirmemiz lazım.
barış'ı kemerburgaz'da hiç bir seviyede antrenman yaptırmayacağız. bireysel çalışacak. altyapı takımları da dahil olmak üzere hiç bir oyuncu ile etkileşimde olamayacak, galatasaray'ın hiç bir antrenörü barış'la çalışmayacak.
barış'ın menajeri ve bu işe dahil olan diğer 2 menajer (tuncay maldan - cenk melih yazıcı ve gökmen özdemir) ile ilişkisi olan tüm topçulara "menajerinizi değiştirin, bu isimler ile çalıştığınız sürece galatasaray'da olamazsınız" işi yerleştirilecek kafaya. bu 3 menajer ile bağlantılı hiç bir oyuncuya gidilmeyecek, oyuncularının sözleşmeleri yenilenmeyecek.
neom kulübü transfer kurallarını çiğnediği gerekçesi ile fifa'ya şikayet edilecek. sözleşmesi olan oyuncu ile kulübünden izinsiz görüşme yapmak transfer talimatlarına göre yanlıştır.
keçiören başkanına da barış'ın satılmayacağı, kendisinin alacağı komisyonu alamayacağı ve barış'ın sözleşmesinin sonuna kadar (30.06.2028 - tff sitesinde bu şekilde belirtiliyor) kulüpte kalacağı sonrasında da sözleşmesi yenilenmeyip serbest bırakılacağı bildirilecek.
bu iki yoldan birincisi herkesin daha fazla işine geliyor elbette. neom istediği oyuncuyu alıyor, oyuncu istediği maaşı alıyor, menajerler komisyonuna bakıyor, keçiören parasını alıyor, biz de hem sorunlu oyuncudan kurtulup hem de eksiklerimizi istediğimiz profildeki oyuncular ile dolduruyoruz. konunun tüm tarafları için win - win.
ikincisi ise demir yumruk. ve göründüğünden çok ama çok daha zor, uzun ve meşakkatli bir süreç. her ne kadar bir taraftar olarak gönlüm 2. şıkkı uygulayıp galatasaray'ın gücünü cümle aleme göstermek istese de bu yoldan gidilmesi şu anda mantıken bence doğru değil. galatasaray tam dünyadaki imajını istediği yere getiriyor, oyuncuların gelmek için can attığı bir kulübe doğru evriliyor, o dünyadan daha büyük hayallerimize doğru yürüyor, marka değerini inanılmaz arttırıyor derken bir anda böyle bir tabir-i caizse "astığım astık kestiğim kestik" anlayışı bu yaptıklarımızı çok kolaylıkla yıkabilir. bu marka değerine, bu noktaya kazıya kazıya geldik, bir anda yokuştan aşağı yuvarlanmak inanın en yanlış yol olacak izlenecek.
mantıklı hareket etmemiz şart. bizim şartlarımıza uyduktan sonra nereye gidiyorsa gitsin, biz de işimize bakalım.