resim
Franklin Edmundo Rijkaard
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kariyer Sonu
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 3888
    aslında çok güzel başlamış ama ülkemize gelen her başarılı veya buradan gittikten sonra başarılı olan yabancı teknik direktör gibi gerek yabancı sınırlaması gerekse yerli futbolcuların sorunlu olması gibi durumlardan ötürü yavaş yavaş dibe doğru gitmiş kendisini herşeye rağmen güzel hatırlayacağım teknik direktörümüzdür.

    aslında gayet güzel transferler yapılmasına rağmen bir önceki sezonun oyuncularının da forma girdiği güzel bir kamp döneminden sonra sezona rakipleri futbol olarak bayağı ezerek başlamıştık. en büyük ve ilk falsoyu kaleci de yaptı belki de yapmak zorunda kaldı. leo franco'ya kale emanet edildi ilk haftalarda biz farklı kazanırken sorun olmadı ama iş kızışmaya başladığında kendisi sağolsun 1 maçı bile tek başına alamadı ki giderken de bize kazığın hasını atarak gitti. ilk 11'in kendi içerisinde bile gözle görülür bir kalite farkı vardı. hücum hattı "baros-kewell-keita-arda-elano" iken takımın gerisi "gökhan-servet-sabri-mustafa sarp-barış özbek-leo franco" gibi isimlerden oluşmak zorunda kalıyordu. yabancı sınırlaması maalesef kendisinin elini kolunu bağladı bir yerde. bunun yanında adnan sezgin gibi futbolcular üzerinde hiçbir ağırlığı olmayan bir kişinin futboldan sorumlu olması sorunları kartopu gibi büyüttü ki bir sezon sonra neredeyse üzerimize çığ düşecekti. ilk sezon devre arası transferlerinde kaleciden sonraki diğer büyük hatasını yaptı. jo'yu getirebilmek için yabancı kontenjanında boşluk aramak gerektiğinde tercihini baros sakat olmasına rağmen nonda'dan yana kullanması (ki o zamana kadar 15 golü vardı) sezonun ikinci yarısında bazı maçlarda arda ve keita'nın santrafor oynaması gibi bir garabeti ortaya çıkarmıştı. ikinci yarıda sıkışan maç temposu ile kendisinin almış olduğu bu hatalı kararlar ile oluşan kadro sorunları üzerine leo franco'nun fenere ali sami yen'de hediye ettiği maçtan sonra film koptu ve seri puan kayıpları ile sezonu 3. tamamladık.

    ikinci sezonunda ise üstte renkdaşlarımın da belirttiği gibi yapılan transfer garabetine ses etmeyişi ya da "bu takımdan bir yol olmaz zaten bende tazminatımı alır dalgama bakarım" rehaveti ile başladığı ikinci sezona lviv skandalı ile giriş yapmış üstüste 4 maç alarak ligde biraz toparlasa bile bu seferde yerli futbolcu çetesine kurban gitmişti. servet'in şov yaptığı 4 olsunda hoca gitsin diye oynadığı bir ankaragücü maçından sonra (skibbe'ye de aynı tarifeyi uygulamıştı ama o zaman 5 yemiştik) görevine son verilmişti.

    tek bir kalıbın hocasıydı maalesef. eldeki malzemeye göre takım kurmaktan ziyade takımı kendi kafasına uydurmaya çalıştı ama ülkemizde hele bir de o zamanki futbolcu çetesiyle bu işlem tabiki çok zordu. kendisine sabredilseydi sistem kurardı dendi ama bence o iş de olmazdı çünkü servetle sabriyle mustafa sarpla barış özbekle neyin sistemini kuracaksın ki? zaten kendisinin teknik direktörlük meziyetlerinin de futbolcu yeteneklerine dayalı olduğu bizden sonraki gittiği hiçbir takımda dikiş tutturamamasından da ortaya çıktı.

    ama ilk başta dediğim gibi ben kendisini yine de iyi hatırlayacağım çünkü elindeki malzemeye oranla futbol oynatmaya çalışan galatasaray kültürü ile futbol olarak uyuşan bir kişiydi. keşke kendisiyle yabancı sınırının olmadığı daha vizyoner bir başkan ile birlikteyken çalışabilseydik demek isterdim ama demiyorum çünkü fatih terim yaşıyorsa ve bu işi yapıyorsa fatih terim allah kerim demekten başka çaremiz yok :)
App Store'dan indirin Google Play'den alın