6793
24 şubat 2019 galatasaray akhisarspor maçı‘ da dakikalar 86’ yı gösterirken tabelada henry onyekuru‘ nun numarası yanıyordu. oyundan çıkacak kişi kendisiydi. onyekuru kenara doğru gelirken 25.000 kişinin yarısından fazlası kendisini yuhladı.
14 şubat galatasaray benfica maçında ilk düdükle beraber takımımız benfica’ dan daha kötü görünüyordu. bizden iyi takımdı benfica. futbolcu kalitesi olarak yakındık ancak sahadaki futbola bakınca onların oynadığı oyun çok oturaklı görünüyordu. o sırada tribünden gelecek desteğe çok ihtiyacı vardı takımın. biraz iteklenmesi gerekiyordu sahadaki futbolcularımızın. zira hakemin de kararları maça etki ediyordu. burayı zorlamak gerekiyordu... herkes eblek eblek “bunlar bizi yer” diye maçı izledi. hakem alakası olmayan bir pozisyonda çıkıp penaltı verdi, herkes cep telefonunu çıkarıp penaltı olmadığını gördü, hakem alakasız bir iki düdükle zaten alehimize olan oyunu perçinledi ancak tüm stad sus ve pustu. maça giden birinin ağzından çıkan cümle şu; “herkes şok oldu benfica’ yı görünce ve yenileceğimize ikna olduk”
öyle bir taraftar var ki artık bırakın futbolu, bazen galibiyetten bile keyif alamıyor. takımını görmek yetmiyor ona. öfkeli. tüketici. hep istediği gibi olsun isteyen... şu tribün, şu taraftar 96-00 arasında olsaydı aynı başarıların gelmeyeceğine kalıbımı basarım ancak bazı “pragmatikler” gelip “hatalı önerme, ıspatlayamazsın, varsayım” gibi cümlelerle bana atomu parçalayacaklar... çok üzgünüm ancak kabul edin ki taraftarlık duygu işi. pragmatik bir tarafı yok. dolayısıyla her detayına pragmatik yaklaşmanız tam da anlatmaya çalıştığım “kaybedilen taraftarlık kültürü” yle ilgili...
ah be ali sami yen, ah be mecidiyeköy... seninle beraber “cehennem” de yıkıldı, kültür de.
adına arena dediler ve kan istiyorlar artık...
edit: entry’ i girdim ve sözlükte gezerken bitse de gitsek başlığında bir twitter adresi paylaşıldığını gördüm. profiline girdim ve bir iki paylaşımından önce şöyle bir retweet ine denk geldim. önüme düşen bu video “tesadüf mü kader mi yeğen” dedirtti. hayret verici... https://twitter.com/...819790292271108?s=21
14 şubat galatasaray benfica maçında ilk düdükle beraber takımımız benfica’ dan daha kötü görünüyordu. bizden iyi takımdı benfica. futbolcu kalitesi olarak yakındık ancak sahadaki futbola bakınca onların oynadığı oyun çok oturaklı görünüyordu. o sırada tribünden gelecek desteğe çok ihtiyacı vardı takımın. biraz iteklenmesi gerekiyordu sahadaki futbolcularımızın. zira hakemin de kararları maça etki ediyordu. burayı zorlamak gerekiyordu... herkes eblek eblek “bunlar bizi yer” diye maçı izledi. hakem alakası olmayan bir pozisyonda çıkıp penaltı verdi, herkes cep telefonunu çıkarıp penaltı olmadığını gördü, hakem alakasız bir iki düdükle zaten alehimize olan oyunu perçinledi ancak tüm stad sus ve pustu. maça giden birinin ağzından çıkan cümle şu; “herkes şok oldu benfica’ yı görünce ve yenileceğimize ikna olduk”
öyle bir taraftar var ki artık bırakın futbolu, bazen galibiyetten bile keyif alamıyor. takımını görmek yetmiyor ona. öfkeli. tüketici. hep istediği gibi olsun isteyen... şu tribün, şu taraftar 96-00 arasında olsaydı aynı başarıların gelmeyeceğine kalıbımı basarım ancak bazı “pragmatikler” gelip “hatalı önerme, ıspatlayamazsın, varsayım” gibi cümlelerle bana atomu parçalayacaklar... çok üzgünüm ancak kabul edin ki taraftarlık duygu işi. pragmatik bir tarafı yok. dolayısıyla her detayına pragmatik yaklaşmanız tam da anlatmaya çalıştığım “kaybedilen taraftarlık kültürü” yle ilgili...
ah be ali sami yen, ah be mecidiyeköy... seninle beraber “cehennem” de yıkıldı, kültür de.
adına arena dediler ve kan istiyorlar artık...
edit: entry’ i girdim ve sözlükte gezerken bitse de gitsek başlığında bir twitter adresi paylaşıldığını gördüm. profiline girdim ve bir iki paylaşımından önce şöyle bir retweet ine denk geldim. önüme düşen bu video “tesadüf mü kader mi yeğen” dedirtti. hayret verici... https://twitter.com/...819790292271108?s=21

