resim
Xhevat Prekazi
Görev:Yardımcı Antrenör
Takım:-
Yaş:68
Uyruk:Sırbistan
  • 232
    'önemli olan şirketin selayeti, kimsenin gözünün yaşına bakmam' mantığıyla dededen kalma gelenekçi müesseseyi değersizlikler yığını hale getiren amerika'da okumuş oğul ve kapalıçarşı çakalı ekürisi sayesinde gönülden bağlı çalışanlarını harcayan işbilmezlik ve fütursuzluğun kapı önüne koyduğu son emektara benzettim cevad'ı.

    cevad prekazi'nin monako'ya 40 metreden attığı gol var ya...
  • 675
    https://www.youtube.com/shorts/stgmQ0Z0sgs

    https://twitter.com/...323529337925719?s=46

    pas iki kişilik bir hadisedir demiş zamanında mustafa denizli. yani bu iki kişilik olayda bir tarafın akıllı olması gerekiyor.

    prekazi tekniğin çok kolay gelişebileceğine inanıyor, ancak bu düşündüğü kadar kolay değil. gheorghe haginin teknik direktörlüğü döneminde orhan ak ve cihan haspolatlı'nın 60 metre uzaklığa ters pas atacağına inanarak onları çalıştırması gibi. hem kötü oyuncu olup, hem de mental yeterlilikte olmayan cihan ve orhan'da doğal olarak bu durum daha kötü sonuç vermişti. kendilerine olan inançları açısından...

    bu işler doğuştan oluyor gibi saçmalıklara girmeyeceğim tabii ki. ama çocukluktan beri bu işte mahir olduğu için, veya çalışarak geliştirdiği için, bunu sürekli deneyerek meleke haline getirenler ile, bu işi sonradan öğrenmeye çalışanlar arasında çok büyük fark oluyor.

    boey'in, ilk transfer olduğu zaman platform üzerinden dijon'da 20 maçını seyretmiştim. en belirgin özelliği, belli bir teknik kapasitede olmadığı için futbolun basit doğrularını yaptığı idi. yanındakine kısa oynamak, verkaç yapmak, top dikine çizgiye doğru sürmek gibi. yani temelde kendini doğru tahlil etmesi ve ona göre bir oyun geliştirmiş olmasıydı. buna göre bir meleke seti geliştirmiş oyuncuya, yeni yönergeler vermek, onun var olan oyununu da bozacaktır. tabii burada prekazi'nin söylediği şey, kafayı kaldırarak bunları denemesi ise orada bir problem yok. ama bu melekeyi edinmesi bile bugünden yarına olacak bir iş değil.

    tekrardan konunun özü olan 'pas iki kişilik bir hadisedir' kısmına dönecek olursak, bu iki kişilik hadisede önemli olan topu alan mıdır, yoksa veren midir? buraya daha dikkatli eğilmek gerekiyor.

    eğer konu takım arkadaşlarının özelliklerine göre pas almaksa, bu takımda bu işi en mahir yapan insan icardi. neden? çünkü hareketli, ve takım arkadaşlarını tanıyor. kerem ve molde maçında yunus'un saçma sapan serseri topuna vurması ne kerem'in ne de yunus'un mahareti.

    'iyi de o zaman neden sacha'nın toplarına o vurmuyor?' diyenleriniz olabilir. sacha ceza sahası yayına yerden sert kestiğinde, defansı da kale önüne çekecek tek adam o olduğu için. arkadan demarke gelen adamların da defansı şaşırtması gerekiyor, ki bizde bu sene özelinde birazcık mertens dışında kimse orayı doldurmuyor.

    henry'nin örneğine bakarsanız, burada ne ljunberg'in ne de pires'in bergkamp olması beklenmiyor. sadece top onlardayken, topsuz oyuncuların onların yapabileceklerine uygun şekilde hareket etmesi gerekiyor. zaten biz de tam bu yüzden, getirdiğimiz 50 tane yıldız içerisinden hangisine uygun hareket etmemiz gerektiğini bulamıyoruz.

    ayağında top varken, zaha, ziyech, x, y ve z hepsi birer yıldız. ama ya top yokken? top ayağında değilken takım arkadaşlarının yapacağı işleri kolaylaştıran kaç oyuncumuz var?

    bu arada arsene wenger'e loser diyen salak yorumculara da itibar etmeyiniz.

    edit: konuyla ilgili çok uzaklarda olmayan birinden bir yazı paylaşalım.

    https://kertenpele.co/lig-günlükleri-5-pas-kaç-kişilik-bir-hadise-d127c0680265
  • 428
    ben en çok galatasaray'i sevdim

    böyle başladım,çünkü böyle olması gerekirdi.yıl 1985'ti.bir gün telefonum çaldı.
    ansızın oldu aslında.ben amerika'dan yeni dönmüştüm,bir macera işte,atlayıp gittim oralara,salon futbolu oynamaya.zoran aradı,split'ten tanışırdık.1.5 sezon beraberdik,telefonu açtım,'galatasaray'da oynamak ister misin?' diye sordu.hiç düşünmeden 'neden olmasın ki?' dedim.hayat işte...selçuk(uygur) ağabey ile görüştük.geldim istanbul'a ve antrenmanlara çıkmaya başladım.derwall,izledi beni ve galatasaray'da kalmam için ısrar etti.öyle başladı.iyi ki de başladı.

    zordu istanbul'a alışmak...havası,suyu her şeyi farklı bir ülkenin ama ali sami yen'e çıktığımda anladım ki burası benim evim...

    biz iyi takımdık.ilk sezonumu hatırlarım, şampiyonluğu averajla kaçırdık.sonrasında biliyordum şampiyonlukların geleceğini,biz birlikte ateşin içinden geçebilecek bir takımdık,geçtik de...

    şimdi yaş geldi 55'e...bir gün programa katıldım istanbul'da...'ben yeni stada gitmiyorum,eskiyi seviyorum' dedim.''ali sami yen mi kaldı''dediler...dedim,'babam da öldü ama onu hala seviyorum.'ben babamı çok sevdim,onu hiç unutmam.bir de istanbul'u ve ali sami yen'i çok sevdim.

    en çok da galatasaray'ı sevdim.bir kez daha o forma ile geçmek isterim topun arkasına,gol diye bağırmak için,şampiyon olmak için...

    ve şimdi sizin fırsatınız var,ateşin içinden geçmek ve bir kez daha şampiyon olmak için.

    en büyük galatasaray.

    cevat prekazi
  • 173
    --- alıntı ---

    ve cevad prekazi. birkaç zamandır bir protesto kampanyası yürütüyoruz, özellikle twitter üzerinden: nontvspor. bugün ntv yorumcu olarak prekazi’yi kullandı. umarım bizim kampanyamızın etkilerinden biridir bu, zira galatasaray taraftarının hassasiyetlerini dikkate aldıklarını gösterir.
    neyse, konumuz cevad prekazi. türkiye’de oynamış yerli-yabancı, gelmiş-geçmiş, hani tüm zamanların derler ya en iyi ve en çok sevilen oyuncularından biriydi cevad.
    futbolu sevdiğini tribündekilere gösterir, hissettirirdi. bugün de futbolu nasıl sevdiğini anladım, yeniden. dünya futbolunu takip ediyor, futbolcuları, takımları biliyor. kim ne oynar, galatasaray’a kim yararlı olur, fikirleri var. işkembeden atmıyor adam. çünkü prekazi zamanının büyük kısmında futbolu takip ediyor, düşünüyor belli ki. kerameti kendinden menkul bazı yorumcular gibi zamanını at yarışları, kumar, bar işletmeciliği ile geçirmemiş, geçirmiyor cevad.
    “galatasaray bana görev versin, ben futbolcu araştırayım. o taraftar için bir şeyler yapayım. futbol bana çok şey verdi, ben daha ona bir şey vermedim” diyen bir adam işte cevad prekazi. bir gönül adamı. o kadar sene galatasaray’da oynadı bir kez olsun para sorunu veya başka bir sorun yarattığını duymadım.
    büyük adamdır cevad. ne kadar büyük olduğunu anlamak için şöyle düşünün : benim jenerasyonumun kafasında bir sorudur : hagi mi, cevad mı? dünya yıldızı hagi ile kıyaslanmayı hak eden tek adamdır galatasaray taraftarı açısından cevad. seviyoruz !

    ek : unutmuşum, galatasaray = aşk, belgrad=iş diyen adamdır cevad prekazi.

    --- alıntı ---

    http://captano.blogspot.com/...galatasaray-1-5.html
  • 538
    prekazi prekazi diye havaya atıp vurduğum misketle salonun floransını patlatmış bir fanatiğiyim. ali sami yen e veda maçında, yeni açık tarafında, hagi ile peş peşe forma atarken ben prekazi nin formasını kapmaya koşmuştum sandım ki herkez hagi’nin atacağı formaya koşar yanılmışım, formayı kapamadık. ben be yaş gurubumun idolü büyük futbolcu güzel insan cumartesi görüşmek üzere.
  • 679
    son açıklamalarıyla değil yıllardır boş yapmayı seven galatasaray efsanesi eski futbolcu. hagi estirdiği dönemler hagi'den iyiyim tarzı röportajlar verirdi. sonrasında bir dönem sırbistan'dan bir sürü oyuncu önerip, hatta bir tanesini istanbul'a getirip galatasaray'a imza attırmaya çalıştı. kulüp beğenmeyince de birkaç seneye avrupa'da star olacak dediği futbolcu sırbistan ikinci liginde falan süründü.

    yıllardır sırbistan'da çeşitli futbol takımlarında antrenörlük yapıyor. ne hikmetse bir tane bile oyuncu çıkardığını görmedim, duymadım. galatasaray'ın futbolcu olarak efsanesidir. yorum yapmaya herkesten çok hakkı vardır. ama kendisinin dediği gibi nasıl ki yetenek ve teknik ayrı şey ise, iyi futbolculuk ve iyi antrenörlük apayrı şeyler.
  • 335
    ekşi sözlük'ten;

    276.bugün lig tv'nin 21 adlı programında izleyip gözlerimin dolmasına neden olan eski futbolcu. bunun için galatasaraylı olmama gerek yokmuş meğer, bu duyguları hissetmek için önce insan sonra da sporsever olmak yeterliymiş.

    kendisinin fenerbahçeli yöneticilerin evine geldiğini ve çeki masanın üzerine koyup yaz dediklerini, ama teşekkür edip galatasaray'da kalacağını söyleyişini anlatması (ki bunu da sormasa kimse anlatacağı yok), ali sami yen'deki bir maçtan sonra fenerbahçe'ye gideceği söylentilerine bozulan tribünü ve o gün maçta olan eşini evde ağlıyorken bulmasını ve eşinin 'kaç para verirlerse versinler, ne olursa olsun bu takımı bırakmayacaksın, bu taraftar için burda kalacaksın' deyişini anlatması attığı bütün gollerden üstündür sanıyorum. hayır anlatışı da bir güzel ki... ulan ne mutlu galatasaraylılara dedim şöyle bir adam takımlarında futbol oynamış. elin yabancısının sahip olduğu sadakat, minnet duygularına bak arkadaş, bilmiyorum şu an bunu yazarken ufo'dan high flyer dinlediğim için mi çok duygusala bağladım ama helal olsun demek istiyorum bu adama kazandığı paralar. tekrar böyle nesli tükenmiş futbolculardan gördüğüm gün kurban kesmelik bir gündür. o kadar uzak yani bu duygular artık futbola. arma öpmeler, doğuştan zaten bu takımlıydım ben demeler falan hikaye. geçiniz bunları, yemezler.

    saladze
  • 13
    36 numara sol ayagı ve incecik bacaklarına ragmen, toplara o kadar sert ve düzgün vuran baska bir insanoglu yokyur o dönemde. bilindiginin aksine kucuk ayaklı futbolcular toplara daha iyi vurur. kendisi ile yapılan bir roportajı copy paste edecegim;

    -5-0’lık neuchatel maçı hâlâ akıllarda.
    c.p: 1988-89 sezonunda şampiyon kulüpler kupası’nda ilk turda rapid wien’i eledik. ardından o unutulmaz neuchatel xamax maçlarını oynadık. sanki dün oynamış kadar iyi hatırlıyorum. neuchatel’de benim belgrad’dan arkadaşım admir simajiç oynuyordu. maçtan önce bizim otele ziyarete geldi. bir de kovaçeviç vardı. simajiç zor maç olacak dedi. bense turu kolay geçeriz dedim.

    -ama kolay geçemediniz.

    cp : maç başladı. çok basit bir gol yedik. bitime 12 dakika filan vardı, sahaya pkk’lılar girdi. oyun 20 dakika durdu ve hepimiz soğuduk. ardından 10 dakikada 2 gol birden yedik. sonra simajiç tekrar otele geldi ve kendilerinin de çok şaşırdığını ve böyle bir galibiyet beklemediklerini söyledi. maçtan sonra ben uçakta arkadaşlara, “eğer bunları elemezsek biz futbolu bilmiyoruz.” dedim.

    -güvenceniz neydi?

    cp : ali sami yen’deki rövanştan önce bir gazeteye röportaj verdim. hatta elimi de gösterip 5 atacağız dedim. o gazeteyi hâlâ saklıyorum. arkadaşlarım benimle uzun süre dalga geçtiler. zaten ben o zamanlar bizim futbolcuların güvensizliğine çok şaşırıyordum. gittim mustafa denizli’nin yanına, “ya hocam ben kimlerle oynuyorum. bunlarla maç kazanamayız.” dedim. ali sami yen’e neredeyse 50 bin kişi gelmiş. inanın gollerin nasıl geldiğini hiç hatırlamıyorum. yalnızca 4 tanesinin asistini ben yaptım, onu biliyorum.

    -bir şeyi çok merak ediyorum. çok sıskaydınız. o şutlar o bacaklardan nasıl çıkıyordu?

    cp: herkes bunu merak ediyor. benim iki ağabeyim vardı. onlar da futbolcuydu. ben onlarla birlikte idman yapardım ve sürekli şut çalışırdım. allah vergisi bir yetenektir bu. roberto carlos da topa çok iyi vuruyor; ama benim attığım frikikleri atamıyor!
  • 148
    gerçekten muhteşem bir adamdır. 1991 yılında galatasaray'dan ayrılmış olmasına rağmen maçtan önce ''hangi takımı tutuyorsunuz'' sorusuna ''galatasaray benim aşkım, ofk ise sadece işim'' diyerek beni duygulandırmış efsanemiz. yorumculuğu ise ayrı keyiflidir. kendisinin maç içinde ersin düzen'le birlikte maçı bırakıp 5 dakika konuştuğu olmuştur.
  • 580
    fb'den teklif gelirse onur duyarım demesiyle gözümdeki efsane sporcu imajını daha da pekiştirmiştir. kendisi sporcudur, spor adamıdır. ne bir holigandır, ne de yetenek eksikliğini örtmek ona buna yaranmaya çalışan bazı futbolcu müsveddeleri gibi sözde fanatik. fb'nin ülkemizin en köklü kulüplerinden biri olduğu tartışmasız bir gerçektir. cumhuriyet'ten bile eski bir rakibimizin son 10-15 senede artan rantın etkisiyle türk futbolunu genel olarak etkisi altına alan mafyavari oluşumlardan etkilenmiş olması onları saf kötü yapmayacağı, saygınlığını sıfırlamayacağı gibi bu kabahat sadece onlara da mal edilemez. maalesef rakip taraftarların ayrışması, birbirinden nefret etmesi çıkarlarına olan bazı gruplar onları bu yöne ittiğinden, hatta bu yönde "eğittiğinden" böylesine sportmen bir söylem sert eleştiriler alabiliyor.

    sporun ruhunu, amacını unutmadığı, rekabetle fanatizmi karıştırmadığı, kendi camiasını yüceltmek için başkasını yermediği, rakibine saygı duymayı bildiği, onu düşman değil rakip olarak gördüğü, gereksiz yere nefret tohumları ekmediği için saygıyla selamladığım efsanemizdir. umarım sporcusuyla taraftarıyla herkes bu olgunluğa erişir.
  • 329
    8 yaşında dünyadan habersiz ufacık bir çocuktum o zamanlar.

    galatasaray’a gönül vermiştim. o zamanlar fırtına gibiydik. avrupada

    herkesi dize getiriyorduk.8 yaşında bir çocuk bir neuchatel, monaco zaferleri ile büyüyordu. koyu fenerbahçeli bir babaya rağmen galatasaray’dan başka bir takıma gönül vermem mümkün değildi.

    dedim ya; çok küçüktüm herşey gözüme büyük gözüküyordu. evler, caddeler, insanlar…

    futbol sahasında koşan futbolculara çok şaşırırdım. koskoca sahada nasılda öle oynayabiliyolardı. hele uzaktan nasıl öyle vurabiliyorlardı.

    inanamıyordum…

    sonra o çıktı.

    çocukluğumun kahramanı…

    incecik bacaklı adam…

    cevad prekazi…

    sonradan 40 metreden vurduğunu öğrendiğim bir şut çekti. bana sorarsanız 100 metre vardı.:)

    dedim ya herşey çok büyük gözüküyordu 8 yaşındaki bir çocuğa.

    inanamadım…

    sevindim….

    çıldırdım.

    dün gibi hatırlarım.

    o artık benim çocukluk kahramanımdı. o dünyanın en iyi futbolcusuydu.

    posterleri odamın duvarlarındaydı artık.

    15 mart 1989

    galatasaray -monaco

    yani 22 sene önce bugun.

    sonra aylar geçti.

    bir aralık günüben babamın dükkanına gitmek için evden çıktım.

    ve onu karşımda gördüm.

    yanında avrupa gol kralı olan diğer bi yıldızımla beraber elleri ceplerinde yürüyorlardı.

    8 yaşındaydım.

    ilk gördüğüm dükkana girdim tezgahtaki kağıt kalemi sormadan aldım.

    ve onun yanına gittim.

    imzasını aldım.

    hayatımda ki en unutulmaz anlardan biridir.

    şimdi merak ediyorum acaba o sırada yanında ki avrupa gol kralımız ondan imza istemeyince ne düşünmüştür:)))

    yıllar sonra başka bir yıldız oyuncu hagi geldi(o tabiki başka bir yazı konusu)

    taffareller, popescular, jardeller…

    hakan şükür, bülent…

    ve daha niceleri.

    o günlerden bu günlere bakıyorum.

    acaba şuan 8 yaşında olupta galatasaraylı herhangi bir futbolcuyu sokakta gördüğünde deli gibi heyecanlanacak bir çocuk var mı şuan?

    hafta sonu derbi maçımız var.

    en ufak bir heyecan duymuyorum.

    ben artık bu takımda iyi futbolcu görmek istiyorum.

    prekazi gibi, hagi gibi…

    bıktım artık mücadeleci oyuncu görmekten.

    şuanda da çok iyi bir oyuncumuz var.

    kaptanımız. arda turan…

    bu takımda her futbolcuyu küstürelim ama arda’yı neden küstürüyoruz.

    neden kız arkadaşıyla sinemaya gittiği için tezahüratlar yapıyoruz ona.

    bu adamın galatasaray’ın ruhu olduğunu anlayamıyormuyuz.

    yoksa biz mi hakketmiyoruz onu.

    sanırım ikincisi daha mantıklı.

    dediğim gibi hafta sonu oynayacağımız derbi maçı ile ilgili hiç heyecan duymuyorum.

    maç sırasında stadda olacağım, atabilrsek gollere sevineceğim.

    ama hep arda iyi oynasın da yuhlamasınlar diye korkacağım.

    seneye de böyle mi olacağız diye korkacağım.

    fenerbahçe’ye yine mi yenilceğiz diye korkacağım.

    biliyorum ki benim gibi düşünen bir yığın taraftar var.

    bari bizim gibi düşünen heyecansız taraftarlar için maçtan önce dev ekranlarda 22 sene önce bugun o inanılmaz golü atan adamın görüntüsünü

    göstersinlerde biz de az da olsa bir an için heyecanlanalım…

    15 mart 2011

    yazan: çağatay çetiner

    http://twitter.com/cagataycetiner

    bu yazı 15 mart 2011 tarihinde dergimizin deneme sayısında yayınlanmıştır

    ——————————————————————————————-

    http://sudansayfalar.com/...oject/cevad-prekazi/
App Store'dan indirin Google Play'den alın