• 901
    çeşitli engellemelere rağmen, bir çok kardeş ve dostumuzun cezalardan dolayı gelemediği ama bir şekilde gidip deplasman tribününde yerimizi aldığımız maçtır. istanbul'dan yola çıktıktan 1 kaç saat sonra telefonlarımıza düşen " ankara'da kasırga-tornado bekleniyor, afad acil durum ilan etti kaçın ey ahali" bildirimlerine kulak asmayıp hatta bol bol maytap geçtiğimiz(kasırga yetmez zombi yollayın gerçi maç ankaragücü ile :) yolculuktan sonra başkente girip çeşitli yerlerde yeme içme ve konsomatris misali bir çok mekanda masalara uğrayıp dostlar ile görüştükten sonra erymanan'a uzadık.

    daha önce 2 kere gitmiş/deplase olduğum bu stadda bu sefer ev sahiplerinin sayısal olarak fazla olması normaldi. zira ankaragücü tribünü her zaman saygı duyulması ve ihtiyatlı olunması gereken tribündür benim nazarımda. stad önü karambolü, gişelerde bu sene artık her deplasman maçımızda alışık olduğumuz üzere yoğunluk, tek kapıdan girilmeye çalışılması vb zorluklar ile kapıdan en azından başka ve korktuğumuz sıkıntıyı yaşamadan girdik.

    zaten girdiğim an koridora ve tribüne şampiyon olduk dedim. neden denirse , o tribün karesi/kadrosu ile sevdiklerimiz/ sadece selamlaştıklarımız/ simaen 30 seneden fazladır bildiklerimiz/ belki de bizden de haz etmeyenler de vardır(kim ulen o çıksın açıkça konuşsun:) bir araya geldiğimiz de artık maneviyat mıdır ya da nedir bilemem hemen hemen çoğu kazanmamız gereken maçı/kupayı/şampiyonluğu almışızdır.

    maç başı ile çok yüksek volume ile başladığımız performansımız, takımımızın da güzel oynu ve hemen ilk golü atmamızla zirve yaptı. ilk 2 golde tribünden gol sesinden çok haykırma, hönkürme ve çeşitli sesler çıktığına ya da bu kadar fazla o seslerin çıktığına şahit olmamıştım. 3. golde ama normale döndü gol sevincimizin sesi. beraberliği yediğimizde her ne kadar biraz kaygılansam da 2.gol iyi zamanda geldi. 2. devre yalan yok çarpıntı ile izledik 10-15 dk. ama takım nedense bana yesek bile hemen atacağımız havası veriyordu. sanırım kadro kalitesinin önemi burada kendini gösteriyor.

    3.golde zaten iş bitti dedik, 4.gol künefenin üstündeki dondurma oldu( gurrpegi aradı , profiterolün üzerindeki fıstık olmasını tercih edermiş:) son 5 dakikada ise bugüne kadar hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ki bunu zaten maçtan 2 gün önce kafaya koymuştum. ne olduğunu anlatmadan önce bir konuda bilgilendirme yapmak istiyorum kendimle alakalı. takımımızın maçlarına,tribünlere gitmeye başladığımdan beri eğer takımımız kendi taraftarına açık bir maçta(iç saha veya deplasman farketmez) şampiyonluğu maçta ilan edecekse, o düdük çaldığında orada oldum bir tanesi hariç. o da bu maçtan tam 30 sene önce yine aynı şehir ve rakiple oynanan maçtı. rahmetli peder bey maça arkadaşları ile gitmiş ben ise bayram tatili olması sebebi ile validem ile birlikte acı vatan almanya'ya gitmek zorunda kalmıştım(bkz: sürgündeki kapalı)

    dolayısı ile maçın son dakikalarında, bir önceki deplasman maçımızdan ötürü ceza yiyen, bu yıl ve bundan önceki 10larca yılda beraber stad-stad/şehir-şehir/ülke-ülke/kongre-kongre gezdiğimiz dost/kardeşlerimi aynı anda çoklu görüntülü arayarak, maçın son düdüğünün çaldığı ve takımımızın tarihindeki 23.şampiyonluğunu en azından bir lokmada olsa canlı canlı yaşamalarını sağlamaya çalıştım(yok lan niye ağlasın koca koca adamlar)genelde maçta telefonu ile oynayanlara, görüntülü dakikalarca konuşanlara çok gıcık olurum ama bu sefer kendim için esnettim bu kuralımı.

    daha yazacaktım ama çok uzun olmuş baktım da yukarı. buraya kadar okuyanlara teşekkür eder okumayanlara ise kısaca hikayenin sonunda galatasaray'ın şampiyon olduğu şeklinde özetleyebilirim yazıyı.
  • 903
    ilginç bir final maçı oldu açıkçası. yani bir şampiyonluk maçı gibi stresli ve gergin değildi sanki. tabii ki biz taraftar olarak gerildik, ''çok rahattık'' edebiyatı yapmıyorum. biz her türlü gerilecektik ancak futbol olarak sahada çok gergin bir maç havası yoktu. mesela 19 mayıs 2018 göztepe galatasaray maçı gibi değildi. o maçta şampiyonluk stresi hissediliyordu. kısır bir maçtı, gergin bir maçtı ve herkeste tutukluk vardı.

    bu maçta ise 2 taraf da gayet açık oynadı. ankaragücü de açıkçası ''galatasaray'ı şampiyonluktan edelim'' gibi bir anlayışla çıkmamış bence. iki taraf da direkt ve dikine oynamaya çalıştı. biz maça iyi başladık, golü de bulduk. golden sonra biraz gevşedik ve çok basit yedik. sonrasında üst üste gelen pozisyonlardan sonra tekrar öne geçtik. açıkçası ben ankaragücü'nün oyununu gördükten sonra zaten goller bulabileceğimize emin olduğum için fazla telaş yapmadım. ilk yarı hava şartları da etkili oldu sahada. 2. yarı ankaragücü'nün yaptığı değişikliklerden midir yoksa biz biraz daha işi sıkı tuttuk ondan mıdır tamamen bizim kontrolümüzde geçti. 70. dakikada da defteri kapattık zaten.
  • 905
    maçı sözlükten ve sadece 35-40 galatasaraylı takip ettiğim bi twitter hesabından takip ettim. artık bu tür maçları canlı izleyemiyorum, bu stresi kaldıramıyorum. yaşım ilerlediği için olabilir. aslında yaşım çok da ileri değil ama eskisinden ileri, yani bi benjamin button değilim.

    neyse, maçtan sonra full hali ortamlara düşünce baştan sona izledim. bunu yaparken bile acayip şekilde heyecanlandım. takım ilk golü atınca sevindim, beraberlik olunca üzüldüm ve ondan sonra biz yeniden öne geçinceye kadar acayip tırstım. barış’ın golü ve 4. golden sonra inanılmaz mutlu oldum yine.. maçı sözlükten takip ederken sérgio oliveira’nın çok kötü oynadığını düşündüm ama izleyince hiç de öyle olmadığını gördüm, mükemmele yakın oynamış bence. evet kazımcan çok kötüymüş ama bence kendisine şans vermeye devam etmeliyiz, olur bazen öyle maçlar.. genel olarak bir şampiyonluk maçında nasıl oynanması gerekirse öyle oynadığımız bir maç olmuş. hakem de fena yönetmemiş bence. penaltı kullanmadan, her türden kuşlara ‘x pozisyonda şu oldu o yüzden kazandınız’ kozu verilmeden biten bir maç olması da ayrıca güzel olmuş.
  • 906
    olur da galibiyet harici bir sonuçla bitseydi yaşanacak moral kaybı ile olabilecekleri tahmin bile edemiyorum. maç tümüyle halı saha havasında geçti. böyle şampiyonluk maçı mı olur? dakika 15 değil, 1-0 öndesin, şampiyon olacaksın, çatır çutur kontra veriyosun, 4'e 2 yakalanıyosun, akıl alır gibi değil.

    çok şükür tüm bunları konuşmak yerine şimdi gelecek maçta penaltıyı kimin atacağını tartışıyoruz. açıkça söyleyeyim büyük badire atlattık. yer yer kalbim sıkışmadı değil.
  • 907
    maç 1-1'ken ve 1-2 iken kaçan gollerde ben kafayı yerken takımım çok rahat olması içten içe beni rahatlattı sanki.

    bizimkiler maçı kafada kazanmışlardı zaten. hoca, teknik ekip, yönetim, tüm takım her hücresi ile kazanacağına emindi sanırım en heyecanlı olanlar biz taraftarlardık.

    son birkaç şampiyonluk maçımızın son anları hep dualarla, totemlerle geçerken bu maçta 3-1'i bulduktan sonra "ulan şimdi napıyorduk" hissiyatı çok tatlıydı.

    okan hocam 30 sene önce başladığı yerde ilk şampiyonluğumuzu alması ise muazzam bir detay.

    100. yıl ve başkent olayına girmiyorum bile.
  • 908
    ankaragücü tarafı en azından kendileri için doğru oyunu oynamaya çalıştı. kaleye otobüs çekelim, şampiyonluktan edelim gibi düşünceler yerine kümede kalmak için üç puanı istiyoruz dediler.

    bu da bizim kolay pozisyon bulmamızı sağladı. çok sayıda net pozisyon ürettik. üçüncü gol biraz daha geç gelseydi bizi strese sokabilirdi. lâkin akıllı bir pas ile golü bulup rahatladık.

    başka örneklerde olduğu gibi şampiyonluğu etkilemek için çelme takma niyetinde değillerdi. gol atmaya çalıştılar. oyunu öldürmediler.

    içten içe gerilmiş taraftarımız için mutlu bitti. büyük takım isen böyle maçlarda ölmezsin. şampiyonluk elindeyse bırakmazsın. kültürümüz de bunu gösterdi.
  • 909
    12-13 sezonundaki içerdeki sivas maçı sonrası en rahat şampiyonluk maçımız olmuştur. bunda tolunay hocanın defans yapmak için değil oyunu oynamak için çıkmasında da pay var, eğer otobüsü çekmiş olsalardı yine kazanırdık ama daha stresli şekilde olurdu. tüm sezonda çekilen zorlukların şampiyonluk maçında kolay bi şekilde bitmesi ayrı bi mutluluk verici ve rakipler adına psikoloji çökertici oldu. böyle bi serüvene böyle bi son çok yakıştı.
  • 910
    ankara'da yaşayan bir galatasaraylı olarak ağustos ayında fikstürlerin belirlendiği gün ankara'da şampiyon olma hayaliyle aldığımız ankaragücü vip kombineleriyle yerinde izlediğimiz maç olmuştur.

    maçta atılan gollerin tribün çekimleri:

    https://youtu.be/HSd5jJdK7UU icardi 1-0
    https://youtu.be/Hh2aJdOGi8c milson 1-1
    https://youtu.be/IVesA2-JmXU icardi 2-1
    https://youtu.be/UC__ItFGOTk barış 3-1
    https://youtu.be/1ZlUu7jaid0 oliveira 4-1
  • 911
    yurttan arkadaşımın telefonda "gidelim mi, ne dersin" demesiyle maçı yerinde izleme fikri aklıma girmişti. bileti alırken bilgisayar başında sistemin bizleri dört-beş defa atmasıyla iyiden iyiye gerilip, bir şekilde kale arkasından -belki de truva için en ters yerdi- iki bileti zor şer çektik. bu işlemler esnasında telefonla görüştüğüm arkadaşıma "aldık lan" diye bağırmamı ve annemin o günkü neşeme anlam veremeyişi hala aklımdadır -çok da geçmedi zaten üstünden *-.

    stada gidişim, koltuğa geçişim hayatımın en uzun yolculuğuydu belki de, 16-17 metro durağı ve öncesinde minik bir ankaray yolculuğunun ardından ankaragüçlülerin "galatasaraylı ürünleri ve galatasaraylıları aramızda görürsek tık tık" gibi bir mantıkla etrafta kol gezmeleri iyiden iyiye geriyordu beni, arkadaşım rahatlatmaya çalışsa da ilk maçta böyle bir deliliğe giriştiğimden öyle bir rahatlama asla yaşayamadım zaten.

    maçı zaten anlatmaya gerek yok skor da oyun da hepimizin hatırında. rakibin yer yer küfürlü tezahüratlara renk vermemek için eşlik ettim, affedin kıymetli renktaşlarım. arkadaşım da sağ olsun yaptı makarasını sık sık *. deplasman tribünümüzün harika performansı her ne kadar parmak ısıttırsa da, en azından canlı canlı bu ana tanıklık etmek çok önemli ve güzel bir avuntu olarak cepte kaldı. kale arkası tribününe maaile gelip tribündekilerle takışan abi sağ olsun son 20 dakika oldukça zor geçti, kendisini anmadan geçemeyeceğim.

    maçtan sonra güvenpark'taki kalabalığı, meşaleleri ve bayrakları görünce yaşadığım duygu yoğunluğunu tarif edemem. hele hele fener için opera'yı söylemek ve maçta eşlik edemediğim tezahüratlara bağıra çağıra eşlik etmek paha biçilemezdi. maçın biletlerini ise -tek maçlık pass ve sırf bu maç için aldığım banka kartını- çerçeveletip duvarıma astım elbette.

    son olarak, iyi ki varsın galatasaray. yerine sevemem.

    gururla söyleyebilirim, oradaydım.

    çocukluk aşkım galatasaray'ın cumhuriyetin 100. yılında 23. şampiyonluğunu ilan ettiği, kendisini dünya gözüyle ilk kez canlı canlı ve aynı zamanda truva yaparak seyrettiğim mükemmel maç.
App Store'dan indirin Google Play'den alın