• 2
    beğenirsiniz, beğenmezsiniz ayrı konu ama bugün hürriyette yazdığı makale cuk oturmuştur.

    http://www.hurriyet.com.tr/...oyle-kaptan-40483237

    --- alıntı ---
    geçen cuma akşamı işten eve dönüyorum, köprü girişinde lüks bir araç aniden sıkıştırdı beni.

    şans eseri kurtulduk büyük bir kazadan. arabamdan indim, söz konusu aracın şoför mahallindeki yaşlı adama bir yumruk salladım. araya girenler engel olduğu için tam da isabet ettiremedim yumruğu. adama hak ettiği küfürleri edip, kuş gibi hafifleyip döndüm arabama. sonradan öğrendim ki, yumruk salladığım yaşlı adam, arda turan’ın 60 küsür yaşındaki babasıymış. olsun. bunlar gibi 3-5 tane var trafikte zaten. bir daha karşılaşayım, bir daha yaparım aynısını...

    kaybedilen an

    - sonra arda aradı beni. sporcu-gazeteci saygısı çerçevesinde hukukumuz var on yıllık. “abi” dedi. “ister sen haklı ol, ister babam olsun. bunun bir önemi yok. ama allah aşkına, baban yaşında adama yumruk sallamaktan utanmadın mı?”

    kem küm ettim arda’ya. ama utanmaz mıyım, çok utandım tabii. yerin dibine girdim. hâlâ utanabiliyorum neyse ki. bir insan parasını pulunu, işini gücünü, eşin dostunu her şeyini kaybedebilir. hiçbir şeysiz ve hiç kimsesiz kalabilir bazen. ama bir insanın esas kaybettiği an, utanma duygusunu kaybettiği andır bence. neyse ki utanabiliyordum hâlâ. özür diledim arda kardeşimden. değerli babası adnan bey’i de aradım, bin bir özürle aldım gönlünü. ne de olsa eski toprak. şeker adam, çok kızdıysa da dayanamadı affetti beni...

    futbolun özeti

    - yukarıdaki öykü hayali. adnan bey’e saygım sonsuz. böyle bir hikâye hiçbir zaman yaşanmadı, yaşanmayacak. aynen, milli takım uçağında 30’luk arda’yla 60’lık bilal meşe arasındaki hadisenin yaşanmaması gerektiği gibi. aynen geçmişte emre’nin basın tribününe hareket yapmaması, volkan demirel’in vedat danacı’yı evinden aldırmakla tehdit etmemesi, gökhan töre’nin silah çekmemesi, başakşehirlilerin muhabir dövmemesi gerektiği gibi.

    bu tarz hadiselerin artık süreklilik arz etmesinin ve sıradanlaşmasının basit bir sebebi var: yumruk, vuranın yanına; tehdit, edenin yanına kâr kalıyor. bir ay önce muhabir döven volkan babacan, pazartesi akşamı milli takımın kalesini koruyor. tff başkanı’nın ve türkiye futbol direktörü’nün ülke futbolunu yönetmekten anladığı bu. daha önce bu durumu birkaç kelimeyle özetlediğimde çalıştığım kurumdan kovulmuştum. ama maalesef acı gerçek bu: “böyle federasyona böyle hoca. böyle hocaya böyle milli takım. böyle milli takıma böyle kaptan.”

    ne bir eksiğiz, ne bir fazla. ülke futbolunun özeti bu.

    başarısız kadro

    - üstelik bu havalı futbolcu jenerasyonumuz, son derece de başarısız. son 6 turnuvanın sadece birine gitmişler, 2004-2006-2010-2012-2014’ü ıskalamışlardı. 24 takımla düzenlenen, gitmeyeni dövdükleri, arnavutluk’un, kuzey irlanda’nın, macaristan’ın katıldığı euro 2016’ya mucizevi biçimde gittiler. 31 yaş ortalamalı italya 120 km. koşarken, bunlar 102 km. koşabildiler. doğal olarak da son 16’ya kalamadan döndüler. yani kabaca 10 yıldır avrupa’nın son 16’sının içine giremiyorlar. ama hâlâ başarılı olduklarını ve haksızlığa uğradıklarını iddia ediyorlar!

    bu ülke terim’e 3 kez milli takım, 3 kez galatasaray antrenörlüğü vermiş. türkiye futbol direktörlüğü pozisyonunu icat edip hizmetine sunmuş... arda’ya genç yaşında hem 10 numara, hem kaptanlık teslim edilmiş. ismi sokaklara, caddelere verilmiş. sevgiyse sevgi. saygıysa saygı. kazançsa kazanç. ama hâlâ mağduru oynuyorlar. hâlâ ülkenin onların değerini bilmediğini iddia ediyorlar! daha ne verebilir ki bu ülke size allah aşkına? eflak’la boğdan’ın anahtarını mı?

    burasi artik yolun sonu

    şu prim kavgasını da en başından beri anlamadım. anlamak da istemiyorum. euro hesaplarında 8 haneli paralar olan bu adamların kendi içlerinde halletmeleri gereken üç beş kuruş konusunu, kamuoyunun önüne taşıyıp bir yıldır sündürmeleri artık affedilebilir bir konu olmaktan çıktı, tadı kaçtı. tff, kendi milli takımını kurtarmak, halk nezdinde saygınlığını korumak istiyorsa, şu prim konusuna dahli olan herkesle yolları ayırmalı. bu konunun direkt aktörleri fatih terim, arda turan, burak yılmaz en başta, mevzunun parçası her kim varsa ulusal takımla ilişiği kesilmeli. tff bu hamleyi yapıp milli takımı sterilize edemiyorsa, demirören yönetimi de istifa etmeli. ay-yıldızlı formaya artık bayrampaşalılığı, karagümrüklülüğü, adanalılığıyla filan değil; medeniliğiyle, bilgisi ve görgüsüyle övünen sporcular, spor adamları hizmet etmeli. burası yolun sonu artık. bu, benim milli takımım değil. sokaktaki vatandaşın da çoğunluğu aynı görüşte. milli takım tehdit, kavga, kabadayılık yeri olmaktan çıkmalı artık. yeter.

    --- alıntı ---
  • 6
    http://mobil.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    şu mevzudan ömer çatkıç'ta bahsetti ama bu ritüel öyle bir şey değil. bunun için üzülecek, özgüveni zedelenecek cocuğun kampa katılmasına gerek bile yok. gol yiyince santra'da da ağlar.
    bir diğer yanı bu gelenek bu çocukların ismini medya'da yer alması, onların tanınması anlamına geliyor. mesela beşiktaş ve fenerbahçe bu sezon yaz kampına alt yapı'dan kimi dahil etti ?
    beşiktaş'da bir eslem vardı ne oldu ona ?
    en son erzurum gümüşhane maçında yedekti. (aynı gün ajaxlı yaşıtları manchester united'a karşı eufa finalindeydi)

    yani uzun lafın kısası türk futbolunun problemi ve özgüven, tek tipleşme denen şey sadece saça indirgenemez.
  • 7
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    kendisi bu kö$e yazisinda deniz satar'a yürümek için, sean penn repligini alip, ulan bu i$i nasil sporla bagda$tiririm derken çigir açmi$tir.

    vay anasini, demek ruhlari tra$ edilen adamlar he? saç olayi bir ritüel ve bir galatasaray gelenegidir. bitti! yeni isen top ta$irsin, su getirirsin, vs. vs. bu dünyanin her yerinde böyledir. adi üstünde çaylaksin i$te. çalakliktan önce çirakliga, sonra kalfaliga, sonra da ustaliga terfi edersin. he, bu saç kesme i$i aslinda bir usta tarafindan yapilmasi gerekir, benim gözümde semih daha usta olamami$tir ama neyse..

    ama melekem kavur baliklari, ak$ama getirecem kabadayilari..

    edit. megersem deniz satar'la a$k ya$iyomu$ bunlar, yeni ögrendim. vay çakaaaaal, akli sira kö$e yazisinda manitasinin adini anarak onu yüceltiyo. ak$ama gule$ tutucaklar, elizabet'e gitmek istemiyo ellam. yürü git, degi$ik!
  • 8
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936
    turkiye'nin aklı başında, tarafsız yorum yapan üç beş futbol yorumcusundan birisidir.
    bahsettiği mevzuda da öyle aman aman kizilacak birsey yok. bizim nesil için normal olan davranışlar yeni nesil için artık anormal, gurur kırıcı olarak algilanabiliyor.
    misal bizim dönemimizde öğretmenler çatır çatır doverdi bizi hiç televizyonlarda haber olduğunu görmedim. akşam evde şikayet edince yeniden dayak yerdin ne halt ettin diye.
    veya okula uzun sacla sakalla tirnakla gidemezdin şimdi sen bana karisamazsin diyorlarmış.
    eskiden babamız odaya girdi mi yatamazdık şimdi kimsenin umrunda değil dolayısıyla artık nesil ve zaman değişiyor ve bu değişen zamana uymak zorundasınız.
    takımın en değerli oyuncusu bir genç oyuncu olabilir bir zamanlar arda'nin olduğu gibi mesela.
    ha bu adet güzel mi bence güzel ama bir de olaya yeni nesil gözünden bakmak lazım. bence burada söz hakkı bizden ziyade 20 ve altı yaşlardaki kardeslerimizde. onların bakışı daha önemli.
  • 10
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    benzer bir muameleye yatılı lisedeki "abiler" tarafından maruz kalmış biri olarak bu hususta kendisini büyük ölçüde haklı bulduğum yorumcudur.

    gelenekmiş de bilmem neymiş de, sokayım sizin geleneğinize lan. görünürde herkes çok mutluydu ama sıkıyorsa karşı gel işte, insanın içine oturuyor o yaşta kendisine gelenek vs. adı altında yapılan bu zulümler. insanoğlunun duygusal yapısı farklıdır, belki herkes mutludur gerçekten de, bilemeyiz fakat ya benim gibi değillerse?

    mesele de bu...
  • 11
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    saç kesmek bir sonuçtur. eleştirilecek şey saç kesmek değil, hiyerarşik yapının dayatmalarıdır. böyle bir "geleneğin" oluşmasına ne sebep oldu? önemli olan nokta budur. rahatsız olunan nokta budur aslında. saç kesmenin, basketbolda şampiyon olunduğunda potadan "bir tutam file kesmek" gibi bir gelenek olmadığı aşikar. alt yapıdan gelen gençleri "hizaya getirmek" gibi bir alt metin bulunabilir bu olayda. gençler aradıkları özgür ortamı; selçuk abilerinin, semih abilerinin izin verdiği kadar bulabiliyorlarsa gelişimlerinin ne yöne kaydığını hayal etmek zor olmasa gerek.
    bir saç kesmeden buralara gelinmez. bu sebeple insanlar "romantik yaklaşım" olarak ifade ediyorlar meleke'nin söylediklerini. ancak idrak edilmesi gereken nokta, saç kesiminin bir sonuç olduğudur.

    bilimsel verilere dayandırma konusunda (bkz: #2195723) girilen bu entrynin haklılık payı var elbette. ancak meleke'nin yaptığı işin makale yazmak olmadığı da ortada. vasatlık konusunda, "ağzı olan konuşuyor" mantığında bir itirazım yok ancak her durumu da kendi özelinde değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. bu adamların olayı bu. hiçbir bilimsel araştırma alt yapısı olmayan bir adamdan da pedagojik gelişim hakkında makale yazmasını beklemiyorum. sadece ahkam kesmek bu kadar kolay olmamalı. ona katılıyorum.
  • 12
    saç kazıtma denen saçma ritüel konusunda yıllardır aynı şeyleri söylerdim, sonunda bu konuda bir şeyler yazan birine rastladım ya, kendisine olan sevgim bir kat daha attı. zaten şu takımımıızın yıllardır içini oyan "abilik" kavramının kökünü kazımak istiyorsak bu boktan varoş gelenekten başlamak lazım önce. bu gelenek de abilik denen boktan devrecilik de bi tek bizde kaldı emin olun.

    adamın bu saç kazıtma meselesi hakkında yazdıklarını "şikeye ses çıkarsaydın ya" dan başlayıp, deniz satar ile olan ilişkisine getirerek eleştirmek de azıcık şey olmuş böyle yani ne bileyim...

    ek: bak bak şuradaki abilere ve ismini asla hatırlamayacağın, kameralar karşısında üstleri çıkarılmış genç çocuklara, tekbirlerle kurban keser gibi saç kesilen şu leş ortama bak ve "yauv ne güzel ne sevimli gelenek" diye yorum yap: https://youtu.be/vggUplm14qU
  • 13
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    bu saçma gelenek vesilesi ile, türk futbolunda gençlere olan yaklaşımımızdan bahsetmiştir, ana fikri de budur, söyledikleri mantıklı şeylerdir. ben bu konunun maçlar oynanırken de tatilken de önemli bir konu olduğunu, her zaman birilerinin üzerinde durmasının gündemde tutmak açısından değerli olduğunu düşünüyorum.

    bir yazar arkadaşımız değinmiş, evet katılıyorum, ritler, sembolizmalar, bir yapıyı sağlamlaştırmak ve sürdürmek için önemli unsurlardır, ama dediğim gibi ben yazıda eleştirilen şeyin bu olduğunu düşünmüyorum.

    sean penn repliğinde ise deniz satar'dan bahsetmesi romantiklik, yok efendim mıçmıçlık değil de, bence delikanlı gibi "karnımda kelebekler uçuyor lan" demektir, benim hoşuma gitti.
  • 14
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    hicbir amaci olmayan gerizekali bir gelenek hakkinda gereksizce uzun uzadiya yazmis.

    neye dayaniyor bu gelenek? tecrubenin yuceltilmesine.

    trasi yapan kim? semih. o semih ki alt yapidan gelen oyuncunun nasil gelismemesi(!) gerektiginin canli ornegi.

    galatasaray'da tecrubenin temsil ettikleri nelerdir?

    yatarak maas alma.
    yabanci oyunculara karsi olma (seklideki berber ligde tek yabanci olsun diyen bir futbol cahili. avrupa'ya transfer olacak. bunu da yabanci sayisinin artmasina borclu oldugunu bilemeyecek bir zat)
    menejer vasitasiyla takim arkadasina laf sokma.
    bilimum cetecilik vs.

    cok da fazla karalamaya gerek olmayan fasizan uygulama hakkinda yazmis spor yazari gibi spor yazari.
  • 15
    turkiye'deki en okunur spor yazarlarindan biri.

    6 temmuz 2017 tarihli yazisinin temel konusu sac kesme geleneginin sacmaligi degil. gelenek sacma ama o ayri bir konu. sac kesme geleneginin sacmaligi ve kisilik yikici ozellikleri burada temel dusunceyi guclendirmek icin ornek olarak kullaniliyor. yazinin konusu turkiye'de genc futbolculara yaklasimdaki hatalar. bu ornekten cikarak tumevarim yapiliyor ve bu durumla turkiye ligindeki ortalama yasin yuksekligi arasindaki iliski irdeleniyor.

    17 yasindaki cocuk da orada profesyonel bir meslektasi ve takim arkadasi olarak 35 yasindaki oyuncunun dengidir. hangisinin 11de oynayacagi hangisinin oynamayacagi hocanin verecegi bir karardir. oysa biz daha ilk gunden kadroya yeni giren genclere daha alt bir ture ait olduklari mesajini veriyoruz.

    http://www.bursasporluyuz.org/...dini-anlatti-n19589/
    "hiç kimsede kompleks yok, saygısızlık yok; genç oyuncu-eski oyuncu ayrımı diye bir şey zaten yok. "

    enes unal'in sozleri. yine ayni yazida soyle diyor: "örneğin; kaptan kompany karşısında bir topa çok sert bir tekme sallayarak girebiliyorsun ve o sadece işini yapıyor, sana dönüp bakmıyor bile. antrenmanın geri kalan kısmında arkanda birisi dolaşıyor mu diye sürekli tetikte olmana gerek yok! yine burada takıma henüz bir-iki hafta önce katılan genç bir oyuncu tartışmalı bir pozisyonda takımın gedikli oyuncularından herhangi birisine karşı “top sizden çıktı” diyebiliyor. bunun imkansız olduğu çok fazla yer var, bana inanın!"

    iste fark burada. bizdeki o manasiz geleneksel yapida yasa duyulan saygi, ozunde belli bir yasa gelip sahip oldugu konumu korumak isteyen insanlarin, bu dogrultuda gencler uzerinde kurduklari bir baski mekanizmasindan baska bir sey degil. "arkanda birisi dolasiyor mu diye tetikte olmana gerek yok" diyor cocuk, turkiye'deki genc futbolcularin icindeki korkuyu ne guzel yansitiyor. kompany'ye sert girebiliyor olmak, gedikli oyuncuya top senden cikti diyebilmek, bunlar uzerine azicik dusundugunuz zaman o kadar dehsete dusurucu ornekler ki...
  • 16
    türk spor medyasının en lüzumsuz adamlarından biri. gerçi türk spor medyasında doğru düzgün adam yok. bilgi birikimleri türk futbolcuları kadar sığ ve az. bu adamlar futbol hakkında yorum yaparak para kazanabiliyorsa, sizler de umudunuzu kaybetmeyin iyi birer bağlantı bulun ve hayal edemeyeceğiniz kadar çok para kazanın arkadaşlar.

    https://www.youtube.com/watch?v=DfvBY8lb1SY
  • 20
    https://twitter.com/...s/893004098601193472

    uğur meleke de tıpkı diğerleri gibi eleştirlerden etkilenerek saldırgan bir tipe doğru evriliyor.

    mantıklı bir yazar var diye teselli ediyordum kendimi ancak başta wesley sneijder olmak üzere birkaç vahim hatası yüzünden eleştirilince bu sefer mantığını yitirip eleştirenlere karşı saldırıya geçtiğini görüyorum.

    kamuoyuna mal olmuş bir spor yazarıysan veya devlet adamı isen yapılan eleştirilere karşı saldırgan bir yapıya dönüşmemek için direnmek zorundasın. çünkü sen de öfkene yenilirsen, saldırganlaşırsan tüm toplum bundan etkilenir.

    fatih terim ile ilgili eleştirilerine katılamıyorum. çünkü sözleşme kuralları ve ahde vefa ilkeleri hukukumuzun vazgeçilemez ilkeleridir. bunları yok saymak hayatı yaşanmaz hale getirir. ancak fatih terim başka bir iş bulursa, yani yeniden profesyonel olarak çalışmaya başlarsa tazminatından vazgeçmesini beklemek makul olur. tabi ki wesley sneijder gibi tamamından feragat etmesi büyük bir onurdur ama gönderiliş şekli onurunu zedelediğinden (önce daha yapacağımız çok şey var deyip iki hafta sonra kovuldun demek onur kırıcıdır) bu fedakarlığı şu anda beklemek biraz fazla olur.

    işinden kovulan işçi ve memurlar için bu kurallar geçerli olamaz. çünkü onlar zaten asgari seviyede gelir sahibi olduklarında, iş akitlerinin tek taraflı feshedilmesi halinde tazminatını son kuruşuna kadar almaları gerekir.

    sonuç olarak, kamuoyuna mal olmuş kişiler karşılarındaki öfkeli de olsa, şiddetli eleştiriler de yapsa sakin kalmalı, mantıklı olmalı, aklın ve hoşgörünün sınırlarını terketmemelidir. aksi halde cinnet toplumuna doğru gidişimiz hızlanır.
  • 23
    rezalet bir yazı yazmış ve terim düşmanlığını iyice ortaya dökmüştür.

    http://www.hurriyet.com.tr/...fatih-terim-40706140

    *98 yılında grupta ikinci olup, sadece tek takım çıktığı için elendiğimizi yok saymış alenen yalan söylemiştir.
    * 99-2000 senesi milan'ın grupta dakika 85'e kadar ikinci olduğunu, biz peş peşe golleri atınca avrupa'dan tamamen elendiğini hesaba bile katmamıştır.
    * ilk yıllarında rai'li psg'ye 4-2 ve 0-4 elendiğimizde hayrettin'in gelmiş geçmiş en abuk sabuk golleri yemesini de bu şansa mı bağlamaktadır?
    * milli takım'da da terim'in ballı olduğu söylemektedir. peki koskoca türkiye tarihinde furbol takımının 4 kere avrupa şampiyonası'na katılabildiğini ve üçünde terim olduğu konusuna ne diyecektir? ( kalan tek turnuva ise 2000 yılında 8 gs'li milli takım)
    * uefa kupası alınırken ve o sürece na mağlup gidilirken ve deplasmanda herkesi yenerken hangi şanslar vardı anlatabilir mi? emre'nin mallığı, hagi'nin dirseği, bülent'in çıkık omzu, leeds maçlarının politik atmosferi nasıl bir şansla ifade edilmektedir. ( o tarihte tekti namağlup kupayı kazanan)

    çık delikanlı gibi "ben gs ve terim düşmanıyım" de vallahi ses etmem. nasıl olsa terim ve gs seni de diğerlerinin üstüne koyup ezer geçer ve yoluna devam eder. içimizdeki düşmanları da yanınıza alın, elinizden geleni yapın. biz imparator'un arkasındayız. oyna ,devam)
  • 24
    melek görünümlü şeytan.

    tarzı, edası, üslubunu gören ilk başta yeni nesil adamlardan, futboldan, taktikten, teknikten anlayan bir yazar olduğunu zanneder. biraz tanıyınca ise ara ara birilerinin istediği gibi konuştuğunu/yazdığını, ağır saçmaladığını anlarsınız.

    şu yazısını okuyunca http://www.hurriyet.com.tr/...fatih-terim-40706140 ilk aklıma gelen cümle şudur: halanın da bıyıkları olsa amcan olurdu!

    başarıyı küçümsemek, tesadüfe bağlamak bu ülkede şikeci aziz'gillerin düşüncesidir. hatta başarıyı tesadüfe bağlamak için oradan buradan ilginç doneler toplayıp aaa tesadüfe bak şeklinde bir araya getirmeye çalışmak ise şeytani, art niyetli bir yaklaşımdır.

    başarı, isteyenin, çalışanın, tevekkül edenindir. şans, iyinin ve çalışanın yanındadır. fırsatları değerlendirmeyen, çalışmayan bir adam başarılı olabilir mi? peki bunu uğur meleke bilmiyor mu? elbette biliyor fakat böyle yazması gerekmiş olacak ki (!) böyle yazıyor. bir de yazıya övgü gibi başlayıp esas amacına sonradan geçmiyor mu, muazzam şeytani bir hamle. bizi aptal mı sanıyor acaba? ne yapalım? bunları okuyup inanacak, güdümlenecek olanlar da muhtemelen eğitimsiz, donanımsız yahut aziz'gillerin yolunun yolcusu olanlardır. ben kendi adıma bu tip şeytani hareketlere girenlere buradan, twitterdan gerekli tepkiyi veriyorum. meydan boş değil, herkes haddini bilsin!

    edit: herkes ali ece ya da bilgin gökberk değil tabi... ali ece daha yeni işten çıkarılmadı mı?..
  • 25
    http://www.hurriyet.com.tr/...fatih-terim-40706140

    (bkz: insan kendi şansını kendi yaratır)

    fatih terim'i seversin ya da sevmezsin de yaptıklarını itibarsızlaştırmaya çalışmak kompleks belirtisidir.

    bir de bu çıktı, barzo tipli yorumcular direkt bel altı konularla saldırıyor terim'e, eli yüzü düzgün, konuşmasını bilen tipler de sinsice saldırıyor.

    ben bu adamı bir de çok seviyordum. birkaç kez mailleşmiştik.

    (bkz: hürriyet alma aldırma)
App Store'dan indirin Google Play'den alın