• 1101
    resmi konferans ligi twitter hesaplarından atılan tweetin tamamen bir rastlantı sayesinde olabileceğini düşünüyorum. football manager oyununu ingilizce olarak oynayan arkadaşlar bilir, ingilizlerin 0'a karşı ya da büyük farkla alınmış galibiyetler için kullandıkları bazı kalıplar var. aklıma gelenler 7-0 alınan bir galibiyet için "seventh heaven", 10 gol atılarak alınan bir galibiyet için "perfect 10" gibi. ne yazık ki 5-0 alınan bir galibiyet için kullandıkları kalıp da "5 star performance". bunun tam fenerbahçe'nin 5 yıldız dilendiği döneme denk gelmesi de büyük şanssızlık olmuş bence. 5-0 galibiyet için olanı bulamadım ama football manager oyunundan linkleri aşağıya bırakıyorum. bu tür başlıkları herhangi bir ingiliz gazetesinde de ara sıra görebilirsiniz. bence gerçekten şans eseri olma ihtimali var ama böyle denk gelme olmaz, altında kesin bir bit yeniği var diyen arkadaşlara da saygı duyuyorum.

    seventh heaven: https://gss.gs/PkN.png
    perfect ten: https://gss.gs/XBC.png
    perfect ten: https://gss.gs/4Sl.png
  • 1106
    futbolu kullanarak para kazanma peşine düşen, futbolu bitirmeye doğru hızla yol alan oluşum.

    bu entry uzun zamandır aklımda da, galatasaray üç ön eleme oynayınca mı aklına geldi demesinler diye yazmamıştım.

    bi kere şu suudi muhabbetiyle bi başlamak gerek. ülkenin son dönemde akp tarafından değiştirilen sosyolojisi sebebiyle “araplardan nefret ediyorum” mottosu ile yazmıyorum bunu.

    haksız rekabeti bitirmek zorundalar. futbola futbol dışından gelen paranın bu denli enjeksiyonuna izin verirseniz, futbol üç beş tane zengin tipin oyuncağı haline gelir.

    geçen psg maçının özeti denk geldi. özet sırasında psg’nin sahibi olan zatı gösterdiler. yemin ederim, sanki kast sistemi geri gelmiş de, adam asil romalılar gibi koltuğunda oturup oyuncağını izliyor gibi geldi.

    şu an psg dışında hangi fransız takımının bir heyecanı var? vallahi ben lyon taraftarı falan olsam, sikerim lan böyle futbol mu olur, biz senelerce tecrübe biriktirmişiz, yıllarca alt yapı, scouting, bir sürü şey yapmışız, bi tane para babası geliyor ve şampiyonluk yaşamamızı imkansız hale getiriyor falan derim. bu mu futbola hizmet?

    şu anki manchester city falan benim saygımı asla kazanamaz. bi 12 13 sene önceki barcelona var, la masia’dan yetişmiş yıldızlarla dolu kadrosuyla dünya futbolunu domine eden; bi real madrid var, senelerce yaptığı futbol yatırımlarından sonra, kendi kaynakları ile “los galacticos” kuran ve barça ile rekabet edebilen; bi de dünyanın en iyi teknik adamını parayı basıp takımın başına getiren, her sene yüzlerce milyon dolar petrol parasını bir sürü futbolcuya gömen city var. geçiniz.

    gelelim uefa’nın düzenliyor olduğu kupalara. şampiyonlar ligi tabii buradaki ana mevzu. “ülke puanı” dedikleri saçmalığı bu denli ön plana koymak kadar büyük bi saçmalık yok.

    ulan zaten, top5 ligde olmayan ligler, haliyle, ülke ekonomisinin çok iyi olmadığı ligler. neden? çünkü bu adamların ülkelerinin en başta futbol yatırımını ingiltere, almanya kadar yapmak gibi bi imkanları yok. sen napıyosun? sen bu kupaya gitme ihtimali olan bi sürü ülkeden “ülke puanı” bahanesiyle takım almıyorsun.

    kardeşim, bu bahsettiğimiz ülkelerin, yani türkiye, bulgaristan, macaristan gibi ülkelerin para kazanıp rekabetçi hale gelebilmesinin tek yolu şampiyonlar ligi. adına “şampiyonlar ligi” diyorsan, uefa’ya bağlı olan her ülkenin şampiyonunu o lige direkt almak zorundasın. sonra bakacaksın ülke puanına, kalan boşluklara ülke puanına göre takım dolduracaksın.

    tam vahşi kapitalizm. zengin takımlar daha çok zenginleşmeye devam etsin, fakirler hiçbir şey kazanamasın. rezillikten başka bir şey değil.

    bu sadece para anlamında skandal değil, aynı zamanda futbolun tüm zevkinin içine ediyor. rekabet yok, sürpriz yok, şampiyonlar ligi çeyrek finalinden sonra oynayan takımlar aynı 8-10 takım. o maçlar için zaten premier lig var, la liga var falan.

    polonya’dan bir takımın şampiyonlar ligi yarı finali hayali kurmasına bile izin yok. iyice para odaklı hale getirdiler her şeyi.

    umarım birileri artık şu saçmalığa dur der. başka türlü futbol iyice boka saran bi spor dalı olmaya başladı.
  • 1119
    a grubundan daha rahat gördüğüm sadece 2 grup vardı. e ve h grubu arkadaşlar. diğer grupların hepsi zordu. a grubu ise zorların arasında 2.lik için en ideal grup bence.

    kopenhag’tan 6 puanı kaptıktan sonra içerde oynayacağın manchester maçını bekleyeceksin. bir zahmet manchesterdan iki maçtan 3 puan al. gruptan beleş çıkmayı kimseye vermiyorlar.*

    hee bir de şu kopenhag grubu 0 puanla değil, 1 puanla bitirecek. onu da danimarkanın sert havasında manchesterdan alacak.

    ne yaptı puan durumu?

    bayern münih——-18 puan
    galatasaray———-9 puan
    manchester uni—-7 puan
    kopenhagen———1 puan
  • 1120
    galatasaray'a şampiyonlar ligi grup aşamasında zor kuralar çektiği gibi * * * çok sayıda kolay kura da hediye etmiştir * * *.
    bu seneki kura ise * bayern münih *, 2. torbadan formsuz ve daha önce daha iyi hallerinde boyunun ölçüsünü aldığımız manchester united * ve tanıdık kopenhag sayesinde kötünün iyisidir.

    komplo kafasını azaltalım arkadaşlar.
  • 1123
    yalnız bu sene getirdikleri sistem sonucu ülke puanı acayip önemli hale geldi. anladığım kadarıyla, ülke puanını ilk 8’e sokabilirsek, ki şu an 9. sıradayız, şampiyonun kura çekimine direkt 1. torbadan katılma olasılığı var.

    bunu engelleyen tek durum şampiyonlar ligi şampiyonunun ve avrupa ligi şampiyonunun kendi liginde şampiyon olamaması. tabi bizim 8. sıraya çıkmamız için de baya yol gerek falan.
  • 1124
    hakem işine el atması gereken kurum. avrupa'nın hemen hemen her liginde hakemlere dair irili ufaklı şikayetler var. bunun önüne tamamen geçmenin bence tek yolu uefa'nın olaya dahil olmasıdır. şöyle ki, avrupa'nın en iyi 15 veya 20 liginin hakem atamaları ve planlamasını uefa yapmalı. en iyi liglerden hakemleri toplayıp, atamaları lige göre farklı bir milliyetten hakem atayarak çözebilir.

    misal ingiltere'den gelecek hakemler premier lig harici maçları yönetmeli. almanya'dan gelen hakemler bundesliga harici maçları yönetmeli. eğitim, kontrol ve puanlama uefa tarafından yapılacağı için hakem standartları birbirine çok yakın olacaktır.

    yerel alt ligleri yerel hakemler yönetmeli. uefa buraların da kontrolünü sağlayıp hakemler arasında küme düşme çıkma uygulamasına gitmeli. örneğin türkiye'den çağrılan 9 hakem triosundan puanı en düşük olan küme düşmeli, tff 1.ligden puanı en yüksek olan hakem üçlüsü ise uefa klasmanında yer almalı. ayrıca hakem puan ortalaması en yüksek olan ülkelerden daha fazla hakem kadroya alınmalı. bildiğin ülke puanı uygulamasının hakem versiyonu.

    ben ancak bu tip bir projeyle hakem şikayetinin avrupa genelinde minimuma düşeceğine inanıyorum. ak göt kara göt anca böyle ortaya çıkar.

    (hakem hataları uefa organizasyonlarında da oluyor ama dünyanın en az hakem hatası olan organizasyonları da uefa'nın turnuvaları.)
  • 1125
    yerel liglerin hakem atamalarına müdahale etmesi çok saçma olacak üst yapı.

    her şeyden önce hakem yetiştirmek için yatırım yapan ülke bunun ekmeğini yer. iyi hakemin varsa maçların iyi yönetilir.

    kendi ülkemiz özelinde ise sorunun hakem kalitesi olmadığını düşünüyorum. sorun uzun zaman önce ölmüş ahlaki yapımız. gençlik ve spor il müdürlüğünün sorumluluğundaki stadların ölü çimlerinin ve patates tarlası kıvamındaki zemininin gizlenmesi amacıyla yeşile boyandığı bir habitattayız.

    tabi ki de burada geçer akçe kimilerinin parası ve nüfuzudur. ahlak ve liyakat değildir.
    ülke sporunda çok büyük bir kara yapı var. iddia patronlarından tut da federasyona, anadolu kulüplerinden tut da hükümete kadar tüm çarklar galatasaray aleyhine işliyor. bunu da dış güçler veya antu kafasıyla söylemiyorum.

    milat olacak diye engin baytar'a, fatih terim'e veya marcao'ya verilen cezalar standart eşitsizliğinin örnekleri. asla benzer örneklerde başka kulüplere verilmedi bu cezalar. yüzlerce örnek var. galatasaray düşmanlığı her köşesine sinmiş ülke futbolunun.

    esasında ahlaksızlık ülke futboluna ve hatta ülkeye komple sinmiş.
    dejenere ortam futbolcuları da bozuyor. skor olarak gerideyken sakatlanmayan oyuncular avantaj kendilerindeyken her pozisyonda en az bir dakika yerde kalıyorlar. topu kaybeden her oyuncu kendini yerden yere atıyor. işin komiği bu hareketler olumlu karşılık da buluyor.

    velhasıl gelmek istediğim nokta uefa'nın şikeye sıfır tolerans ilkesi.
    sen şampiyonlar ligi'ni en iyi takımlarla oynayacaksan ve sıfır tolerans diyorsan belli konularda yerel liglere denetim yapacaksın. nedir bunlar? mesela ırkçılık. mesela şike. sporu bozan temel ahlaki kriterlerde üst yapı olarak müdahale yetkini sınırlamayacaksın. bu işi yerel hukuk sistemlerine bırakamazsın, çünkü söz konusu sporsa uefa'nın ülke kurallarından bağımsız kendi hukuk sistemi var.

    nasıl ki insan hakları mahkemesi sadece uluslararası anlamda artık hukuk devleti olmanın temel şartı olan normları denetliyor, uefa da, fifa da bu konuda denetim yetkisinden asla vazgeçmemeli.
App Store'dan indirin Google Play'den alın