• 1003
    yoran ülkemiz. yoruyor, maalesef kolay değil yaşamak burada. siyaseti takip etmeyi bırakalı çok oldu, ne bir haber okuyorum ne gündemi takip ediyorum.

    fenerbahçe eski asbaşkanı ve hissedarı tff başkanı, daha öncesinde beşiktaş eski başkanı tff başkanı, her türlü kurul (pfdk, mhk, vb.) birilerinin isteğine göre tasarlanmış. bu koşullarda adil rekabet ortamı olduğuna inancım sıfır olsa da galatasaray aşkı için bir tek futbol takip ediyorum. o da yoruyor. sadece ben de değilim, milyonlar var böyle. neden bu kadar zor ki bu ülkede yaşamak; insanca, eşit şekilde, hakkının yenmeyeceğine emin olarak ve adalete inanarak?
  • 1004
    korku impartorluğunun hakim olduğu, batan güneşin ardından bir türlü güneşin doğmadığı, insanların konuşmaya korktuğu, konuşanın malına el konulduğu yada hapsedildiği ya da mevkisini kaybettiği, tek adamın istediği şekilde istediği konuda karar verebildiği, bir zümrenin yöneten ve kazanan diğerlerinin ezilen ve sürünen olduğu, yalnız,kaderine terkedilmiş, güzel ve asil ülkemdir.
  • 1006
    son açıklamaya göre üzerinde 9 milyon suriyeli'nin yaşadığı ülke. afganlısı, ıraklısı ne kadardır zaten bilinmiyordur.
    taşını, toprağını çok sevdiğim ama küçük kızım ve geleceği için kaygılı olduğum ülkedir.
    geç de olsa,

    --- alıntı ---
    asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar kabiliyeti, bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. atatürk.
    --- alıntı ---
  • 1008
    yıllar önce çıktım ülkeden. amerika’ ya gelirken aklımda geri dönme gibi planlarım vardı. evlatlarım kendi ülkemde büyüsün istiyordum ama ülkemizin geldiği şu konumu görünce; bir daha geri dönme gibi bir planım yok. baştakiler olduğu sürece. süreç ne gösterir bilinmez ama inşallah her şeyin hayırlısı olur güzel ülkemiz için.
  • 1010
    8 sene önce başka bir ülkeye gitmediğim için son yıllar daha bi pişman olduğum ama yine de bu lanet olası duygusallığım yüzünden de hâlâ iyi olacağını, daha umutlu, daha laik, daha ahlaklı bir ülkede yaşayacağımızı hayal ediyorum. tüm bunlara karşın her gün, spor ya da başka mecralarda rast geldiğim şeyler yüzünden hayalime olan inancım zayıflıyor.

    ne yapalım? kendimizi mi yakalım? bir gün haber ediliriz, ikinci güne unuturlar. sevdiklerimize bir ömür yas oluruz.

    çalıp çırpalım mı? bakkaldan çaldığım sakız yüzünden pişman olup, yıllar sonra bakkala gidip söylemişliğim var. neyi çalacağız? o konularda mahir bile olamayız.

    vurup, vurduralım mı? insanları mı korkutalım? tek tabanca yaşıyoruz, kime söz geçirip hangi günahsızın canına zarar vereceğiz?

    ne bir kalbe girip, yıllardır süren alaylı okur yazarlığımızla mesut olabildik ne de para pul biriktirip keyfekeder yaşam sürebildik! böyle geldik, böyle de gidiyoruz. umutsuzluk çok fena biliyorum ama içinde bulunduğumuz şu ruhsuz toplumun, ülkenin içinden sıyrılıp her şeyi geride bırakmak da zor!

    ne yapalım a canım ülkem; benim arı dilim, benim toprağım, benim aziz vatanım türkiye'm, ne yapalım da, nasıl edelim de seni de kendimizle beraber mesut mutlu kılalım?
  • 1012
    büyük bir kısmımızın doğduğu ve yaşamını sürdürdüğü ülke.

    barda filminin güzel sözlere sahip şarkısı vardır.

    iyiler kazanır kötülükler kazınır dediler
    mutlu olmak için mutlu etmek yeter dediler

    küçükken bize dürüst olmak öğretildi. çalışmamız, kitap okumamız ve vatana / millete hayırlı evlat olmamız söylendi. tanım olarak x kuşağındayım. teknoloji öncesi zamanda büyüdüm. not olarak düşüyorum.

    çabaladık. belli bir yaştan sonra insanın kafasına dank ediyor. bu öğrenme eğrisi kişiye göre değişken. bir bakıyorsunuz, hak yiyen, başkalarının sırtına binenlerin saltanatını görmeye başlıyorsunuz. bir bakıyorsunuz size öğretilenlerin genel gerçeklerle bağdaşmadığının farkına varıyorsunuz. yok ben bir şeyler yaparım, mutlaka karşılık alırım diye bekliyorsunuz. çoğu zaman bu gelmiyor. tek yapılacak şey edilgen bir şekilde adalet beklemeye kalıyor. ya burada, ya da inancınıza bağlı olarak öbür dünyada.

    burası spor içerikli bir platform. bir vatandaş olarak tek isteğim hayatın her alanında adaletli bir sistem olması. bu iş hayatında olabilir, bir futbol maçında veya bir sinema filminin oyuncu seçiminde. iltimasların hakim olduğu ülke gelişmez, anlık toz pembe başarılar kazanır ve bir fırtınada kaybolur gider.

    çok şey yazarım da, insan bir noktadan sonra kendini de ifade etmeyi bırakıyor. bu sözlerim mevcut futbol yapısına özgü söylenmiş olarak kabul edilmesin. bu her şey için geçerli. eğer galatasaray'ın karşısında bir anadolu takımının hakkı yeniyorsa, onun hakkının verilmesini de savunmalıyız. yoksa kendi kumumuzda oynamaya devam eder, birbirimizi pofpoflayarak ego tatmini yapmaya topluca devam ederiz.
  • 1013
    “umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.” diyen büyük bir dahinin imkansızlıktan yarattığı ülkedir.

    o büyük dahinin ruhu yaşadıkça bütün sorunlarını eninde sonunda çözecek ve ilelebet türkiye cumhuriyeti olarak payidar kalacaktır.

    sporda, sanatta, siyasette, kültürde, ekonomide aklınıza ne geliyorsa kendine gelecektir.

    sözlük konusu olan spora gelirsek her anlamda gördüğü dipten kurtulması düzgün bir spor yönetimiyle sadece elindeki birikimden faydalanmasına bakar.
  • 1014
    kimi ülkenin tarımı iyidir, kimi ülkenin hayvancılık sektörü. kimi ülke sanayi ile ayakta kalır kimisi doğal kaynakları ile. kimisi de spor veya sanat dalında çok iyi işler çıkartır.

    yaşadığımız ülkeye baktığım zaman; her şeyde sınıfta kalmış, burnuna kadar boka batmış bir ülke. kimsenin hiçbir kuruma güveni kalmamış. hak , hukuk, adalet yerini güçlünün daha da güçlü olduğu sisteme bırakmış, bıraktırılmış.

    bu ülke insanını tek mutlu eden şey; tuttuğu takımın galip gelmesi, şampiyon olmasıdır. o insanların elindeki mutlulukları kurumların başındaki adamların tuttuğu takımları kayırarak elinden alırsan , bu ülkenin futbol insanı bunu unutmaz! millet acından ölsün, yiyecek ekmek bulamasın yine kahvede seni savunur ama tuttuğu takıma ihanet edersen sana sırtını döner.

    türkiye'de futbol her şeydir. bırak her takım kendi kaderini kendi belirlesin. kötü oynuyorsak, kümede düşeriz hiç sorun değil. ama maçtan önce skoru çoktan belirlenmiş maçları oynatma bize!
  • 1018
    her geçen gün, her dakika, her saniye hızla daha da derine batan ülkem. cahillik inanılmaz bir seviyede, her yerde bölünme, çatışma hakim. futbolda bile her hafta bitmek bilmeyen çatışmalar, bölüşmeler... insanımız hiçbir şeyden keyif almamaya başladı. gençlerimiz kaygılardan, endişelerden, baskılardan depresyon halinde. kadınlarımız her geçen gün sindiriliyor, korkutuluyor. nasıl olacak nasıl düzeleceğiz bilmiyorum. bunca şeye rağmen o kişinin sesi, görüntüsü hayatımızın her anında karşımızda. yok oluyoruz...
  • 1019
    nedense geleceğini kendimin geleceğiyle koşut olarak parlak görmediğim ülkemiz.

    ülkemizin en büyük sorunu ülke insanının kalitesiz olmasıdır. bu kalitesiz ifadesi çok ama çok hafif, bunun yerine sunturlu ve cuk diye oturacak ifadeler kullanmak da mümkün ancak her istediğimizi söyleyemiyoruz bazen.

    her geçen gün vahşet, cinayet, taciz, tecavüz, gasp, yolsuzluk, tahrik gibi nice nice rahatsız edici olaylar artarak yaşanmakta. kadınlar öldürülmekte, insanların can ve mal güvenliği korunaklı olmaktan çıkmaktadır. kimi insanlar fikir beyan ettiğinden ötürü yahut genel siyasi iradeden aksi yönde siyaset yapmaya çalıştığı için terörist ilan edilip hapse atılmakta ve yıllarca iddianame bile hazırlanmadan tutuklu kalmaktadır. muktedirler kendi koydukları kanunları, anayasa maddelerini ayaklar altına alıp hukuki güvenliği yerle yeksan etmektedirler.

    insanların canına, malına, huzuruna, güvenliğine zarar veren kişiler infaz düzenlemesi adı altından affedilip topluma karışmakta, kadınların şiddete uğramasını önleme amacıyla taraf olunmuş istanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun tartışılmakta. gerçi bu düzenlemeler de bir işe yaramıyor, düzenleme nedir ki? kâğıtlara yazı yazmak neyi etkileyebilir ki orada yazanlar uygulanmadıktan sonra?

    ülkemiz benim nazarımda ne yazık ki her geçen gün kabili telif olmayacak bir noktaya gidiyor. toplum insanlığını kaybetmiş gibi görünüyor, tepki yok, bıçak sokulsa kan akmayacak bir duruma gelindi gibi. kimse birbirini sevmiyor, sevgililer, eşler, analar, babalar, çocuklar birbirini öldürüyor.

    keşke bir yerlerde bir umut belirse.
  • 1020
    artık sadece doğası cennet olan ülkem.

    önce sivas maçının önemini belirten bir girdi yazacaktım. sonra 1959 öncesi şampiyonluk yalanından bahsedecektim. rıdvan hakkında konuşacak, ali koç' u eleştirecektim.

    ta ki bir kız çocuğu ve annesinin başına gelen bir haberi tıklayana kadar.

    futbolla alakalı tüm düşüncelerim tası tarağı topladı s.ktirdi gitti beynimden.

    utandım, yazdığımı da sildim.
  • 1021
    ülkemizin en büyük sorunu: ülke insanımızın ahlaki açıdan kötü olmasıdır. evet açıkca ahlaksız bir toplumuz. bu ülke sadece kendisini düşünen, birbirinin kuyusunu kazan, sürekli bir hırs ile insanları ezerek omuzlarına basarak yükselmeye çalışan insanlar yığınlarından oluşuyor. iktidar değişse bile (ben bu iktidardan nefret ediyorum hiçbir zaman desteklemedim) hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorum. bir ülke ahlaki açıdan çökmüşse onu hiçbir şey yüceltemez.
  • 1022
    şu an hangi ilinde, ilçesinde olursanız olun sokağa çıkıp "kayyum rektör istemiyoruz" diye bağırdığınızda başınıza kan ter içinde sanki kandil'den inmiş örgüt lideriymişsiniz gibi üşüşecek onlarca polisin, yüzlerce şikayette bulunmanıza, sokak ortasında öldüresiye dayak yemenize rağmen bir köşede uzakta keyifle izlediği ülkedir.

    aklınızda bulunsun acil yardım çağrıları aşağıdaki gibidir.

    acımızdan ölüyoruz hayat çok pahalı
    kayyum rektör istemiyoruz
    hak hukuk adalet

    ha baktınız harbi öldüreleceksiniz falan durum öyle kötüye gidiyor, çok zor durumdasınız, cumhurbaşkanına sallayabilirsiniz o zamam helikopter bile kaldırılabilir. bir 6 ay yatarsınız içerde ama yaşarsınız bu da bir şey. sizi kurtarmaya orgeneral falan gelebilir.

    velhasıl baya baya ırmağının akışına ölünen ülkem. türkü de söylendiği gibi sevgiden, adanmışlıktan olmasa da burada yaşıyorsan bunları göze alman gerekiyor.
  • 1025
    illa eğitim illa ahlak. eğitimi sağlamadan toplumsal ahlakı sağlayamayacağımız ülkemiz. daha önceden de yazmıştım, evrensel ahlak kurallarında çok geride olan toplumlar için toplumsal mesajlar bir şey ifade etmez. yok kadınlara şiddete hayır, yok kadınlara şiddete dur diyerek bu iş olmuyor, olmaz. çünkü adam daha itaat-ceza evresinde. polis varsa maske takar, kamera varsa kırmızıda durur.
    böyle bir toplumu ancak ceza ile durdurabilirsin kısa vadede.
    uzun vadede ise eğitim ve ahlak seviyesini yukarıya çıkartarak mümkün olabilir. ha onu çıkartmak için eğitimde eşitlik ilkesinden tut adalet ilkesine kadar sıkıntı olduğu için maalesef sonu hiç iyi görünmüyor ülkemizin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın