• 1
    her pazar gecesi 00.00'da yaptığım iştir. bu sözlüğün sanal olarak en çekici yanı istatistikler benim için. beğeni yani. birisi bir yazıyı beğeniyor. başarı kürsüsü. bu arada istatistik derken, en beğenilen ve en ofsayt entrylerden bahsediyorum.

    romantizme başlıyoruz...

    sene 2002. fındıkzade kültür dershanesine gidiyorum. her ay sonu 1 tane dershane denemesi oluyor ve ders ders listeler asılıyor. başarı sırasına göre. matematik, fizik, kimya, türkçe, fesefe... uzar gider bu. her dersten test oluyoruz ve en başarılıdan, en başarısıza listeler asılıyor. hemen pazartesi okul çıkışı dershaneye koşuyorum. bildiğin koşuyorum lan. o zamanlar yeni batmıştık, harçlık kısıtlıydı. hatunun biri zaten iliğime kadar sömürdüğü için cibali-fındıkzade arasını* yürüyerek giderdim. bu de detay olsun; hayatta yaptığım en güzel iş yürümek ve ikna etmektir. gerçi ikisini bir arada yapmayı denemedim hiç nedense. neyse dağılmayalım. dershaneye koşar ve 4. kattaki listelere bakardım. hemen listeleri konrol ederdim:

    felsefe

    1- tokacan
    2- ildeniz karadeniz
    3- furkan genç
    4- .....
    .
    .
    .
    .
    .
    40- berkan kara

    kimya, fizik, matematik, geometri gibi sayısallarda 35 ten yukarı çıktığım görülmezdi hiç. ama yıl sonuna kadar felsefe, psikoloji gibi derslerde afedersiniz ama 40 kişiye toz yuttururdum. nihilizm benden sorulurdu. enteldim lan:(ayrıca dip not verelim; 40 kişilik sınıfı olan dershane mi olur? yapmışlar valla. okuduk gitti. o liste başarı öyküsüdür benim için. ben gerçek manada parmak çocuktum lise sona kadar. sporla ilgili fazla başarım yoktur 17-18 yaşıma dek. sadece satrançta ikinciliğim var, ona da spor dedikleri zaman çıldırasım gelir ya neyse. yani, bizim öyle fazla kahramanlık hikayelerimiz yok. gerçi var bir tane anlatalım, zaten yazı uzun çoğu kişi okumayacak anlatayım da gitsin;

    12 yaşındayken okul nöbetçisiydim. mehmet diye bir fen hocası vardı. elinde telefon faturası vardı. beni çağırdı ve gidip yatırmamı istedi. ben de gittim tabi. kahraman olacaktım. sırada bekledim, sıra gelmedi. öğlen tatili girdi. o sırada bir adam yanıma yaklaşarak;

    ''ben sizin okulun muhasebecisiyim, benim 2 sokak aşağıda bürom var, git o bürodan 1000$ ve cep telefonumu al bana getir ben de senin faturayı yatırayım o arada'' dedi. ana işe bak, daha büyük kahramanlık. atladım tabi hemen. 2 sokak, 3 sokak, 4 sokak derken 1 saat kadar sonra dolandırıldığımı anladım. müdürün yanına gidip olayı anlattım. o da öğretmeni bir güzel fırçaladı tabi ''sen okul saatinde nasıl öğrenciyi dışarı yollarsın'' diye. o müdür de gece taksicilik yapıyordu çoluk çocuğa bakmak için, iyi adamdı. neyse konu dağılmasın, kahraman olmaya çalışırken iyice batırmıştım işleri. fen bilgisi sene sonunda 1 geldi. ve okul bitene dek dayak yedim fen hocasından. hatta bir tane dayağım da şu sebeptendir; ''niye sıran yamuk'' yani yamuk sıra yüzünden 5 dakika kadar dayak yiyen birisiyim:)

    bizim öyle fazla kahramanlık hikayelerimiz yok malesef. bir tek adam akıllı kahramanlık öyküm kültür dershanesi fındıkzade şubesinin 4. katına pazartesi günleri asılan felsefe-psiokoloji testlerinin sonuçlarıdır. bu en beğenilen ve en ofsayt entry listesi de benim kahramanlık öykümün listesi gibi. o sebepten her pazar beklerim gece 00.00 olmasını. hemen istatistikleri günceller ve keyifle okumaya başlarım. o listeye giren herkes bir yerde kahramanlık hikayesini yazmış oluyor gibi sanki.

    işte çocuklar hayatta elle tutulur güzel bir başarı öykünüz yoksa böyle küçük detaylar sizi mutlu kılabilir. deli diyeniniz de vardır elbet ama herkes biraz delidir zaten.

    geçenlerde hagi'ye bir fikrimi açtım. yaparız dedi. size de anlatayım da hagi gaza gelsin biraz. belki yapımını hızlandırır. fikir şu;

    her yazar kendi yazılarından gelmiş-geçmiş, haftanın en beğenilen entrylerine giren yazılarını görsün. örneğin ben 40 tane entry girdirmeyi başarabildim diyelim haftanın en beğenilenlerine, ama ben butonunda bunları sınırlı olarak görebiliyoruz. en ofsayt ve en beğenilen listesine girmiş tüm entrylerimizi görebileceğimiz bir buton olmalı dedim. o da bana ''10. kattaki evin bahçesi hiç olur mu diye hayal ederdim, yaptım olacak'' dedi. ilerleyen zamanlar da bu buton ya da sekme de bize hayat katar doğrusu. herkes listesini kabartmak isteyebilir ve güzel de olur.

    bir fikrim daha vardı onu da anlatayım madem;

    frank rijkaard başlığı diyelim mesela;

    başlığa tıkladık, 2000 küsür entry geldi, bir tane sekme olsun ve frank rijkaard başlığına yazılmış ve haftanın en beğenilen ya da en ofsayt listesine girmiş entryler gelsin sadece. başlığın özeti gibi olur. açıklayıcı olarak anlatıyorum, tane tane;

    frank rijkaard başlığına girdin, yukarıda bir adet güzelleri gelsin butonu olacak, o başlıkta daha önce haftanın en beğenilenlerine girmiş tüm entryler alt alta olacak. kötüleri için de aynısı işte.

    dedik ya elle tutulur bir kahramanlığımız yok diye, kafa böyle çalışıyor bizim de.
App Store'dan indirin Google Play'den alın