resim
Serdar Aziz
Takım:-
Mevki:Stoper
Yaş:35
Boy:1.83
Uyruk:Türkiye
  • 9
    önüne gelen topu ileri kontrolsüz bir şekilde şişirmemek adına fenerbahçe maçında* janssen'e top kaptırma riskini alan ama topu ileri şişirdiği iddia edilen stoperimiz. herksin farklı farklı maçlar izlediğini kanıtlayan oyuncularımızdan biri. bunu kanıtlayan diğer oyuncularımız için; (bkz: younes belhanda) (bkz: tolga ciğerci).
    zamanında maicon'a da baya sallanıyordu ama şu anki durum malum. maalesef serdar aziz'in bu önyargıları yıkması baya baya zor olacak. sık sakatlanma durumu da buna engel oluyor. deseler ki serdar aziz illa sağ ayağına topu almak için bu sezon iki kere pozisyon yememize sebep oldu saygı duyacağım. ama ileri top şişiriyor demek falan komik oluyor. hatta şöyle söyleyeyim; maicon her maç olmasa da arada bir topu gelişine uzaklaştırırken serdar aziz bundan imtina ediyor.

    serdar aziz'i ramos falan diyerek şişirmek ne kadar yersiz ise gerçek dışı argümanlarla yermek bir o kadar yersizdir. son olarak da hakkında oyuncu profilini çıkaran whoscored sitesinin linkini koyuyorum. bu sezon özelinde maçlardaki istatistiklerine göre çıkan oyun sitili özelliklerinden biri kısa pas yapmayı sever şeklinde olmuş. güçlü yönlerinden biri ise pas vermek. söyleyeceklerim bu kadar.

    https://tr.whoscored.com/...625/Show/Serdar-Aziz
  • 11
    https://twitter.com/...s/934639192847634432

    şu video'yu izleyince;

    kafa topu 10/10
    pozisyon bilgisi 10/10

    zaten stoper oyuncusunda şu özellikler oldu mu yetiyor. ama işte sakatlanma eğilimi korkutuyor adamı.

    bir de bazı maçlarda akıl almaz hatalar yaptı mı devamı geliyor tam güvenemiyor insan.

    stoper için çok genç serdar aziz, yani gelişebileceği uzun yıllar var önünde. lütfen böyle devam et serdar ağa. :(
  • 14
    yüzünde ve burnunda kalıcı hasarlar kalacak olmasına rağmen ısrarla ameliyat olmamasıyla akıllara şu kareyi getirmiştir;

    https://i.ytimg.com/...XU/maxresdefault.jpg

    adam 2016-2017 sezonu'nda neredeyse katkı veremedi ve kendisini de bu sebeple borçlu hissediyor. bu yıl da formayı kaptı, oldukça formda ve takımın önemli bir parçası oldu.

    gerçekten de kendisine çok ihtiyacımız var ve benim aklım çıkıyor, kendisine bir şey olacak diye.

    o da takım bu durumda, şampiyonluk yarışınının ortasındayken, en sıkıntı yaşadığımız yerlerden birinde takımı eksik bırakmak istemiyor, estetik olarak da ciddi bir sıkıntı yaşayacağı halde.

    bir de öyle tipsiz bir adam da değil, bayağı yakışıklı bir adamken tipi kayacak ama o yine de fedakarlık yapıyor.

    benim için şu yaptığının kıymeti çok fazla, kelimelerle anlatamam. dilerim bu performansıyla uzun yıllar da takımımızda oynamaya devam eder.

    büyük karaktersin serdar, helal olsun.
  • 17
    10 eylül 2017 antalyaspor galatasaray maçında sakatlanıp oyundan çıktı.
    22 ekim galatasaray fenerbahçe maçında sakatlanıp oyundan çıktı.
    29 ekim 2017 trabzonspor galatasaray maçında oynamadı.
    18 kasım 2017 başakşehir galatasaray maçında sarı kart cezası sebebiyle oynamadı.

    bunlar sadece ligde yarım sezonda kaçırdığı maçlar.türkiye kupasında da hiçbir maçta oynamadı.

    ekte galatasaray'a geldikten sonraki milli maç karnesini de vereceğim.

    bu adam bildiğin 2 maç var bir maç yok.
    https://i.hizliresim.com/Rn61YY.jpg

    işbu girdi hakan balta'nın, serdar aziz'in yokluğunda denayer'i zorlayarak katkı vermesi düşünülerek tekrar kadroya alınmış olabileceğini belirttiğim girdiye (bkz: #2325181) destek olarak yazılmıştır.

    edit:ekleme
  • 19
    https://twitter.com/...s/965268066018963456

    istikrarsız ve şanssız futbolcu.pozisyona çizgi hakeminin yerinden veya yandan bakınca penaltı vermezsiniz ama hakemin olduğu yerden bakınca serdarın rakibin ayağına müdahalesi ve ilk müdahalesi topa olsada serdarın yaptığı makas sonucu rakibinde bacağı kopmuşcasına yere atlaması penaltıya sebebiyet vermiş gibi duruyor. canı sağolsun hiç bir zaman çok beğendiğim bir oyuncu olmadı, maçın 1-1 olmasının mimarı olsada ve bir galatasaray stoperinin yapmaması gereken bir hamle yapmış olsada ikinci yarı bu maçı bahanesiz bir şekilde kazanmalıydık diye düşünüyorum.

    (bkz: 18 şubat 2018 kasımpaşa galatasaray maçı)
  • 22
    serdar aziz'in çok çok büyük eksikleri var. nedir o eksikler?

    1) hakemin şerefini tespit edemiyor.
    2) topa müdahalenin galatasaray söz konusuysa penaltı olduğu bilmiyor.

    https://youtu.be/Ersxo8tG9UM?t=1m30s

    adam kalkmış bu pozisyon için serdar'ı yerden yere vuruyor. bir de üstüne sakatlanıp çıktı diye sövüyor. aynısı iki hafta önce belhanda özelinde de yapıldı. hiç yoktan kırmızı kart gördüğü pozisyon üzeriden hain ilan ettiler, gamsız dediler. ilk uğrayacakları başlık barış şimşek başlığı olması gerekirken önce belhanda'ya sonra fatih terim'e uğradılar ki ortalığı daha net bulandırabilsinler. aynı teraneyi maalesef geçen haftada da yaşadık. olmayacak, kimsenin aklına gelmeyecek, rıdvan dilmen'i hakem olarak koysan penaltı vermeyeceği pozisyonda penaltı kararı çıktı. yine hakemden önce serdar aziz'e uğrandı. (laf da anlatamıyorsun, pozisyon penaltı değil ki diyorsun, ''olsun öyle hareket yapmasaydı'' diyor. ya pozisyon penaltı değil!!!)

    ve emin olun bu hafta serdar aziz hedef olacak yarın bir başka oyuncumuz. sezon başından bu yana her hafta bir oyuncumuzun hedef haline getirildiğini unutmamamız gerekiyor. ilk başta feghouli'ye nişan aldılar. gamsızından girildi, kontrolsüzünden çıkıldı. trabzonspor maçında takım arkadaşını öldürmeye kastetmiş rakibini itti diye kırmızı kart gördü ve hain ilan edildi. haftalarca oyuncunun akıbeti ve performansı tartışıldı. oyun içi katkısı zayıf olmasına rağmen sırf skor üretiyor diye övülen giuliano örneği gözümüzün önünde dururken feghouli de gayet iyi bir skor katkısı vermesine rağmen asla ne basın ne bizim bir şeyi beğenmeyen taraftar tatmin olmadı. sonra belhanda yarasını kaşıdılar. oyuncunun iki üç hafta yedek kalmasına kadar giden saçma sapan bir sürece yol hazırladılar. tıpkı feghouli örneğinde olduğu gibi hak etmediği kartlar dolayısıyla hain, gamsız ilan ettiler ve de edecekler.

    önümüzdeki haftalarda da oyuncularımız en ufak tökezlemede beyinsiz, sakar, laubali, gamsız, kontrolsüz hatta hain ilan edilecekler.

    sonra 21. şampiyonluğu ara ki bulasın...
  • 23
    büyük takımların ilk on bir planlamalarında zaten iki pasör stoper olmaz. yani oluyorsa da ancak manchester city gibi, psg gibi bütçen vardır ve elindeki oyuncunun her özelliğinin üst düzey olmasını ister ona göre transfer yaparsın ki galatasaray'ın böyle bütçelerinin olmadığını bildiğimize göre iki pasör gibi bir ihtimal ortada yok. ee takımın da gayet net bir pasör stoperi (maicon) olduğuna göre, bu pasör stoper ligteki diğer rakiplerine kıyasla çok daha verimli, çok daha yüksek performanslıyken diğer stoperin yani serdar aziz'in pasörlüğünü tartışmanın anlamı var mı?

    daha önce şöyle bir detaydan bahsetmiştim:

    -skertel
    15. hafta: 2 hücum pas, 0 isabet
    16. hafta: 7 hücum pas, 4 isabet
    18. hafta: 8 hücum pas, 2 isabet

    -roman neustadter
    15. hafta: 9 hücum pas, 7 isabet
    16. hafta: 4 hücum pas, 2 isabet
    18. hafta: 11 hücum pas, 7 isabet
    19. hafta: 6 hücum pas, 2 isabet
    20. hafta: 8 hücum pası, 4 isabet

    -ve maicon
    15. hafta: 9 hücum pas, 6 isabet
    17. hafta: 14 hücum pas, 7 isabet
    19. hafta: 20 hücum pas, 11 isabet
    20. hafta: 14 hücum pas, 8 isabet

    yukarıda da görüldüğü üzere maicon'un hücum pası katkıları zaten gayet iyi seviyede. hatta şöyle ki neredeyse tek başına rakip takımların iki stoperinin toplamından da fazla hücum pası veriyor. dolayısıyla takımımızın hücum pas gibi bir zafiyeti hiçbir zaman olmadı. bizim esas sorunumuz top dolaşımını yeterince uzun tutamamamız neticesinde özellikle deplasmanlarda gelgitli bir oyuna neden olmamız, aksiyon süremizi uzatamamamızdı.

    top dolaşımımızı uzatmanın yolu da serdar'ın pas kalitesinden -hücum pası anlamında değil tercihsel bir kalite- geçiyor. oyunun hazırlık evresinde veyahut seken toplarda merkez yay civarı savunma paslarını doğru dolaştırdığımız taktirde top bizde kalıyor ki 23 şubat 2018 galatasaray bursaspor maçında bunu gerçekten harika yaptık. işte serdar'ın kıstası budur, hücum pası elbette verebiliyorsa verecek ancak esas olarak her şeyden önce bu dolaşıma yardımcı olup toplu süremizi uzatmalı. (bahsettiğim bölge geniş taralı alan: https://i.hizliresim.com/76aa2a.png )

    antrparantez 23 şubat 2018 galatasaray bursaspor maçında top dolaşımını iyi yapmamızın en önemli iki unsuru da şunlardı:

    1) serdar aziz'in yeri geldiğinde dikine yeri geldiğinde geriye olmak üzere çok doğru pas tercihlerinde bulunarak topu kaybetmeden takımımızda kalmasını sağlaması. (serdar bizim takımın en çok topla buluşan isimlerinden biri olduğu için onun pas tercihleri doğal olarak önemli bir etken, buna saha konumunun dolaşımdaki önemi de eklenince ortaya bu çıkıyor)
    2) belhanda- donk- selçuk üçlüsünün yay civarını lateralde iyi parsellemesi.

    yani adam toplu oyuna son derece faydalı oynadı bu karşılaşmada. üstelik çok beğendiğim maicon pas isabetinde kendi adına sezonun en kötü maçlarından birini geçirmişken serdar'ı maicon olamamakla suçlamak, ona hücum pası yeteneği üzerinden galatasaray seviyesinde değil demek mantıklı değil diye düşünüyorum.

    ve takımda gomis, rodrigues ve belhanda ile beraber en çok övülmesi, en çok güven duyulması gereken isimlerden biri olduğu halde serdar'ı savunmak zorunda kalmaktan, şu şu şu nedenle diyerek bir şeyleri göstermeye çalışmaktan da kendi adıma utanıyorum...
  • 25
    göçmen şehridir bursa, evinden barkından kopmuş, ana vatana gelenlerin memleket edindikleri mekandır uludağ'ın etekleri. bulgaristan, yunanistan, makedonya, arnavutluk, bosna... osman bey'in torunları zorunlu göçler, mübadeleler, asimilasyonlar sonrası ilk fırsatta dede topraklarında almışlardır soluğu. bu ailelerden biri de 1955 yılında yugoslavya ile yapılan anlaşma sonrası makedonya manastır'dan yeşil bursa'ya göçen aziz ailesidir. tabii, kolay değildir göçmenlik, yer yurt, para pul geride bırakılmıştır da yeni bir hayat kurulacaktır, aile akrabalarının yanına yerleşir zafer mahallesine ama sevmez başkalarına yük olmayı göçmenler, özgürlüğüne de düşkündürler, bir göz oda olsun ama kendi evi olsun isterler ve çoluk çocuk, hanım yenge bir işe girerler vakit kaybetmeden. sadri aziz de aile bütçesine destek olmak için bir fabrikaya girmiştir ama gece düşlerinde manastır'da bıraktığı futbol takımı vardır. mahalleli onları, onlar etrafı tanıdıkça, sadri'nin futbol yeteneği de fark edilir ve genç topçu artık hipodrom sahasının toprak zemininde geçirir pazar izinlerini. gündüzleri fabrikada, hafta sonları top peşinde yorulmaktadır da hiç şikayetçi değildir bu durumdan aziz'lerin çocuğu. günler haftaları, haftalar ayları kovalar, sadri meşin yuvarlaktan sonra bir de yenişehirli nejla'ya gönlünü kaptırır. sözdü, nişandı, düğündü derken, genç çiftin bir oğulları olur. baba sadri, ilk evladını kucağına alır, öpüp, koklar ve her baba gibi kendi hayallerini evladına nasip etmesini diler yaradandan ama sevdiremez futbolu oğluna. ikinci evlat da kız olunca, 23 ekim 1990 günü zübeyde hanım doğum evinde kucağına aldığı serdar'dadır son ümidi: futbolcu olacaktır makedon sadri'nin evladı...

    plastik toplarla mahalle arasında başlayan futbol serüveni, okul yıllarında sınıf ve futbol takımlarına seçilmeyle devam eder. hafta içi ders "işkencesi" hiç çekilmez de, hafta sonu bursa atatürk stadyumunda baba ile gidilen bursaspor maçları her şeyi unutturur. unutmak demişken, inter toto kupasını nasıl unutabilir ki o minik yüreği, nasıl da ağlamıştır babasının kollarında o gece... teksas tribününde kaptan adnan'ları, yalçın'ları, sedat'ları izlerken o formaların içinde kendisini düşler de, futbol okulundaki hocaları onu orta saha oyuncusu yapmak isterler. "boyun kısa oğlum, zayıfsın da, nasıl boğuşacaksın o forvetlerle" derler ve 6 numaralı formayı verirler serdar'a. inatçıdır ya makedonlar, tuttuğunu koparırlar ya, zıplar, koşar, basketbol oynar da, ergenlikle birlikte genlerin de etkisiyle boyu uzar sarışın veledin.
    10 yaşında bursa güvenspor'dan çıkar ilk lisansı, artık stoper oynayacaktır ve hafta sonları gittiği maçlarda egemen'i seyreder titizlikle: topu alışı, oyuna sokuşu, rakibe basışı, hakeme itirazı, forması, tozlukları, kramponları. sadece serdar'ın değil, teksas tribününün de bayrak adamıdır kaptan egemen. iki sene sonra bursapor alt yapısına geçiş yapınca, futbol okuluna da para vermekten kurtulur, belki bir gün futboldan para da kazanacaktır, neden olmayacakmış ki? futbol sevgisi ve hırsı birleşince, alt yapı kategorilerinde sürekli hocaların radarındadır genç serdar ve artık idmanlarını izlediği "abilerinin" arasına karışma vakti gelmiştir. genç oyunculara şans vermesiyle tanınan raşit çetiner, genç milli takımdaki hocalık görevinden ayrılınca bursaspor'un teklifine "evet" demiş ve ilk iş olarak namını çok duyduğu vakıfköy tesislerindeki genç yetenekleri keşfetmeye soyunmuştur. "kim var elinizde?" diye sorduğu hocalar, ağız birliği etmişçesine "serdar" cevabını verince, 16 yaşında liseli serdar da hayallerine kavuşmuştur. artık tribünden izlediği, vakıfköy'de idmanlarını takip ettiği as takım ile antrenmanlara çıkacaktır. lakin, bursaspor zor bir süreçten geçmekte, tarihlerinde ilk defa düştükleri birinci ligten süper lige çıkma çabasındadır tüm camia. başarılı da olur raşit hoca, takımı üst lige çıkarır ama serdar'ın talihsizliği olsa gerek, ona güvenen hocası sağlık sorunları nedeniyle görevi bırakmak zorunda kalır. engin ipekoğlu genç oyuncuyu kadroda tutar da bülent korkmaz'ın bursa'ya gelişiyle serdar aziz'ın adresi üçüncü ligde mücadele eden merinosspor olur. önce hocasına kızmış olsa da genç yetenek, daha sonra şöyle anlatacaktır o günleri: "süper lig'den 3. lig'e gönderilmek insanda ister istemez bir moral bozukluğuna yol açıyor. ama düşününce, süper lig'de kadroya giremiyorsunuz, maç oynayamıyorsunuz. hocalarım da benim iyiliğimi düşündükleri için böyle bir karar veriyor. üstelik merinosspor zaten bursaspor'un takımı. yabancılık çekme gibi bir sorun yoktu. aynı yerde, aynı tesislerde çalışıyorsunuz. merinosspor'da yarım sezon oynadıktan sonra samet aybaba gelince beni yeniden a takıma çıkardı. güvenç kurtar döneminde ise ön libero ve sağ bek oynadım." evet, zorlu üçüncü lig koşulları, serdar'ın futboluna tecrübe katar, artık daha da özgüvenli ve sağlam basar ayakları yere.

    ve istanbul'a şükrü saraçoğlu deplasmanına gidilen bir maçta, soyunma odasında serdar'ın adını yazar samet aybaba taktik tahtasına. iki gün önce kutladığı doğum gününde verilen hediyelerin en değerlisidir samet hocasının ona uzattığı forma. güiza'yı tutacaktır, semih şentürk'e gol attırmayacaklardır partneri ve abim dediği ömer erdoğan'la birlikte. görevlerini yapar yeşil-beyazlı stoperler, fenerbahçe'nin forvetlerine geçit vermezler ama takım oyunudur futbol, maçı 5-2 kaybederler. artık bursasporlu taraftarlar da ismini öğrenmeye başlar serdar aziz'in ve alt yapıdan çıkan bu oyuncuya ayrı bir sempati duyulur tribünlerde. genç savunma oyuncusu da elinden geldiğince mücadele eder, çocukluğunda hayallerini kurduğu yeşil-beyazlı formayı ıslatmadan terk etmez yeşil zemini.

    ilk maç gibi ilk gol de unutulmaz ya, serdar da paf liginde attığı iki golden sonra 2008-2009 sezonunda antalya deplasmanında kafayla kariyerinin ilk golünü de atar. "o maçtan önce yaklaşık 10 haftadır oynamamıştım. stoper mevkiinde sakatlıklar olunca şans buldum. maçtan önce en az 10 kişi bana gol atacağımı söylemişti. oyuna da iyi başladım ve bu başlangıç moralimi yükseltti. hücuma çıktığım bir pozisyonda takıma korner kazandırdım. kornerde de ali ağabeyin iyi ortaladığı topu kafayla ağlara gönderdim. gerçi top birisine de çarptı ama sonuçta benim golümdü. futbol hayatımda unutulmayacak bir anıydı benim açımdan." diye anımsar hala o mutlu günü. güvenç kurtar ile bursaspor taraftarının arası açılınca hoca görevi bırakır ve ertuğrul sağlam, serdar aziz'in yeni hocası olur. ilk sezonda ertuğrul hoca serdar'a forma vermese de, onunla yakından ilgilenir, moral verir ve özgüvenini sağlaması için a2 takımı maçlarına yollar. serdar da diğer takım arkadaşları gibi hocasına inanır ve güvenir, tekrar yeşil-beyazlı forma ile bursa atatürk stadyumuna çıkacağı günleri iple çeker. gerçi mutludur da serdar, oynamasa da bursaspor tarihine ilk şampiyon olarak yazılan kadronun içinde yer almıştır. ertesi sene işin içine şampiyonlar ligi girince rotasyonda kendine çokça yer bulur, süper lig ve ziraat türkiye kupası maçlarında artık ilk onbire onun adını yazar ertuğrul sağlam...

    türkiye futbol kamuoyu serdar aziz ismini yeni yeni öğrenirken, dede topraklarından bir davet gelir genç stopere: "gel bizim ulusal takımımızda oyna" makedonya futbol federasyonu ülke futbolunu ayağa kaldırmak için galli teknik adam john benjamin toschak ile anlaşmış ve kurt hoca avrupa'daki makedon asıllı topçuları tararken bursaspor'lu topçuya da kancayı takar. "makedonya milli takımında oynarsan, seni real madrid'e de götürürüm" diyen toschak'ın teklifini elinin tersiyle iter serdar ve "ben türk'üm, ay-yıldızlı formayı giyeceğim" der. defalarca kez genç milli takımlarda giydiği kırmızı beyazlı formayı, 16 kasım 2014 günü kazakistan maçında sırtına geçirir. pek çok topçuya nasip olmayacak şekilde o maçta bir de gol atar serdar... sadece milli takımlardan değil, her transfer sezonunda istanbullu üç büyüklerden de teklif alır bursalı serdar ama sürekli "ben bursa çocuğuyum, burada büyüdüm ve burada bayrak adam olmak istiyorum." diyerek teklifleri geri çevirir. bir bir kopar bursa'dan takım arkadaşları da o inatla yeşil-beyazlı formaya bağlı kalır, kimse bursa'dan gideceğine ihtimal vermez de, şanssız bir sakatlık yaşar ama tedavi süresince sahipsiz kaldığını düşünür. yerel medyada da kendisi hakkında asılsız söylentiler çıkınca, iyice çöker. hamza hamzaoğlu da galatasaray'dan gelen teklifi cazip bulup, "satılsın" raporu verince, serdar aziz'in futbol kariyerindeki ikinci takımı galatasaray olur...

    "kahramanı olmak istediğim bir masalım var" der ya serdar aziz'in her şarkısını ezbere bildiği sagopa kajmer. işte sana fırsat, yaz bir istanbul masalı, içinde kahraman sen ol.

    https://ultrasmovement.blogspot.com.tr/.../06/serdar-aziz.html
App Store'dan indirin Google Play'den alın