• 295
    ben hayatımda bu kadar gerzek, bu kadar aptal bir sisteme şahit olmadım.

    defalarca satın alma aşamasından geri döndüm. şampiyonluğa 5 hafta kala takımı yalnız bırakmamak adına bütün tabuları yıkıp başvuru yaptım, yapmaz olaydım. 6 ay önce yazdığım cep telefonum askıda kalmış bir türlü üyelik oluşturamadım. zar zor müşteri hizmetlerine ulaştım oradan bilgi güncellemesi yaptırdım kart başvurusu tamamladım. fakat bu seferde ne göreyim passo.com.tr diye bir karın ağrısı site var ve passolig.com.tr de tamamlanmayan başvurumun bilgilerini buraya da girmişler. be gerizekalılar, onaylanmamış, bitmemiş bir işlemi neden 6 ay boyunca hafızanda kayıtlı tutuyorsun, hadi tuttun diyelim kenara görünür bir yere neden bilgi güncelleme butonu koymuyorsun. yarım saattir müşteri hizmetlerine ulaşmaya çalışıyorum, fakat robot sürekli dönüp duruyor.

    her kimin bu sistemde emeği var ise topunu allah bildiği gibi yapsın, verdiğim paradan yandaş kurumlara giden miktarlarda haram zıkkım olsun.
  • 666
    kullanılmaya başlandığından beri stadyum kapama cezalarının tam gaz devam ettiği muz cumhuriyeti ürünü.

    e hani kişiler tespit edilip, ceza onlara kesilecekti? türk halkı olarak ne kolay unutuyoruz değil mi böyle şeyleri? sadece bilet alıp maça girme karti olarak görmeye başladık bile çoktan. halbuki tribün şiddetini bitirecekti vs vs..

    çok büyük paralar indiriyorlar çok.
  • 265
    hükümetin çalık grubuna peşkeş çektiği, kredi kartı, banka kartı hesaplarından bu sene olmasa da önümüzdeki senelerde çatır çatır aidat alınacağı ve itiraz etmeye üşenen, haberi olmayanlardan elde edilecek gelirlerle yine havuz medya ve şirketlerin dolaylı yoldan malum şahsın doyurulacağı oluşum. sistemin samimiyetine inansam gireceğim bu sisteme ama ne yazık ki en ufak bir samimiyeti yok. ha gönül ister ki ingiltere'deki modelleme olsun, herkesin yeri belli olsun; vandalizm yapan taraftar da cezalandırılsın ama yolu bu değil.
  • 206
    tam bir çılgınlık. amacının ne olduğu konusunda hepimiz hemfikirizdir.

    taraftarın tepkisine gelince herkesin farklı nedeni olabilir tabii ama holiganların bahanesi olarak nitelenmesini mantıklı bulmuyorum.
    bu ülkenin psikolojisi bozuk insanı hiçbir şeyi bahane etmez, zaten sorsan muhteşem karaktere sahiptir. bişi yapıyorsa, karşı taraf hak ettiği için yapıyordur. küfür edip, meşale yakan, tribünde kavga çıkaran tiplere kimse müdahale etmiyordu ki. şimdi o adam passolig'den neden çekinsin? kaç kere gözümle şahit oldum. olay çıkartanı almaya gelen güvenlik görevlileri olay çıkaranın arkadaşları tarafından geri yollandı. senelerdir zaten statların her yerinde kameralar var. olay çıkartanlar çok rahat tespit edilebiliyor. derbi gibi özel maçlarda zaten savaş varmışçasına binlerce polis, çevik kuvvet görevlendiriliyor. elinde uzili polis mi olur olm maçta?! ve bu adamların hiçbiri o pislikleri temizlemek için görevlendirilmiyor. bu olay çıkaran adamlar halen sistemin merkezinde zaten. sistem de onlara dokunmuyor.

    passolig protesto edilmeli. hem de maça gitmeyerek edilmeli. hem de derbiye gidilmeyerek edilmeli. çünkü sistem para etrafında dönüyor. sezon başından beri boş tribünleri memnuniyetle izliyorum. kulüplerin gelirleri azaldıkça bu sistemi kuranlara başkaldıracaklar. ama sen koyun gibi hem önüne konanı yersen o zaman işte tüp kafaların ekmeğine yağ sürersin. protesto eden adam, "al bunu da ye" diyen otoritelere "yeter lan sevgimi sömürdüğün, almıyorum" demek istiyor. hala açıklama yapıyolar yok 20 tl yok 15'i kulübe gidiyor bilmem ne... sorun 20-30 tl değil zaten, anlamamazlıktan gelme!

    passolig alan kadar sevmiyor muyuz sanki galatasaray'ı?! o kadar seviyoruz ki bağrımıza taş basıp, sevgilimizden uzak kalmak zorunda kalmayı göze alıyoruz. "passolig'i al sonra statta protesto et" düşüncesi geçerliliğini çoktan yitirdi. kaç senedir tribünler "yeter demirören" diye yırtınmıyor mu?! ne oldu sonunda? hiç bişi, üstüne bi de passolig getirdi adam, bi de saygısızlığına saygısızlık kattı, adaletsizliğini katladı, yandaşlığını coşturdu. bu noktadan sonra benim düşüncem -ki çok kişiden de paralel fikirleri duyuyorum- kendi kulübümüze baskı yapmak. ben kendi kulübüme diyorum "çöz bu işi" diye. aynı şekilde fenerlisi, beşiktaşlısı, konyalısı, mersinlisi de yapmalı. benim gücüm galatasaray'a yetiyor çünkü benim çöplüğüm burası. diğerleri ne yapar bilemem; herkes kendi önünü temizlesin. ama gözüken o ki tüm statlarda derin boşluklar var. şimdi derbiye az bilet satılıyor diye bol bol taraftar stada gelsin çağrısı yapıyor kulüp. daha çok yaparlar! sen taraftarı çağır ama taraftar passolig alsın, sen taraftar çağır ama tff dalga geçsin, sen taraftar çağır ama rakibe haksız desteğe devam edilsin, sen taraftar çağır ama metro çalışmasın, sen taraftar çağır ama yolun olmasın, sen taraftar çağır ama en ucuz bilet 120 tl olsun, sen taraftar çağır ama ısıtıcılar çalışmasın; ne güzel dünya.

    uyanın beyler! sesinizi çıkarmadıkça sistem dürtmeye devam edecek! 100 yıllık camialar, yarınki maçtan yüzlerce daha olacak. ama önce kendimize saygı duymalıyız ki karşıdakinden de duymasını bekleyelim. aynı geçen sene final serisinin son maçında takımın geri çekilmesi gibi. "sonra ne oldu ki allasen" diyorsan evet bişi olmadı çünkü götünü kaldırıp, kulübün çaktığı ateşi yayamadın! sen gidip hala "o maça çıkılmalıydı" dersen, "passolig de olsa alınıp stat dolmalı" dersen daha çok yersin. hak da edersin.

    ha bi de "dünyanın izlediği şampiyonlar ligi maçı boş tribünlere karşı oynanıyor taraftarın repütasyonunu kaybediyoruz" diyorsan halen ayrıntılarda boğulduğunu hatırlatırım. yabancı bi blogda yazı vardı bunun hakkında; bi de yabancı bi twitter hesabının o boş tribünler hakkında şöyle bir twiti vardı: "eğer galatasaray'ın tribünleri boşsa, ülkede hakikaten bir şeyler ters gidiyor." gördün mü? ses getirme böyle olur, belki uefa sitesinde yazmadı bunu ama yabancı basının da elbet bi yerlerinde çıkmıştır. ve bu iş uzadıkça daha da fazla çıkacaktır.

    ekleme: unutmadan belirtmek isterim ki şu kadar passolig satıldı bu kadar passolig satıldı diye açıkladıkları rakamlara inanıp yorum yapmayın. o rakamların bir kısmı "verilmiş, hediye edilmiş, eklenmiş, gösterilmiş" olabilir. kağıt üzerinde şişirilme ihtimaline hiç girmiyorum bile...
  • 555
    4 hafta önce başvurduğum kart için bugün nihayet "evinize uğradık sizi bulamadık" şeklinde mesaj attılar. ulan evde 6 kişiyiz, kimse duymamış olamaz.. aradım müşteri temsilcisini kartı teslim alabileceğim bir yer olup olmadığını sordum, telefondaki kadın sadece adrese teslim ediliyor dedi. kuryenin numarasını istedim, bana verebileceği tek numara 444 9393 müş. tamam dedim aradım numarayı, çıkan telesekreter ne dese beğenirsiniz? haftasonu çalışmıyorlarmış...
    sizin yapacağınız işi...
  • 476
    karaborsayı önlediği koca bir yalan.

    bu uğursuz ve aşağılık uygulama yüzünden tribünler bomboş. ilgi sıfırın dahi altında. ilgi bu seviyedeyken dahi devretme usulüyle post modern karaborsa yapılan bir ortamda biraz ilgi olsa karaborsa yeniden şaha kalkar. şu an zaten rağbet yok, talep sürünüyor. bırakın da bu ortamda karaborsa olmasın bir zahmet.

    avrupa'da ortalama seyirci kaybı sıralamasında bir önceki sezona göre şehrinde savaş olan ve maçlarını farklı şehirde oynayan shaktar'ın ardından beşiktaş, galatasaray ve fenerbahçe sıralanıyorsa orada çok büyük bir sorun vardır. bu sorunun adı da passolig denen zımbırtıdır. bunu inkar edecek olan insan ya passolig'den ekmek yiyordur ya da inanılmaz bir saflığa tutulmuştur, allah yardımcısı olsun. hele hele geçen seneki gibi üç takımın at başı gittiği, liderin her gün değiştiği, 4. yıldız savaşının verildiği bir sezonda bu vaziyetlere düşülüyorsa hala "ama karaborsa :(" demenin hiç ama hiç elle tutulur bir yanı yok.

    ayrıca eski usul karaborsalı dolu statlar mı, passoligli, yeni usul karaborsalı, şu anki rezil durum mu? sonuna kadar eski usul karaborsalı dolu statlar.
  • 202
    hem internette, hem arkadaş ortamında gördüğüm kadarıyla passolig birilerinin cebini dolduruyor olması sebebiyle eleştiriliyor. olayın fişleme boyutu, iktidar yalayıcılarının cebinin dolmasının yanında pek dikkat çekmeyen bir durum herhalde. ama asıl sıkıntılı nokta passolig uygulamasının "cep doldurma" boyutu olmasa birçok kişi tarafından onay alacak olmasında yatıyor. sistemin türkiye standartlarına yakışır bir şekilde eksik gedik işleyişi, tribün kültürüyle ters düşme, taraftara sormadan etmeden yukarıdan bir "taraftarlık kuralları" belirleyenlerin kurallarına uymadığın halde cezalandırılabilecek olman... say say bitmiyor bu uygulamanın getirdiği veya getireceği mantıksızlıklar.

    çoğu insanın "ücretsiz passolig" sistemine tamam diyecek durumda olması maçlarda yaşadıklarından kaynaklanıyor. türkiye gerçeğidir, en ufak fırsatı buldu mu millet sapıtır. ben astım hastasıyım, her maç günü metro beklerken hayatımı riske atıyordum resmen. tüm istasyon duman bulutu, sana hava alacak yer kalmıyor. güvenlik olmadığını gören, olsa da "bu kadar kişi içinde bana laf etmeye götü yemez lan" diyen arkadaş içinde ne ukte kalmışsa orda salıveriyor. içki şişeleri, fosur fosur sigaralar, güvenli olmadığını bas bas bağırmana rağmen hareket halindeki vagonu sallayanlar... stadında birayı alıp içen alman taraftarında şunun onda biri yok. olay alkolden öte yani. memleketin taraftar kültürü de diğer çoğu unsuru gibi. eksik ve geri. aynı unsur milletin huzurunu maçta da kaçırıyor. bizde tribün dediğin "vahşi" olmalıymış biri bir algı var. rakip takıma sonuna kadar vahşi ol da, renkdaşından ne istiyorsun be arkadaş? kendi gibi olmayanın maç zevkinin içine sıçan bu güruhlar kimler, burda tribünle içli dışlı olanlar iyi bilir. passolig'e en büyük kozu verenler de işte bunlar. sorsan en büyük galatasaraylı, en büyük fenerli, en büyük beşiktaşlı olanlar. "hayatlarını armaya adayanlar."

    dediğim gibi bu yukarıda bahsettiğim şeylerden rahatsız olan, bunları bir daha yaşamak istemeyen, maçını izlemek isteyen insana passolig çok makul bir uygulamaymış gibi geliyor. yasakla, olsun bitsin... ama bu zihniyet de, en az yukarıda bahsettiğim "eksik" taraftar zihniyeti kadar sakıncalı ve eksik. memleketimin güzide mantığı burada da devreye giriyor. öyle batı hayranı biri değilimdir ama, ekşisözlük'te gördüğüm şu entry hiç aklımdan çıkmaz:

    "televizyonda bir haber programı izliyorum. konu sokaklarda içki içenler. cihangir, kadıköy vs. içenler oraya buraya işediği için semt sakinleri şikayetçi. türklerin hepsi, bu rezalet yasaklansın, buralarda içki içmesinler şeklinde gidiyor. aynı semtte yaşayan bir alman kadın ise buraya neden bir umumi tuvalet yapılmıyor diye soruyor, başka bir ingiliz semt sakinine soruyorlar, festivallerde falan kullanılan plastik portatif tuvaletlerden istiyor. sokak röportajlarındaki türklerin hiç biri çözüm düşünmüyor ve hemen hepsi yasaklama taraftarı, aynı semtte yaşayan 2 avrupalı ise, çözüm peşinde koşuyor. türkler, devleti, yasaklayarak çözüm bulan, avrupalılar ise hizmet ederek çözüm bulan bir mekanizma olarak görüyorlar. bence çok önemli bir fark."
    (https://eksisozluk.com/entry/30395274)

    işte memleketim zihniyeti, aynen bu olayda da geçerli. adam içip sapıtıyor mu, alkolü yasakla; ; kadın kocasından dayak mı yemiş, adamın kulağını çek kadını evine geri gönder, 3 gün sonra cenazesini kaldır; taraftar sapıtıyor mu, alma içeri. hepsi ayrı ayrı gözükse de birbiriyle çok alakalı, maalesef çok alakalı. passolig'e e-bilet'e gelmeden önce, bu ülkenin insanının bilinçlenmesi lazım. sapıtanı stada almadın, aklı başına mı geldi? aynı taşkınlığı kahvede maçını izlerken yapacak. bunlar yaşanmadı mı bu memlekette? hala neyin derdindeyiz ki?

    yapılması gerekenler açık seçik ortadayken, hala bir sike yaramayacak iki günlük çözümlerin peşindeyiz. yasaklayın abi, "bu adam niye böyle davranıyor" diye soracağınız yerde yasaklayın. en rahatı o, bize en uygunu o çünkü.

    zihniyetiniz de, rantınız da yerin dibine girsin.

    bu da bonus: https://medium.com/@/...gerce-i-e7b170699056
  • 567
    bu proje hayata geçerken en önemli üç vaadi şuydu

    1)kulüplerin gelirleri artacak
    2)karaborsa engellenecek
    3)tribün olayları sona erecek

    bakalım vaad ettiği şeyleri yerine getirebilmiş mi?

    1)passolig geldiği ilk sezonda süper lig'de seyirci kaybı %35 1.lig'de %55'tir yani kulüplere gelir sağlamak yerine kulüpleri gelirlerinden etmiştir.
    2)karaborsa engellenmemiş aksine sade vatandaş bile internet üzerinden bilet satarak karaborsa olayına girmiştir. stat önü karaborsadan internet karaborsasına geçiş yapılmıştır.
    3)tribün olayları azalmamıştır ve halen devam etmektedir.

    peki soru şu neden o zaman halen bu uygulama devam etmektedir ?

    cevabı aslında basit, futbol bizim ülkemizde 90 sonrası devlet politikası ile geliştirilmiş ve açılan özel kanallar ile halkımızın üzerinde çok önemli bir medyatik uyuşturucu olarak görülmeye başlanmıştır. o yıllarda yapılacak olan zamlar genellikle galatasarayımızın avrupa kupası maçlarının olduğu gün yapılırdı aramızda belki hatırlayan arkadaşlar vardır. hatta bir avrupa maçı sonrası taksicilerin isyan haberi çıkmıştı maç izlerken zam geldi benzin fiyatları arttı galatasaray artık elensin diye gazetlerde haberleri olmuştu. 90'larda her avrupa maçı öncesi acaba hangi şarkıcı bizim takıma şarkı yaptı diye star tv ekranında maç saati beklediğimi çok net hatırlarım. bu popüler politikalar ile futbol ülkemizde çok daha önemli bir yer haline gelmiştir. kimse yanlış anlamasın iki şarkı ile futbol popüler oldu demiyorum elbette bu topraklarda futbol hep sevildi hep motivasyon aracı oldu ancak futbol takımları arasında rekabet 90'lı yıllarda yükseldi. ilk deplasman tribününü adnan polat 1994 yılında bir beşiktaş maçında uygulamaya geçirmişti. ömer çavuşoğlu denen kişilik o yıllarda bayraklarımızı yırtarak gazetelere boy boy pozlar verip nefret körüklemişti. demem o ki bizler 80'de sağ sol olarak 90'larda futbol olarak ayrıştırıldık

    tribünlerin halkımızı doğrudan etkileyen kitleler halinde hareket ettiren bir kültür haline gelmeye başlaması ise 2000'li yıllarda belirgin taraftar gruplarının ön plana çıkması ile olmuştur. elbette her zaman tribünlerde gruplar topluluklar vardı ancak tek çatı altında toplamak bir olarak haraket etmek tam olarak bu yıllara denk gelir. şuanda yapılan ise passolig uygulaması adı altında tribünlere giden kişilerin fişlenmesi kontrol altında tutulmasıdır. passoligin en büyük sebebi aslında budur. ülkenin yaşadığı 2001 ekonomik krizi zamanı bile lise yıllarında orta direk altı bir ailenin ferdi olarak bendeniz bilet parası bularak maça gidebiliyordum ama şimdi bir lise öğrencisinin maça gitmesi neredeyse imkansız. ekonomik olarak tek bir banka üzerinden alım yapılması üç ana amacını yerine getirememiş olmasına rağmen halen yürürlükte olması tamamen siyasi olguların sonucudur. bu sebepten ötürü bir çok siyasi parti geçtiğimiz dönem seçimlerinde passoligi kaldıracağını belirtmiştir. hiçbir zaman unutmamak gerekir birlik olanların sesini bastırmak zordur. tribünlerde birlik olmaması için passolig vardır.
  • 556
    passolig kartı olmayan, tek geçişlik pass alıp maça gidecekler stad gişelerindeki yoğun sıraya girmek istemiyorsa, beyoğlu gs store'un alt katından da çıkarabilir kartını. 17 eylül 2016 galatasaray çaykur rizespor maçı öncesinde gündüz 15 dakikada çıkartmıştım.

    tanım: çıktığı günden itibaren stadlardaki seyirci ortalamasının düşüşünde doğrudan etkisi olan, birilerini zengin eden, berbat uygulama.
  • 665
    mükemmel bir uygulama olduğu kesin. ne güzel işte fişlenerek statlara giriyoruz, sırtımızdan her sene kart yenileme bedeli adı altında para da kazanıyor birileri. maksadı statlarda çıkan şiddet olaylarını çözmek olması önemli değil. kırsın millet birbirini ne güzel gümden de değişiyor. futboldan daha önemli memleket konuları arada kaynayıp gidiyor.

    süper bir uygulama yahu vallahi hastasıyım. ağzımdaki dolguya kadar çekecek kameralar var statlarda sayesinde ama benim bulunduğum alanda birileri ceza gerektiren bir şey yaparsa ben de ceza alıyorum. hatta küfür edenlerle birlikte sağar dilsiz bile olsam ceza alıyorum. böylesine inanılmaz bir sistem.

    nankörlük yersiz. çıktığı günden beri statlarımız holiganlardan ve istenmeyen olaylardan hep arındı. lütfen ayıp ediyorsunuz.
  • 689
    senelik e-bilet kullanım bedeli galatasaray, beşiktaş ve tff logolu ve logosuz kartlar için 41 tl olmuş olan sistem.

    kombinesi olmayan taraftar için zaten maçlara bilet bulabilmek yeterince zulüm iken bir de ücretin böylesi artması halkı isyana sürüklese hiç fena olmaz.

    ülkede statlarda bile kadrolaşma yaratan sistem denebilir adeta.

    edit:

    zerre kadar ilgi görmedi şu olay. size müstehak bunlar.
  • 226
    dünyanın neresine gidersiniz gidin insanlara stadyumda maç izlemek için banka müşterisi olması gerektiğini ve bu bankanın ülkenin en küçük en az şubesi olan banka olacağını söylerseniz, bu dangalak uyuşturucu kullanmış diye sizden uzaklaşır. ama türkiye'de sırf bu sistemi getiren adamın karısı türbanlı diye savunacak milyonlarca dangalak bulursunuz.

    dangalak: düşüncesiz kimse**
App Store'dan indirin Google Play'den alın