*

resim
Okan Buruk
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:52
Uyruk:Türkiye
  • 22901
    her zaman basamakları tek tek çıkacağımızı söylüyorum. devraldığı enkazı 4 yıl sonunda 3 şampiyonluk, şampiyonlar liginde son 16 yaparak devam ediyor. bu sezon daha bitmedi ve şampiyonluğun en büyük adayıyız.
    oyunumuzu nereden nereye taşıdı görebiliyoruz. bu seviye için de kendisine teşekkür ederim.
    ancak kendisine özellikle bu sene çok kızdım, beklemediğim hataları yaptı ve o hataları pekiştirdi.
    avrupa'da deplasman oyunu tutmuyor ancak hala devam ediyor. 1 tane başarılı skoru var o da ajax karşısında. planlama yanlış, oyun müdahaleleri yanlış, soğukkanlılığı yok ve panik halinde.
    (bkz: 18 mart 2026 liverpool galatasaray maçı)
    bu maç özelinde tamamen yanlış kurgulanmış bir maç başı ve yanlış hamleler ile hezimete gidecek maç için uğurcan'a yatıp kalkıp dua etmesi lazım. turu almak mı istiyorsun, oradan sorunsuz çıkmak mı? hoca bence bu maçta 3 majör hata yaptı ve bu hatalar hezimete doğru götürüyordu bizi.
    1. hatası net şekilde osimhen'i oyunda tutmak.
    2. hatası boey-sane değişikliği.
    3. hatası da torreira-yunus değişikliği.
    osimhen'in kolunda bir şey olduğunu daha sakatlığının 1. dakikası anladım ki ben televizyondan izliyorum. oyuncuya dayalı sistemlerin en sıkıntılı yanı bu. çıkarsan bir dert, çıkarmasan bir dert. adamın kolu kırılmış bilemiyorum sağlık ekibi orada tespiti yapabilir miydi de kırık kolla ve acı içinde oynattık adamı yarım saat.
    osimhen-lang değişikliği olacaktı ve barış forvete gidecekti. başka düşünceye gerek yoktu.
    hele boey-sane değişikliği aman aman felaket bir seçim. sallai iyi bir defansif kanat oyuncusu olabilir ancak bir sağ bek değil. kademe anlayışı yok, savunma çizgisini korumak gibi düşüncesi yok, alan kapatmak gibi bir algısı yok. önündeki hücumcuya yakın oynar, sindirir, atağa çıkarken de doğru konum alır. sen bunu liverpool karşısında haldır haldır gelen rakibe karşı yaparsan elin oğlu acımaz. 4 gol de bence sallai yüzünden oldu. sürekli ritmini bozdu savunmanın. zaten savruk bir singo var neden savunma yetisi daha yüksek olanı çıkarıp da olmayanı oraya alırsın? süper lig değil burası hocam, karşındaki de ekitike, salah, wirtz ne olursa olsun.
    gelelim son değişikliğe. ya zaten rakip orta sahası tor-lemina-sara üçlüsünü kucağa almış. hem fiziken hem teknik olarak hem de taktik açıdan çok üstün oynuyorlar. ancak biz de hız, serilik ve top çalabilme potansiyeli olan adamlarla sahadayız ki bir karşılık vermeye çalışıyoruz. rakip skoru almış, o sırada bizim yapacağımız şey farkı korumak, rezil olmamak adına oyunu tutmak.
    hocam yunus hayatında kaç kere oyun tuttu? sırtı dönük alıp gittiği senaryoda bile kaç kere doğru karar verdi? fiziken lemina'nın dahi ezildiği ortamda yunus'u top tutsun alsın gitsin diye oyuna almak panik ataktan başka bir şey değildir.
    dostlar alış verişte görsün değişikliği tamamen tor-yunus. maç başı 2 oyuncuya dikkat çekmiştim. sbozlai ve gravenberg. ikisi de maçı süpürdü ne yazık ki. ya kerkez-sallai eşleşmesinin galibi sürekli kerkez oldu ve sen hiç oralı bile olmadın hocam. barış'ı çek oraya bir dene bakalım öyle. sol kanatta frippong ve konate dövdüler adamı. herkesin gözünden uzak dövdüler bitirdiler al yanına doğru, 4. hakemin, yan hakemin gözüne sok. bu kadar tepkisizlik, oyuna hakim olamama kötü hocam. juve deplasmanı da aynıydı.
    ya bir de allah aşkına sakatlanan oyuncuları oyundan al. bugün alanyaspor bile biri sakatlanırsa hemen değiştiriyor. biz bekliyoruz sakatlığı daha da artsın. adamın parmağı kopmuş hala tahta elinde kukla oynatıyorsun. zınk diye atsana içeri birini. neden sürekli bu takım 10 kişi oynamak zorunda kalıyor?
  • 22902
    okan hocamız hakkında uzun uzun yazmaya gerek kaldı mı bilmiyorum..

    daha önce bir çeyrek final hak ettiğini yazmıştım; (bkz: #4189399)

    fakat frankfurt maçında fanatik tarafım (normalde sakin değerlendirmeler yapmaya çalışırım) ağır basmıştı ve skora dayanamayıp şöyle şeyler karalamıştım; (bkz: #4285663)

    özellikle juventus maçlarından sonra bir değerlendirme yazmamaya ve bir sonraki turu beklemeye karar vermiştim.

    okan hoca inanılmaz başarılı bir teknik direktör ve galatasarayımıza çok yakışıyor, ama bu onu eleştirmeyeceğiz anlamına gelemez.

    belki bazı arkadaşlarımız kızacak ama juventus maçlarındaki performansımızı kritik ve kırılgan görüyorum; daha önceki entrylerde yazdığım gibi galatarasaray sürekli 2 ihtimalli maçlar oynuyor ya rakip takımı sahadan siliyor ya da sahadan siliniyoruz (maalesef kritik maçlarda fark yemeye giden bir süreç).

    açıkçası uefa kupası ve süper kupa zamanlarını ali sami yende geçirmiş biri olarak haliyle avrupadaki başarı her şeyden önemli geliyor ve okan hocanın bu iki ihtimalli, b ve c planı olmayan (ama çok güçlü bir a planı olan), takım oyunu değil yıldız futbolculara bağlı (osimhen, sanchez vs. yoksa başarı zor) futbolla bize bir avrupa kupası kazandırmasını çok zor görüyorum.

    tabi ki ilk 16 bu kadar devlerin arasında güzel ve önemli bir başarı, türkiyede kaç takım kaç teknik direktör başarmış..

    ama biz şampiyonlar ligi kupasını istiyoruz sevgili okan hocam. umarım bizim kadar sen de istiyorsundur.

    galatasarayda olduğun sürece seni destekleyeceğiz zaten bu takımın efsanesisin.

    seneye inşallah yine şampiyonlar ligine direk katılacağız ve belki de bu sefer bir yarı final isteyeceğiz senden ama bu şekilde değil, geliştirmemiz gereken çok şey var.
  • 22903
    dün kötü bir oyun anlayışı, yetersiz hazırlık ve yanlış bir kadroyla maça başlasa da, en doğru şeyleri yaptığı evrende bile liverpool’a elenirdik. kadro kalite farkı çok açık.
    gelgelelim dünkü maçta yaptığı en büyük hatanın bunlar veya savunmada tek ayakta kalan boey’i çıkarması falan olduğunu düşünmüyorum. en büyük hatası; kolu kırılan adamı 40 dakika oyunda tutması oldu.

    (bkz: 18 mart 2026 liverpool galatasaray maçı)
  • 22905
    değerli hocamız. kendisi hakkında veya kendisi üzerinden takım hakkında yapılan tüm yorumlar doğal olarak çok öznel, kimimiz bireysel performanslarla buraya gelindiğini düşünüyor, kimimiz hala maç hazırlığı veya oyuncu değişikliklerinde problem arıyor, hepsinde zaman zaman doğruluk payı olabileceği gibi, hiçbiri tam anlamıyla bu seneki maceramızı özetlemiyor. bu sene avrupa'da gösterilen performans ile bir taraftar olarak gurur duyuyorum, galatasaray'ın avrupa'ya tekrar adını hatırlattığı, dev kulüplerin sahamızda ayaklarınız titrediği bir sezon oldu, bunun da bir numaralı mimarı benim nazarımda kendisi, bu birlikteliğin ve sezonun tadını çıkarmak lazım.
  • 22907
    var olsun, bize güzel anlar yaşattı. bence en büyük eksikliği bir noktadan sonra kaosu yönetememesi, fatih terim'in en büyük artısı olan, zor durumlarda kavgadan kaçınmaması, okan da yok, tabi ki bu yaradılış meselesi. fatih, bir de kendi agresifliğinin üstüne kenar da hasan şaş gibi yardımcı, ismail çipe gibi gerektiğinde fedailik yapacak kulübe mahkumu futbolcular barındırırdı, arne slot tüm çirkinliğiyle bölgesini ele geçirdi. fatih'in futbolcusunu sakatlayacaksın, üstelik kolu kırılacak ve sen mart kedisi gibi hem becerip, hem bağıracaksın ve sen dazlak, aptal suratının ortasına bir kafa yemeyeceksin? işte bu mümkün değil, maalesef zorbaya anladığı dilden cevap vermezsen, dayak yer durursun.
  • 22908
    2025-2026 sezonunda avrupa’da yaşattığı heyecan ve mutluluk için teşekkür ederken, bazı konularda sitem etmeden de geçemeyeceğim. öncelikle neredeyse 2026 nisan ayına kadar şampiyonlar ligi atmosferini yaşamamızı sağladı. iç sahada ali sami yen’i adeta bir cehenneme çevirip alınan galibiyetler uzun süre hafızalardan silinmeyecektir. ne yazık ki bu güçlü iç saha performansı deplasmanlarda ortaya çıkan sönük futbol ve panik havasıyla gölgelendi. bunun temel sebebinin takımın kendi oyun kimliğine aykırı tercihler olduğunu düşünüyorum. iç sahada rakibi boğan, agresif presle topu kazanan ve oyunu rakip yarı sahaya yıkan anlayış deplasmanda yerini geriye yaslanan, bekleyen bir yapıya bıraktı. oysa bu takım 2022’den beri set hücumundan çok kazandığı toplarla hızlı ve etkili olmayı başaran bir kimlik oluşturmuştu. deplasmanda bu kimlikten uzaklaşılınca hem savunmada hem de oyun kurulumunda ciddi sorunlar ortaya çıktı. bunun en net örneğini de 18 mart 2026’daki liverpool galatasaray maçında gördük. öte yandan sezon içinde sık sık eleştirdiğim bazı oyuncu tercihleri konusunda da hocaya haksızlık ettiğimi kabul etmeliyim. özellikle zor anlarda “kurtarıcı” olarak gördüğümüz bazı isimler(ilkay, icardi, sane) beklentileri karşılayamadı. buna karşılık her zaman sahada mücadele eden, sorumluluk alan ve formayı sonuna kadar hak eden oyuncuların(torreira, barış alper, davinson, sallai, osimhen) varlığı, takımın asıl omurgasını oluşturdu. bu karakterdeki isimlerle yola devam edilmesi daha doğru görünüyor. okan hocamın anti profesyonel karakterlerle kaybedecek zamanı yoktur. son olarak, oyun anlamında artık ikinci ve üçüncü planların geliştirilmesi şart. tek bir oyun planına bağlı kalındığında özellikle avrupa seviyesinde bunun karşılığı ağır olabiliyor. eğer bu çeşitlilik sağlanmazsa aynı sorunları tekrar yaşamak kaçınılmaz olur. kısacası büyük bir emekle önemli bir tecrübe yaşandı. ama bu hikayenin daha ileri taşınması için ders çıkarılması gereken noktalar da oldukça açık. 2026-2027 futbol sezonuna umarım bir önceki sezonun şampiyonu olarak gireriz ve umarım iyi bir kadro mühendisliğiyle ligi açmış oluruz.
  • 22911
    cümleye öncelikle kendisine teşekkür ederek başlamamız gereken hocamız. avrupada her şey tam istediğimiz gibi olmasa da başarılı sayılacak bir sezon geçirdik diyebiliriz. eldekilerle daha iyisi olabilir miydi dersek kesinlikle olabilirdi. potansiyelimiz kesinlikle bundan fazla. günün sonunda liverpoola belki yine elenirdin ama böyle amatör bir şekilde elenmezdin. kendisi de zaten maçtan sonra oynanan kötü futboldan dolayı özür diledi.

    seneye yine başımızda olacak eğer buradan ligi vermezsek ki vereceğimizi düşünmüyorum. seneye artık kendisinden daha karakterli bir futbol beklememiz gerekir. takımın osimhen dışında alternatif taktiği olmalı. kadroyu daha geniş kullanabilmeli. genç oyunculara daha çok şans verebilmeli. hepsinden önce özellikle avrupada taraftara daha çok güven vermeli. ne kimi yeneceğimiz, ne de kimden dört yiyeceğimiz belli olmuyor. artık daha istikrarlı bir takım haline getirmesi lazım bizi. bu seneki hatalarından ders almıştır diye düşünüyorum.
  • 22912
    canı sağolsun tabi ki, bizim bugünleri görmemizde aslan payı kendisinin. fakat netice ne olursa olsun siz benim gönlümde hep kazandınız diyebileceğimiz bir felsefe ve mentaliteye sahip değiliz. deplasmanlarda, özellikle büyük maçların deplasmanlarında uzun far gören çulluk gibi oluyoruz. bu açıklanabilir bir oyun değil sözün özü seneye bu özelliğimiz için ekstra bir plan geliştirmeliyiz. mesela bir dönem lucescu maç kilitlerdi. gol atma ihtimali yoktu rakibin. dolayısıyla bunlari da öğrenmesi gerekiyor. umarım yeni update gelir hocama.
  • 22913
    bu takım, okan buruk ve ekibi bu sene muhteşem bir iş başarıp yıllardır kalamadığımız ilk 16'ya bizi sokmuş olup her türlü sınavdan başarıyla geçmiştir. önceki uefa avrupa ligindeki performansımızında üstüne koyarak bu sene çok daha iyi sonuçlar alıp bizi çok iyi temsil etmiştir.

    artık seneye inşallah hep beraber şampiyonlar ligine yine katılabilirsek, sürekli oranın gediklisi olabilirsek, ben oyunumuzun çok daha iyi anlamda gelişeceğini düşünüyorum.

    okan hoca yine gereken dersleri geçmişte olduğu gibi yine çıkartacaktır bundan hiç şüphem yok.

    hocanın avrupa'da eksik olduğu yerler
    1.oyunumuz osimhen'e çok bağlı. osimhen giderse çöküş büyük olabilir. bunu çözmesi gerekiyor.
    2. ramspark'ta taraftarımız ile oynadığımız ürkütücü maçlar ne kadar iyiyse, avrupa'da deplasman maçlarımız bir o kadar kötü ve çaresiz oynuyoruz.(25 maç-21 mağlubiyet)
    3.türkiye ligindeki statik ve durağan paslaşmamızın ve avrupa futboluna göre yavaş kalan oyunumuzun bedelini avrupa deplasmanlarında ağır ödüyoruz. oyunumuzu daha dikine, top sürerek ve hızlı oynamalıyız.
    4.golü yiyince avrupa maçlarında hemen dağılıyoruz ve hezimet geliyor. bu durum çok sinir bozucu ve futbolcular ile konuşulup bir şekilde bu sorunun çözülmesi gerekiyor.
  • 22915
    ligdeki seri şampiyonluklar, rekorlar ve özellikle bu sezonki* avrupa performansını kimse göz ardı edemez. lakin hocayı çok seven ve yıllarca kalmasını isteyen biri olarak bazı eleştirilerim olacaktır. acımasız eleştiriler değil, yerinde eleştiriler olacaktır.

    mesela avrupa kupalarında deplasmanda oynadığımız maçlara kafadan mağlubiyet yazıyoruz. son 3 yılda 14 kez deplasmana gittik ve sadece 2 galibiyet alabildik. bu deplasmanların içinde münih, liverpool gibi güçlü takımların yanında malmö, rfs, alkmaar gibi görece düşük-orta seviye takımlar da vardı.
    tamam, yenilelim eyvallah ama ezilmeyelim.
    xg muhabbetlerine girmeyi pek sevmem ama eleştirilerime dayanak olacağı için belirtmek durumundayım. mesela liverpool'un bizi 4-0 yendiği maçta liverpool'un xg değeri 5.02 iken, bizim ki 0.28.
    juventus deplasmanında normal sürede juve'nin xg değeri 4.80, bizimkisi 1.08'di. 40 dakika boyunca 10 kişilik bir rakibe karşı olduğunu da göz ardı etmeyelim. daha geriye gidersek, monaco bile 3.68 xg ile oynadı.
    durumun vehametini şöyle açıklayayım,
    5-0 biten sporting-bodo maçında sporting, 3.78 xg ile oynadı.
    barcelona, 7 gol attığı maçta 4.29 xg ile oynamıştı.

    yani juve, liverpool; hatta monaco maçında bile tarihi bir hezimet yaşayabilirdik. liverpool maçından sonra ekitike 10-0'da bitebilirdi demişti ya, eğer uğurcan gününde olmasaydı cidden o skora yakın bitebilirdi. 7'yi garanti yerdik.
    şimdi hal böyle olunca deplasman maçları eziyetten farksız geçiyor. bu da aslında oyun planındaki yetersizlikten kaynaklı. ikinci eleştirim de bu olacak.

    a planımız, pres-baskı veya yüksek efor iken, b planımız yok.
    osimhen'siz a planı da işlemiyor.
    özellikle avrupa'daki deplasmanlarda ilk birkaç dakika a planını devreye sokmaya çalışıyoruz ama rakibin önlem aldığını görünce hemen siniyoruz ve hiç beceremediğimiz "geri çekilme" formülünü uygulayıp dağılıyoruz. topu rakibe verdiğimiz anda gol yememe ihtimalimiz kalmıyor. e bu da çok ciddi bir eksikliktir.
    osimhen'e atılan uzun toplar veya barış'ın bireysel çabaları olmasa pozisyona bile giremeyeceğiz, çünkü net bir taktiğimiz yok.

    üçüncü ve son eleştirim ise, deplasmana giderken ki korkularıdır.
    geriye çekileyim, fırsatını bulunca kontraya çıkayım diye diye bütün takımlar kalemizi bombardımana tutuyor. halbuki kendi bildiği oyunu oynatmaya devam etse, yine en kötü bunları yaşardık.

    saydığım eleştiriler hep deplasman oyunu üzerine olan eleştirilerdir, çünkü ciddi anlamda eksiğimiz var. ligi her türlü idare edersin ama avrupa'da haşat ederler. ettiler de ama neyse ki şanslıydık da tarihi hezimetler yaşamadık.
    o yüzden artık hocanın ders alması ve bu uğurda neler yapabileceğini düşünmesi gerekiyor. 3 yıllık deplasman performansı artık tecrübe olmuştur diye düşünüyorum. zaten her maçı kazanalım beklentisinde değilim; her maç yenilsek bile en azından fark yemeden, gururlu bir şekilde yenilelim bana yeter.

    yıldan yıla hatalarından ders almasını bilen hocamızın, bu eksikliğini de tamamlayacağını düşünüyorum.
  • 22916
    oyuncu değiştirme konusunda hala büyük eksiklikleri olan, bu eksikliği dışarıdan net olarak görülen teknik direktör. örneğin son liverpool maçında osimhen kolundaki acıdan dolayı kolunu tutup, hava toplarına bile çıkamazken depar atamazken onu oyunda tutmanın anlamı nedir? boey yerine sallai almak, ayakta duramayan sara yerine torreira’yı çıkarmak gibi pek çok anlamsız değişiklik yaptı aynı maçta. bu birazda yanındaki yardımcılarla ilgili diye düşünüyorum. yani özellikle osimhen’in ilk devre boyunca çıkarılamamış olmasının hiç bir anlamı yok.
  • 22917
    son iki sezondur oynattığı oyun bana "11 tane servet çetin olsa 11'ini de oynatırım" diyen kalli'yi anımsatıyor. fizik temelli oyunu oyuncuların teknik yönlerine odaklanmamızı zorlaştırıyor, osimhen asla bitiriciliği bu kadar düşük bir oyuncu değildi ancak okan hoca'nın "kaos presi" içinde oyuncular ceza sahasına girdiklerinde laktik asit patlaması yaşıyorlar.

    mesele sadece çok koşmak veya çok basmak değil; mesele bu baskıyı bir pres şeması dahilinde, doğru parselasyonla ve pas hızıyla destekleyerek yapmak. bizde ise tam tersi bir durum var: fiziksel efor, teknik aklın önüne geçmiş durumda. sürekli 180 nabızla oynamaya çalışan bir oyuncunun, top ayağına geldiğinde o soğukkanlı son vuruşu yapmasını veya kilit pası atmasını beklemek fizik kurallarına aykırı.

    tempoyu sadece ciğerle değil, topu koşturarak yakalamak zorundayız. teknik kapasitesi yüksek oyuncuların bu "koş-koş" futbolu içinde birer savunma neferine evrilmesi, hücumdaki yaratıcılığımızı törpülüyor. eğer baskı oyununu bir sistemden ziyade sadece bireysel efora dayandırmaya devam edersek, yorulan oyuncunun yaptığı her "tercih hatası" kalemizde kontra atak olarak dönecek.

    netice itibarıyla; okan hoca’nın bu fizik temelli inadı, takımı bir atletizm kafilesine dönüştürmemeli. futbol, sadece en çok koşanların değil, topu en doğru hızda çevirenlerin kazandığı bir oyun olmaya devam ediyor. 11 tane servet çetin’le ligde kalabilirsiniz ama avrupa’da o teknik eşiği atlamak için "akıllı pres" ve "dinamik teknik" şart.
  • 22919
    osimhen'in sakatlığından sonra haldur huldur en azından deplasmanlarda haldır huldur, cümbür cemaat futbolundan vazgeçip daha sakin ve defansif bir oyuna geçmeli. 8 maçın 3 tanesi içerde. bize 5 galibiyet yetiyor gibi gözüküyor. burada trabzon deplasmanı önem kazanıyor. eğer ki en kötü 1 puan alabilirsek yolu yarılarız. artık son haftalarda temkinli oyuna geçmeli, rakibi beklemeli. osimhen gibi bir forvet olmayınca futbolcuya dayalı oyunumuz patlıyor.
    allah sonunu hayretsin inşallah.
  • 22921
    osimhen'in sakatlığı sonrası icardi'nin de mevcut halini düşünürsek, birlikte olduğumuz 4 sezonun en zor son dönemecine girme arafesinde olan hocamız. maalesef koş koş oyunu icardi ile oynanacak bir oyun değil, dolayısıyla bile bile lades demeye gerek yok.
    şimdi kendisi açısından karar zamanı; kalan haftalarda icardili bir oyunsa kafasındaki, şu önümüzdeki 10-12 günde topun hızlı çevrildiği bir set oyununa dönemezsek puan kayıpları yaşadığımız kocaelispor, antep ve konyaspor maçlarındaki kısır oyunlarımızı görme ihtimalimiz oldukça yüksek, 7 puanın nasıl eridiğini anlamayız bile.
    yok, osimhen ile oynuyormuş gibi oynayacaksak, o zaman da icardi kesinlikle ilk tercih olmamalıdır. önde baskılı oynanacaksa barış, sallai, hatta singo gibi atletik oyuncularımızı daha önde konuşlandırmalıyız.
    özetle, "usta kaptan dalgalı denizde kendini gösterir", osimhen'in olmaması bizim için dalgalı denizse, okan hoca da bu gemiyi limana sağ salim yanaştıracaktır inşallah.
  • 22922
    hakkında bunca zaman çıkan,
    1) ilk 2 sezon icardi, son iki sezonda osimhen sayesinde başarı yakalıyor, taktisyenliği yok maça göre oyun planı yok sözleri
    2) gayet başarılı hoca daha ne istiyorsunuz galatasaraylılar sözleri, nihayet 1 hafta içinde oynanacak ts, göztepe ve kocaeli maçları ile netlik kazanacak. ben birinci taraftayım, maça göre taktiği olduğunu ve osi olmadan herhangi bir maçı kazanacağını düşünmüyorum. kocaeli maçı çift forvet çıkması, fb maçında osi çıkarıp icardi alması, antep maçı, fb kupa maçı ve konya maçlarında gördük. osimhen olmadan ts ve göztepe maçlarından nasıl çıkacak inanın bende merak ediyorum. eğer olur da osi olmadan buradan çıkarsa bir daha kendisi bırakıyorum diyene kadar hakkında tek laf etmem. yanılmışım adam bu işi biliyormuş derim. aksi durumda buradan şampiyonluk verirse, kendisi istifa eder. inşallah ben ve benim gibi düşünen renktaşlarım yanılırız. osi olmadan bir planı vardır ve takımı bu fırtınada limana yanaştırır.
  • 22923
    şampiyonlar ligi'nde 12 maç yapıp son 16'da bir ton siyasi sebep yüzünden polonyalı ve aslı belli bir hakem tarafından kıyıma uğramış bir takımın, ligde 1 maç eksiğine rağmen 4 puan önde olan bir takımın, kupada ise yine final yolu çok açık olan bir takımın, son 3 yılın şampiyonu bir takımın hocası.

    denilen o ki; milattan önceki insanların avlanmak için yaptığı kara düzen saldırıya benzer bir türde pres yaptırıyormuş. allah ne verdiyse basarak bu kadar başarı sağladıysa biraz akıllanınca kim bilir neler yapar.

    fatih terim teknik taktik bilmez, sadece gaz verir aptallığından sonra yeni hikayemiz de okan hocanın şablonu oldu.

    keşke herkes futbol izlemese.
  • 22924
    bugune kadar 1996-2000 kadrosu gibi futbol oynatmaya çalıştı. şimdi 2025-2026 sezonunun sonuna kadar pek de yıldızının barışmadığı 2000-2001 sezonu jardelli takım gibi bir oyun oynatmak zorunda. kadrosunu vs ona göre düzenlemek zorunda. allah sonunu benzetmesin ama şu anki icardi'nin o dönemin jardel'inden bir farkı şimdilik maalesef yok.
    sezonun geri kalanı artık ustalığını kanıtlayacağı haftalar olacak.
  • 22925
    sezonun ikinci yarısının ortasındayız. okan hoca elinden geldiği kadarıyla avrupayı sürdürdü. geriye kalan iki kulvarda da iyi konumdayız.

    buraya kadar getirdi, bundan sonrasını da yapacaktır. hiçbir başarısı olmayan teknik direktörlerin sahip olduğu konfor alanının daha fazlasına sahip olmalı.

    bu saatten sonra hem hocayı hem de takımı yukarı taşımalıyız. herkesin modunu, hevesini azaltacak tepkilerden uzak durmamız gerekiyor. okan hocaya güvenmeye devam edeceğiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın