• 40626
    "galatasaray'da elimden geleni yaptım. oynadığım bütün takımlarda savaşmaktan geri kalan bir futbolcu olmadım. orada çok güzel günlerim geçti. bana hiçbir şekilde senle yolları ayrılmak istiyoruz denilmedi. karakterimde oturarak, yatarak para kazanmak yok."

    "fatih hocama rica ettim oda anlayışla karşıladı ve ayrıldım."

    "ben galatasaray'a giderken oynatmayacağımı da biliyordum. önümde dünya yıldızı falcao vardı. sakatlıklardan şans buldum mücadelemi verdim."

    adem büyük
  • 40629
    "galatasaray’a yakışmaz. futbolcu bundan etkilenmez mi? yönetimlerde bir idareci transferle, futbolla meşgul olur, açıklama yapar. teknik konularda terim’i rahat bırakmak gerekir."

    "fatih hoca, florya’ya kimseyi istemiyor. yüzde 100 de haklı!"

    "mustafa çok şanslı. bir üye söylemişti “kadir gecesi doğmuş” diye. cidden öyle. fatih terim ile çalıştıkları, teknik adam o olduğu için şanslılar. yoksa bu başarılar olmazdı esasında. galatasaray’ı ve takımı fatih terim tutuyor ayakta!"

    duygun yarsuvat
  • 40630
    "seri'yi kadro dışında bırakma kararı kolay bir karar değildi ancak bunu yapmak zorundaydım. seri yeni bir maceraya başlıyor. önümüzdeki 9 hafta boyunca iyi çalışması gerek, sadece bu. beni, onun da bir seçenek olduğuna inandırması lazım."

    "o üst düzey bir oyuncu, şimdilik ona yer bulamadık ama bu değişebilir. verdiğim karara vereceği reaksiyona göre değişecek. onun fulham'da geçirdiği ve küme düştüğümüz sezonda işler iyi geçmedi ancak bu, fulham kariyeri bitti, sona erdi demek değil."

    fulham teknik direktörü scott parker
  • 40631
    sahaya çıkaracağın ilk 11'i öğrendiğim, saha kenarında maskesi ile duran seni gördüğüm ve oynattığın futbolu 16 dakika izlediğimde, bu yazımın başlığı kafamda belirmişti..
    "alkışlarımla fatih hocam!."
    ama sonra maçı izleyen milyonlara örnek, simge olacak maskeni çıkardın ne yazık ki..
    önceki gün, yani salı günü, seninle ilgili tüm eleştirileri de okudum. başta, belhanda ve feghouli'yi ille de galatasaray'da ve ilk 11'de bıraktırmaya azimli ve kararlı olanlar olmak üzere..
    o zaman yeni başlığımı seçtim..
    "doğru yoldasın fatih hocam!.."
    bizim sporcular, hafta ortasından itibaren belhanda ve feghouli'nin ilk 11'de olacağını iddia ediyor, ikisinden de ısrarla "yıldız" diye söz ediyor, gazetecilik diliyle zarf atıyorlardı.
    galatasaray'ın içerde ve dışarıda son yılların en kötü futbolunu oynadığı son üç maçta, (fener, kasımpaşa, rangers) bu iki ruhsuzun takımı nasıl 9 kişi bıraktığını unutturmaya çalışıyorlardı, mesela türkiye, "bu hafta ikisi de kenarda" derken.. ben de "bakalım kim haklı çıkacak" demiştim.. "bu ülkede haberlerin nasıl yazıldığını da öğreneceğiz."
    ..ve gördük..
    fatih hocam,
    kaybettin alanya'ya.. ama gene de seni yürekten kutluyorum.. çünkü ben skor değil, spor yazarıyım.
    bu hafta nihayet en doğru seçimi yaptın..
    fatih terim 2000 ile fatih terim 2020 arasındaki farkı gördün.
    sahaya çıkan 11 de oynattığın futbol da 2000 ruhunun yansımasıydı.
    takımı, yedekleri dahil milli marşı okumayı bilmeyen adamlardan kurmaktan vazgeçmiş, sahaya yeteneklerinin de ötesinde ruhlarını koyacak adamları sürmüştün..
    hakemin düdüğü ile oyun sisteminin de tamamen değiştiğini ve adeta 2000 yılının galatasaray'ının sahaya çıktığını gördüm. bizim skor yazarları hiçbir şeyin farkında değillerdi ki, bunu yazan tek kişi olmadı, okuduklarımda..
    galatasaray, futbolu ve keyif zevkini öldüren, topu rakibe bırakıp, kendi yarı sahasında bekleyen, topa sahip olduğunda ise hızlı hücumu adeta unutmuş, gene kendi yarı sahasında iki stoper ve kaleci üçgeni arasındaki sözüm ona garantili yüzlerce pas yaparak vakti ve futbolu öldüren galatasaray, sihirli bir el değmişçesine, 2000 yılının uefa kupası'nı getiren futboluna dönmüştü.
    top rakip kaleci veya savunmadayken, forvetler ve orta saha adamları, tıpkı hakan şükür'ün yerine falcao liderliğinde "hücum pres" yapıyorlar ve alanya'yı kendi sahasında basıyorlardı.
    uzun zamandır oynamayan, oynamadıkları için maç eksikleri olduğu rahatça görülen emre akbaba ve emre kılıç'a rağmen, "hücumda bastıran ve geriden hızlı çıkan galatasaray futbolu"nu "işte bu" diye alkışladığıma, bizim maç gurubu şahittir..
    maçın sonu, skoru, benim için hiç önemli değildi. önemli olan tek şey, fatih hocam'ın, fatih terim'in eski fatih, yani yine, yeniden "imparatore" olmasıydı.
    ona milan yollarını açan imparatore..
    milan dedim de.. o 1999-2000 sezonunu hatırla hocam. istanbul'da milan'la oynuyordun.
    dakika 87.. milan 2-1 galip ve şampiyon kulüplere gidiyor.
    dakika 88.. 2-2 ve milan uefa kupasına düşüyor.. dakika 89.. 3-2 ve galatasaray uefa kupasına giderken, milan "annesinin ligi"ne dönüyor.
    o fatih terim'i hiç unutmadın değil mi, hocam.. ama kasımpaşa önünde 1-0 geride iken ve daha dakika 85 iken sahadan kaçan fatih terim'i unut hocam.. o anı hiç yaşanmamış farzet..
    o, gerçek sen değilsin çünkü..
    maçı 11'e 11 oynasan ve bu defa çok haklısın, o aptalca bireysel hataları yapmasaydı, hem de en güvendiğin adamlar, mesela o aptal ikinci sarıyı gören etebo, o babacar'ın frikiğinde kalesinin onda 9'unu boş bırakıp, "sağıma şandelle gol olsun" diye televizyonlara ilan veren kaleci fatih (ki ayni fatih ayni hatayı, ikinci babacar frikiğinde de yaptı ama, alanyalı bu defa sert vurma hevesiyle baraja çarptırdı. ki gol olan frikiğe sebep olan faul de aptalca ve gereksizdi hocam.
    haklıydın.) ikinci yarıya 10 kişi başladın.. beş değişiklik yaptın. biri hariç hepsi doğruydu hocam.. ilk defa kenardan maçı bu kadar iyi okuyor ve bu kadar yerinde değişiklikler yapıyordun.
    biri hariç..
    falcao'yu alıp yerine belhanda'yı koyman tam bir felaketti. bu değişikliği niçin yaptığını ikimiz de biliyoruz. aklı olan da anladı zaten..
    ama çarşamba sabahı türkiye gazetesinde, seni en seven ve sonuna dek seni hep destekleyen öcal ağbi'mi oku lütfen..
    oku da, aslında galatasaray'ı değil, seni yok eden bu keçi inadından artık vazgeç hocam..
    galatasaray'a, başkan'a kafa tutan bu para ve rahat delisi iki ruhsuzun sırtlarını sana dayayıp, galatasaray kulübü ve camiasıyla daha fazla alay etmelerine izin verme. neyse.. benim sözüm o değil zaten.. lafı geldi de söylüyorum..
    ben, hâlâ devam eden bu "inat" hatasına rağmen, sahaya çıkardığın 11'e, kenar yönetimine ve oynattığın "galatasaray 2000" futboluna bakarak, yazıyorum.
    tuttuğun yol doğru hocam.. seçimlerin de doğru..
    sen bizim skor yazarı ve genelde fenerli medyaya bakma.. onların hepsinin korkusu, ruhsuz belhanda ve feghouli'nin defedilip yerlerine değerli milli futbolcuların, mesela çifte emre'lerin alınması..
    nasıl yerlere vurdular bu ikisini..
    nasıl yücelttiler, kulübü satan o iki rezili, aç da oku hocam.. aç oku da dostunu, düşmanını anla artık.
    belhanda ve feghouli'ye hatta düne kadar inatla, ısrarla şans verdin hocam.
    kullanamayacaklarını bile bile şans verdin..
    şimdi ayni şansı türk milli takımı'nın oyuncularına tanı..
    iki değil, hatta taşdemir'le 3 emre'de ve ötekilerde ısrar et.
    formasını ıslatan çocukları destekle..
    onlara inan ve sahaya sürmeye devam et.
    çünkü doğru yoldasın, hocam.. ilk adımı attın.. devam et!. lütfen devam et, sevgili hocam!.

    nihat bey!.. nihat bey!..
    futbolseven milyonlarca kişi maçları artık televizyonlardan izleyebiliyor.. hatta pandemi yüzünden evlerinde kapalı kalan futbol sevmeyenler bile, televizyonda maç izler oldular..
    öyle değil mi, nihat bey!. yani sözüm ona futbol federasyonu başkanı nihat bey!.
    bilmem siz de izliyor musunuz, nihat bey..
    uefa'nın maçlarını bilen bilmeyen herkes rahat izliyor, spikerler de rahat anlatıyorlar. çünkü formaların sırtında futbolcu isimleri en üstte, yani görünen, okunan yerde yazıyor.
    ama ayni takımlara iyi bakın nihat bey..
    mesela işte bu hafta ikisinde de izledik başakşehir, şampiyonlar ligi maçına, uefa kuralına uyarak, "oyuncu isimleri yukarda" formalarla çıktı. oysa türkiye'de giydiği ve türk halkını zerre umursamadığını gösteren formalarda isimler, okunmaz yerde, yani en altta yazılıydı.. siz belli maçları izlemiyorsunuz.
    izleseniz, kendi keyfiniz kaçıyor diye, o televizyon yayıncılığına ters formaları yasaklardınız.
    ama ne maçlar umurunuzda, ne de ekran başında türk milleti nihat bey!.
    nihat bey!. nihat bey!..
    türkiye futbol federasyonu başkanı olarak, türk halkına hizmetle görevli olduğunuzu, bu formaları yasaklamanız gerektiğini ille de ali koç sizi ayağına, yani zorlu'ya çağırıp, orda mı söylemeli acaba?

    hıncal uluç

    (bkz: 19 ekim 2020 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 40635
    “uefa’ya her 3 ayda bir verdiğimiz temiz kağıtlarının 6 ay ertelenmesini istedik, olmadı. tribünde seyirci yok, kombine yok. kimse ne yiyorsun, ne içiyorsun demiyor. futbolcu ödemeleri için uefa ve tff’ye yazdığımız yazılara ne yazık ki olumlu cevap alamadık”.

    “ljajic’in toparlanması lazım. iyi yaşamadığı kulağıma geliyor. düzelmezse kendisi bilir. ocak ayında bir transfer daha yapacağız. borçları tl’ye çevirip rahatladık. faiz hala belimizi büküyor ama önemli mesafe aldık. bırakmam seni kampanyasıyla biraz nefeslendik”.

    “toplam 8 milyona mal ettiğimiz, 18 milyon tasarruf ettiğimiz takımla yola devam ediyoruz. konya’dan 4 yedik, gençlerbirliği’ne sahamızda kaybettik. hiç hoş değil. üstelik hocamızın istediği transferleri yaptık”.

    ”aboubakar'a maç başı 20 bin euro ödeyecek, dizindeki sakatlık nüksederse 40 bin euro ceza yazacağımızı söyledik. şaşırdı, itiraz etti ama sonunda kabul etti. çocuk enteresan, kuantum fiziği okumuş”

    ”lambaları yanmayan karanlık odalar, ceo’su ortalarda görünmeyen, hiçbir evrakın bulunmadığı boş dolaplar ve bir de sekreter ile kulübü teslim aldık”

    ahmet nur çebi
  • 40639
    "teknik direktör fatih terim, önce ‘üçüncü kızım' dediği hande sümertaş, ardından de hemşehrisi de olan yardımcısı hasan şaş ile yollarını ayırdı. bunlar bilinenler... ama duyulmayanları görebilmek için iki sezon geriye gidelim. ilk kırılma gomis'in gidişi sonrasında başladı.

    santrfor aranıyor, çeşitli isimlerin adı geçiyordu. ancak transferin son gününde limitlerin yetersiz olduğu ortaya çıktı. bunun üzerine apar topar ömer bayram getirilirken, mali işlerden sorumlu isim sedef hacısalihoğlu da gönderildi. ama galatasaray'da işler hiç doğru gitmedi. geçen sezonun devre arasında bu kez meşhur alan carvalho olayı yaşandı. çin'de oynayan oyuncu için ikinci başkan abdurrahim albayrak'ın, ‘aldık' diye açıklama yaptığını anımsayın. ne var ki, alan'ın menajeriyle gerçekleşen dubai buluşmasında tartışma çıktı ve transfer işi yattı, başka bir deyişle patladılar!

    bu olay nedeniyle ünlü hocanın çılgına döndüğü, kulaktan kulağa dolaşıyor hala! alan transferi yatınca alelacele diagne'yi aldılar. bir yanda ozan kabak satıldı diye sevinirken, diğer yanda diagne'nin yüksek bonservis bedeli ortada... kaldı ki ‘eğri oturacağız, doğruyu söyleyeceğiz' arkadaş... terim ozan kabak'ın da satılmasını asla istemedi.

    ozan kabak satılınca terim'in yakın çevresine, “arkamdan iş çevirdiniz" diyerek albayrak ve futbol idari koordinatörü hanedar'a çıkıştığı yolunda iddialar hala sıcaklığını koruyor. bu yaz döneminde ise en büyük beklenti oyuncu satışlarından gelecek paralar idi. şükrü hanedar ne yapacaktı? oyuncu satacaktı. belhanda ve feghouli'yi hanedar pazarlayacak, yerlerine yenileri alınacaktı. abdurrahim albayrak ve şükrü hanedar, terim'e, “merak etme, ikisini satacağız, yerine oyuncular alacağız" diye bilgilendirdiklerini de biliyoruz.gelin görün ki, ne satılan var, ne de yeni alınan oyuncu... anımsayın, rangers maçının sonrasında terim, “satış yapmayı beceremiyoruz" mesajında kimleri işaret ediyordu? albayrak ve hanedar'ı... terim öfkeliydi... niye onun istediği bir orta saha oyuncusu alınamıyordu. sonuçta her transfer döneminde yaşanan başarısızlıklar, birikerek bugünlere kadar geldi. ayrıca bu süreçte şükrü hanedar'ın her olay sonrası abdurrahim albayrak'a yakınlaşması hocanın gönül bağlarını da kopardı. bu sürecin hanedar'ı, “sen abdurrahim albayrak'ın yanına git, onun yanında çalış, o seni yanına alsın" düşüncesine götürdüğünü düşünüyorum. zaten hanedar transfer döneminde ofisini altur'a taşıdığı ve çalışmalarını burada sürdürdüğü de gelen iddialar arasında. yani terim-hanedar ipleri gerildi, gerildi ve koptu...

    öyle ki geçtiğimiz hafta hanedar, florya'daki ofisinden eşyalarını topladı, terim'den uzak bir odaya taşındı. işin özeti, hoca hanedar'a ‘git' diyor, kapıyı gösteriyor mesajını veriyor. hanedar ise resmen gönderilmeyi bekliyor, yani istifa etmiyor."

    bilal meşe
  • 40643
    "türkiye'deki birçok yerli antrenörün hayalidir fenerbahçe, beşiktaş, galatasaray, trabzonspor, bursaspor... o dönemde fenerbahçe yapılanmaya gidiyordu, bana bir teklif geldi."

    "altay'ın lige çıkma şansı olduğundan dolayı, yöneticiler, başkan ısrarcı oldu. altay büyük bir camia. ali koç'tan, 'benimle alakalı planınız varsa lig sonuna bırakalım' diye rica ettik. ardından bana başka bir pozisyon teklif edildi ama beni tatmin etmedi."

    yalçın koşukavak
  • 40645
    "bunun rövanşı da var. inşallah daha iyi olacağız ve kötü goller yemeyeceğiz."

    "2. yarıda yediğimiz goller, böyle talihsizlik olamaz. birinde 10 kişiydik, sakatlık vardı, diğerinde oyuncularımız birbirine çarptı. defansif açıdan bir hayli sıkıntı yaşadık."

    "bu maçı sadece kendimiz için değil, başta türkiye için oynadık, puan ve puanlar için oynadık. daha 5 maçımız var, ben arkadaşlarımıza inanıyorum, puanlar alacağız."

    rıza çalımbay

    (bkz: 22 ekim 2020 villarreal sivasspor maçı)
  • 40646
    "biz federasyon olarak her fırsatta kupanın ne kadar değerli olduğunun altını çiziyoruz. pandemi şartları ve 42 haftalık sıkışık süper lig fikstüründen dolayı bu sezon kupada farklı bir formata geçiş yaptık. yeni formatı alt liglerdeki takımlar iyi değerlendirebilir. bunun örneklerini geçmişte yaşadık. yine kısa yoldan avrupa ligi'ne katılım mümkün. tek maçlı eleme sistemiyle inanıyorum ki heyecanı, güzelliği ve kalitesi daha yüksek maçlar oynanacak. çünkü her takım her maçı daha ciddiye alacak. türk futboluna değerli katkılarda bulunan kupanın sponsoru ziraat bankası'na ve yayıncısı turkuvaz medya'ya teşekkür ediyoruz. inşallah gelecek kuralarda tüm kulüplerimizle beraber olacağız. takımlarımıza başarılar diliyorum".

    hamit altıntop

    (bkz: türkiye kupası 2020-2021 sezonu)
  • 40648
    "3 gündür camiamız ve spor dünyası mal bulmuş mağribi gibi hiç konuşmadığım hiç söylemde bulunmadığım şeyler hakkında yorum yapıyor. atilla ağabey gibi değerli bir duayen gazeteci ki kendisini çok severim. benim rahatsızlığım süresince neredeyse her gün aradı. fakat yazıyı okuyunca yemin ederim beni şoka uğrattı. ben kendisine en ufak bir telkinde bile bulunmadım. kendisi benden bin kere özür diledi mesajlar attı, telefon da açtı. ben artık karışamam her şeyin hayırlısı dedim, bir şey diyemem dedim. kendisi de bunun üzerine özür yazısı yazmış. ben bunun üzerine gidemem; aman dileyen, özür dileyen birine asla bir şey demem. onun için de hayırlısını dilerim. iki konuyu belirtmek isterim. bizim sağ olsun galatasaraylı yorumcu ve gazeteciler, muhabirler veya köşe yazarları destan yazdılar bu konu hakkında. akıllar verildi, latince bir deyim vardır; balığa yüzme öğrettiler. sağ olsunlar benim mesleğim yöneticilik. ben de hata yapabilirim, pot kırabilirim. zaten potlarım meşhur anlaşılmayan potlarım daha doğrusu. bazı şeyleri detaylandırarak anlatmam gerekiyor bazı insanlara.”

    “falcao çok karakterli bir insan. dünyanın gelmiş geçmiş en değerli 10 santraforunu sayarsanız bunlardan biri falcao’dur. o da bizde oynuyor. bir dünya markası olan galatasaray’da oynuyor. onu getirirken bizler ve taraftarlarımız çok fedakârlık yaptık. tabii ki taraftarın isteği öne geçti. taraftarın isteği bizim için kutsaldır. taraftarın olmadığı bir galatasaray yok hükmündedir. bana istediklerini söylesinler taraftarı destekliyorsun diye. taraftar olmayınca pandemi sürecinde nasıl zorluklar yaşadığımız, 8 maçta 1 beraberlik aldığımız meydanda. demek ki sadece takım değil, sadece teknik heyet değil taraftar da gerekiyormuş. biz bunu gördük yaşadık. maçlara taraftar alınması için büyük mücadele veriyoruz. inşallah sağlık bakanımız ve sayın cumhurbaşkanımız buna çözüm bulacak. belli oranda %30 taraftarı alacağız. türkiye futbol federasyonu’nun da bu konuda çok büyük çabaları var. falcao, türkiye’de oynanan futbola, türkiye’deki hakem yorumlarına alışacak ve gereğini yapacak. bizi bugüne kadar utandırmadı. indirimde tutar olarak en büyük indirimi falcao yaptı. ben ona müteşekkirim.“

    “bir başka ağırıma giden konu. onu da yine yanlış yazdı, anlamamış atilla ağabey. hocamızla ilgili kendisi bir soru sordu. bana dedi ki siz çağırıyormuşsunuz hoca gelmiyor. onu da biri demiş kim bilmiyorum. hocamızı biz çağırıyormuşuz hocamız gelmiyormuş. daha ağır şeyler var. biz hocamızla her zaman buluşuyoruz. ne zaman randevulaşsak geliyor. 2 buçuk dediysek, 2 buçuktan 1 dakika geçirmiyor. tam zamanında geliyor. bu kadar da kendine ve makama saygılı bir insan. buna da 2 buçuk dakikada geliyor diye yazmışlar. beni az çok tanıdınız. benim üslubum değil. ben bir şey söyleyeceksem kimseden çekinmem. çünkü gizli ajandam ve hesabım yok. şu anda da yok. bu sağlık durumunda bu mücadeleyi vermeme de şaşırıyorlar. bir zamanlar neden bu kadar açık diye şaşıranları da görüyorduk. şimdi de buna şaşırıyorlar. biz bu işe canımızı veriyoruz. bizden sonra gelecek yönetimlere mali ve idari açıdan en iyi galatasaray'ı bırakmak istiyoruz.”

    “bize seçime gitmiyorsunuz diyorlar. biz eylül ayında dernekler masası’na yazdık. dernekler masası bize direkt cevap veremedi. sorduk, ankara'ya yolladık dediler. bir ay istişare ettiler ve bugün saat 16:00’da yanıt geldi. diyor ki; geniş katılımlı sivil toplum örgütlerinin genel kurullarına hükümet olarak 1 aralık'a kadar izin vermiyoruz. kesinlikle 1 aralık'a kadar beklemeniz gerek. 1 aralık'tan sonra hükümet ne der ona bakacağız dendi. bunu dernekler masası’na özellikle yazdık. bunu bahane gösterdiğimizi düşündüler, ona da yaralandık. bu da bizi yaralıyor. bunu görsünler. biz seçim yapmak istedik, itiraz ettik; partiler nasıl yapıyor dedik. partiler anayasa gereği genel kurullarını yapmak zorundalar. yapmazlarsa kapanırlar. yardım alamazlar. partiler farklı boyuttadır ve anayasanın garantisi altındadır."

    “divan toplantılarına katılamadım. yönetim kurulumuz mutlaka temsil edildi orada. yönetimim düzenli olarak hakaret işitti orada. ben çok az bölümü sonradan izledim ve üzüldüm. bize karşı belli sayıda kardeşlerimiz, tanıdığım ve sevdiğim insanlardır çoğu, çok ağır hakaretler ettiler yönetimimize. divan başkanı da bunları teşvik etti. bizim lehimize ezkaza konuşan olursa da onu susturmaya çalıştılar. buna da bir şey demedik. olabilir dedik. bunu da çekmek varmış kaderde diyerek sesimizi çıkarmadık; fakat son toplantıda denetleme kurulu tüzük gereği mali raporunu açıklaması gerekir. kaan kançal açıkladı. onu da sadece divan başkanı birçok yerde kesti. sadece divan başkanı. denetleme kurulu bir organ. sunum yapması gerek. sunumunu yaptırmadılar tüzüğe aykırı olarak. ne kadar kişi katıldı sayı belli değil. oylama yaptılar. denetleme kurulu bu derneğin en önemli organlarından... medeni kanuna göre zaruri organ. organın görevini yapmasına, raporun okunmasına engel oldular. denetim kurulunun meşru olmadığını iddia ettiler. meşrutiyetini yitirmiştir deyip bu rapor okunamaz dediler. ben yıllardır galatasaray'ın içindeyim. gelmiş, geçmiş denetim kurulundaki kardeşlerim alınmasın. bu denetim kurulunun yaptığı hizmeti kimse yapmadı. çalışmaları müthiş. sayın başkan çok ağır tüzük ihlali yaptı. bu ihlal bir organın görevini yerine getirmesine engel. biz bunu protesto ederek yönetim olarak bu toplantılara katılmama kararı aldık. bu bizim ağırımıza gitti. dernekler masasına yazdık. denetim kurulu meşruiyetini yitirmiş midir diye? sorduk… kime soracağız biz? devlete, içişleri bakanlığı'na, dernekler masası'na... bugün o cevap da geldi. ifade şu; ‘dernekler ile ilgili organların ibrasızlık almaması ile ilgili kanunda herhangi bir hüküm yoktur. ancak, mahkemelere düştüğü anda mahkemeler sonuçlanana kadar beklemek durumu kanaati olduğunu bildiririz’. denetleme kurulumuz görevde. hukuk bilen kişi normal bir hukuk devletinde bunun böyle olduğunu bilir. siz devleti nasıl değerlendirirseniz değerlendirin beni ilgilendirmiyor. dernekler yasası vardır, kanun vardır, nizam vardır. kırmızı ışık vardır, yeşil ışık vardır. bunları görmek gerekir.“

    “galatasaray'a karşı büyük bir propaganda, topyekûn taarruz ve kutsal bir savaş var. tek tek hepsini anlatmak istemiyorum. salı günü anlatacağım hepsini. bu savaşta galatasaray'ı taraftarlarımıza yönelik psikolojik olarak transfer yarışına soktular. sanki ne kadar çok transfer yaparsanız, harcarsanız ayrı kupa alacaksınız. 30. kupalarıymış. bizde 37. kupamızı isteyeceğiz. 38. kupamızı bu sene inşallah alacağız. bundan tüm taraftarımız emin olsun. kendine güvensin. galatasaray türkiye'nin değil, dünyanın en önemli sivil toplum örgütlerinden ve futbol kulüplerinden biridir.”

    mustafa cengiz
  • 40650
    "evet, galatasaray iyi futbol oynamıyor. bundan da herkes rahatsız. ama ne olursa olsun kulübün başkanı hiçbir ortamda sözleşmeli futbolcusunu kötüleyemez. oyuncudan şikayetleri varsa, hocayla yan yana gelinir, kapılar kapatılır ve bütün problemler anlatılır."

    "insan gerçekten üzülüyor. 30 milyon taraftarı olan kulüp, bir türlü huzuru bulamıyor. yıllardır her transfer döneminde taraftar, yönetim, hoca birbirlerine girip, bütün olumsuzlukları yaşıyorlar."

    "galatasaray nereye gidiyor bunu hiç bilmiyorum. taraftar, hoca, yönetim... herkes huzursuz ve birbirinden hesap soruyor. bu yaşananlar dünyada bir tek, bakın sadece türkiye’de demiyorum, sadece galatasaray’da oluyor."

    "marcao tokat atmış. genç futbolcular peynir ekmekle karınlarını doyuruyorlarmış! fatih terim, şükrü hanedar’ı kovmuş. bir de buna başkan mustafa cengiz’in oyuncular için yaptığı son açıklamayı koyuyorum. peki bu şartlarda galatasaray nasıl toparlanır?"

    osman şenher
App Store'dan indirin Google Play'den alın