resim
Mircea Lucescu
Görev:Teknik Direktör
Takım:Romanya
Yaş:80
Uyruk:Romanya
  • 1217
    lucescu'nun artık enerjisi çok düşük. bence son zenit macerasında da ondan başarılı olamadı. ve bizim galatasaray'ın problemleri o kadar büyük ki peygamber sabrına sahip bir insan ancak başarılı olabilir. lucescu gelse bile muhtemelen sorunlarımızın derinliğiyle boğuşmak istemeyecektir. üstelik lucescu'yu dursun'un getirecek olması ve kendisinin kurmadığı bir takımı yönetecek olması da onun işini zorlaştıracaktır.

    lucescu'ya çok yaşlı dedik, bu ideal galatasaray teknik direktörünün genç ve başarıya aç olması gerektiği anlamına gelmesin. tudor, hamza, riekerink örnekleri gösterdi ki galatasaray isminin altında her ezilen teknik direktör saçmalamaya başlıyor. çünkü buralara oynamanın, zirvede olmanın ne demek olduğunu bilmiyor. mümkünse dinozor olmayanından ama tecrübeli bir teknik direktör lütfen. önceki kariyerinden elimizde bir veri olsun artık. ne yapmış ki galatasaray teknik direktörü olabilmiş? bunu sormak hakkımız diye düşünüyorum.
  • 1340
    tuttuğu takımı en son iyi futbolunu 2014 yılında oynayan taraftar, kendisini kötü top oynatıyor diye istemiyor. inanılır gibi değil bu nasıl şımarıklıktır?

    allahım sen sabır ver.

    edit: kötü hoca olarak oynattığı oyun kötü diyorlar da defansif oyunun kötü oyun olduğunu hangi kriter belirliyor? italya milli takımı 2016 avrupa şampiyonasında turnuvanın en iyi futbolunu oynayan takımdı. o övülen almanya ile eşletiğinde buffon 3 kere yere yattı koca 120 dakikada. ama almanya topla cok oynadığı için iyi futbol oynamış oldu. defans yapmayı dünyanın en kolay işi sanıyorsunuz ya ben de bunu tutuluyorum buyur. lucescu'nun yönettiği takımlar ne yaptığını bilerek oynayan takımlardı. öyle hamza gibi, prandeeli gibi ne bok yaptıklarını bilmeyen bir takım değildi. göz sağlığı için havuç yiyin.

    edit 2: 4 yıllık başarılı olan terim şampiyonlar liginde gruptan çıkamamışken bu adam 3 kere çıkarmıştır. *. ayrıca yazdığınız entrylere gelebilecek olan eleştirileri kaldıramayacak, mesajla küfür edecekseniz yazmayın kardeşim bu nasıl eziklik :)
  • 407
    derwall'in gelmesi galatasaray tarhinde ileriye yönelik nasıl bir devrim ve dönüm noktasıysa kendisinin gönderilmesi de aynı öçüde geriye doğru giden önlenemez yürüyüşümüzü sağlayan bir numaralı etkendir. emekli olmadan galatasaray'ı çalıştırdığını görmek için ne yapmam diye düşünüyorum da bir şey bulamıyorum amk. taktik dehası olduğu kadar da mütevazi oluşuyla içimizi acıtan adamın dibidir.
  • 1414
    ben galatasaray' a gelmesine yaşını ve sürekli aynı isimlerin gündeme gelmesini gerekçe göstererek karşı çıkmıştım. yani uzun vadeli plan yapacak genç bir hoca istiyorum hayal ediyorum galatasaray' ın başında. ama bu isim tudor gibi kariyersiz, kredisiz biri değil; tuchel gibi, klopp gibi, sampaoli gibi zevkli futbol oynatan, devrimci hocaları istememdi. yine de şu an milli takım ile imzalayacağı kontratın basın toplantısında verdiği cevaplarla kendisine hayran bıraktı.

    30 yıldır milli takım çalıştırmamasıyla ilgili soruya lucescu: "ukrayna'nın şu anki ilk 11'inin 8 oyuncusunu ben yetiştirdim." dedi.
  • 1286
    avrupa şampiyonu kadrodan hatırladığım kadarıyla okan buruk, emre belözoğlu, hakan şükür, hakan ünsal, ümit davala, fatih akyel, marcio, ahmet yıldırım, mehmet yozgatlı, gheorghe hagi, gheorghe popescu, claudio taffarel'i; sonraki yıl kadroya dahil edilen mario jardel gibi bir ismi kaybederek 2001/2002 sezonunda takımı şampiyonluğa ulaştırmasına laf atacak tek taraftar varsa iki kere düşünsün.

    yıllık ücretini ödeyemeyediğimiz için lecce'ye gönderilen popescu'yu, sene başında üç beş kuruş gelir gelsin diye milan'a satılan ümit davala'yı hatırlatmak istedim. kiralık olarak takıma getirilen ve kimsenin tanımadığı victoria, perez, flerquin gibi isimleri üst aklın transfer politikasıyla almadık. yokluktan aldık. radu niculescu diye bir adamla liverpool maçına çıktık ya; tek alınma sebebi ucuz olmasıydı. devre arasında batista geldiğinde kante gelmiş gibi hissettik. resmen sıfırı tüketmiş bir haldeydi kulüp. yine bir başka kiralık oyuncumuz, takımın en etkili ismi olan ve şampiyonlar ligi grup aşamasında fark yaratan sergen yalçın uzun süreli sakatlanmasaydı ve ikinci tur maçlarında oynayabilseydi herşey daha da farklı olacaktı.

    sanırsın ki rakiplerimiz berbat bir haldeyken 100 milyon euro bütçeyle başarı kazandı.

    dursun'la çalışması tedirginlik yaratıyor; ama bu adamın, sinan engin'in menajer olduğu bir organizasyonda bile başarılı olduğunu hatırlıyorum.
  • 660
    takımın başına sportif direktör olarak getirilip mancini de teknik direktör olacaksa maaşını hesabına yatıralım shaktar'ın başında kalmaya devam etsin. ara sıra gelir boğazda yöneticilerle futbolcularla falan yemek yer gider. ama tabi hesabı o öder o kadar maaş vereceğiz neticede hem sportif direktör dediğimiz pozisyonun da belli sorumlulukları olmalı.

    tabi yıllık 5 milyon alan mancini'yi de arada fırçalayabilmesi de lazım. bu nasıl olur işte "sen yılda 5 milyon alırsın ama haftasonu yemeğini ben ısmarlarım çakal" diyebilmesi lazım lucescu'nun. hatta cebine 30-40 bin dolar harçlık da koyması lazım ki sözü geçsin. tabi tüm bunlar için lucescu'ya da senede en az bir 4-5 milyoncuk vermemiz lazım.

    tüm bunlardan sonra mancini haftasonları boğaza karşı yemekle birlikte lucescu hocasından fırça yememek için takımı it gibi çalıştıracak, ulan iki hafta üstüste aynı kadroyla çıkayım da istikrar olsun diyerek maçkolik'te geçen haftanın kadrosuna bakacak. deplasman sorununu çözmesi için mancini hocam gidip lucescu hocamızdan yemek sonraları yarım saat deplasmanda maç nasıl kazanılır 101 dersi alacak. her deplasmandaki puan kaybında lucescu hocam mancinin cep harçlığını kesecek. ve böylelikle takım 2 ay sonra gelene 3 gidene 5 atan bir takım haline gelecek. sonra gelsin kupalar şampiyonluklar.
  • 1278
    takımımızın gelecekteki 5 senesini etkileyecek olan yapılanmasını en iyi şekilde gerçekleştirmesini istiyorsak kendisini göreve getirmeliyiz. şu anda futbolcudan anlayan, uluslararası ligleri takip eden 1 tane bile adam yok bizde. 3 tane genç futbolcu bulsa, mali açıdan da bir süre rahat ederiz. kendisini takımın başına getirdiğimiz andan itibaren çok farklı futbolcularla ilgilendiğimiz hakkında haberler çıkacak.
  • 840
    kedi ciğer misali kötülenmemesi gereken kurt hoca olarak bizi üzmüştür. fakat artık yaşı başını almış bir adamın, daha önce de defalarca kez belirttiği gibi,
    türkiye gibi basın ve taraftar baskısının olduğu yere gelmek istemiyordu zaten. sanırım bu sefer sadece ukrayna'daki belirsizlik onu tereddüte düşürdü ama sonuçta
    shakhtar onun son durağı. bence bugün ve bugünden sonra lucescu'yu listeden çıkartmak gerekir.
  • 259
    as roma deplasmanında aldığı 3-2'lik galibiyetle (bkz: 16 şubat 2011 roma shakhtar donetsk maçı) mircea lucescu'nun takımı shakhtar donetsk bu sezon çeyrek finale yakın olan taraf şampiyonlar liginde. bizleyken de çeyrek final görmüştü 2000-01 sezonunda hatırlarsanız. ben de merak ettim, son 10 sezonda şampiyonlar liginde çeyrek final gören takımlardan kaç tanesi avrupa'nın en güçlü 5 ligi diye adlandırılan la liga, premier league, serie a, bundesliga ve ligue 1 dışından diye araştırdım.

    2000-01 sezonu: 3 ispanyol, 3 ingiliz, 1 almanın yanında galatasaray
    2001-02 sezonu: 3 ispanyol, 2 ingiliz, 2 almanın yanında panathinaikos
    2002-03 sezonu: 3 ispanyol, 3 italyan, 1 ingilizin yanında afc ajax
    2003-04 sezonu: 2 ispanyol, 2 ingiliz, 2 fransız, 1 italyanın yanında fc porto
    2004-05 sezonu: 3 italyan, 2 ingiliz, 1 alman, 1 fransızın yanında psv eindhoven
    2005-06 sezonu: 3 italyan, 2 ispanyol, 1 ingiliz, 1 fransızın yanında benfica
    2006-07 sezonu: 3 ingiliz, 2 italyan, 1 ispanyol, 1 almanın yanında psv eindhoven
    2007-08 sezonu: 4 ingiliz, 1 ispanyol, 1 italyan, 1 almanın yanında fenerbahçe
    2008-09 sezonu: 4 ingiliz, 2 ispanyol, 1 almanın yanında fc porto
    2009-10 sezonu: 2 ingiliz, 2 fransız, 1 ispanyol, 1 italyan, 1 almanın yanında cska moskova

    sonuç olarak her sene tam 1 takım bahsettiğim 5 büyük lig dışından gelmiş çeyrek finale. bence portekiz ve hollanda temsilcilerini de avrupa futbolundaki tarihsel başarılarından dolayı ayırmak gerekiyor. zaten 3 kez portekiz ve hollanda takımları çeyrek finale çıktığı için onların arkasından en başarılı ülke biziz 2 seferle. yunanistan ve rusya da 1'er kez bu başarıyı yaşamışlar.

    esas diyeceğimi anlayan anlamıştır herhalde ama bu naçizane çalışmayı neden mircea lucescu başlığına yazdığımı yine de söylemekte yarar var. büyük ligler dışındaki takımlar için oldukça zor görünen bir başarıya, şampiyonlar ligi çeyrek finaline galatasarayımızın ardından başka bir takımla daha ulaşmaya çok yaklaşan hocadır mircea lucescu. çok düz mantıkla bakmayı sevmem ama takımı tur atlarsa bu istatistiğin bile -ve araya sıkıştırdığı uefa şampiyonluğunun- başarısının kanıtı olduğunu söyleyebilirim. onu gönderirken söylenen laflar ve benzer şeylerin bir başka hocaya da (bkz: şenol güneş) yapılmasına ise hiç girmeyeceğim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın