resim
Mircea Lucescu
Görev:Teknik Direktör
Takım:Romanya
Yaş:80
Uyruk:Romanya
  • 1178
    victoria, perez, fleurquin, bülent akın gibi oyuncularla galatasaray'a müthiş başarılar yaşatmış hoca.

    şimdi konuşuyoruz; şu mevkiye şunu alalım, bu oyuncu yetersiz gönderelim, yenisini getirelim... elindeki kadroya göre doğru taktiği kurabilen; yıldızlarla doğru iletişim kurabilen; oyuncuların, gücünün tamamını sahaya vermesini sağlayabilen bir hocaydı. bugünkü hocalara ders olarak gösterilip, okutulmalı...
  • 1275
    san siro'da jardel'in golünden, sami yen'de madrid maçında hasan şaş'ın golünden sonra yumruklarını sıkıp da sevinişini özledik luce. şu anda dikkat edersen bu takımlarla bu stadlarda maç yaptığımızı düşününce bile bir garip hissediyoruz.

    bu kulübe kırgınlığın varsa da sonuna kadar haklısın. şampiyon olduğun sezonda, fm'de bile şampiyonlar ligi'nde gruptan çıkamayacak kadroyu neredeyse çeyrek final'e çıkaracağın sezonun sonunda gönderilişin içime sinmedi. fatih terim geleceği için çoğunluk heyecanlıydı ama sana yapılan haksızlığın yarattığı o burukluk da içimden gitmedi.

    allah şifa versin; ama hastalığın varsa bile senin zeka kırıntın bu yönetimin ve bu hocadakinin toplamından kat be kat fazla. dön gel be hocam, köpekler istedi diye atlar ölmesin.
  • 1697
    ancak yeni türkiye'ye yakışacak bir senaryonun kahramanı yapılmaya çalışılan satılmış.

    senaryo tam olarak şöyle işliyor:

    arda turan, selçuk inan, burak yılmaz vb. adam tayfanın ve sonrasında cumhurbaşkanı ve pek tabii büyük futbol uleması binali yıldırım ve eşinin açıklamaları ile yabancı sınırlaması gündemin en tepelerine yerleştirildi. kamuoyunun bu konuda nabzı tutuldu ve olumlu bir tepki alınamadığı görüldü. tembel, karaktersiz ve yetersiz yerli futbolcuların gözyaşları sel oldu aktı.

    ardından müthiş kapasiteli, vizyon sahibi ve spor yönetimi hakkında birer uzman olan türkiye futbol federasyonu yönetimi, aynı bilgi ve birikime sahip spor bakanlığı ve anlamadığı hiçbir şey olmayan, göklerden gelen kararların elçisi cumhurbaşkanı dediler ki "yahu bu türk halkı hangi takım teknik direktörsüz kalsa mircea lucescu diyor. demek ki bu adama çok güveniliyor. gelin biz bu adamı galatasaray kapmadan kapalım. milli takımın başarısını falan boşverin, yabancı sınırlaması konusunda açıklamalar yaptırıp halkı ikna ettiririz.".

    ben bunun ciddi ciddi gerçek olduğunu düşünüyorum. aynı zamanda bu hesap tutmayacak gibi gözüküyor çünkü türk halkının yumuşak karnı futboldur. kıvırmaya başladılar bile her sene sınırı artırmak gibi örnekler ile.

    yıllar sonra a milli takımdaki lucescu dönemi ile ilgili çok ilginç şeyler öğreneceğiz gibi geliyor, böyle belgesel tadında. "luce'den bomba itiraflar" gibi. *
  • 1979
    düşünsenize amerikalı bir şirket türkiye'de ofis açıyor, sonra da türk hükümetinin yaptığı özelleştirmelerden şikayet ediyor. ne alaka değil mi?
    işte kendisi de öyle alakasız şeyler söylüyor. son 4 yıl hariç, türk futbolunda yabancı sınırı hep maximum 7'ydi. uefa kupası şampiyonluğumuz dışında, türklerin ağırlıklı olduğu kadrolarla yakalanmış tek bir başarı yok. 4 senedir artan yabancılar sebep oldu başarısızlığa değil mi?
  • 1698
    asla bir futbol cahili değildir. zenit'teyken rus futbolu hakkında yaptığı açıklamalar ortada. şu anda söylediklerinin tam tersi. rusya'da da saçma sınırlamalar var ve bizimle benzer bir vasatlığı yıllardır yaşıyorlar.

    işte bu da lucescu'nun art niyetini ortaya koyuyor. o da biliyor yabancı sınırlamasıyla futbolumuzun gelişmeyeceğini. ama sipariş üzerine konuşuyor. belki de göreve getirilirken bunlar da şart olarak söylenmiştir. şu açıklamaları hamza yapsa "adamın çapı bu kadar ne yapalım" diyeceğim ama sen söylüyorsan bunlar kasıtlı çarpık düşüncelerdir.

    ey lucescu; çok zeki ve başarılı bir demagog olabilirsin ama gerçekleri artık sen bile saklayamazsın. geneli cahil halkımız bile türk futbolcular hakkında kral çıplak diyebilmektedir. yıllar sonra ligimiz zevkli hale geldi ve bunu kaybetmek istemiyoruz. türk veya yabancı fark etmez; kaliteli olanı istiyoruz. öte yandan altyapılarımızın gelişmesini de istiyoruz. sen bu noktada bu yaşınla tam bir zaman kaybısın hoca! kendini satmış olduğun komisyoncu, adamcı, primci, şikeci ahlaksızlar da eninde sonunda bu savaşı kaybedecekler. boşuna kasma. geçmişte elde ettiğin itibarını da 1 ayda yerle bir ettin. değer miydi ulan buna? bu yaşında her şey hala para mı, menfaat mı?
  • 30
    galatasaray'dan şampiyon olarak ayrılır ve bir sonraki sezon ünvanını beşiktaş takımıyla korur hem de inönü'de galatasarayı sergen yalçın'ın son dakikalarda attığı golle yenerek korur. büyük teknik adamdır, gerçek anlamda bir baba gibidir. beşiktaşta da çalışmış başarılı olmuş olmasına rağmen galatasarayı ayrı bir sever. demeçlerinde de bunu açık yüreklilikle söylemiştir. bize şampiyonlar ligi çeyrek finali yaşattığı, mütevazi kadromuzla 2001-2002 yılı türkiye ligi şampiyonluğunu kazandırdığı ki iddia ediyorum galatasaray ın hiç bir şampiyon kadrosu, en azından benim gördüğüm şampiyonluklarda, bundan daha mütevazı kurulmamıştır * * * * * * *, şampiyonlar liginde 2. kez çeyrek finale kalma yolunda * çeyrek finalin kapısından döndüğü ve gittiği ezeli rakibimizde bile arkamızdan kötü sözler sarfetmediği için teşekkürlerimi bir borç bilirim. kişisel olarak da galatasarayın tekrar başında görmek istediğim hocalardan biridir. diğeri için (bkz: eric gerets).
  • 2066
    2000-2002 yılları arasında galatasaray'da görev yapmış teknik direktör.

    lucescu'nun galatasaray'la öyküsü bence biraz acıklı.

    galatasaray'ın fatih terim'le fırtına gibi estiği ilk döneminden sonra geldi kulübe ve aldığı kadroyu kontrollü bir futbolla şampiyonlar ligi yarı finalinin kapısına kadar getirdi. deplasman golü kuralı nedeniyle dünyanın o günlerdeki en iyi takımı real madrid'e elendi. ama türk futbol tarihinin en kirli sezonunda* lig şampiyonluğu çalındı. ertesi sene iflas etmiş bir kulübün futbol takımını toplama adamlarla bu kez şampiyonlar liginde çeyrek finalin kapısına kadar getirdi. bu kez de barcelona'ya ofsayt bir golle teslim olmak zorunda kaldı. ama bu kez takımı şampiyon yapmayı bildi. tam galatasaray'ı bir iki ucuz transferle iyice avrupa'da başarısını kemikleştiririm diye düşünürken başkandan terim'i getirmek için kovulduğunu öğrendi. yine de giderken "terim bu takımı bozmasa iyi olur. bir iki transferle avrupa'da çok iyi şeyler başarabilir" demişti ama terim burada belli ki lucescu'nun mirasından faydalanmak yerine kendi yaratıcılığı ile başarılı olmak istedi. sonra da zaten terim ve galatasaray birlikteliği başarısız oldu ve terim gönderildi. oradan hagi'lere, gerets'lere, felkdkamp'lara uzanan bir öykü...

    yani lucescu'nun galatasaray'daki meselesi alegorik olarak şu;

    genç bir adamla bir kadın birbirlerini çok severek evleniyorlar. 4 sene boyunca tüm hayallerini gerçekleştiriyorlar, zenginlikse zenginlik, kariyerse kariyer, sosyalleşme ise sosyalleşme. etraflarındaki tüm çiftler, dostları falan herkes onları kıskançlıkla izliyor, seyrediyor.

    sonra günün birinde kadın adama ben boşanmak ve italya'ya gitmek istiyorum diyor ama belki de gitmeye o kadar cesaret edemiyor, eşinden hayır gitme kal lafını duysa gitmeyecek. adam kadının bu düşüncesine feci köpürüyor, nasılsa gidemez, kendi egosunu okşamak için kal dememi istiyor diye düşünüp kadına gidersen git diyor. bunu kendine yediremeyen kadın, italyan sevgilisi ile ülkeyi terk ediyor.

    terkedilmiş ve kurduğu zengin hayatta yalnız kalmış adam yalnızlık allaha mahsustur diyerek dostlarının da tavsiyesiyle yeni bir evlilik yapıyor. yeni eşi bu evlilik boyunca hep eski eşiyle kıyaslanıyor, işte o şöyle güzeldi, bu ne çirkin, bu çok sıkıcı o çok eğlenceliydi gibi kocasının akrabaları tarafından acımasızca eleştiriliyor. ama kadın yılmıyor. derken kocası iflas ediyor. her şeye haciz falan geliyor. adam perişan. ama kadın çalışıp kocasına destek oluyor, kıt kanaat geçinip durumu biraz olsun toparlıyorlar. tam kadın işleri biraz daha toparlamak için adımlar atacakken adam ben boşanmak istiyorum, eski eşimi unutamadım ona döneceğim diyor. kadının dünyası başına yıkılıyor tabi.

    bu arada eski eş birlikte italya'ya gittiği sevgilisinden kavga edip ayrılmış. ondan ayrılınca daha zengin bir italyan'la görüşse de o adam da onu terk etmiş. durum böyle olunca kadın çaresiz şekilde türkiye'ye dönmüş. dönünce ve eski eşiyle karşılaşınca eski aşk kabarmış.

    netice de adam ikinci eşine yol verip eski eşiyle tekrar evlenmiş. geri dönen ilk eş adamın durumunun bozuk olmasına kulaklarını tıkamış. ben o kadının eşyalarını kullanmam diyerek ne var ne yoksa değiştirmiş evde. taksit üstüne taksit, borç üstüne borç birikmiş. kadın durmadan içine sinmedikçe değişiklik yapar olmuş. en sonunda adam tekrar iflas bayrağını açınca boşanmışlar.

    umduğunu bulamayan adam eski günlerinden uzak şekilde yaşamaya başlamış. eski günlerini özleye özleye, ağlaya ağlaya geçiyormuş günleri. o arada eski eşi uğruna boşadığı diğer eşi başlarda adamdan intikam almak istercesine adamın en yakın arkadaşıyla sevgili olmuş. başlarda mutlu gibi görünseler de bir süre sonra kavga edip ayrılmışlar, kadın da ukrayna'ya gidip orada evlenip mutlu bir yuva kurmuş. şimdiler de ukrayna'da yaşamaya ve adından söz ettirmeye devam ediyormuş.

    bizim adam da ilk eşiyle bir ayrı bir birlikte, bir dargın bir barışık yaşayıp gidiyormuş. zaman zaman barışıyorlarmış. sonra kavga edip ayrılıyorlarmış. iş kısır döngüye girmiş anlayacağınız.

    ne hikaye yazdım ama kabul edin sürece cuk oturdu*

    evet aslında lucescu shakhtar'da yapacağı her şeyi galatasaray'da yapmaya hazırlanırken fatih terim uğruna kovuldu. o dönem için belki de büyük bir hataydı bu. terim bile "lucescu ile iyi gidiyorsunuz aslında" demişti kendisiyle anlaşmak için gelen yöneticilere.

    lucescu bugün bunamış falan diye eleştiriliyor. belki öyledir. ama 2002'de lucescu kalmaya devam etseydi ne olurdu diye soran herkes lucescu shakhtar'da 12 yıl boyunca neler başarmış onlara bir göz atsın. işte shakhtar'ın o başarıları, lucescu'yu gönderip terim'i getiren galatasaray'ın kaybettiği başarılardır.

    belki lucescu aklına galatasaray geldikçe shakhtar günlerine atıf yaparak "beni o gün kovarak neler kaybettiğine dön de bir bak istedim" falan diyordur kendi kendine. kim bilir...
  • 331
    galatasaray başkanı ünal aysal tarafından acilen ikna edilip, takımın başına getirilmesi gereken efsanevi teknik direktör. gelmesi halinde çok fazla transfer yapmaya da gerek yok. çünkü lucescu eldeki malzemeden en iyi yemeği çıkartabilecek kadar usta bir aşçıdır. geçmişte bunun örneğini fazlasıyla gösterdi bize. ondan başka kim victoria, fleurquinn, niculescu gibi adamlardan maksimum verimi alıp, kim hasan şaş'ı maradona gibi kullanır, kim ümit karan'ı, arif'i coşturur. bilen varsa öyle bir adamı anlatsın biz de öğrenelim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın