takimin basinda teknik direktor olmasa da ayni futbolu oynariz, muhtemelen hatta daha iyi oynariz oyuncu secimleri daha basarili olacagindan oturu. federasyonla birlikte paketlenmesi gereken antika. reis goreve.
1741
italyan basınına yaptığı son açıklamada türkiye'de yabancı sınırı olmasını savunmuş ve "bu tarz doğu ülkelerinde bunu yapmak zorundasınız." şeklinde buyurmuş saçının kıvırcığını sevdiğimin romeni.
mesela bazı geceler, arkadaşlarla çeşitli sofralarda ülkeyi kurtarırken gaza gelinip "orta doğu ülkesi olduk artık..." vb. gibisinden sözler sarfedilir. bunu sen, ben yapabiliriz. ne ulusa sesleniyoruz ne de başkasına ülkemizi kötülemiş oluyoruz. yalnız mircea lucescu denen adam, türkiye a milli futbol takım teknik direktörü sıfatıyla italyan basınına (türkiye gibi doğu ülkelerinde bık bık bık..." şeklinde konuşursa bu benim kanıma dokunur. federasyon da buna rağmen tepkisiz kalıyorsa daha da çok kanıma dokunur. ama gel gelelim bunların hepsi kansız oldukları için, bu tarz duyguları bilemezler.
bir an önce über süper batı ülkesi romanya'nın köstence sahillerinde güzel villasının verandasında sallanan sandalyede "ama türkiye'de yabancı sayısı..." şeklinde sayıklayarak, bunaklığını oralarda geçirmesi dileğiyle.
ekleme: bu arada evet doğu ülkesiyiz. fakat batılıların "doğu ülkesi" tabiri küçümseyicidir her zaman. doğu ülkelerine tepeden bakarlar.
1954
kendisinin yaptığı belki de tek olumlu hareket arda/burak gibi sorunlu karakterlerden milli takımı temizlemesidir. bundan ötesini beklemek hayalcilik olur. kendisine teşekkür edilip en kısa zamanda paketlenmeli ve türk bir teknik direktörle hazırlıklara devam edilmeli iş işten geçmeden.
1225
dünya üzerinde, fatih terim-hagi-lucescu haricinde teknik direktörler de var ( tudor gibi değil, bildiğin gerçek teknik direktörler ). bence onlardan da denememiz lazım.
1839
başarısızlıklarinin arkasına yabancı sınırı ile saklanıyor. daha maç yapmamış takım ama adam hala yerli yabanci diyor. halbuki elinde fena bir kadro da yok. resmen zemin hazırlıyor. kendini olası başarısızlıktan soyutlama derdinde.
1195
mevcut kadroyla ligde en fazla 3. olacak olan yaşlı kurt.
önce kadro yapılanması şart. bunun için sabretmek lazım. hemen lucescu'ya dilenmenin alemi yok. 2 sezon önce yapılması gereken hamleler bu zamana kaldığı için ceremesini çekiyoruz, çekeceğiz. ama bir yerden sonra tekrar ayağa kalkacağız.
“sen diz çöktüğün için onlar sana büyük geliyorlar. ayağa kalk!”
1955
sırf galatasaray'a yar olmasın denilerek tüpçu tarafindan milli takımın başina getirilen şahis.
kendi kaziklari kuyuya kendileri düştüler. darısı mayıs ayinın başina.
1026
mesela gerçekten vizyon sahibi bir yönetim olsa şimdiye çoktan gelecek sezon icin lucescu'yla anlaşmış, yardımcılığına da 1 ya da 2 sezonluğuna cihat arslan'ı getirmişti. bu süre sonunda da büyük takım stajını tamamlayan cihat arslan bu dönemi başarıyla tamamlarsa takımın başına geçer, (böylece hamzaoğlu, ertuğrul sağlam gibi hocaların yaşadığı "büyük takımı kaldıramama" riski de minimize edilirdi.işi de uzmanından iyice öğrenmiş olurdu) bu arada yaşı da iyice ilerlemiş olan luce de sportif direktör olur emekli olana kadar birkaç sene de o görevi ifa eder idari yapıyı da yoluna koyardı. ha cihat arslan olmadı başka bir gelecek vaat eden türk hoca oldu, o da olumlu.
al sana vizyon gibi vizyon. ama nerde bizim yönetimde o düşünce yapısı.
1305
gelmezse mehmet özbek ne bok yiyecek diye beklediğim şahıs.
ayrıca, gelecekse öyle üst akıl falan, götümüzden departman uydurmayalım, teknik direktör olarak gelmelidir. tekrar ediyorum, illa gelecekse takımın başına geçmelidir.
1151
yahu 2002 senesinde savunma futbolu oynatıyordu diye hala defans yaptırır diye eleştirenler var. şu adamın 1 kere shakhtar yada başarısız geçen zenit kariyerinden maç izlemeyen adamlar burda hücum oynatmaz diye istemem hikayesine giriyor. o zaman simeone de conte de defansif oynatıyor zira yıllardır 1-0 kazandıkları sürüyle maç var. geçiniz artık. futbol komple bir oyundur ve savunmayla hücumu bir arada yapamayan takım zaten başarılı olamaz. kaldı ki lucescu'nun shakhtar'ı son dönemlerinde şampiyonlar ligi maçlarında seyir zevki olarak en iyi takımlardan biriydi. 5-6 attığı maçları da çok iyi hatırlıyorum. kadıköy'deki finali canlı izlemiş biri olarak da söyleyebilirim ki takımı bizim şampiyonlar ligi çeyrek finali yaptığımız sezondan da iyi hücum yapıyordu.
1322
tudorun bildikleri bu adamın unuttuklarına denk düşmez. tüm camiadan gerekli verimi alıp bizi sağ salim limana ulaştıracak kaptandır defansa ikea dan oturma gurubu alsak bu adam onlardan bile kompakt bir savunma grubu çıkaracağı kesindir.
fatih terim ile karşılaştırılması, elma ile armutu karşılaştırmaktan öteye gitmez. ikisi çok farklı karakterler. he şahsi fikrim şu ki cl'de lucescu, türkiye liginde fatih terim tercihimdir. bunu iki teknik adamın cl kariyerine bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz.
fatih terim maç maç ayrı düşünmeyen birisi. hücumu düşünen, seven bir adam. kim sevmez ki hücumu? ama işte farklı basamaklarda farklı taktiklerle oynamaya alışmalıyız. mesela geçen sene kadıköy'de çok iyi bir taktik savaşı verdi ve o sahada kupayı kaldırdı. bu fatih terim için baya büyük bir adımdı aslında.
lucescu ise maç maç düşünen, her maç için, daha doğrusu her kademe için farklı oynatan bir adam. şampiyonlar ligi'nde başarılı olmasının temel sebebi de bu. şu kadrodan çok daha vasat bir kadroyu çeyrek final oynatabilmiş olmasının altında bu yatıyor.
fatih terim heycan verir, deli dolu bir aşk yaşatır ama sonucu hüsranla tamamlanabilir. lucescu ise birlikteliğin en olgun çağı gibidir. evliliğe kadar yolu vardır o birlikteliğin.
2020
galatasaray'a malum medyanın her yaz atmayı en sevdiği başlıkta olduğu gibi galatasaray'a fbden transfer çalımı atalım diye düşünen federasyonun bize çalımıydı. kendilerine ne desek az kalır.
''yerli sorununu çözmek lazım.'' demiş. ben de kendisine katılıyorum, bence de çözmemiz lazım. çok fazla sayıda oldukları için takımların ve maçların kalitesini düşürüyorlar.*
1471
türk milleti adam henüz takımla antrenman bile yapmadan maçlara çıkması gereken 11'i belirlemiş. bundan sonra ona sosyal medyayı takip edip anketlerde en çok oy alan kadroyla maça çıkmak düşer.
556
vizyon kelamını dilinden düşürmeyenlerin beğenmediği teknik direktör. vizyon istiyorsan bu adamı getirecektin uzun vadeli olarak. düne kadar bilinmeyen shaktar'ı getirdiği durum ortada.
1453
hangi takımın kaç tane yerli oyuncu oynattığı kendisini ilgilendirmeyen şahıs. milli takım başarısının da zaten bununla bir alakası yok. hatta iyi yabancılarla rekabet edip kadroya girebilen az sayıda yerli oyuncu ile avrupa liglerine transfer yapan lejyonerler milli takıma daha fazla katkı verir. 5 yılda bir yabancı kuralına serbest-yasak yapmak türk futboluna zarar verir, kulüplere de milli takıma da...
522
galatasaray'ın başındayken yerine bir başka hocayla görüşülmüş, sonrasında yine kendisi galatasaray'ın başındayken yeni gelecek olan yönetim yerine geçirilecek başka bir hocayı "herkesin gönlündeki teknik direktör" etiketiyle seçim vitrinine koymuş, yerine geçen hoca aradan geçen 11 seneden sonra yaptığı basın toplantısına kendisini "herkesin gönlündeki teknik direktör" olarak takımın başına geçiren eski -rahmetli- başkanımız hakkında güzel sözler söyleyerek başladıktan sonra şimdiki yönetimin kendisi görevi başındayken başka bir "yabancı" hocayla görüşmesini "ben görevimin başındayken görüşülen, teklif edilen yabancı hocaları niye sorgulamıyorsunuz?" sözleriyle eleştirmiştir.
not: lucescu'nun oynattığı oyundan tiksinmiştim.
edit: lucescu takımın başındayken (çok fena yanlış hatırlamıyorsam, hatta bursa maçı sonrası olmalı) fatih terim'le görüşülmüş (fatih altaylı önderliğinde olmalı), daha sonra takım şampiyonluğa giderken yanılmıyorsam 6-7 hafta civarı kendisinin yerine, görev yaptığı 2 sene boyunca hep kıyaslandığı ismi getireceği çok belli bir yönetimle çalışmıştır.
etik ya da değil demiyorum yahu, sakin olalım.
bir not daha: gönderilişinden sonraki 10 sene boyunca "abi türk spor basını ya, adamın takım elbisesine taktılar senelerce" geyiği çeviren türk gençliğinin, (başarılı olacağına inanamadığım) mancini hakkındaki ibretlik karizma tespitlerini internet üzerinde takip edebilirsiniz.
sezon başında kendisi hakkında çıkan alzheimer hastalığı iddiaları doğru galiba. lan fatih terim'den sonra gelir gelmez ardaları, burakları, emreleri kim aldı kim oynattı? ben mi aldım? la havle. lan iyi ki gelmemiş takımımıza ya sezon başında.