resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 1276
    https://twitter.com/...s/778689142041391105

    bak işte sıkıntımız burda. bu taraftar profilinde.hocamıza özel birşey değil bu. bu tip adamlar "sistem" yaratmaya gelir takıma. ve en az 3 yıl da kalmaları gerekir "sistem" in oluşması için.

    peki "sistem" neydi? sistem emekti. yok lan, o filmdi, neyse. "sistem" dediğin şey, takımın oynamasıdır, içinde kimin olduğundan bağımsız. şu an bayern munich'e diyebiliyor musunuz "neuer sakat, tarrağı yediler bu hafta" diye. barcelona da "messi cezalıymış" diye ağıt yakan kaç kişi var? yok. kişiden bağımsız işleyen birşeydir sistem, giren kişi sisteme uyum sağlar.

    bizim bir sistemimiz var mı? başarabildi mi jor bey sistemi kurmayı 6 ayda? cevabını şöyle vereyim. allah korusun bugünkü antremanda muslera sakatlansa, sözlükteki derbi maçı beklentileri ne kadar değişir? "lan hiç gitmeyelim" diyen bile çıkar.

    peki uefa yı aldığımız sene, bizden uzak allaha yakın imparatorumuzun yaptığı neydi? hagi'nin oynamadığı maçlarda bile rahattık. finalde 10 kişiyken aldık o kupayı. işte o sistemdi. bilerek ya da bilmeyerek oluşturmuş ve oturtmuştu sistemi fatih terim.

    işte adam bunu oturtmaya çalışırken, senin futbol görüşün, "selçuk'u çıkar josue yi koy, chedjou nun yerine sabri oynasın kesin kazanırız, bruma kaleye geçsin muslera eren le tandem oynasın" civarında dolaşıyorsa, kusura bakma kardeşim, seninle futbol filan konuşulmaz.

    konuşulması gereken "kanatları ileride mi kullansak" "defansı ataklarda öne çıkarıp ribaund mu toplasak" gibi şeyler olmalı bu adamlarla.
  • 1277
    riekerink'in önemli bir taktisyen, teknik bir deha olduğunu söylemek zor ancak hiç kuşkusuz futbolu, futbolun doğrularını fazlasıyla iyi biliyor.
    galatasaray topu kaptırdıktan sonra şok pres yapıyor, hücum pres yapıyor, topu bir an önce kazanıp tekrardan oyuna hakim olmak istiyor. bunu da ligde şuan için en iyi yapan takımlardan birisi görüntüsü çiziyor, son rize maçıyla birlikte.

    pas pas pas..
    geride kalan 4 haftalık maç sekansı sonrasında toplam 2.400 pas denemesi yapan galatasaray, bu girişimlerinde 2.188 kez isabet buldu. jan olde riekerink'in öğrencileri maç başına ortalama 600 pas girişiminde bulunurken, 547 isabetli pas ortalamasına ulaşmayı başararak ligde açık ara önde bulunuyor. maç başına %63.05 ortalamayla topa sahip olan taraf olan galatasaray'ın pasla oynama oranı ise, hiç alışık olmadığımız seviyelerde: %78.68!

    --- alıntı ---
    hollandalı teknik adam jan olde riekerink'in önderliğinde geçtiğimiz sezonu türkiye kupası'yla kapatan ve yeni sezonuda süper kupa şampiyonluğu ile açan galatasaray, transfer döneminde kadrosunu bir çok önemli oyuncu ile güçlendirdi. uefa ile yaşadığı mali problemlerden dolayı transfer döneminde ayağını yorganına göre uzatmak zorunda olan galatasaray yönetimi kimi transferleri maliyetlerinden dolayı eleştirsek de, saha içinde takıma katkı sağlayabilecek ve görev adamı rolünü üstlenecek isimler ile sözleşme imzaladı. saha içinde savaşan, mücadele eden bir kimlik ortaya koyan galatasaray'da teknik direktör jan olde riekerink oyuncularından tek birşey istiyor: topa sahip olmak ve topu kaybettikten sonra hemen kazanmak! bunun en güzel örneklerini çaykur rizespor maçında, neredeyse tüm takımın kompakt bir şekilde yaptığı hücum pres.

    --- alıntı ---

    http://www.fcnblog.com/...ibi-galatasaray.html
  • 1279
    gerçekten övgülere katılmayı çok isterdim ama ben galatasaray' da geçen seneden farklı sadece oyuncu kalitesini görüyorum şu ana kadar. forvette eren yerine umut, orta sahada tolga yerine bilal oynasa ve bu kadar etkili bir bruma olmasa geçen senenin kopyası derim bu sezona.

    çok gereksiz övülüyor kendisi şu ana kadar. ben kötü diyemem, demiyorum da ama bu kadar övülecek bir şey yaptığını da düşünmüyorum oyun anlamında. galatasaray hala pozisyon bulamıyor, hala pozsiyon veriyor. bunun tek istisnası rizespor maçı. onda da gerçekten rize çok vasattı. aldıkları her topu uzun oynadılar ve biz topu kapmak için çok fazla uğraşmadık.

    bu hafta, yani beşiktaş maçıyla ak koyun akra koyun ortaya çıkacak. dilerim siz haklısınızdır, dilerim galatasaray' a dar alanda presi, şok presi vs. vs çok iyi uygulatıyordur hocamız ve beşiktaş' ı öncelikle oyun olarak yeneriz deplasmanda. ama ben öyle düşünmüyorum. tekrar teşkil etmemesi için oynadığımız futbolla ilgili görüşlerimi yazdığım şu entryi bırakıyorum;

    (bkz: #2027222)

    bunun dışında üzülerek söylüyorum ki kendisiyle beraber performansı yükselen bir oyuncu henüz görmedim takımda. stoperler ve bekler geçen sene bıraktıkları gibi devam ediyorlar, selçuk zaten 3 senedir aynı, yokları oynuyor; sneijder istekli ama belli dönemler hariç sneijder hep sitekliydi bence galatasaray forması altında, eren, bruma ve tolga ise harika performans gösteriyorlar ama takıma bu sene katıldılar ve zaten onlar sayesinde geçen seneden daha farklı görünüyoruz.

    edit: ufak yanlış anlamalar olmuş. düzeltelim. hocayı seviyorum, destekçilerinden biriyim. sezon başındaki kadro yapılanmasını ben de çok begendim. umut olcan tarık ile yollar ayrıldı bu harika. forvet istedi, orta saha istedi bunlar da harika ama öncelikle bunlar zaten olması gereken şeylerdi. hiçbirimiz hoca değiliz ama sanırım hepimiz umut ve tarık' ı postalar mutlaka forvet ve orta saha isterdik. bir tek ufak bir azınlık olcan a bir şans daha verirdi belki. bu yapilanmaya kimsenin itirazi yok. bunu ben de ovdum ama ben saha içinde aranizdan bazı arkadaşların gördüğü kadar iyi şeyler göremedim henüz. bu gormeyecegim demek değil, umudum yok demek de değil ama henüz olmamış şeyi övmek bana doğru gelmiyor. galatasaray şu ana kadar rizespor maçı hariç hicbir maçta rakibi sahadan silmedi. hiçbir maçta müthiş pres yapıp rakibin çıkmasını falan engelleyemedi ya da müthiş pozisyonlar bulmadı. hatta rize maçında dahi cok pozisyon bulamadı. dolayısıyla ben saha içerisinde henüz hocamizi övebilecek çok fazla şey göremedim. geçen seneye göre elbette bir fark var ama geçen sene umut, bilal varken bu sene eren, tolga var ki ikisi de şu an takımın en iyileri. bir de bruma faktörü var. aranızda kendisini hala nasıl eleştirenler var bilmiyorum ama adam her maç en az 1 net pozisyon demek.
  • 1280
    şimdiye kadar hakkinda hic büyük taktisyen, süper deha gibi şeyler okumadım. daha kendisini ispat edebilmesi için önünde baya bir yol var.

    neden bu kadar sevildigiyle ilgili olarak;
    takimdaki dokunulmazlara dokundu
    çöpleri gonderdi
    tekrar takım olduk
    adam gibi adam
    işini çok seviyor ve çok çalışıyor
    beşiktaş ve fenere koyup iki tane kupa çıkarttı

    zamanla, takım maç yaptikca o da daha cok tecrübe kazanacak ve daha da doğru mudahaleler yapacak daha dogru taktikler hazirlayacak. kendisinde o ışık var. bu kadar destekle de yapmamasi icin hicbir sebep görmuyorum.

    adam bizi umuttan kurtardi daha ne olsun. dualarim seninle hocam.
  • 1282
    kendisini göklere çıkarma sebebimiz kadro mühendisliği açısından doğru işler yapmış olmasıdır. bu, geride bıraktığımız transfer dönemi itibariyle "öngörü" değil, sabit bir fikirdir.

    bakın arkadaşlar, futbol elbette bir sistem oyunudur; ancak bir sistemi oyunculardan bağımsız olarak doğru veya yanlış kabul etmek, oyunculardan bağımsız şekilde sistemin sizi başarıya götüreceğine inanmak doğru değildir. nitekim iyi futbol, ancak iyi futbolcular ile oynanır.

    misal veriyorum, rijkaard'ın sistemi önde 1996-2000 yılları arasında kurduğumuz baskıya yakın bir baskı kurmamıza olanak sağlamasına rağmen, yarı sahayı geçen her top, kötü kaleciler, bam üçlüsü ve servet çetin'in yer aldığı stoper hattı nedeniyle gol olarak rakibin hanesine yazılıyordu. yine, eğer sistem tek başına başarıya ulaşsa idi, fatih terim'in unutmak istediğimiz "2. dönemi" de yaşanmayacaktı. dolayısıyla sistem, ancak onu uygulamakla görevli oyuncular kadar iyi olabilir.

    "bugün messi olmasa barça aha sıçtık demez" veya "neuer olmasa bayern idare eder" demek de çok doğru değildir. messi'nin 2-3 maç olmaması, forvet hattında neymar ve suarez gibi şapkadan tavşan çıkarabilecek 2 adamı olan, arkadan rakitic ve iniesta gibi ne zaman ne yapacakları belli olmayan iki adam ihtiva eden, onların arkasında busquets gibi, sevmesem dahi kesici özellik konusunda dünyanın sayılı dmclerinden biri ve pique-alba-mascherano (umtiti) gibi hepsi a+ seviyedeki adamlara sahip barcelona için sorun olmaz. o sakatlık 10-12 maça çıksa ve o maçlar real, atleti, şampiyonlar ligindeki bayern vb. ile olsa emin olun barcelona taraftarı da çekinir. neuer özelinde de defans hattınız hummels,boateng, alba, lahm gibi bir hat ise, ve önlerinde vidal gibi dünyanın en komple orta sahası varsa ve yedek kaleciniz fevzi tuncay değil ise sorun teşkil etmeyebilir. nitekim, önde robben, ribery ve lewandowski varken zaten rakip en azından 4-5 adamını çıkartamamaktadır.

    jor hocam, sistem olarak 4-2-3-1 oynuyor. defans saatli bomba. sağ bekte yokluktan oynayan bir sabri, stoperde iyi olmasına rağmen yavaş ve sol bekten devşirme buz adam hakan balta, diğer stoperde bu sezon yerlerde sürünen şecu var. önlerinde, geçen sene kevgire dönen orta sahanın elemanı selçuk var. orta saha kırılgan yani. tolga olmasa, tıpkı geçen sene olduğu gibi topu alanın kalemize kadar gelmesini engelleyecek adam takımda yok. de jong bu kırgınlığı almak için takıma katıldı ama faydalanamıyoruz. işin bir negatif yanı da, playmaker görevi üstlenen selçuk sayesinde şecu-hakan-sabri üçlüsünden alınan top ileri o kadar yavaş taşınıyor ki, rakip zaten yerleşip pozisyon alıyor. bu da her golün ekstra gol olması gerektiği anlamına geliyor.

    "ben harry potter değilim" lafı mourinho'nun lafıdır. jor hocam, geçen sene 20 küsür puan fark yiyen takıma takviye yapmış olmasına rağmen bunlardan sadece bruma-eren ve tolga üçlüsünden faydalanabiliyor. bununla birlikte 90 dakika boyunca 30 metre civarından gol ve asist tehdidi olan, geçen sene takımın parlayan tek oyuncusu podolski'den faydalanamıyor. yasin yerine podolski oynarsa oyun kalitesi ve pozisyon sayımızdaki fark daha net ortaya çıkabilecektir. ben kayseri maçında sigthorsson ve podolski kulübede olsalar, o maçın seyrinin farklı olacağını düşünüyorum.

    jor hocam sistem kurmaya çalışıyor. oyuncuların sistem içerisindeki görev tanımlarını belirlemek vs. önemli ama şunu unutmayın; beğenmesek dahi serdar aziz, podolski, de jong, sigthorsson ve cavanda 5'lisini bugün hangi takıma koyarsanız koyun (bursaspor dışında, nitekim serdar dışındakiler türk olmadığından hamza oynatmayacaktır), sezon sonunda puan tablosunda en az +3 sıra ve +15 puan hanenize yazarsınız. biz bu adamlardan de jong dışında hiçbirinden dakika dahi faydalanamadık. bu adamların sakatlıkları da antrenmansızlıktan atan kaslardan kaynaklı değil. hepsi darbe sakatlığı. serdar ve cavanda sakat geldiler zaten.

    dolayısıyla +/- bazında bir jor değerlendirmesi yaparsak

    +alternatifli kadro oluşturdu
    +çöplerden kurtuldu
    +takım, takım hüviyetinde top oynuyor, başı kesik tavuk gibi dolaşmıyor.
    +kadro dağılımı adaletli. elindeki kadroyu kime versek bugüne kadar sahaya benzer bir diziliş ile çıkardı (misal ben sabri'yi yine de oynatmazdım, başkası selçuk yerine josue'yi oynatırdı ama bunlar 1-2 değişiklik ve benim sabri'ye, çoğu kişinin selçuk'a uyuz olması bu değişikliklerin temel sebebi olurdu
    +90 dakika boyunca ayakta kalabilen bir takım görüyoruz (selçuk dışında)
    +her hafta perşembe günü, tıpkı çoğu avrupa ülkesinde olduğu gibi takımdan haberleri bizzat hocanın ağzından öğrenme imkanımız oluyor.

    - orta saha kırılganlığını halen üstümüzden atabilmiş değiliz ancak de jong monte edilemediği için bu yarın öbür gün rahatlıkla + olabilecek bir -
    - oyuncu değişiklikleri konusunda biraz geç kalıyor gibi; hamle oyuncuları sakat olduğundan bu da sonrası değerlendirme için kalan bir -. çift forvete dönemiyoruz mesela maç sıkışınca, bunun sebebi kadroda forvet oynayabilecek 3 oyuncunun 2 tanesinin sakat olması olabilir. sneijder çıkıp sigthorsson oyuna alınarak hızlı ortalara dönmeyi planlasa bile bu adam olmadığından objektif değerlendirme yapamayız.
    - genel oyun tempomuzun 1 tık daha üstte olması lazım. bu konuda da net değerlendirme ancak eksikler kadroya katılınca yapılabilir.

    şu anda aklıma gelenler bunlar. artılar yıllardır görmek istediğimiz, aslında basit ama bir türlü gerçekleşmemiş artılar. eksiler ise ancak takımın kilit sayılabilecek 11 ve hamle adamları döndükten sonra değerlendirilebilecek eksiler.
  • 1283
    geçen seneden takımımızın bir farklı olmadığını söyleyen arkadaşlarımız var, bu durum normal, zira takımımızın geçen seneki durumunun müsebbibi futbolculardan çok yönetsel kaos ve teknik kadro boşluğuydu.

    yani özetle, aslında geçen sene, bu seneki yönetsel yapıdaki düzelme - ki ben adına şimdilik nazifoğlu etkisi diyorum - olsaydı ve teknik kadro hamzalı, denizlili saçma sapan kurguyla zaman kaybetmeseydi, geçen sene de belli yerlere gelebilirdik ki - takviye yapılmamış kadronun iyi kötü fenerbahçe ve beşiktaş'tan kupa alması bunun göstergesi...

    hiçbirimiz sanırım riekerink'in fundamental bir deha olduğu iddiasında değiliz, olmamalıyız da, işin aslı öyle bir dehanın da mevcut galatasaray'da yapabileceği şeyler kısıtlı olurdu... yani bir bielsa, bir guardiola, bir mourinho da gelse elimizdeki malzemeyle çıkacak yemek aşağı yukarı belliydi.

    bize lazım olan şeyler belliydi ve bunlar da riekerink'te mevcut:

    - egosundan arınmış bir kişilik,
    - futbolcularla iletişimi kuvvetli bir önderlik,
    - futbolun en temel doğrularını futbolcularımıza tekrardan anlatabilecek bir birikim,
    - öz güveni yükseltecek bireysel terapi anlayışı,
    - takıma aidiyet hissedilmesinin sağlanması,
    - gençlere, takımın geleceğini kurtaracak isimlere şans verilmesi

    şimdi; geçen seneye göre bir fark göremiyorum diyen arkadaşlarıma - katılmakla birlikte - bir hususu örnek vererek fikirlerine danışmak isterim:

    - galatasaray'ın geçen seneye başlayan ve 3 kulvarda şampiyon olmuş kadrosu, yeni sezona başlarken, bruma denen oyuncumuzu bakmadan, denemeden, hazırlık kampına dahi almadan ispanya'ya yollayan hamza hamzaoğlu'na göre riekerink aynı kalem midir?

    bruma'yı ispanya geliştirdi demek bence hayalcilik olur biraz. ben bruma'yı sociedad'da da takip ettim, real madrid'e attığı bir gol haricinde bruma yine aynı bruma'ydı. işin ilginci, bruma'da "öz güven" harici değişen bir şey de yok. hazırlık döneminde bruma parladı, ancak sezon başlayınca yine "son kararları hatalı, aceleci, telaşe" eleştirileri gelmeye başladı,

    değişen bruma değil arkadaşlar, bruma gibi gencecik bir dünya çapı yeteneğe oynama fırsatı verilmesi.
    riekerink ne olursa olsun bruma'dan vazgeçmiyor,
    hamzaoğlu'nun hazırlık kampında dahi denemeye lüzum görmediği bir gençten dünya yıldızı yaratabilmek telaşında hoca,
    tüm hazırlık maçlarında oynatıp öz güvenini tavan yaptırdı, ve şimdi de sezon içinde fayda almaya çalışıyor.

    bu sebeple, riekerink'in bir deha göstermesine gerek yok, fanteziye kaçmadan "futbolun doğrularıyla" devam etmesi yeterli.
    hayallere rüyalara dalmayalım hemen, bu sene hazırlık dönemi ve sezon başlangıcı bizi "şampiyonluk" havasına sokmuş olabilir,
    ancak geçen sezon sonunda kimse "bu sene şampiyonluğa oynayacağız" kafasında değildi,

    hocanın üstüne bu yükü bindirmeden, bu sezonu beklentileri düşük tutarak, ancak hedeften de sapmadan, iyi yerlerde bitirirsek, riekerink, kalıcı ve uzun soluklu bir projenin mimarı olabilir.

    ben kendisine güveniyorum...

    (bkz: i love you riekerink hojam)
  • 1284
    kendisinin oyuncu değiştirme problemi yoktur. sadece bizim istediğimiz dakikada bizim istediğimiz adamı oyuna almamaktadır. bunu çözemedik bir türlü. maçı izlerken diyoruz ki yasin'in çıkması lazım, yasin'in çıkması lazım, yasin'in çıkması lazım. yasin çıkmayınca hoca işbilmez oluyor. yahu orada yasin'in çıkması gerektiğini düşünen biziz. hoca öyle düşünmüyor ki. kafasında başka birşeyler olamaz mı adamın? bizim olmasını istediğimiz şey olmayınca adam kötü hoca mı oluyor yani?
    yapmaya çalıştığı şeyi yapacak. doğru mu yapmış, yanlış mı yapmış haftalar içinde sıralamadaki yerimizden anlayacağız.
    her hafta 60-65 arası yasin'in yerine sinan'ı alsa, bir de 75-85 arası josue'yi oyuna soksa buradaki arkadaşlara göre sorun kalmayacak. ama bu kadar basit değildir belki de bu işler. her maç birbirinin aynı değildir belki de.
    benim gözümde umut,tarık ve olcan'ı yollayarak çıtayı aşmıştır. hatta ben teknik direktör olsam umut ve tarık tamam ama olcan'ı yollamaya cesaret edemezdim. "iyi kötü tekniği var,lazım olur" derdim. riekering acımadı, kesti biletini. göbeğe prim vermedi.
    onca isim yapmış italyanla bilmemneyle süründükten sonra bu isimsiz aslana tarifsiz bir güvenim oluştu. boşa değildir inşallah.
  • 1285
    bugun kendisine "maç oynanmadan 1 puan teklif etseler kabul eder misiniz?" şeklinde soru sorulan hocamız.

    insanın aklına iki şey geliyor, ya bunu soran galatasaray düşmanı, aklı sıra takımı ve hocayı küçük düşürmeye çalışıyor, ya da gerizekalı bir troll...yani en dandik kahvede edilen muhabbeti yapacaksa muhabir , sokaktan 3 kişi alıp götürelim oraya soruları o sorsun...
  • 1290
    ilk 4 hafta istatistiklerine göre galatasaray'ımızı avrupa'nın en çok topa sahip olan takımlarından biri yapmış, çok sevdiğim teknik direktörümüz.

    işte istatistikler;

    avrupa'da topa sahip olma oranları bakımından yüzdesel olarak en yüksek 5 takım

    bayern münih - %71
    borussia dortmund - %68
    barcelona - %68
    galatasaray - %66
    paris sg - %65

    galatasaray maç başına ortalama 532 isabetli pas ile avrupa'nın en çok isabetli pas yapan takimlarından biri oldu. işte pas sayısı olarak istatistikler;

    bayern münih - 648
    paris sg - 593
    napoli - 565
    barcelona - 562
    b. dortmund - 552
    galatasaray - 532
  • 1291
    gün geçtikçe pas futbolumuzu geliştirdiğimizi görüyoruz. pasların ağırlık merkezi maçlar geçtikçe rakip kaleye doğru kayıyor. karabük maçında kendi ceza sahamızda pas yaparken sırasıyla akhisar ve kayseri maçlarında bu pasları rakip yarı sahaya kaydırmayı başardık. rizespor maçında ise maça tamamiyle hükmettik. top kaybettiğimizde saniyesinde kapıp rakibe top göstermedik.

    ve bunu kim sağladı? jan olde riekerink.

    basan, koşan ve ısıran takım olduk.

    sarı saçlım, mavi gözlüm! galatasaray'ımın atatürk'ü! sana güveniyoruz, elini kalbine koy ve tüm galatasaray taraftarının hırsını, aşkını, arzusunu, sevgisini kalbinde hisset hocam. 24.09.2016 beşiktaş- galatasaray maçından da inşallah alnımızın akıyla çıkar, şampiyon şarkısını daha da güçlü şekilde haykırmaya devam ederiz.

    http://gss.gs/Mnn

    http://gss.gs/Ygv
  • 1297
    timsah misali suyun altında gizlice bekleyenlerin kafasını suyun üzerinden gösteren hoca. şu ana kadar yapmaya çalıştıklarını görmemek için ya kör olmak lazım yada art niyetli olmak lazım.
    beşiktaş maçını kaybetmesi sövmeyi gerektirmediği gibi eleştiri yapılmalıdır.
    beşiktaş maçını kazanması aşırı övgüyü gerektirmediği gibi yine eleştiri yapılmalıdır.
    ama kazanması yada kaybetmesi durumunda her halükarda hakkını verip daha çok çalışacağına inanmak ve bu yönde umut etmek ve yapıcı eleştiriler yapmak galatasaray için daha iyi olacaktır.
  • 1298
    24 eylul gs bjk macinda sabri ve yasin tercihleri acisindan alternatifi bulunmayan hoca. ne yapcakti sinan mi oynayacakti? denedi sinani ama verim alamadik yasin ise son maclarda gayet iyi gozukuyor.

    sabri ise linnes gercekten rezalet cavanda ise ilk macinda bjk karsisinda oynamaz. takima adapte olacagi ilk mac bu olmamali. he sabri bok gibi ama yinede 2 mactir oynuyor ve defans ile iletisim var az cok. kotu bek ama cavanda acisidan ilk mac olmamasi bence iyi.

    cikardigi 11de zaten 2 kisi elestirilir gerisi standart. bakalim gorcez yenilirse olmeyiz yenerse de sampiyon olmayiz yani kasmayin iyi oyu onemli.
  • 1299
    beşiktaş deplasmanında kaybetmesi onu kötü hoca yapmaz ya da kazanması da iyi hoca yapmaz. önemli olan oyun planımız, takımın psikolojisi ve kondüsyonu ve de oyuna yapacağı hamlelerdir. bu konularda takım ve kendisi iyi olduktan sonra kaybetmek ya da kazanmak önemli değil. lig daha uzun. eleştiriler tabi ki olacaktır ancak sonuç ne olursa olsun hocaya bugüne kadar verdiği ışıktan dolayı desteğimizi devam ettirmeliyiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın