resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 927
    sorun çıkaran bölgeyi iyi tanımlayıp hemen tepkisini vermiştir. herhangi bir türk hoca olsa 60. dakikada maç 2-0 iken falan değiştirirdi herhalde. yok 24 yaşındaki adamı küçük düşürmüş falan... bunları geçiniz. ben jor hocamda o isteği ve arzuyu görüyorum. siz galatasaray'ı çok seviyorsunuz ve ekranlarınız başından çıldırıyorsunuz. işte bu adam da saha içinde çıldırıyor. yaptığı hareket sadece linnes'e bir kasıt değil takımın kötü futboluna verdiği bir tepkidir.
  • 929
    benim tek eleştirim sinan gümüş'ü yeterince uyarmaması. sinan özellikle ilk yarıda çok kötüydü ve martin linnes'i zor duruma düşüren de sinan idi.

    bir de üçüncü değişikliği yapmamakta ısrar etmesini anlayamadım.

    henüz ligin başındayız. olağanüstü koşan bir takıma karşı oynadık. ufak bazı hatalara rağmen, jan olde riekerink'e kredimiz asla bitmez ve desteğe devam.
  • 933
    mactan sonra ligtv roportajinda baya ciddi ve sert konustu. skordan memnun oldugunu ama oyundan hic ama hic memnun olmadigini uzerine basa basa defalarca kez tekrar etti.

    mert bey de tercume etti ama vurguyu yorumu iyi yapamadi. riekerink futbolculara resmen "guzel de bir hazirlik kampi gecirdik iyi de calistik ama bugun yasadigimiz bir kazaydi (incident: olumuz olay, kaza, vs.) cok pozisyon verdik ve bu kazayi tekrar etmemek icin bazi seyleri dikkatle inceleyip kendimizi gelistirecegiz" diyerek ayari hatta ne ayari kuskuyu verdi kuskuyu. bunlari defalarca tekrar edip konusurken bir ben mi gordum bilmiyorum ama gozleriyle ates ediyordu. hani "soyunma odasina bir gireyim hepinizi dick advocaat" der gibi korkutucu bir ifade vardi suratinda.

    bakalim kendisi mevcut performanslari ve aciklari duzeltip uzerimizdeki olu topragi atacak mi ama bugun roportajdaki surat ifadesi zamaninda terim'in 2-0 dan 4-2 cevirdigimiz samsunspor maci sonrasi oyunculari soyunma odasinda uyardiniz mi diyen pinar argun'a "uyarma demeyelim, uyarma hafif kalir, daha baska birsey" derkenki ifadesine cok ama cok benziyordu.
  • 934
    dün akşam atılan golden sonra çok kısa sevinip, hemen ardından eliyle "hadi ama bu oyunla kazansak nolur dostum" tarzında bi işaret yaptı.

    bu gözler 1 yıl önce real madrid ve juventus'un olduğu gruptan çıkan takıma, iç sahada anderlecht karşısında bir bok oynatmayıp, chedjou mucizesiyle son dakikada gelen beraberlik golünde havaya uçan hoca gördü. (bkz: cesare prandelli)

    oynanan oyuna bakmadan atılan gole deli gibi sevinen ve bırak önlem almayı o oyunu oynayanları kahraman ilan eden hoca gördü. (bkz: hamza hamzaoğlu)

    2.5 milyon alıp, iç sahada "astana" karşısında atılan beraberlik golüne deli gibi sevinip hatta maçtan sonra şekil yapan hoca da gördü. (bkz: mustafa denizli)

    jor dün en az bizim kadar kızdı ve üzüldü oyuna ama yapacak hamlesi yoktu ki. sahaya çıkardığı takımda en az 3 isim değişecek zaten yani biz neredeyse geçen yıl oynayan kadroyla oynadık.

    yani bazı şeyleri hesaba katmadan kalıplaşmış bir şekilde eleştirmeyelim "2 aydır takımın başında ne yaptı" diyerek. bu takımın adam yiyen bi ortasaha transferi yapmadan düzelmeyeceği konusunda hemfikir değil miydik, ne değişti? hala bekliyoruz işte. e josue, cavanda, serdar da yoktu. yani dün elinde öyle bir kadro vardı ki ben dahil selçuk'tan bıkmış yazarlar bile onun yerine başka isim yazamazdı.

    ben hala bu adam şu ana kadar futboldan ve futbolcudan anladığını gösterdi diyorum. kadro oturunca da iyi futbol oynatıp oynatmadığını gösterecek ki umarım oynatır. ama şartlara bakmadan dün akşam oynanan maçtan sonra gömmek çok büyük acımasızlık.
  • 936
    edit: tolunay başlığına yazarken vazgeçip kopyalayıp buraya geldim. enrtynin başında bahsettiğim kişi tolunay, riekerink değil.

    sanırım elinde bir kez kitapla görüldü diye filozof zannedilen boş adam. tam bir düz adam kendisi.

    ''riekerink o hareketi sneijder' e yapamaz'' işte bu cümle tam bir düz adam cümlesi, bu yorum tam bir düz adam yorumu. aslında takımla ilgili uzun bir şeyler yazmak zamanımı buna ayırmak istiyordum, bu boş adama zaman harcamak istemiyordum ama kendimi tutamıyorum; alalh evlerine ateşler... şaka lan şaka. tamam ciddi yazıyorum;

    düz adamlara göre liderlik herkese aynı muameleyi yapmaktır. oysaki gerçek bir liderin en yapmaması gereken şey budur. lider, herkesin özelliklerine göre davranmayı bilip tabiri caizse nabza göre şerbet vererek herkesten maksimum verimi alabilen adamdır. mourinho' nun bir antrenmanda sneijder' in yanına gidip ''git ve tatil yap, dinlen'' dediği artık hepimiz tarafından biliniyor. sonrasında sneijder ''herkes bana çalışmaktan bahsederken o bana tatile gitmemi söyledi. döndüğümde sahada onun için ölmeye hazırdım'' dediğini de yine hepimiz biliyoruz artık. bu mantıkla mourinho bütün takıma antrenman yaptırırken sneijder' e izin vererek haksızlık ve dolayısıyla kötü ldierlik yapmış oluyor tolunay isimli düz adama göre. bu ülkede maalesef çok fazla düz adam var ve dahası bu düz adamların sözüne ne yazık ki çok bakılıyor.

    riekerink başarılı olur, başarısız olur o ayrı. başarılı olmak için kağıt üzerindeki kadro da yetmez, iyi hoca da yetmez. o akdar çok değişkeni var ki bu meselenin. örneğin az önce örnek gösterdiğim mourinho chelsea ile, dortmund efsanesini yeniden yaratan klopp dortmund ile berbat sezonlar geçirdiler. riekerink de bizimle berbat bir sezon geçirebilir. ama bu riekerink' in benim gözümde düz adamlaran çok daha değerli bir adam olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

    türk futbolunda üslubu, görünüşü farklı olup da kafa yapısı tolunay gibi olan saysızı adam var. bu adamlar olduğu sürece de türk futbolu da türk sporu da bir arpa boyu yol alamacaktır. 20 yıldır aynı söylemler, adamlar yeni hiçbir şey üretemiyorlar. hamza hoca emre çolak' a yaptığını burak' a yapamaz. o da elini sıkmadı. riekerink linnes' e yaptığını sneijder' e yapamaz... bunu mu konuşmak gerek? bu mu tüm sorun? e yıllarca lucescu' ya disiplinsiz dendi bu ülkede. oyuncular istediği gibi at oynatıyor dendi hatta lcuescu bir maçta mondragon' u oyundan çıkaramadı. bak bu gerçek, oldu bu. mondragon sakatlandı, lucescu oyuncu değişikliği istedi ama mondragon iyiyim çıkmayacağım dedi, lucescu ısrar etti, mondi de ısrar etti ve çıkmadı. yine bir maçta lucescu oyuncu değiştiriyordu, hagi ben çıkacağım dedi ve kendisi çıktı oyundan. heh işte o lcuescu bugün türk takımlarının kurtuluş umudu hala. demek ki tek bir doğru yokmuş, adam idare edebilmek demek emir komuta zincirinde hocanın komutan rolüne soyunması demek değilmiş. amk yıl olmuş 2016 televizyonlarda hala bir baba hakkı' nın, baba gündüz' ün karşısında konuşmaya korkardık deyip bunu doğru bir şey gibi anlatan adamlar var. bu olsun istiyorlar hala. gelişimini, geleceğini dört gözle beklediğim o pırıl pırıl parlayan enes ünal, bir futbol dergisine yazdığı yazıda ne diyordu bakın; ''örneğin; kaptan kompany karşısında bir topa çok sert bir tekme sallayarak girebiliyorsun ve o sadece işini yapıyor, sana dönüp bakmıyor bile. antrenmanın geri kalan kısmında arkanda birisi dolaşıyor mu diye sürekli tetikte olmana gerek yok! yine burada takıma henüz bir-iki hafta önce katılan genç bir oyuncu tartışmalı bir pozisyonda takımın gedikli oyuncularından herhangi birisine karşı “top sizden çıktı” diyebiliyor. bunun imkansız olduğu çok fazla yer var, bana inanın!'' biz hala baba hakkı, baba gündüz diye takılalım. ü

    tam şu noktada bu entry buraya değil de hocanın başlığına girmeyi daha doğru buldum. bu tolunay isimli düz adama bu kadar yazı fazla. şimdi de biraz hoca ile ilgili yazayım;

    (bkz: 22 ağustos 2016 galatasaray karabükspor maçı)nı baz alarak galatasaray' ın sorunlarını kendimce şöyle özetlerim;

    hücumda: çok yavaş pas yapıyoruz ve çok sabitiz. herkes sadece topu bekliyor, koşu göstermiyor, boşa çıkmıyor. topu savunmadan alıp ileri taşıması gereken selçuk ve tolga topu alıp dönemiyorlar, topla mesafe kat edemiyorlar -tolga son 15 dakika bunu yaptı o ayrı- sneijder de çok etkisiz. yani geride top aldığında ileride boş arkadaşı olmadığından etkili pas yapamamasını anlarım ama etkili olabileceği alanlarda topu aldığında da ya kaybediyor ya da kötü kullanıyor. selçuk' u artık konuşmuyorum bile. koşu mesafesi vs. benim çok ilgilendiğim şeyler değil, selçuk her şeyiyle yetersiz. yavaş düşünüyor, yavaş uyguluyor, yavaş dönüyor. yani selçuk topu alacak, kendisinin merkezde olacağı 4 metre yarıçaplı bir dairede kimse olmayacak, ileride bir arakdaşı koşu gösterecek selçuk da ona uzun pas atacak. sırf bunun için selçuk yükü çekilmez. bir takımda herkesinf arklı görevleri vardır ama selçuk o bölgede oynuyorsa ya pirlo gibi muazzam top dağıtacak ataklara yön verecek ya da savunma anlamında takıam ciddi katkı verecek. hücumda bu kadar etkisiz olup da savunmada da bu akdar zaafiyet göstermesini kimse kabul edemez. tolga çok basit bir pas hatası yaptı, o pozisyonu unutamıyorum ama sakin kafayla istatistiklere bakınca muazzam bir pas yüzdesiyle oynamış ayrıca son 15 dakikada da sahanın en iyisiydi. yine de genel olarak bakarsak orta üçlü sana hücum ettirmekte bu kadar beceriksiz olursa ve kanatlarda da sinan ve bruma gibi -ki bruma nispeten yapabiliyor o ayrı- pas oyununu beceremeyen, oyunu topla dripling üzerine kurulu adamlar varsa, karşında da iyi koşan, alanları iyi kapatan ve orta sahandaki 3 adamın top aldığında onları döndürmeyecek şekilde sağlam basan bir takım olursa hücumda etkisiz olman çok normal. çözüm kısmına son paragrafta değineceğim çünkü savunma ile birlikte çözülebilecek bir sorun hücum da.

    savunmada: burası gerçekten büyük sıkıntı. bir kere bruma, sinan, sneijder, selçuk, tolga beşlisinden hiçbirisi rakibin ayağından top alma becerisine sahip değil. yani hiçbiri bir melo değil(sadece top çalma anlamında diyorum yoksa melo ile kıyaslamıyorum) bu adamlar savunma yapmayı bilmeyen adamlar ki bunun için de bu adamlara kızamazsın. şöyle düşünün messi birebir de çok mu iyi bir savunmacı ya da iniesta' yı birebirde yakalarsa çalım atamaz mı herhangi bir oyuncu? alan bulursa atar ama mesela şu ki barcelona o alanı vermiyor sana. yani üç hücumcu -ki hücumda bu akdar üretken 3 adamdan(neymar-suarez-messi / ronaldinho-etoo-guily mesela)zaten aynı oranda bir savunma performansı bekleyemezsin- ve arkalarında xavi-iniesta gibi hiçbir zaman üstün fizik güçleri, ikili mücadele başarıları-sertlikleriyle değil de zeka ve teknikleriyle öne çıkmış iki adama rağmen barcelona rakipten topu en hızlı alan takımlardan biri olmuştur son 10 senedir. çünkü alanı o kadar daraltıyorlar ki rakibin gidebileceği bir yer kalmadığından ya geri dönüyor ya da topu kaybediyor. eğer rakibe müthiş basan oyuuncuların yoksa, o zaman alanı daraltırsın. ama bunun için hem makina gibiişleyen bir takım gerek hem de savunamyı öne çıkartabilmek gerek. dün defalarca görüldüğü üzere hoca bunun farkında. zaten bu söyklediklerim bir sır falan değil, herkes biliyor bunları. hoca bunun farkında ama şu an çözümü yok elinde. çünkü savunamyı öne çıkarttığında hem ayrı sorunlar ortaya çıkıyor hem de galatasaray makina düzeninde oynamadığından rakip o yalancı presten etkilenmeden yine alan bulup çıkıyor. bu kez senin hücumda verim beklediğin adamlar 50 60 metre geri gelmek zorunda kalıyorlar. hem yoruluyorlar hem de zaten bu işten keyif almadıklarından konsatrasyonlarını kaybediyorlar. hakan balta ve chedjou ileri çıktıklarında arkaya atılan her top tehlike oluyor, chedjou-balta ama özellikle de linnes chedjou arasına atılan her top büyük tehlike oluyor. bir sorun da yine selçuk ve tolga ve snijder ile tekrar ortaya çıkıyor. galatasaray ileride basmaya çalışıyor, alanları kapamaya çalışıyor ama henüz beceremiyor ve rakip oradan çıkıyor. oradan çıktığı anda da selçuk asla ama asla rakibi yakalayamıyor, rakibin bizim kalemize geldiği kadar hızlı geri dönemiyor. zaten savunma ağır, zaten kanatlar ve sneijder git gellerle yoruluyorlar üzerine bir de rakibi yavaşlatamayıp o git geller içind e zaman yaratamayınca bu oyunculara, film kopuyor. rakip her pozisyonda 4 5 kişiyle senin savunma hattının üzerine geliyor.

    bazılarınız hemen suçluyur bulmuş. sneijder kötü, selçuk kötü, chedjou kötü vs. vs. bu olan biten asla tek oyuncu ile açıklanamaz. yahu bizde şamar oğlanına dönen ceyhun oynadı dün rakipte. e üstünlük kuramadık ama? mesele takım olmak, mesele oyun planı, mesele zihniyet. önce bunları yerleştir sonra tek tek aksayan dişlilere bakarız. elbette selçuk yerine pogba oynarsa iş değişir. çünkü pogba rakibi selçuk kadar kolay döndürmez, döndürse de yerini kaybetmez, kolay geri döner. ama pogba bizde olsa şampiyon oluruz diyemem yine de şu oyunla.

    bir sorun da yine orta ikilinin ahva toplarındaki yetersilikleri. ortsa sahada her hava topunu rakip alıyor, rakibin şişirdiği topu maçın son 10 dakikası hariç alıp da yeniden hücum alanına yollayamadık hiç. çünkü ne selçuk ne tolga bu konuda çok verimli dğeiller ama hele selçuk hiç değil. aslında bakarsanız bana göre en büyük sorun zaten selçukç hiçbir şeyi yapamıyor adam. melo' yu düşünün; duran toplar bir tarafa ortsa sahada ortada kalan her hava topuna melo vururdu neredeyse. selçuk ise hiçbirine vuramıyor. yani rakip sahadasın, pas yapıyorsun bir hatalı pasta rakip topu uzaklaştırıyor. topu alıp ileri oynasan sinan, bruma, sneijder dönmek zorunda kalmayacak. hem diri kalacaklar hem de konsantrasyonları kaybolmayacak ama hava topunu rakip indiriyor ve rakibin hücumu başlıyor. daha cı bir şey var, rakip hücumda top kaybetmeyeceğinden o kadar emin ki -çünkü topu nasıl alabileceğine ilişkin bir planın ve yeteneğin yok- bekleri dahil korkmadan üzerine geliyor. oysaki 2 kez o topu çalmış olsan, 2 kez sinan ya da bruma beki önde yakalamış olsa o bek bir daha o kadar kolay çıkmaya cesaret edemez.

    sorunlar çok ama umut veren tek şey sorunların birbirine bağlı olması ve birini çözmemiz halinde diğerlerinin de azalacağına olan inancım. tabii futbol bu, bir sürü değişkeni var hiçbir zaman kağıt üzerindeki kadar kolay olmaz her şey ama sanki bir tane hızlı stoperle savunmayı önce kurabilsek ve bir tane de rakibe sağlam basan, yerini kaybetmeyen bir ortsa saha bulabilsek işin hücum kısmı da kendiliğinden çözülecek gibi.

    dünün umut verenlerini de yazayım;

    muslera' ya zaten diyecek laf yok.
    golden bağımsız söylüyorum eren burak ve umut' un hiç yapmadığı kadar topa bir şeyler yapabilecke bir adam gibi duruyor. sırtı dönük alıyor, indiriyor, veriyor falan
    tolga son on dakikada oynadığı topu maç genelinde altmış dakika oyansın yeter. doksan demiyorum, altmış dakika oynasın, kimse konuşmaz bir daha 2 milyon eurosunu.
    carole an gelir hata yapar, yanlış yapar vs. ama adamın bir standartı var. gönül rahatlığıyla sol bekim carole diyebilirsin artık.
    bruma ben çok seviyorum kendisini. beklenen patlamayı yapar mı yapamaz mı bilemem ama eliminde ondan daha iyi kanadı bırakın ondna daha iyi futbolcu olup olmadığı tartışılabilir.
    sabri sol ayakla yaptığı o saçma ortayı saymazsak şaşıalcak derecede iyi paslar attı. kendisini hiç sevmiyorum ama şu haliyle sağ beki o hak ediyor.
  • 940
    cok gecmise gitmeye gerek yok, kadromuzun gayet iyi oldugu sampiyonlar liginde iyi oynadigimiz seneyi hatirlayin. bir iki defo vardi ilk 11'de ve o guzel akici oyun birden kilitleniyodu bu adamlar yuzunden. eboue eksikse mesela sabri olmuyodu orda siritiyodu ve hep ondan sikayet ediyoduk, ya da melo cezaliysa yerine oynayan ayni isi yapamadiginda takimda bazi anlarda bocaliyodu, maca hukmedemiyorduk. ayni sekilde dany sacma sapan bi gol yedirdiginde rakibin tutumu degisiyodu, zor bir maca donusuyodu durum birden. hatirlayin bir zamanlar ah su da olsa super olacak derdik. suan ki kadroda o kadar cok eksik var ki duzgun oyun beklemek imkansiz. bekleyin transfler oynamaya baslasin alissin o zaman birseyler degismezse bakariz. dogru adamlari aldi bu hoca, dogru kisileri dogru yerlerde oynatacak. sabredilmesi gereken teknik direktorumuz.
  • 941
    adamın bi kere gelis sekli yanlıs, yonetim lucescu'ya gitti, baska adaylara gitti, hepsi plan, butce, uzun vade istediler. yonetim baktı olmuyor stepne'yi taktı. herkes biliyor ki, 1-2 mac arka arkaya yenilgi alsa takım, temeli curuk oldugu icin yana devrilecek .

    yonetimin teknik direktore sundugu ortam boyle mi olmalı ?

    hep kazanması lazım, asla acık vermemesi lazım ki, o temeli kendi doldurabilsin, kendi kredisini kendi yaratabilsin. bu da cok zor.
  • 942
    öncelikle başarı veya başarısızlıkta kendisinin arkasında duracağımı söylemek istiyorum.

    bunun temel bir sebebi var; jan olde riekerink bey doğru bir kadro planlaması yapıyor. kadro mühendisliği açısından doğru, her hocanın taktiğine uyum sağlayabilecek, farklı taktiklere yatkın bir kadro kurmanın peşinde. giden, gelen, veto edilen, uğraşılan bütün oyuncular "adı transfer olsun" diye teoride değil, takımın pratikte ihtiyaç duyduğu adamlar.

    taktik dizilim olarak eleştirebileceğimiz bir durum yok; daha önce de belirtildiği gibi geçen sene 6. olan kadrodan 3 farklı oyuncu var, (bruma, eren ve tolga) ve bunların hiçbiri geçen sene yaşadığımız defansif kırgınlığımızı ortadan kaldırabilecek, dos3 gibi top çalıp sertlik seviyesini arttıracak adamlar değil. beşeri koşullarda da sıkıntılar yok değil. dün oynadığımız taktik; takımın oynayabileceği en doğru taktik olan 4-2-3-1. zira şınosuz olası alternatiflerden 4-3-3 oynayayım desen ön liberon yok, 4-4-2 oynayayım desen sneijder yerine berk ismail ünsal ile sahaya çıkman lazım; çünkü poldi sakat.

    linnes özelinde konuşayım, kendisine yapılan hareketin motivasyon amaçlı olduğunu düşünmeyen insanlar futbol oynamamış insanlardır. bunun için profesyonel veya amatör oynamaya gerek yok, iddialı bir halı saha takımında oynayan insanlar bile sözle vs. birbirini uyarır ki riekerink bey de maç sonu bundan dem vurmuş. kendisini uyarmasına rağmen düzelmeyince değiştirmesi de, düz adam futbol yorumcularının aksine doğru hareketti, zira gol geliyorum diyordu ve faturası ağır olacaktı. mal gibi beklemenin alemi yok, linnes de türk olmadığından "beni neden aldı acaba" diye tavır yapacak adam değil.

    kendisinin neden arkasındayım biliyor musunuz? dün biz kötü oynadık ama karabük iyi kapandı. futbol oynamadılar, antifutbol, kontraatak vb. galatasaray olarak en iyi dönemimizde bile çıkarken top kaybettiğimizden bireysel hatalardan pozisyon bulmalarına takılmayacağım. buna rağmen riekerink çıkıp "zik gibi top oynadık, düzeltmeye çalışacağız" dedi. tam olarak böyle söylemedi belki, ama senin benim, mehmet'in, ali'nin gördüğü şeyleri gördüğünü net şekilde ifade etti. çıkıp "eksiklerimizi gördük, zor maçtı ama kazanmak önemli idi" gibi şeyler söylemedi; "koşmadık, güçsüzdük, hızlı top çeviremedik" dedi. sorunu tespit etti yani. çözebilir mi? bekleyip göreceğiz. senelerdir takımdaki sorunları göremeyen, görse de dile getiremeyen adamlara katlandıktan sonra en azından doğru teşhisi koyan bir doktor bulduk. doğru tedaviyi de uygulayabilirse hasta adam ayağa kalkar. burada taraftar olarak bize iş düşüyor. yarın öbür gün alınacak 2-3 olumsuz skorda "kaşını sikeyim" dememek, her koşulda sezon sonuna kadar sabretmek lazım. sonuçta atla deve adamlar alınmadı; eren sınıf atlattı ama bunun sebebi eren'in muazzam forvet olması değil umut kan emicisinin futbolcu olmaması.
  • 944
    fatih terim nasıl ki emre çolak'a maçta kaybettiği top yüzünden "piç" diye bağırdıysa ve emre çolak fatih terim zamanında en iyi dönemini yaşamışsa, kendisi de pek tabii oyuncularla olan diyaloğunu ayarlayabilecek kapasitededir.

    böyle tatlı sert hamleler bazen oyuncuyu kendine getirir. daha 1 hafta önce 120 dakika taş gibi oynayan ve diri bir q7 karşısında bile ezilmeyen bir linnes'ten dünkü linnes'e gelince adam da tabii çıldırdı.

    isimli bir hoca olmaması ve kariyeri neredeyse bizimle başladığı için her daim istim üstünde olacak. bu sezon şampiyon oldu oldu olmadı bu şartlarda biz istesek bile genel kanı nedeniyle gönderilir.

    aslında iyi bir fırsat da var önünde. diarra da gelirse istediği oyunu oynatabilir, oynatamazsa da zaten yapacak bir şey yok başarısız oldu diiyeceğiz ama ben inanıyorum... olacak olacak... :(
App Store'dan indirin Google Play'den alın