• 177
    ara ara bu başlığı kurcalamaya karar verdim. beklenen istanbul depremi için devletin herhangi bir planı olmadığından şahıs olarak bir kişinin aklına kurt düşürüp istanbuldan ayrılmasını sağlarsam bunu kendime şeref madalyası sayacağım.

    99 yılındaki depremden sonra bir sonraki depremin yeri ve şiddeti aşağı yukarı öngörülmüştü. o gün nüfusu 8 milyon olan istanbul bugün 16 milyon.

    olimpiyat stadı mı yapılacak; yapıştır istanbul'a,
    formula 1 pisti mi yapılacak; getir kardeşim hemen istanbul'a,
    milyonlarca kaçak girdi ülkeye nereye salınacak bunlar? bindirin tırlara salın kardeşim istanbul ortasında,
    finans merkezi? herhalde istanbul'a yapılacak soru mu bu şimdi,
    merkez bankası ankara'da başkent de kendi halinde çalışıyor, hayır olmaz hemen istanbul'a taşınsın.
    *

    diye diye 20 yıl önceden başlayarak sadeleştirmemiz, depreme güvenli hale getirmemiz gereken şehri ranta kurban verdik nüfusu ikiye katladık, deprem hiç olmayacakmış gibi günlük politikalarla talan ettik şehri.

    bu saatten sonra istanbul'u sadeleştirmek için yapılacak hamlelerin hepsi sermaye sahiplerinin canını sıkar. devletin caydırıcı bir politika gütmesi de zaten günlük siyasetçilerle yapılacak iş değil. güçlendirme falan derseniz de o iş de aynı yapı denetim gibi fotoğraftan rapor imzalamaya döner. vatandaş desen canını verir de malından, parasından ödün vermez kimse kendi evine masraf yapmaz.

    dolayısıyla sizlere tek seçenek kalıyor. sizi istanbul'a kesin olarak bağlayan bir işiniz yoksa, mesleğinizi her yerde yapabiliyorsanız bu kıyamet senaryosundan en azından kendinizi ve ailenizi sıyırabilirsiniz. bundan 25 sene önce anadolu gerçekten mahrumiyet yeriydi. benim çocukluğum 8 farklı şehirde geçti ama ilk sinemaya ilk avmye ankara'da gittim. ama bugün için öyle bir durum yok. istanbul'un size iş harici sunabileceği hiçbir şey yok. o sebeple imkanınız varsa lütfen bu adımı atmaktan çekinmeyin.
  • 178
    tersine göçün başlaması gereken şehir. bu şehire bir bağlılığı bulunmayan insanların kendisini kaçıp kurtarması gerekiyor. diyeceksiniz ki anadolu ne kadar güvenli en azından arkanızdakiler cesedinizi bulur, bir mezarınız olur yaklaşan istanbul depreminde ölü sayısı olarak verilen bir sayı bile olamayacak yüz binler olacak. bu öngörü veya bir tahmin de değil gerçeğin ta kendisi. geçen hafta istanbul'a sultanbeyli tarafından girerken eşime de söyledim burada deprem olursa şehire girmek imkansız hale gelir diye daha şehir girişinde sıkıntı olur, iç bölgeleri hiç saymıyorum. kendisini ve ailesini seven, imkanı olan insanların uygun bir il bulup taşınma planları yapması gerekiyor artık.
  • 179
    yaklaşık 10-12 milyar dolarlık bir bütçeyle olası depremi çok az hasarla atlatabilecek şehir.

    bir uzman görüşüne göre yıkılma ihtimali kuvvetli bina sayısı 40 bin. bina başına 300 bin tl ile gerekli güçlendirmeler yapılabilir. aslında 6 milyar dolar yapıyor bu ama. bina sayısına 50 bin, bina başına 500 bin tl desen yaklaşık 12 milyar dolar para gerekiyor. yuzbinlerce insan hayatının söz konusu olduğu yerde bu paranın lafı bile edilmemeli.
  • 180
    büyük bir depremin eşiğinde olan ve ilgisiz siyasiler sebebiyle kaderine terk edilmiş şehrimiz. benim gibi uyku düzeni bozuk ve sabahlayan dostlarım bilir, gece 4-5 gibi gözünüzü avizeden yada dolaptan alamazsınız eğer istanbul'da yasiyorsaniz. yatakta uyumaya çalışırken kendi kendinize sallanır, deprem oluyor sanir ve irkilirsiniz. kendi kendinize triplere girersiniz. o uyku zaten bu trip yüzünden çoktan kaçmıştır. yaşayanlar bilir ya eminim çoğumuz böyleyiz. 6 şubat depremi, iyice paranoyaya sürükledi beni. artık sabah namazi okunmadan uyku uyuyamıyorum. telefon yanımda olmadan uyuyamıyorum. telefonu yanıma alıyorum, tam uykuya geçecekken kendi kendime sallanıp hemen uyanıyorum. her 15 dakikada bir aynı şey. bu psikolojiden nasıl cikacağım bilmiyorum ama maalesef yaşanacak bir şey bu istanbul depremi. ve ben artık ölüme geri sayıma başladım. bunu 6 şubat depreminden sonra ilk 2 gün sadece 1 saat uyku uyuyabildikten sonra kabul ettim. "bu kadar farkındalık bu şehir için fazla. siyasilerin çok umrundaymışsın gibi bide kendin triplere giriyorsun, zaten öleceksin sal gitsin" moduna girdim tümüyle. ha bu bana koyuyor mu? koyuyor. kendim öleceğim için değil, aileme bir şey olursa kahrolurum. benim için tek mevzu bu artık.

    bunun dışında, şehirde beklenen büyük istanbul depremi için şener üşümezsoy daha olumlu ve daha pozitif yaklaşırken, 6.5 şiddetinde bir deprem beklerken ve türkiye genelinde istanbul'un öncelik bile olmadığını iddia ederken; celal şengör 7.2-7.8 arası bir beklenti de olduğunu, -genelde yorumları bu yönde, bende ortalama olarak almaktansa aralık olarak alayım dedim- yıkımın çok çok büyük olacağını ve kanın gövdeyi götüreceğini söyledi. tabii ki şener bey, duymak istediklerimizi söylediği için ve genelde çok tutarlı birisi olduğu için (kendisinin adını ilk kez dün duydum, kendimden utaniyorum) ona güvenmek istiyorum ama celal hoca'nın söyledikleri, senelerdir dile getirilen ve artık önlem alınması gereken şeyler. en geç 2030'da büyük istanbul depreminin yaşanacağı düşünülürse ve biz 2030'u kıstas alırsak, hala vaktimiz var. hala vaktimiz var sevgili siyasiler. allah rızası için gerekeni yapın nolursunuz. lütfen, sadece lütfen diyorum. depremlerden ve coğrafyadan sözelci olmama rağmen anlamam. sorusu çıkar yaparım ama soruyu açıkla desen mal mal suratına bakarım. ben sade bir vatandaş olarak ailemle beraber depremi minimumla atlatıp yaşamak istiyorum. bana, aileme ve benim gibi milyonlarca insana bunu çok görmeyin.

    bu arada büyük istanbul depreminin yanında 2040'a kadar olması beklenen büyük marmara depremi ve yine aynı şekilde 2040'a kadar olması beklenen büyük girit depremi istanbul'u feci şekilde etkileyecek. anlayacağınız istanbul onumuzdeki 15 sene içinde çok büyük 3 depremle karşı karşıya. istanbul, haritadan silinme tehlikesi yaşıyor arkadaşlar. işin özü bu. tek dileğim, bir an evvel birilerinin şehre el atması.
  • 181
    https://twitter.com/...R46yHLtzBDA&s=19

    yetkililer beklenen istanbul depremi için bir şeyler denemeye çalışıyor ama bunlar dostlar alışverişte görsün hareketleri. twitin altında bile metrekare kat hesabı yapılıyor. yarım saat sonra deprem olsa adam belki ölecek hala pay derdinde.

    bu iş bizim ortalama iqsu her sene gerileyen halkımıza bırakılamayacak kadar ciddi. çok keskin ve caydırıcı önlemler gerekiyor. istanbul gereksiz nüfustan acilen arındırılmalı.

    1. kaçak, kayıtlı farketmeksizin ne kadar sığınmacı varsa doğrudan çıkarılmalı istanbul'dan. zaten neden istanbuldalar o da tartışılır da ayrı konu. şu an güneydoğu'ya kurulacak konteynır kentlere yerleşecek bizim depremzedelerimiz kendi evlerine geçtikten sonra bu konteynır kentler dağıtılmadan doğrudan sığınmacıları barındırmak amaçlı kullanılmalı. kafadan safi zarar, istanbul ile hiç işi olmayan 1.5-2 milyon nüfusu eleyebilirsin.

    2. sanayin başka şehirlere taşınmalı. taşınana vergi indirimi, taşınmaya vergi bindirimi getirilmeli ki caydırıcı olsun. taşınan için tüm imkanlar sağlanmalı. bu ülke istanbul'dan ibaret değil.

    3. istanbul'da olması gerekmeyen ne kadar bilişim, iletişim firması, genel merkezi, çalışanı varsa diğer şehirlere yönlendirilmeli. gitmekte diretene tabi direkt ek vergi yaslanmalı. internet, bilgisayar her şehirde var. istanbul'da çalışana madalya takmıyorlar.

    4. şehir vergisi getirilmeli. istanbul'un artık nefes alınacak hali kalmadı. ne kadar emekli, eli boş adam varsa şehir vergisini duyunca yavaştan yolunu tutacaktır. bir emekliye başka yerde olmayıp da istanbul'da olan ne var zaten hiç anlayabilmiş değilim.

    5. saçmasapan ne kadar üniversite varsa taşınmalı. bana sorarsanız zaten kapatılsın derim ama taşınsın hadi.

    istanbul'un 16 milyon nüfusu var ama bunun 15 milyonu kuru kalabalık. istanbul ile hiç işi yok. orada olmasının sebebi kalabalık olması, iş bulabilmesi. kilit bir kaç sektörü taşıdığın an zaten geri kalan da peşlerinden gidecektir.

    şehri sadeleştirdikten sonra emlak piyasası düşecek, insanlar yeni evlere geçebilecek. devlet, yerel yönetim de rahat rahat yıkım kararı alıp eski evleri yıkabilecek. mevcut şartlarda bu eski yapı stoğunu falan yenilemek mümkün değil 150 sene sürer. gerçi deprem o kadar zaman tanıyacak gibi de değil.

    bu dediklerim çok uçuk geliyor ama eğer depremi mevcut durumda karşılarsak zaten o sanayi de çökecek, firmalar da çökecek, sağ kalan emekliler de göçecek, eski evler de yıkılacak. türkiye fetret devrine girecek 20 sene. sadece enkazın kalkması 1 sene sürecek. bunların hepsi zaten günün sonunda öyle veya böyle gerçekleşecek. ha benim dediğim yapılırsa artık hem ülke çökmemiş hem de ekstra 100bin-1milyon arası vatandaş ölmemiş olur. bağış, sela, enkaz toplama şov yapmana gerek kalmaz.

    mottomuz: istanbul sözleşmesi hayat kurtarır, istanbul'u terketmek herşeyi.

    bu iş bende artık sözlüğün muharrem ince'si ben olacağım.siz görmek istemedikçe unuttukça burada darlayacağım.
  • 182
    ıstanbul'dan sanayiyi başka şehre taşınması ve burada hem çalışana hem de şirketlere teşvik sağlanmalı. hatta bazı şirketlerin veya sektörlerin istanbul'da çalışması yasaklanabilir, belirli bir sayıda çalışanı olan bankalar için ikinci bir merkez kurma ve bu merkezden şehirden çalışma zorunluluğu getirilebilir. istanbul nüfusu azaltilmadan rant azaltilmadan mevcut binalara ve yoğunluğa hiçbir şey yapamayız maalesef.
  • 183
    alman bilimadamları bohnhoff ve kopp muhtemel istanbul depremi ile ilgi görüşleri:

    ortalama her 250 senede bir 7.4 üstü deprem oluyormuş ve marmara fay hattı üzerinde çok enerji toplanmış.
    en son büyük deprem 1766 yılında yaşanmış.

    kırılması beklenen ana fay hattı istanbul’un 20 km güneyinde marmara denizinin altında geçiyor.
    özellikle istanbul’un güney batısının zemini yumuşak, depremle birlikte yer “ıslanırsa” büyük felaket olur.
    büyük deprem gelmesi kesin, ne zaman olur o belli değil.

    http://gss.gs/MgD
  • 184
    gözümün bebeği şehir. öyle seviyorum ve kıymet veriyorum. dolayısıyla korkuyorum, hem insanları hem şehrin kendisi için. dualarım her zaman üstünde. inşallah gerekli şeyler yapılır ve şehrimiz ve insanları korunur. pek sanmıyorum olacağını, maalesef herkes kendi çıkarı peşinde ama erden timur'u gördükten sonra bi nebze olsa da umudum var.
  • 185
    italyanların bir sözü vardı, "türkler 500 yıldır istanbul'a yerleşemedi" diye. her bir metrekaresini betona boğmamıza rağmen deprem sonrasında başımızı altına sokacak çatı bulamayacağız, en trajiği o.

    nina simone'un şarkısındaki gibi:

    "sinnerman where you gonna run to?
    where you gonna run to?
    all on that day
    we got to run to the rock
    please hide me, ı run to the rock
    please hide me, run to the rock
    please hide here
    all on that day
    but the rock cried out
    ı can't hide you, the rock cried out
    ı can't hide you, the rock cried out
    ı ain't gonna hide you there"
  • 186
    #3556019

    istanbul'da yaşayan yazarların yaşadıkları lokasyonla alakalı yer ivmelerini incelemesi gerekmektedir.

    google maps üzerinden yaşadığım semtin haritasını aldım ve evin lokasyonunu işaretleyip iki haritayı üst üste koydum. bu sayede haritadaki değişim sınırlarını kestirmek daha kolay olmaktadır.

    https://depremzemin.ibb.istanb/...hmnler-le-ktapiklari

    ilgili linkteki 2019 yılında tamamlanan çalışmanın da incelenmesinde fayda var. her ne kadar ağır hasarlı bina ve tahmini ölüm sayıları istatistiki verilere ve kentsel deprem risk analizleri modülüne dayandığı için fazla iyimser olsa da bilinç kazandırması açısından oldukça değerlidir.

    ilerleyen zamanlarda da gündemden hiç düşürülmeden konu ile ilgili daha fazla detayı, konunun ilgilisi kişilerden dinlemek güzel olacaktır.
  • 187
    şu an gündem deprem olduğu için elbette o konuşuluyor fakat şehirde kuraklık kapıda gibi duruyor. neredeyse hiç yağış alamıyoruz doğru düzgün. geçen sene bu dönemde %80 küsur olan baraj seviyesi an itibariyle %28 civarına düşmüş durumda.

    zaten nüfus yoğun, su kullanımı doğal olarak daha da fazlalaştı, böyle giderse yaz aylarında ne yapacağız belirsiz. geçenlerde bir uzman sık sık su kesintileri görebiliriz demişti. bence bu konu da ciddi bir problem olarak karşımızda sanki.
  • 188
    evlerdeki kiler gibi kullanılan güzide şehrimiz. ne var ne yok eski püskü demeden dolduruyoruz buraya. sonu hiç hayra alamet değil. mesele sadece deprem de değildir, risk analizini her yönden yapmak lazım; ekonomi, sağlık, sosyoloji...

    bir an bu şehirde allah korusun ciddi bir sorun olduğunu düşünelim. batarız hem de öyle böyle değil. fabrikaları bile kurarken farklı lokasyonlara kurarsınız ki ciddi bir sorun olduğu zaman devam edebilesiniz. bu şehir, türkiye'yi ayakta tutan bir şehir. sanayisi, insanı, zenginliği derken neredeyse ülkenin 4'te 1'ini belki daha fazlasını buraya yığmak ciddi bir sorun. kalıcı ve akılcı çözümlemeler acilen üretilmeli. bundan 100 sene sonra bu topraklarda hiçbirimiz kalmayacağız ama gelecek nesillerimiz var.

    kıyamet kopana kadar türkiye diyorsak adım atmak zorundayız.
  • 190
    mükemmel bir şehir ancak doğru dürüst bir tane bile meydanı yok. meydanımsı olanlar da kalabalık olması yüzünden etkinliğe uygun değil.

    avrupa'nın neredeyse her şehrinde en az bir tane simgeleşmiş ve etkinliğe uygun meydan var. daha geçtiğimiz yaz transfer döneminde roma taraftarı o şehir meydanlarından birinde paulo dybala'ya mükemmel bir karşılama yaptı.

    bugün istanbul'da etkinliğe uygun bir meydan bulunuyor olsaydı ve icardi'ye karşılama o meydanda yapılsaydı, karşılama görüntüleri bile gelecek transferler için %10'luk ihtimal artışına sebebiyet verirdi.

    sneijder'i, drogba'sı, falcao'su, zaha'sı, icardi'si... atatürk havaalanındaki tüm bu karşılamalar dybala'ya yapılan karşılamanın yarısı kadar güzel görüntü vermedi.
  • 192
    5 senedir yurtdışında yaşıyorum. istanbul'a dair özlediğim en önemli şey galatasaray tribünleri.

    soğuk bir kış gününde ali sami yen'de kuyruk bekleyip nihayet stada girdiğimde ışıklarla aydınlanmış o yemyeşil çimleri gördüğümdeki heyecanı özlüyorum.
    lisedeyken hafta içi şampiyonlar ligi maçı varken yatılı okuldan veli izni olmadan kaçıp maça gidip, dönüşte hocalarımın idare etmesini özlüyorum.
    devre arası seyyar satıcıdan aldığım simitle karnımı doyururken sigara içmiyor olmama rağmen yeni açığın baca tarafındaki baca dumanıyla bütünleşen sigara kokusunu içime çekmeyi özlüyorum
    normalde gerçek hayatta hiçbir şekilde muhatap olmayacağım bağcılar esenler kekolarıyla sarmaş dolaş gol sevinci yaşamayı, küfürlü tezahürat yapmayı özlüyorum
  • 194
    90'lı yıllarda etiler-ulus eksenli gece hayatı ile sosyete ve futbol camialarını magazin haberlerine taşımış türkiye'nin en büyük şehri.

    televole muhabiri hafta içi ve hafta sonu her mekanın önünde nöbet bekler ve topçu yakalardı.

    90'lar sonrası, ülkenin gidişatı ile doğru orantılı bir şekilde gece hayatı da dönüştü. özellikle yabancı topçular boğaz'da yemek yedikten sonra evine gidiyor. fernandes, babel, sergen, anelka gibi topçular artık yok. z jenerasyonu evde internet ve oyunlarla zaman geçiriyor. biraz da dünya da bu yönde değişti.
App Store'dan indirin Google Play'den alın