resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:48
Uyruk:Hırvatistan
  • 626
    riekerink'i yana yakıla arayacağımızı söyleyen bir yazarın sezon sonunda takımdan ayrılacağını iddia ettiği teknik direktör. (bkz: #2123379)

    harbiden böyle bir entry yazmaktan nefret ediyorum ama bu nedir abi? bu nedir? analiz mi, öngörü mü, yorum mu, kehanet mi? "tudorun yapacağı sadece biraz daha fazla gaz vermek ve yine kadroyla kafasına göre oynamak olacaktır" hasiktir ya? vallaha mı? nereden böyle bir sonuca vardın peki? gece rüyana aksakallı dede mi girdi? tarot falında mı çıktı? bu kadar net bir sonuca varmak için tudor'un takımlarının kaç maçını baştan sona izledin, bu maçları nasıl analiz ettin, ne kadar süre boyunca gözlemde bulundun? hangi verileri kullandın da bu neticeye vardın?

    abuk subuk entry yazmayın kardeşim. kehanette bulunmaya çok meraklıysanız gidin bahis oynayın. her ortamın bir kimyası var. bu kimyayı bozup insanların sinirlerini hoplatmak için bu kadar uğraşmayın ya. herkesin fikrine saygı duyarım ama temelsiz, altı doldurulmamış kehanetlere saygı duymam. "bence sezon sonunda kovulacak" "bence bu topçu beş para etmez" "bence bundan bir cacık olmaz"...

    atış serbest nasıl olsa. o kehanetler tutmayınca kimse yakana yapışıp hesap sormuyor tabi. https://youtu.be/9PfsHwqh7pU?t=5m20s
  • 627
    elinde tempo yapabilecek tolga ciğerci'den başka futbolcu olmayan teknik direktördür. bu kadroya tempo yaptırmaya çalışması büyük hatadır. galatasaray takımı mevcut kadrosuyla sahaya iyi yayılmalı, dar alanda pas oyunu oynamalı, bruma, yasin, rodrigues gibi hızlı kanat oyuncularından biraz daha fazla yararlanmalıdır. fakat tudor de jong, podolski, sneijder, selçuk gibi adamlara tempo yaptırırsa 2 haftaya elimizde sakatlardan bir ordu olur. umarım kendisi ilk maçtaki hatalarından vazgeçer de bruma'nın çılgın atıp kazandırdığı bir beşiktaş maçı izleriz.
  • 628
    daha ilk maçında bu kadar yerden yere vurulmasını anlayamıyorum. bu kadar sabırsız olmamıza neden olacak bir süredir çalışmıyor takımda. üç idmanla yapabileceği daha ne olabilirdi. 18 şubat 2017 çaykur rizespor galatasaray maçında yaptığı bence iki hata; linnes'i çıkarmak ve podolski çok yorulmuşken onun yerine sinan'ı almamak oldu. rodrigues soldan getirdiği toplarda hep podolski'yi aradı ama podolski yetişemedi maalesef. yerine sinan olsa belki de ikinci golü bulup maçı bitirebilirdik. ayrıca linnes çıkması yanlış dedim ama hiç birimizin beğenmediği semih oynadığı sürede bölgesini iyi kapattı. tabi linnes'in dikine çıkışlarını çok aradık. bir diğer hatası belki de takıma ilk yarı bu kadar baskı yaptırmasıydı. zaten alışkın olmayan 30+ yaşındaki tüm oyuncularımız bitti. ilk yarının ilk 25-30 dakikası bu baskıyı yapıp ikinci yarıya yine bu şekilde başlasak maçı koparabilirdik. belki de mantalitesini oyunculara vurgulamak için yaptı bunu. ne olursa olsun bu şekilde oynayacağız demek istedi. ama tabi pilimiz bitince baskı da beraberinde geldi. tolga hamlesi zamanlama olarak mükemmeldi bence. tabi tolga bekleneni tam olarak veremedi bir de üstüne sırtı dönük oyuncuya faul yaparak gole asist yaptı resmen. sneijder ve bruma'dan yoksun oynadığımız bir maçta bundan daha iyi bir takım olabilir miydi acaba? bu ikili için hepimizin takımın yarısından fazlası diyoruz üstelik. bana kalırsa takıma olumlu etkisi olacak. açıkçası ben gelişinden heyecan duymama rağmen mantıklı düşününce acele karar verildiğini düşündüğüm bir teknik adamdı. fakat bu maç bana gelecek adına bu arada gelecekten kastım gelecek sezon ışık verdi.

    diğer nokta chedjou konusu. ben oynamasını hiç istemiyordum. topu çok güzel kullanmasına rağmen belinin dönmemesi ve konsantrasyon problemleri nedeniyle sorun yaşatacağını düşünmüştüm. çünkü bu sezon bu durumlardan bize gol yedirdiğini hepimiz izledik. ama 18 şubat 2017 çaykur rizespor galatasaray maçında tam bir büyük takım stoperi gibi oynadı. belki de hatasızdı. sezon sonuna kadar bu şekilde ondan verim almayı başarırsa tudor gözümde bir kat daha büyür. diğer yandan chedjou beni böyle göt etsin her türlü razıyım.

    bruma konusunda ise yazılan çizilenler doğruysa verdiği kararın sonuna kadar arkasındayım. idmanda, maçta, soyunma odasında takımın ahengini bozan, kendini takımın üstünde gören herkese gereken yaptırımı uygulasın. kimse galatasaray'dan daha büyük değil. idmanda yedek takımda oynadı diye ya da selçuk ve yasin gibi oyundan çıkarıldı, oyuna alınmadı diye trip atan herkese gerekeni yapsın. özlediğimiz disiplinli takım olgusunu yaratsın. bruma'yı kadroya almadı diye sallamak kadar popülist bir yaklaşım olamaz.

    sonuç olarak hırsı veya motivasyon yetenekleri bir kenara, oyunu okuması ve takımın taktik açıdan gelişimi adına bana umut verdi. taraftarın da biraz daha sabretmesi gerekiyor. her puan kaybından sonra karalar bağlayan ben bu sefer daha pozitif kalabildim sahada gördüklerimle. en azından kenardan maç izlemiyor ve takımı tam anlamıyla yönetiyor. biraz daha sakin olalım gençler. hemen celallenmek manasız. mantıklı olalım, yürekten destekleyelim. ben demiştim zaten olmazdı demek için fırsat kollamaya gerek yok. galatasaray taraftarlığı kişisel haklılığımızı savunma yeri değil, takıma gönülden destek verme yeri. kişisel tatminlerimizi hayatımızın başka alanlarında arayalım.
  • 631
    her ne kadar tek maç üzerinden değerlendirmek doğru olmasa da rize maçındaki ilk yarı performansı umut vericidir. üçüncü bölgede baskı yaptırması nasıl oluyor da başı kesilmiş tavuk gibi koşmak oluyor anlayamıyorum. topu rakibe verip onların peşinden dakikalarca koşmak yerine topu kaptırdığımız anda pres uygulayuarak topu kazanıp top bizdeyken gücümüzü daha ekonomik kullanıyoruz şu an. yani en azından rize maçınını ilk yarısı böyleydi. şimdi tudor'dan bunu tüm maça yaymasını bekliyorum. tabi pres yapıcam diye arkada bir ton açık veren bir takım değil görmek istediğim.
  • 633
    18 şubat 2017 çaykur rizespor galatasaray maçının ikinci yarısında beni oldukça hayal kırıklığına uğratmış teknik direktör.

    galatasaray 1-0 skoruna yatan bir takım olmamalı. maçın ikinci yarısında bildiğin skora yattık. dakika 60'larda bir ara en ilerideki oyuncumuz kendi yarı sahamızın ortasında rakibi bekliyordu. bunun kondisyonla falan alakası yok, tudor takımı geriye yasladı. nitekim maçtan sonra yapmış olduğu "rakibi bekleyip kontra atağa çıkmak istedik" açıklaması da bunu destekliyor.*

    umarım hatasını anlamıştır da skor olarak öndeyken geriye yaslanmak huyundan vazgeçer.
  • 634
    2016-17 sezonunda galatasaray futbol takımını şampiyon yapabilmesi için ciddi anlamda ilahi yardıma ihtiyacı olan hocadır. burada, şampiyonluğun gelip gelmemesine göre hocayı değerlendirecek olanlar büyük yanlış içerisindeler. galatasaray futbol takımı iç sahada kayserispor'a yenilerek şampiyonluk şansını ciddi anlamda kaybetmiştir zaten.

    şu saatten sonra taktiksel anlamda birkaç dokunuş ile takımın ciddi 2.lik şansının olduğunu düşünüyorum. berbat bir fenerbahçe varken bu takımı şampiyonlar ligi elemesine götürmesi durumunda ben kendisini başarılı sayarım. taraftara heyecan verecek 1-2 derbi galibiyeti, ölü toprağını atarak birkaç olumlu atak organizasyonu sergileyebilme yeteneği bile yeterli olacaktır 2.lik için.

    bu süreçte linnes'in mutlak suretle ilk 11'e yerleşmesi, bruma'nın aklınının başına devşirilmesi ve sahada tutulması, mutlak suretle chedjou'dan sezon sonuna kadar faydalanılarak ana defansif zafiyet olan kafa toplarının azaltılması (ki bunu ilk maçtan yaptı) hocanın ilk hamleleri olmalıdır. tolga'nın durumuna göre selçuk'u kesebilmesi, semih'i bir daha stoperde oynatmaması da kendisinden beklentilerim arasında. carole döndükten sonra sabri'yi de kesebilirse işte o zaman kendisini olan sempatim sevgiye doğru değişir. allah yardımcısı olsun.
  • 637
    şubatın ortasında matematiksel olarak değilse de, mantıksal olarak sampiyonluğa uzak, yetersiz, özgüvensiz, yaşlı ve bitik oyunculardan kurulu bir takım aldı. arkasında ne kapı gibi güçlü bir yönetim var ne de sonuna kadar destek olacak bir taraftar topluluğu. şımarık, 21 yaşında kendini galatasaray üzerinde gören bir veledi kadroya almadı diyen birinci dakikada kıyamet koptu. bu sebeplerle işinin hiç kolay olmadığı malum. yıllarca juventus ve hırvat milli takımıyla her kulvarda zirveye oynayan bir oyuncuydu. baskıyı ve şampiyonluğun, başarının tadını gördü. büyük oyuncularla ve hocalarla çalıştı. sırf bu yaşanmışlıklardan ötürü hocaya bir şans veriyorum. ve kendisiyle alakalı değerlendirmemi 17/18 sezonunun ikinci maçı sonrasına bırakıyorum. tabii ki kadro seçimleri ve maç icindeki hamleleri de ilerisi için bir gösterge olacaktır ancak biliyorum ki bu takımın hiçbir santimi bile tudor'un değil.
  • 638
    http://galatasaray.org/...2017-pazartesi/34898

    20.02.2017 tarihindeki idmanda interval koşu yaptırmış takıma. interval koşuyu internette biraz araştırdım nedir ne değildir diye. bulduklarım arasında özellikle dikkatimi çeken 'bu koşu, koşucunun seviyesi ve hedefleri ne olursa olsun, dayanıklılık kapasitesini geliştirmesini sağlar.' ve 'interval koşularının başlıca amacı, koşucunun fiziken acı çekmeden dayanabileceği maksimum aerobik hızı temsil eden mah'ı kademeli olarak artırmaktır.' bilgileri oldu. geçmiş senelerde sezon başında interval koşunun idmanlarda yapıldığını hatırlıyorum. yanlış hatırlamıyorsam hatta gazetelerde drogba'nın biz koşucu muyuz neden bu kadar koşuyoruz ki diye serzenişte bulunduğu fatih terim dönemi idi. bu sezonun idman raporlarına baktım, bu tarz bir ifade göremedim. belki de yapıldı ama yazılmadı. yine de sezon ortasında pek gördüğümüz bir şey değil. tudor anlaşılan takımın koşu mesafesini artırmak için hemen çalışmalara başlamış. ancak bu noktadaki en büyük handikap, bu kadar çok koşmaya alışık olmayan oyuncuların özellikle de 30+ yaşındaki oyuncuların sakatlık yaşama riski. takımdaki kritik oyuncuların bruma hariç hepsinin de yaşlı olduğunu düşünürsek oldukça riskli. aldığı bu risk tutarsa sezon sonuna kadar saldıran, basan, koşu mesafelerinde bizi tatmin eden bir takım izleyebiliriz. ama arada sakat vermemiz bence kaçınılmaz.

    diğer bir nokta ise takıma 21.02.2017 tarihinde ilki salonda olmak üzere çift idman yaptıracakmış. eskiden maçtan sonra 1-2 gün izin ve direk rejenerasyon idmanları oluyordu. şimdi maç sonrası bir gün izin, izin sonrası ilk gün interval koşular, sonraki gün ise çift idman. tabi bunun sürekliliğine bakıp o şekilde değerlendirmek gerekir kesinlikle. ama tudor takımın fizik durumunu ve koşu mesafelerini bence kafayı takmış. ilk başta bunu geliştirmek istiyor. ayrıca beşiktaş derbisi* gibi kritik bir maçtan önceki hafta içi bu tarz bir antrenman programı riskli olabilir mi diye düşünmeden edemedim. nedeni de yukarıda bahsettiğimiz oyuncu grubumuzun durumu.

    maalesef bu konular hakkında herhangi bir eğitimim olmadığı için kesin bir yargıya varamıyorum. takımı bir canavar haline getirmesini hayal ettiğim için bir yanımın hoşuna giderken diğer yanım sneijder, podolski'den biri sakatlansa ne yaparız diyor. bu yapılan idmanların sağlık ekibi, kondisyonerler ve teknik ekibin ortaklaşa konuşup planladığını ümit ediyorum.

    not: konu hakkında akademik bilgisi olan arkadaşlar yeşillendirirse ya da benzer entrylerle katkıda bulunursa çok güzel olur.
  • 640
    bir yerde okumuştum. hafta içi antremanlarında 2 günü sadece kondisyon yüklemesine ayıracakmış. bu uygulamayı karabükspor'dayken de yapıyormuş. buraya gelip 'bu takımın kondisyonu iyi değil' diye bir düşünceye girilerek yeni yapılan bir uygulama değil yani. ayrıca 2 günlük bir uygulamayla sakatlık riskinin olacağını düşünmüyorum.

    edit: düzeltme
  • 641
    negatif bakış açısına sahibim tudor hakkında. bunun aslında pek hocayla alakası yok. tıpkı ondan önceki mancini, prandelli, riekerink örneklerinde olduğu gibi.

    yaptırdığı idmanlar, kullandığı teknikler falan hepsi zaten üst düzeydir, bundan şüphem yok. conte'nin yanına bir şeyler kapmaya gitmiş, juventus'ta senelerce top koşturmuş adamın boş birisi olması beklenemez zaten. fakat istediği kadar koşu, kondisyon, stamina falan depolatsın, sahaya çıktığında kıçını kaldırmaya tenezzül etmeyen at arabaları olduğu sürece bunlar pek bir işe yaramaz. bunun nedeni oyuncuların kapasitelerinin düşük olması değil. yani yalnızca bu değil, bunun dışında da sebepler var. elbette fizik olarak çok diri bir takım değiliz, ama bunun antrenman bazlı değil, galatasaray futbolcularının anatomik yapısı sebebiyle olduğuna inanıyorum. selçuk, sabri, semih, sneijder, de jong, josue, tolga, yasin, garry bilmem ne hiçbiri öyle 11-12 km'yi "düzenli" olarak kaldıracak kapasitede değil. sezonda 6-7 maçta bunu geçtiklerini görebiliriz, ama demin de söylediğim üzere, bunu düzenli olarak yapamazlar. yani sezon ortalamaları bu rakamları bulmaz. de jong yaşı, tolga da sakatlığa müsait olmasından dolayı, diğer oyuncuların da fiziken daha çıtkırıldım olmalarından dolayı bu böyle. takıma bakıldığında omzu koydu mu rakibi sarsacak, 90 dakika boyunca -hadi 90 olmasın, 75 dakika- boyunca diri kalabilen 3-5 tane oyuncu anca var. kim onlar; podolski, carole, bruma, linnes, eren gibi oyuncular. şu an sakat olsa da, aslında serdar'ı da dahil edebiliriz bu gruba. tabi diğer kalanların şu andaki fizik kapasitesi ne durumda meçhul.

    bu yüzden özellikle ve özellikle bek ve orta saha oyuncularının güçlü ve kondisyon kapasitesi yüksek oyunculardan oluşması gerekiyor. bunu daha detaylı açmaya gerek yok; yüzyıllardır söylenen, bundan önceki milyar tane entrye bakıldığı zaman ne olduğu besbelli zaten. hiç sevmediğim bir tabir olan adam yiyen orta saha, omzu koydu mu rakibi sümük gibi yere yapıştıran defans, at gibi koşturan bek oyuncuları olmadığı sürece zannediyorum asla hayallerdeki galatasaray'ı göremeyeceğiz. fatih terim'in başarılı olduğu sezonlara bakın, hep orta saha ve bekler deli dana gibi koşturan, fiziği ve kondisyonu rakibine göre en az bir tık bile olsa üstün adamlardı. elmander, felipe melo, engin'inden tut hakan, okan, suat, tugay'ına; eboue, riera'sından tut fatih, küçük hakan, ergün, ümit'ine kadar. tabi yalnızca fizik değil, teknik kapasiteleri ve pozisyon bilgisi de oldukça yüksekti bu adamların. forvet dışındaki oyuncuların çoğu da gol ve asist sayısı olarak çift haneli sayılara ulaşmıştı. 2011-2012 sezonuna bakın mesela, takımın en skoreri ve gole katkı yapanı selçuktu, ondan sonra felipe melo ve elmander geliyordu. kaldı ki o sezon o kadar dengeli bir skor dağılımı olmuştu ki, bütün yabancılar, hatta neredeyse tüm takım bütün sezon skora en az birer ikişer gol katkı sağlamıştı, fernando muslera da dahil.*

    yani interval koşularmış, gegenpressing'miş, bunlar bizim kağnılara pek sökmez. sene sonuna önce bu çaptan düşenleri sepetleyip, orta sahaya en az iki, defansa da sağlam dönecek bir serdar aziz'in yanına güçlü bir stoper dikmediği sürece değişen pek bir şey olmayacaktır. tabi hal böyle olursa tudor'un da kıçına tenekeyi bağlarız.

    tabi bütün bunların dışında bir sol bek semih fantezisi yaptı ki, inanın onun sebebini çok merak ediyorum. mancini'nin yaptığı drogba dışarı ceyhun içeri olayıyla da kapışır bence.
  • 642
    ben kendisine ısındım. gelmeden önce ne söylüyorduk "bu sene şampiyonluk mucize, 2.lik başarı, 3.lük normal sonuç"

    şimdi adam bu takımla kamp yapmamış, bir tane istediği oyuncuyu bile aldırabileceği dönemde gelmemiş. ligin ortasında bir deplasman maçına çıkmaya 3 gün kala gelmiş. onda bile takım olumlu görüntü vermiş ve hiç gol yemediğimiz frikik vuruşundaki gol olmasa yüksek ihtimalle gol yemeden maçı da kazanıp, 3 puanla başlayacaktı.*

    şimdi önünde bu maçtan 8 gün sonra çıkacağı 27 şubat 2017 galatasaray beşiktaş maçı var.

    takımın kondiyonunu uçarması mucize ama koşmayana, mücadele etmeyene formayı vermeyeceğini herkese gösterdi. bu mesaj bile silik bir görüntü çizen takımın daha çok mücadele etmesini sağladı/sağlayacak.

    kendisine seneye 1 adam yiyen orta saha, en az bir tane ayağı düzgün kule stoper, 1 tane iyi bek, 1 de iyi forvet alınırsa, iyi bir kamp dönemiyle lige damga vurabileceği görüşündeyim.

    bu adamı bu kulübe taraftar getirmiştir. yoksa bunlar raşit çetiner gibi isimleri getireceklerdi. lütfen kendi seçiminize sahip çıkın. keşke daha inandığımız bir yönetimle gelseydi ama bir şekilde geldi ve eğer ümit verir, bir şeyleri değiştirirse, başkan değişse bile hocayla devam edilebilir.

    geleceği parlak ve karizmatik bir isim. hırsıyla da galatasaray'a yakışıyor. dilerim başarılı olur...
  • 643
    takıma kondisyon yüklediği için eleştirilen teknik direktör.
    neymiş bizim kağnılara sökmezmiş. kaldıramazlarmış. af edersiniz de, ne sike para veriyoruz bu futbolculara? amına koyim pas oyununu da yapamıyorlar zaten? bu adam ne napsın arkadaş? bu yaştan sonra adamlara altyapı eğitimi mi versin ? tek pas mı öğretsin? pas oyunu mu öğretsin sezonun ortasında? bu ligde her zaman diri takımlar iş yapıyor arkadaşlar. ne olursa olsun, koşan takımlar iş yapıyor.
  • 644
    gördüğüm kadarıyla sözlüğümüzde ve taraftar arasında daha ilk maçında hatta floryaya inmeden "başarısız olacak" diyen arkadaşların azımsanmayacak derecede olduğu teknik direktör. öyle bir hava var ki beşiktaş maçındaki olası bir kayıpta "ben demiştim" diye kendisini asmak için pusuda bekliyoruz sanki.

    arkadaş bu seferlik destek olmayı denesek diyorum nasıl olur ?

    mustafa denizli gibi bir dinozor geldiğinde burada hakkında ne güzellemeler yapıyordu adam berbat kimliksiz bir futbol, donk gibi budaklı bir kazık, bonusu olarakta tazminatı ile beraber çekti gitti.

    tudor, kondisyon olarak bitik sezon başında kadro yapılanması yapılmamış özbek kardeşlerin elinde oyuncak olmuş rezalet bir takım aldı. sorun "bruma'yı niye oynatmadı, martin linnes'i neden çıkarttı, tolga ciğerci orda oynar mıydı" dan çok farklı. ayrıca zamanında abdullah avcı, fatih terim'in dahi sezon ortasında gelmem deyip olası başarısızlıktan kaçtığı bir ortamda bu adam başarı için geldi.

    avrupa futbolunun genç, dinamik, yeniliğe açık teknik adamlara yöneldiği bilinen bir gerçek. tudor' da juventus'un oldukça başarılı teknik adamlar çıkarttığı bir jenerasyondan geldi ve juventus'ta iken dünyanın en iyi teknik adamları ile çalıştı. kendisine biraz daha sabırlı olmayı, iki üç maçta asmamayı denesek nasıl olur ? zaten türk spor medyasında yeteri kadar akbaba pusuda bekliyor.

    kondisyon idmanı yaptı diye bile eleştiriyoruz yahu el insaf..
  • 645
    galatasaray'da başarılı olup olamayacağından ziyade, genel olarak başarılı bir kariyere sahip olacağını düşündüğüm, potansiyelli teknik direktör.

    burada başarılı olma kriterleri çok farklı bence, ne sabır var ne saygı. elimizdeki futbolcu topluluğuna bakınca da insanın pek diyecek bir şeyi kalmıyor. zaten türkiye'deki yönetici profilleri, spor basını hatta sporun gayet de içinde olan siyaset gibi etkenler ile birlikte, ben bir teknik direktörü sadece teknik-taktik özellikleri ile tartıp başarılı olup olamayacağını kestiremiyorum.

    basına kulaklarını tıkayabilecek, yönetime de ağırlığını hissettirebilecek bir karakter gibi geldi bana. en azından bu hissiyat bana biraz güven verdi diyebilirim. bu sezon ne olursa olsun, önümüzdeki sezon da kendisini izlemek isterim.
  • 647
    bir senedir riekerink'e mahallenin seker dedesi muamelesi yapip florya'yi ciftlige ceviren oyunculara, adeta tabur siken tabur komutani muamelesi yaparak gönulleri almistir. ez hocam ez! basarili olamasan da bu ruhsuzlar surusunu asker gibi calistirip, yattiklari yerden milyonlari cukkalamalarina izin vermesen de yeter.

    bir mac boyunca 102 kilometre mesafe kaydedip mac kaybetmektense 122 km kosturup mac kaybetmek daha yegdir.
  • 648
    http://galatasaray.org/...2017-pazartesi/34898

    interval koşu yaptırıyorsa iki sebebi var; bu takım cidden kondisyon eksiği var ya da tudor bu takımın nefes ve güç durumunu yukarı çekmek istiyor.
    isterse maçtan bir gün önce yapılsın takımı sarsacağını zannetmiyorum.

    benim cardio antrenmanım bir parçası.

    misal ben; koşu bandında 5 dakika 11 hızla koşup, ondan sonra 3 dakika boyunca 5.5 hız ile jogging yapıyorum.
    bunu üç kere tekrarlıyorum. sonrasında 5 dakika yüksek hızla jogging yapıp antrenmanı bitiriyorum.
    zaten antrenman bittiği zaman gözlerimin altı mosmor oluyor.
    bildiğim kadarıyla inanılmaz bir tempo dışında nabız düşürüp artırmak gibi inanılmaz bir ter antrenmanı oluyor.
    tabi üzerine cross ve bisiklet'de çeviriyoruz.

    tudor reis gör beni, benim yaşım sabri ile aynı ama nefesini alırım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın