resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:48
Uyruk:Hırvatistan
  • 2676
    ben böyle saçma bir mantık görmedim. kazara östersunds maçını geçersek bu adam devam mı edecek takımda ? geçsek de geçmesek de gönderilmeli bu kadar net.

    edit: görünen o ki dursun özbek'in açıklamaları üzerine sneijder üzerinden aklanacak bu şahıs.

    şimdi kasımpaşa maçından sonra sneijder'i kastederek bunlar beni sabote ediyor dedi mi ? dedi.

    lig bittikten sonra nevzat dindar'a "2 senedir sneijder var da noluyor" dedi mi ? dedi.

    1.5 aydır sneijder ile ilgili sorulara net bir yanıt verdi mi ? vermedi. hele basına deseydi "ben sneijder'in kalmasını istiyorum" o zaman nah gönderirdi dursun.

    maçtan sonra cem yılmaz adama sneijder'i soruyor topuklarını götüne vura vura kaçıyor herif.

    haa tüm bunlara yönetim istiyor diye ses etmediyse kendisi bir kukladır dahası var mı ?
  • 2677
    dursun aydın özbek'in sneijder'in tudor'un tercihiyle değil de yönetim kararıyla gönderildiğine ilişkin açıklamasına ilaveten quakerboy'un da entrysi ile (bkz: #2206016) niye gittiği iyice arap saçına dönmüştür. benim izlenimim, hissiyatım yönetimin tasarrufuydu. fakat sneijder de kısa bir açıklamayla tudor'u işaret etti. abi ben anlayamıyorum galatasaray'ı. bir iş de doğru yürüsün be... hayır bir adam var taraftarın sevgilisi haline gelmiş. başkan diyor ben gönderdim, tudor bir açıklama yapıyor sanki kendi istememiş gibi, sneijder teknik adam benle çalışmak istemedi diyor. hayır bu kadar mı zor bir konuyu aydınlatmak...

    niye gittin be sneijder?

    fakat bence "takımda fark yaratacak oyuncum yoktu." beyanı tudor'un sneijder konusunda yönetime son bir mesajıydı. ben teknik adamın kendi ayağına sıkacağına inanmıyorum. bu kadar büyük bir çapsızlığı ancak bizim dursun yapar. nitekim sözlükten de bazı arkadaşlar esas sorumlunun yönetim olduğu konusunda mesajlar atıp bilgilerini paylaşmışlardı benimle.

    sanıyorum ilerleyen zamanlarda da bu gün sneijder'in gönderilmesini sahiplenenler başarısız sonuçlar geldikçe topu birbirlerine atacaklar. aynı eren derdiyok transferinde "ben aldırdım" diye açıklama yapanların sonra bir anda yok olması gibi...
  • 2678
    kendisinin şutlanması 20 temmuz'daki rövanş maçına bağlı deniyor, bunu biz bile biliyorsak futbolcuların bilmeme imkanı yok ve oturup rövanşta futbolcuların teknik direktöre kazık atışını canlı canlı izleyeceğiz.

    futbolcuların bu maçta konsantre olmasına imkan yok.

    tudor süper demiyorum ama avrupa fatihi takımın şu duruma düşmesi içler acısı. kaybeden yine taraftar olacak.
  • 2680
    galatasaray kaderinin kısa olmasını diliyorum. yalnız bu kondisyoner gönderilirse sinirden kendimi tokatlarım. sen kalk sneijder'i gönder, sonra kovul. olacak iş değil. kaderi östersunds maçına bağlı da olmaması gerekir. bu turu bir şekilde geçse bile sonraki turda kesin eletir bizi. dursun da tudor'un arkasındayız dediyse -ki dedi- bunun günleri sayılır. e ulan madem günleri sayılı ne diye wesley'imizi apar topar gönderdiniz. bu kondisyonerin kulağından tutup kapının önüne koysaydınız ya. ama onu yapacak yönetici yok galatasaray'da.

    dursun'u azıcık tanıyorsam ne yapar eder lucescu'yu getirir, getirsin de. hey gidi hey ne günlere kaldık. hoca bile olmayan kondisyonerin teki geçen sezonun en başarılı ismini istemiyorum diyor. neyse.

    ister misiniz lucescu geldiğinde wesley'i istiyorum desin? o zaman var ya dursun delirir, mehmet özbek'i de alıp gider.
  • 2681
    (bkz: #2205769)

    quakerboy'un dediği gibi, kaderinin bir maç sonucuna bağlı olması yönetimin ne kadar beceriksiz olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. bir teknik direktör hakkında beş ayda karar veremedin de bir maçta mı karar vereceksin. bu gösteriyor ki, igor tudor iyi teknik direktör mü yoksa yetersiz mi hiçbir fikirleri yok. zaten dursun bakkal'ın en ufak bir bilgisi olmadığını, dolayısıyla bir fikrinin de olamayacağını biliyorum da diğerleri diyeceğim ki, birden kim ve hangi yönetici diye düşünüyorum kimse gelmiyor aklıma. işte beni üzen en önemli konu bu. yönetimde futbolu iyi biliyor dediğim bir yönetici yok maalesef. (genç yöneticileri istisna tutuyorum)

    "taşıma suyla değirmen dönmez demiş" atalarımız. tam da bizim yöneticilerimize uygun bir atasözü. kendilerinde hiçbir bilgi olmayınca ordan-burdan aldıkları bilgilerle kararlar veriyorlar ama bunlar değirmeni döndermeye yetmiyor. bir hıncal'ın, bir pos bıyık tanburacı'nın bir ahmet çakır'ın, bir bilmem kimin fikirlerinden etkilenip hep yanlış kararlar veriyorlar. yıllardır taraftarı kahreden sabri, selçuk, yasin gibi futbolcular bu dinazorlar yüzünden kadroda kendilerine yer bulurken sneijder, bruma gibi yıldızlar takımdan hiç uğruna gönderiliyor.

    her zaman söyledim yine tekrar ediyorum; başkan ve yönetimden en az iki kişinin, çocukluktan itibaren futbolun içinde olması, futbolu sevmesi, futboldan anlaması, futbolcu ve menejerler dünyasını iyi tanıması, federasyon ve hakemleri iyi etüt etmesi ve tuzaklara düşmemesi gerekir. bunlar paralı başkanların başa çıkabileceği şeyler değil. başkan futbol cahili ise, iyi danışmanlar falan da bir yere kadar götürüyor işi. sonra başlıyor yine istismarlar.

    sonuç olarak igor tudor hakkında bir maça bakarak karar vermek ne kadar yanlış ise, bu güne kadar yaptığı fahiş hataları görememek de o kadar yanlıştır.

    bazı arkadaşlar, sık td değişikliklerinin yanlış olduğunu belirtiyor. doğru aynen katılıyorum ama bu galatasaray gibi bir takımın, tamamen genç, tecrübesiz ve kendini isbat edememiş hocaları tercih etmesinden kaynaklanıyor. hamza hamzaoğlu, riekerink ve igor tudor böyleydi. mancini büyük oynayıp bütçe istediğinden, prandelli genetik uyumsuzluktan ayrıldı. mustafa denizli ise maalesef eskilerde takılıp kalmış olmasından dolayı gönderildi. yani şöyle adam gibi, kendini ispatlamış, uluslararası futbol kamuoyunda bilinen, genç, dinamik ve enerjik bir td getirilmedi takımın başına.

    öncelikle bugünün futbol literatüründe geçerli olan sistemlerin hangisi bize uygun buna karar verilip sonra da o sisteme uygun futbol oynatacak yukarıdaki özellikleri taşıyan bir td getirilmeli ve ona şans verilmeli ki sistemini oturtsun ve başarılı olabilsin. aksi halde boşuna bekleyip zaman kaybetmekten başka bir şey geçmez elinize.

    igor tudor, geçen sezonki başakşehir maçındaki hatalarından ve maç sonunda "bu nasıl oldu anlamadım" diyerek komik duruma düşmesinden hemen sonra gönderilmeliydi. geç kalındı ama hala sezonu ve sezonları kurtarabilecek hamleler yapabiliriz.

    bence lucescu 1+1 yıl ile getirilip ondan sonrası için iyi bir planlama yapılması gerekir. uzun vadeli planlama yapılması için bu şart gözüküyor. tabi iyi bir yönetimin de en kısa zamanda gelmesi kaydı şartıyla.
  • 2683
    daha önce de söylediğim gibi başarılı olsun veya olamasın arkasında temiz bir takım bırakacaktır.

    prandelli sonrasını,
    hamzaoğlu sonrasını,
    denizli sonrasını,
    riekerink sonrasını,

    unutmayalım. prandelli takımı psikolojik olarak 2010-2011 sezonundan sonra en bitik vaziyette devretmişti. hamzaoğlu yaptığı yapmadığı transferler ve orta alanımızda açtığı devasa boşlukla takımı teslim etti. mustafa denizli eksiklerin farkına vardı ama elinden hiçbir şey gelmedi, donk kazığını bırakıp gitti. riekerink başta toparlanma yolunda ümit verse de daha sonrasında yaptığı işleri unutmaya, olmayacak şeyler peşinde koşmaya başladı. nitekim görevi bıraktığında takım, hayatım boyunca gördüğüm kondisyonu en rezil galatasaray futbol takımıydı.

    sonuç olarak hemen her teknik direktörümüz başarısız olmayı bırakın kendisinden sonra gelecek olanların da yoluna taşlar koydu. tudor öyle değil. beğenelim veya beğenmeyelim bir değişime ihtiyacımız vardı, kabuk değiştirmek gerekiyordu ki büyük oranda gerçekleşiyor bu da. semih, sabri gibi gitmesi hiç beklenmedik isimler bile gitti. selçuk inan ve yasin öztekin gibilerinin de bu sezon artık yedek bekleyeceğini öngörmek çok mantıksız bir görüş olmaz.

    geçtiğimiz senelerde teknik direktörlerimiz için taraftarların, ''takımdaki çöpleri temizlesin yeter, şampiyon olamasa da gayet yeterli olur'' dediği bir ortamda şimdi de çöpleri temizleyen hocaya istemezük deniyor.

    her zaman diyorum başarı, elde edilene kadar büyüktür türkiye'de. elde ettiğin vakit herkes sana şunu der: ''ee nolmuş babam da yapardı bunu.''
    eskiden gelen hocalara sabri'yi semih'i yolla diye yalvarırken şimdi yollayana da laf yapılıyor. ne istiyoruz peki biz? gerçekten ne istiyoruz?
    olay kupalarsa hamzaoğlu neden istenmedi takımda? olay plan/projeyse tudor'a neden sırt çevriliyor?
    yaşlı kurt mu arıyoruz takımın başına yoksa genç ve başarıya aç teknik direktör mü?

    cidden bunun kararını verdik mi? sadece soruyorum.

    tudor başarılı olur olamazın çok ötesinde bir konu bu. herhalde hiçbir insan evladı yoktur ki tudor şampiyon yapar iddiasına böbreğini bassın. sırf tudor için de değil istersen guardiola'yı getir, başarının bir garantisi var mı? ingiltere'de bile yok bırakın türkiye gibi kaotik ortamları. olağanüstü başarısız olan her kimse zaten gönderilir. kulübü rehin alacak değil ya! sadece burada mesele sabır ve ne istediğini bilmek.

    geçtiğimiz sene riekerink için de destek vermiştim. kendi antrenmanlarını yaptırdığı bir yaz kampından sonra takımını görmeyi istemiştim. yaz kampını tamamlamadan başa geçen hiçbir teknik direktörü başarısız saymam peşinen. riekerink de yaz kampını yaptı, seneye başladı ama olmadı. olmayacağı anlaşıldığı vakit de herkes hemfikir oldu zaten. tudor için de bunlar geçerli. bırakın da adam bir kamp dönemi geçirsin takımıyla beraber. daha sezonu açalı 20-25 gün ancak oldu ve bu sürenin önemli bir kısmı ön eleme maçımızdan dolayı düşük tempoda geçmek zorunda kaldı. tam anlamıyla yaz kampının bitmesine 50-60 gün var. düşünün 3 aylı bir periyotta henüz 20-25 gün tamamlamış bir adamı giyotine sokmaya kalkışıyoruz. diyelim ki elendik, çok uzağa gitmeyin arkadaşlar trömsö faciasından sonra ligi kaçıncı bitirdik sorarım sizlere. o dönem de yönetim gerets'in görevine son vermiş olsaydı şimdiye belki de tarihimizin en güzel şampiyonluklarından birinden mahrum kalacaktık. o sezon başında çok mu umut veriyordu takım? hayır ancak doğru bir ortam yaratıldığı vakit neler oluyor gördük.

    yıllardır takımın başarısızlığının nedeni vizyonsuzluk ve takımdaki kalite eksikliğiydi. tudor'da vizyon var buna bağlı olarak da takımı kalitelileştiriyor. şahsen yaz kampı bitmeden tudor hakkında infaz kararı vermem. elenirsek gönderilmesini istemek de çok normal hiçbir şey demem. elendiğimizde gönderilmesi de çok normal bir şey demem aynı şekilde ancak turu geçersek bırakın da adam azıcık nefes alsın be arkadaş, azıcık nefes alsın ben bile bunaldım yahu. bırakalım da bir kamp dönemi geçirsin takımıyla, zaten bu adam bilal, olcan, umut falan transfer etmiyor ki anasını satayım adamın aldığı adamlar gomis, maicon, belhanda, mariano vs. kalitesiz futbolcu istemiyor ve arkasında da bu yüzden enkaz bırakmayacak. gerets sabrın sonunda büyük bir şampiyonluk kazandırıp efsane olmuştu. şimdi neden olmasın.

    en sona sneijder olayını sakladım, tudor'un sneijder gitsin dediğini hala sanmıyorum. sneijder ile problem yaşayan yönetimdi ve aradaki olayları da bilmiyoruz. başkan o kadar işbilmez ki sustuğu her an daha da kaos ortamı yaratıyor. halbuki konuşsa her şeyi açık açık, bu kadar sıkıntı olmayacak.
    sneijder bence gitmeliydi diğer birkaç isim gibi ama sneijder'i neden bonservissiz bırakırsın aklım almıyor. madem kadroda düşünmüyorsun oyuncunu alla pulla, yıka yağla bir şeyler yap ki piyasası artsın. sen gidip kadro dışı bırakıyorsun adama çöp muamelesi yapıyorsun ve üstüne bedavaya yolluyorsun. tam keriz işi. biraz reklam yapıp oyuncunu doğru pazarlasan 10 milyon avroya satar keyfine bakardın. o zaman da kimse sana cephe almazdı neden sattın diye. sen hem yaka paça yolluyorsun hem de bedavaya bırakıyorsun. neymiş sneijder'in yıllık ücretinden kar edilmiş. allah razı olsun ya! sen zengin adamsın dursun başkan gidip sneijder'in eline bir 10 milyon avroluk çantayı sıkıştırıverseydin bu böyle olmamış. sneijder'den 10 milyon avro bonservis gelmiş olsaydı sol bek- 2 orta saha- 2 kiralık oyuncu- 2 kanat transfer eder 5 sene rahat ederdik. şimdi yıllık ücretinden kurtulduk diye seviniyor beceriksizler.

    madem böyle bedavaya yollayacaktın bari kadronda dursaydı. o adamı kadro dışı bırakıp göndermeyi biliyordunuz da selçuk ve yasin için neden bunları yapmadınız?
    nereden baksan tutarsızlık nereden baksan iş bilmezlik. bir de bombayı teknik direktörün kucağına bırakıyorlar utanmadan.
  • 2684
    (bkz: binlerce paragraf üzerime serildi)

    yönetim yancılığıyla galatasaray'ın geçen seneki tek başarılı yönü olan hücumunu yok pahasına elden çıkarmasına neden olmuş, galatasaray'ın iş yapan birkaç futbolcusuna mobbing yaparak yönetim operasyonuna su taşımıştır.

    taktik bilgisinin zayıflığı bir yana, mental açıdan galatasaray'da gördüğüm en sorunlu teknik direktördür.

    bir, yükleme yapıyorum, iki, takımla aramı düzeltiyorum, üç, mehmet özbek'i yanına alıyorum, olay bitmiştir.
  • 2685
    arkasında temiz bir takım bırakacağını düşünenler galatasaray kampını, antremanlarını takip eden muhabirleri hiç dinlemiyorlar sanırım. ya da sosyal medyadan antrenman fotolarına bakmıyorlar. kimsenin kimseyi sevmediği, herkesin sinir küpü olduğu, kimsenin yüzünün gülmediği bir takım haline geldik. adam takımdan ayrılırken vedalaşmak için izin isteyen altyapıdan çıkmış oyuncuyu bile "hadi kardeşim, hadi yürü" diye gönderiyor. transfer sezonu da kapanıp, kendisi 8-9. haftada takımdan ayrılırsa, ardında bıraktığı enkazı toparlamak hamza'nın bıraktığını toparlamaktan daha zor olacak. umalım ki yeni transferlerin aşısı tutsun. kurtarırsa bir onlar kurtarır bu takımı.
  • 2686
    "gs'da neşeli idman", "sabri yine su hortumuyla yasin'i ıslattı" "riekerin'kle kolej havası" "hamza hocayla havuz keyfi" başlıklarının olduğu, oyuncuların her karede neşe saçtığı kamplarda ne olduğunu biliyoruz sanırım. 2 seneyi yatmakla geçiren, ligi 4. bitirip sezonu neredeyse kapatmadan açmış, yerlerine yeni oyuncular geleceğini bilen takım bırakın da mutsuz gözüksün, zaten aksi garip olurdu. ha tudor zaten oyunculuğundan beri mizaç olarak biraz değişik bir adam bildiğiniz gibi. kendinize yakın ya da uzak bulabilirsiniz ki bu da subjektif bir konu.
  • 2687
    adam takımı rezil etti hala daha "antremanları çok sıkı" diye savunuluyor. östersunds denen bir takıma elenmek üzereyiz uefa ilk turundan. neyin derdidir bu? hitler almanyası'nda mı yaşıyorsunuz anlamıyorum ki? östersunds teknik direktörü de kamçılı mıymış? teknik direktör değil indiana jones sanki mübarek.

    futbolcu önce işini sevecek. yaptığı işten zevk alacak. yoksa sahada koşan ama hiçbir işe yaramayan adamlar görürsünüz. robot değil bunlar. insan. mizacını yediğimin adamı takımı allak bullak etti. bırakın futbolcuların birbirini sevmesini, futboldan soğutacak adam. hala daha yok kamçı yok disiplin.
  • 2689
    her konuda eleştirilebilirim ama östersunds maçı üzerinden eleştiremeyeceğim teknik direktördür.

    tam tersine östersunds maçı kendisini haklı çıkarmıştır. o maçın kadrosuna bakarsanız adamın neredeyse tamamen değiştirmek istediği takımı görürsünüz. birçoğumuzun "ama podolski, bruma, sneijder" dediğini duyar gibiyim. daha önce söylediğim de aynı, şimdi söylediğim de. 3 futbolcu da kendileri gitmek istedi ve gitti. bruma sene başından beri gitmek istiyordu, podolski devre arasında, sneijder ise sezon sonu gitmeye karar vermişti bile. ayrıca bu transfer sezonunda hepimizin hemfikir olduğu, bize gereken futbolcular onların gitmesi sayesinde geliyor buna da göz ardı edemeyiz.

    östersund rezaletinin faturasını tudor'a değil, transfer önceliğini takımı oynatacak bölgeye öncelik vermeyen yönetime kesebilirim.
  • 2690
    kendisini seven, destekleyen, şu durumda bile hala haklı bulup sahip çıkan ne kadar fanı varsa, hepsine çok özeniyorum. eğer bu arkadaşlarımız herhangi bir uçucu yada bağımlılık yapıcı madde kullanmıyor iseler, gerçekten de bu kadar optimist bakış açısı takdir edilesi nadir bir özellik.

    animasyon ve sinema dünyasında bile başta pollyanna olmak üzere, bu kadar optimist bir karakter profili kurgulanamamıştır. sanırım tarık çamdal'a bakınca bir lizarazu, bir maldini yada ne bileyim bir roberto carlos falan görüyorlar. çünkü tudor'un en basit tanımı teknik direktörlük aleminin tarık çamdal'ı olmasıdır. bu optimist bakış açısını tekrar saygıyla selamlıyor, kendilerini tekrar takdir ediyor ve şapka çıkarıyorum.
  • 2693
    takım sezonu geç acacaktır, saçma sapan bir ön eleme maçın yoktur, kırbacı vurur, yüklemeni yaparsın. ama yeteneksizler ordusu gibi takımın var, iyi ya da kötü geçen sene bu oyuncuların başında maça çıkmışsın ve adamları tanıyorsun, o zaman takımı bu maça göre hazırlayacaksın.

    bahaneleri sadece acizlik göstergesi olan teknik direktör.
  • 2694
    ciddi ciddi hala "kırbaçla bu milyonluk eşşekleri" diyen adamların başlığında olduğu kondisyoner.

    yav adamın pestilini çıkarırsın da bunu da bir disiplin içinde yapman gerek, inan/inanma bu adam geldiğinde ufaktan bir şampiyonluk şansımız vardı herif takıma bir yükleme yaptı komple tüm takımı sakatladı. ee kırbaçlansın dediğiniz o adamlar paşa paşa tedavi olup yan gelip yatmaya devam etti.

    temmuz'un başında maç yapılacağı belli bu kondisyoner takımını ona göre hazırlamamış bitik bir takım dolanıyor sahada ama suçlamayacağız kendisini. hele dalga geçer gibi "defansta kompakt oynadık" demesini de geçiyorum.

    yönetim bu işin en büyük suçlusu da kendisi diyemez miydi 10 milyon belhanda'ya verileceğine bana orta saha alın diye ? onun yerine sneijder'i göndermede yönetime yardım etti.
  • 2698
    --- alıntı ---

    tudor: bu turda çekebileceğimiz en ciddi rakibi çektik. bu maçlar 1 ay sonra olsa belki de rahat kazanacaktık. bahane olarak söylemiyorum.

    --- alıntı ---

    binbir bahane üretip "bahane olarak söylemiyorum" diyen kondisyoner. iddialı açıklamalarını çok önemsemiyorum. ligde de bayağı iddialı açıklamalar yapıyordu neticeyi gördük.

    eğer galatasaray yarın turu geçecekse taraftar baskısıyla geçecek gerisi boş laf.
  • 2699
    https://twitter.com/...s/887694778678337536
    (bkz: #2207350)

    bu açıklamaları ancak böyle büyük bir meslek erbabı yapabilirdi.

    --- alıntı ---

    ince kum, çimento ve kireç karışımından meydana gelen harçla ya da hazır sıvalarla, binaların iç ve dış yüzeyleriyle tavanlarını düzgün bir yüzey meydana getirmek üzere kaplayan kişiye sıvacı denir.

    görevler

    - çimento, kum ve kireç karıştırarak harç yapar ya da yaptırır,
    - binaların dış cephesini sıvamak için iskele kurar,
    - mala ile harcı duvara atarak kaba sıva yapar,
    - bina ahşap ise yüzeye bağdadi çıtalar döşer ve harcı bu çıtaların arasına uygular,
    - kaba sıvanın yüzünü mala ile çizerek ikinci kat sıvaya hazırlar ve ikinci kat sıvayı yapar,
    - ikinci kat sıvanın kaba kısımlarını tesviye tahtası (mastar) ile düzeltir. böylece sıvanın hem düzgün olmasını sağlar, hem de sıvayı sıkıştırır,
    - yapılan sıvanın üzerine fırça ile su serper ve perdah süngeri ile tesviye eder,
    - ikinci kat üzerine ince bir perdah daha geçer ve bunu bir mala ile iyice tesviye eder,
    - köşe mastarı ile iç ve dış köşeleri meydana getirir.

    kullanilan alet ve malzemeler

    - hazır sıva imal makinesi,
    - iskele malzemesi,
    - çelik mala,
    - tahta ya da plastik mastar,
    - tahta ya da plastik perdah malası,
    - perdah süngeri,
    - sıvacı fırçası,
    - harç tenekesi,
    - kürek,
    - su tenekesi,
    - metre,
    - sıva üstü mermertozu-çimento karışımı püskürtme makinesi,
    - kum, kireç, çimento vb. inşaat malzemesi kullanır.

    mesleğin gerektirdiği özellikler

    - bedence sağlam, el ve ayakları özürsüz,
    - el ve gözünü eşgüdümle, ellerini ustalıkla kullanabilen,
    - renkleri ayırdedebilen,
    - alan ve yüzey hesaplarıyla miktar hesapları yapabilen,
    - yükseklik korkusu olmayan,
    - güç pozisyonlarda çalışmaktan korkmayan ve dikkatli kimseler olmaları beklenir.

    --- alıntı ---
App Store'dan indirin Google Play'den alın