resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:47
Uyruk:Hırvatistan
  • 5723
    eski teknik direktörümüz.

    her yolumuzu ayırdığımız futbolcuya ve teknik direktöre kin ve nefret duyulmasını mantıklı bulamıyorum.

    galatasaray'ın hocası olabilecek biri değildi ama bir gerçek var ki iç sahada maç kazanma coşkusunu bize geri kazandırdı. galatasaray kariyeri de karabük kariyerine paralel gitti. orada da iç sahada iyi sonuçlar alıp deplasmanlardan çıkamazdı. galatasaray kariyerini de aynı durum bitirdi.

    transferler konusunda da ufak tefek defolar olsa da mali sıkıntılar çerçevesinde ortalama üstü bir kadro kurabildik.

    ben gene de tudor'u iyi hatırlayacağım, umarım hatalarından ders alır ve gelecekte iyi bir teknik direktör olur.
  • 6356
    kendisinin takımımızın başında olduğu 2017/2018 sezonunun ilk dönemlerinde iç sahada oynattığı oyun kadar seyir zevki veren futbolu son 3,5 senedir izleyemedim. kendisinin eksikleri vardı fakat kötü bir teknik direktör olduğunu düşünmüyorum. bahsettiğim dönemde alan parselizasyonu, takım olarak hareket etmek gibi kriterleri oldukça iyi yerine getiriyordu takım.
  • 6632
    galatasaray 2017-18 şampiyonluğunda ciddi katkısı olan isim. bunu söylemek ayıp değil, yanlış da değil. 15-16 ve 16-17 sezonlarında yıkık galatasaray’la 17-18 sezonuna inanılmaz bir giriş yapan da kendisiydi. 11-12 sezonundan sonra izlemesi en güzel futbolu kendisiyle oynuyorduk. saldırıyorduk, gol atıyorduk, gol kaçırıyorduk, pres yapıyorduk. dolayısıyla seyir zevki keyif veriyordu tudor galatasaray’ının.

    ancak işin psikoloji kısmını yönetemedi ve büyük derbilerde paramparça olan bir galatasaray’ı izletti bize kendisi. fatih hoca boştaydı ve takımın psikolojisinin düzelmesine ihtiyaç vardı. ki nitekim hocanın gelişi çok etkili oldu ve başarılara ulaştık.

    tudor’u severim ben, sohbet etme şansım da olmuştu 2017 yılında. yolu açık olsun, umarım başarılı olur.
  • 345
    sağ bekte sabri sarıoğlu'nu, stoperde semih kaya'yı, orta sahada selçuk inan'ı oynattığı müddetçe,
    tolga ciğerci'ye şut çekmeyi yasaklamadığı sürece,
    duran toplarda adam adama savunma yerine, alan savunması yaptığı sürece,
    duran topları wesley sneijder dışındaki futbolcuların kullanmasına izin verdiği sürece,
    takımı 90 dakika koşturamadığı sürece başarılı olmasına ihtimal dahi vermiyorum.

    her güzel an için teşekkürler jan olde riekerink.
    başarılar igor tudor.

    edit: aurelien chedjou ve bruma 3.5 senedir bu takımda. igor bu süre zarfında çalışacak tam 8. hoca. evet sekiz. *
  • 3583
    eminim bu iyi gidişi devam ettirirse, şimdiden yavaş yavaş çıkmaya başlayan "ben demiştim yeeeaa"cılar çoğalacak. çıkmayın abi, sakın. gelin isterseniz arşive bakalım. österzort'a elendikten sonra bu sözlük dahil tüm sosyal medyada gömüldü adam. kimse de "durun bu adam başaracak" demedi. hele terim'in milli takımdan kovulmasından sonra, tudor istifa sesleri dursun'un da önüne geçti. terim'den tiksinenler dahi "terim'i sevmem ama böyle bi kadro tudor'a emanet edilmez" diye konuştu. içten içe tudor'un başarılı olacağını düşünen varsa bile çıkıp söylemeye cesaret edemedi.

    yani konuşmak için erken. henüz değil. ama bu performansını bir süre daha devam ettirirse, (skordan değil oyundan bahsediyorum) kabul edelim ki istisnasız, tertemiz hepimizi g.t etmiş olacaktır kendisi. ki hiçbirimiz de zaten böyle g.t olmaktan gocunmaz sanırım.

    hadi igor, hepimizi utandırmaya devam et. yeter ki dışarıda başımız dik yürümeye devam edelim.
  • 3341
    östersunds'a bok gibi kadro ile elenirken; kadronun önemi yok, başında adam gibi hoca olsa turu geçerdi takım,

    kayseri'yi transferli kadroyla parçalarken; hocanın önemi yok, bu kadroyla kim olsa böyle oynar bu takım.

    ahahahahahaa.

    östersunds'a elendik, galatasaray için rezalet ötesi bir sonuçtur ama 1 numaralı sorumlusu hoca değildir diye çok yazdım burada. o leş kadro ve yetişmeyen transferlerle östersunds'dan farkın yoktu senin.

    sabır dedik, biraz sabır. şu adam kendi kadrosunu kursun kendi sistemini oynatsın bi görelim. ondan sonra başarısız olursa da gidebilir sorun yok, arkasında enkaz olmayacak çünkü yenilenmiş bir kadro olacak. itin götüne soktunuz adamı. sabır falan hakgetire.

    ulan bari şu ilk maçtaki futbolu görünce biraz utanın ve artık sabırlı olun. bu tempolu oyun devam etmezse ben de eleştiririm tudor'u doğal olarak. ama şöyle bi maçın ardından 7. hafta kovulur falan yazmak dümdüz galatasaray'a zarar veren hareketler.

    sezon başı sürekli itin götüne soktuğun kondisyonerden şu futbolu görmek seni üzmüş olabilir anlıyorum, ama sakin, derdimiz galatasaray, ben haklıydım demek değil. başında kondisyoner de olsa beden eğitimi hocası da olsa kendi istediklerini yapana kadar sabırla desteklenmeli.

    ha bide bu transferleri tudor yaptırdı güzel kardeşim, hoşuna gitmese de bu takımı tudor kurdu. yine tudor'a bok atmak için cenk ergün mehmet özbek kurdu falan deniyor ya bu takımı, tam komedi. alınan bütün transferler tudor'un istediği tempolu fizik oyununa uygun, hatta 10 numarası bile. sneijder canımız ciğerimizdir ama tudor'un sistemine neden uymadığını defanstan top kapmaya gelen, hava topu alan, it gibi koşan belhanda'yı görünce anladım dün.

    neyse özet olarak, adamı 2 aydır her gün eleştirdiniz, kondisyoner, hırvat köylüsü dediniz anladık. bari şu maçtan sonra biraz sabredin adama karşı da bi sinerji oluşturalım. ben de demiyorum ki tudor mükemmel hoca. sabır diyorum sabır, biraz sabredersek kendi kurduğu takımla neler yapacak göreceğiz diyorum. ilk maç da bayaa ümit verdi bana gelecekle ilgili. o yüzden sabır ve sinerji.
  • 6021
    beğenilmeyebilir, eleştirilebilir ama bazı taraftarlarımız tarafından bu kadar nefret edilmeyi gerektirecek ne yaptı, anlayamadığım eski teknik direktörümüz.

    20 temmuz 2017 galatasaray östersunds fk maçı sonrası, aşağılık ve ahlaksız türk gazetecilerinin sorduğu her soruya başı dik cevap vermiştir. o gece ona sorulan soruların ve üslubun çeyreğine bir türk teknik direktör maruz kalmış mıdır, bir sorun kendinize. 1996-1998 arası derbi karnemize de bir bakın, nefretli parmaklarınız yorulmayacaksa.

    kendine göre bir futbol aklı olan genç bir teknik direktördü. ayrıca galatasaray taraftarının isteğiyle takımın başına gelmişti. hatta, o isteyenler arasında şu an nefret kusan galatasaray taraftarları da vardı.

    şükür ki, türk futbolunun ve galatasaray'ın kaderini değiştiren jupp derwall zamanında yoktu sosyal medya.

    galatasaray değerlerini sonuna kadar eleştirin. hiçbir tabu olmasın, kabul. ama bir galatasaray değerine nefret söylemi nedir? hem de ahlaksız türk gazeteci ve yorumcularının gütmesiyle.
  • 3404
    oyun dizilişi olarak 3-4-3'ten vazgeçtiğini sanmıyorum. takım oyun içinde sıklıkla kaydırmalarla üçlüye dönerek oynuyor. 4-1-4-1 gibi dizilen başlangıç kadrosunun asimetrikliğinden belli bu zaten.

    takım şöyle başlıyor gibi

    gomis
    tolga-belhanda-ndiaye-rodri
    fernando
    linnes-serdar-maicon-mariano

    mariano-linnes bütün maçı kanat gibi oynadığı ve fernando geriye geldiği için maç içinde sıklıkla şu oluyor

    belhanda-gomis-rodri
    linnes-tolga-ndiaye-mariano
    serdar-fernando-maicon

    tolga'nın "solda oynamalı" versiyonu şeklinde çıkan aşırı mantıksız kadro bu kaydırmaları yapınca anlam kazanıyor işte. böyle bakınca neden tolga ve ndiaye'ye ihtiyaç duyulduğunu anlayabiliyoruz ayrıca, şu kadronun yükünü çekecek 2 ciğersize ortada ihtiyaç var çünkü.
  • 5106
    yönetimin artık bi zahmet sahip çıkması gereken teknik direktör.

    igor tudor'a sahip çıkanların başında gelenlerdendim (2017-2018 sezonu) deplasmandaki beşiktaş maçına kadar. aslında hala desteğim sürüyor ama ne yalan söyleyeyim motivasyonum da düştü o kaybedilen maçtan sonra yönetimin bir tek şansı vardı o da tudor'u gönderip fatih terim'î getirmek. madem göndermiyorsunuz arkasında dimdik durun tudor'un. aykut kocaman hakkında kimse kötü konuşamıyor çünkü yönetim arkasında. o adamın oynattığı oyunu tudor oynatsa olacakları tahmin bile edemiyorum.

    2-0'dan gelip 4-2 kazandığımız akhisarspor maçından sonra 1 yönetici bile çıkıp konuşmadı. hayırdır ya kazandığımıza üzüldünüz mü yoksa? okan haysiyetsizi maçtan sonra teknik direktörünüz hakkında ileri geri konuşuyor savunmuyorsunuz bile(!) bunlar mı bizi temsil ediyor?

    liderken bile en çok eleştirilen takım, taraftar, hoca vs. bütün olarak biz isek bunun tek sorumlusu sürekli ölü taklidi yapan yönetimdir.
  • 1615
    dünkü maç özelinde yazıyorum;

    takım şu an riekerink döneminden fiziksel olarak ve mücadele anlamında daha iyi durumda. birincisi kaybedilen top sonrası neredeyse herkes topu kazanmak için ciddi bir efor sarfediyor, dün 10 kişi kalana kadar yer yer 2'li 3'lü baskılar da gördük. bu benim çok hoşuma gitti. kasımpaşa hiçbir şey oynamadan ahmet çalık denilen vasat oyuncunun hatasıyla 1-0 öne geçti. buna rağmen tolga atılana kadar 4 tane önemli pozisyonumuz var, hiçbirini değerlendiremedik.

    hakem olacak özgür yankaya isimli şeref yoksunu dün bariz bir şekilde galatasaray'ı katletmiştir. birincisi tolga'nın ilk sarı kartı; faulle uzaktan yakından alakası yok. tolga topa dokunuyor, topa! topa dokunduktan sonra o durumda ayağını kontrol edemez, haliyle rakibe de vuruyor ama kesinlikle bilinçli bir eylem değil. faul olup olmadığı bile tartışılır. hadi faulü verdi diyelim, sarı kartla uzaktan yakından alakası yok! tolga da buna itiraz etti zaten ama dediğim gibi dün takımı katletmeye gelmiş bir terörist vardı sahada. tolga'ya şurada da faul yaptın diye işaret yaptı, oysa tolga'nın ilk faulüydü. tolga'nın maç sırasında sadece 2 faulü olduğunu ve hayatında ilk kez kırmızı kart gördüğünü de ekleyeyim. düşünün nasıl bir şerefsiz vardı sahada.

    ikincisi; penaltı pozisyonu. dakika 62, 1-0 gerideyiz, 11'e 10 oynuyoruz. yüzde 1 milyonluk penaltımızı göz göre göre vermiyor! penaltıyı vermediği gibi; dönen topta da kalemizde 2. golü görüyoruz. işte bir hakem bir maçı bir taraftan diğer tarafa ancak bu şekilde verebilir. emek hırsızlığı budur ama başımızda galatasaray tarihinin en rezil en kepaze yönetimi olunca düşene vuran çok oluyor haliyle. bir gecede ali aydın'a düdük astıran, düne kadar en kötü başkan olarak değerlendirdiğimiz özhan canaydın'ı bile özletti bu adam bize.

    bu sözlükte geldiği andan beri bruma'yı; koşulsuz-şartsız yeteneğine inanan biri olarak savunan birkaç yazardan biriyim. beni yanıltmadı, onu çok seviyorum ama dün hocasına saygısızlık yaptığı söyleniyor. bunu söyleyenler takımın hocası ve idari menejeri. dün maç sırasında bruma'yı almak delilik diye yazmıştım ama konu saygısızlık ise tudor haklı. sezar'ın hakkı sezar'a ya da yiğidi öldür hakkını ver. muhtemelen çocuk takımdan etkileniyor zira dingo'nun ahırı gibi şu an. yedikleri teknik adamın haddi hesabı yok. inanılmaz bir otorite boşluğu var. yarından tez yok en az 6-7 oyuncunun kadro dışı bırakılması lazım ama yok işte. yok öyle bir idare.

    dün maç başlığında da yazdım; takımda büyük bir kalite eksikliği var. hakeza otorite de öyle. bu adam kendi çapında bir otorite kurmaya çalışıyor ama yetmiyor. herifler öyle bir yeniçeri sistemi kurmuşlar ki; bir galibiyette hemen basına biz böyle oynamak istiyoruz diye pişkin pişkin açıklama yapabiliyorlar. götünüz yiyorsa avrupa'da bir takımda yapın bu hareketi ya da galatasaray'da taşşaklı bir otorite olduğunda.

    kimse kusura bakmasın, tudor'un hataları var ama kulüp içerisinde şu durumda olmamızın asıl sebepleri; oyuncu kadrosundaki büyük kalite eksikliği, korkunç otorite boşluğu ve rezil yönetimdir.
  • 4999
    evet beyler. kendisi hakkında yazarların bir kısmı sezon başından beri konforlu alanda zaten. nedir o konforlu alan? 'gitsin, hoca degil, korkak, hırvat köylüsü' alanı. cünkü eninde sonunda haklı cıkarsın hep 'gitsin'ci olursan. cünkü her hoca eninde sonunda sıcar ve sen 'ben demistim' dersin. mesela hamza hamzaoglu geldiginde direkt 'köylü, leş' diyenler oldu. adam sampiyon yaptı. 4. yıldızı taktık, azcık sustular, sonra ilk tökezlemede basladılar 'ben demistim' demeye. dedim ya. rahat alan. illa ben demistim diyecek zamanın gelir.

    ee son 2 aralık 2017 beşiktaş galatasaray maçından sonra 'ya sabır biraz' diyenlerin de bir kısmı konforlu alana geçti artık. kolay degil cünkü diger alanda kalmak, sabırdan, istikrardan yana olmak.

    neyse. benim yazının ana teması 'tudor kalsın'. yani öfkeniz halen harlı ise baştan of'u basın geçin.

    görünen o ki terim gelmeyecek. gelirse ben de hic hayır demem kendisine. herifin videolarını görünce gaza geliyorum ben. terim baska bir olay. ne zaman gelsin mi dense gelsin deriz cogumuz. lucescu'yu gonderirken de gelsin dedik, sonra patladı gerci ama olsun. neyse iste. terim gelmeyecekse de baska maceraya gerek yok.

    benim artık sıtkım sıyrıldı abi hoca degisikliginden. tekrar aynı bataklıga girmek istemiyorum ben. hoca degisecekse de sezon sonu degissin. yıllardır süren bir muhabbet var, nedir o? 'fenerbahce sampiyon olamasa dahi hep yarısta kalıyor, 2.-3. falan oluyor, gs ya sampiyon oluyor, ya sıcıp batırıyor' neden acaba? aziz bile artık sene ortasında hoca degistirmeyi bıraktı. 14 sene falan oldu adam hoca degistirmiyor sezon ortası. ismail eagle'ı, vitor'u bile sezon ortası kovmadı herif. sezon boyu sürekli hoca degistirmektense vasat hoca ile devam etmek bile daha mantıklı, adam gördü bunu.

    bir de o kadar para harcadık. her hocanın kendi oyun tarzı var. tudor'a göre bir kadro kurduk. baska hoca gelse bu oyuncuların bazılarını istemez, ndiaye'yi pasör degil diye, maicon'u agır diye istemez falan. gitti yavrum dünya kadar para. su sıkıntıdayken bir de. sonra onu da kovarız, hoop sil bastan yaparız.

    bir de su bilic benzetmesine karsı cıkan birileri vardı dün. neymis efendim, besiktas bir ışık görmüs bilicte, 2 yıl ondan sabretmis, biz goremiyormusuz. abim sen körsün o zaman. sorry, not sorry. ya da gec onu sen gec. sen sabretcek adam degilsin. naval okuma. senin ışık dedigin şey geleni geceni yenmek falan. yeniliyorsa da 56 pozisyona girip, sansa bir golle yenilmek falan. ee bu ışık olmuyor, bu taşaklı basarı oluyor o zaman, ısık dedigin 'basarısız ama biseyler var' durumu oluyor. bomboş yorumlar yapıyorsun. vurmanın da bokunu cıkarmadan duramıyorsun. ben yıllar sonra ilk kez bu sezonki kadar keyif veren bir galatasaray gördüm, taa ki su son 3-4 haftaya kadar. siz o ara ne yapıyordunuz da görmediniz bilmiyorum ama baya ortadaydı. ee abim sen bunu bir ışık olarak algılamıyorsan boş boş konusuyorsun. daha neyin ışıgı yani. bilic'te bundan fazla ne ısıgı vardı?

    neyse, tudor fena sıçtı 3 büyük macta. bu kadarını da beklemiyordum ne yalan söyleyim. ama ben sezon ici hoca degisikligi istemeyenlerdenim. kusucam yemin ediyorum artık hoca degisikliginden, kusucam. vasat bir hoca ile sezonu bitirmek, sezon ici hoca degistirip cok iyi bir hoca getirmekten cok daha iyidir benim gozumde.

    tudor da bu buyuk maclarda sıctı ok de eksik kadro ile buraya kadar getirdi. cok güzel dolu dolu top oynattıgı da bircok mac oldu. taraftar olay cıkarmazsa bence devreye lider de sokar takımı. devre arası eksikler giderilirse, ikinci devrede de 4 macın 3ünün icerde oldugunu dusunursek, bir sekilde yürür bu kervan diye dusunuyorum ben.

    bunları da kaybedilen maçtan sonra yazıyım ki sonra 'iki mac kazandı, yine basladınız' demeyin.
  • 5961
    galatasaray macerası karl heinz feldkamp**nin 2007-2008 sezonu benzerlikleri ile dikkat çeken hırvat teknik adam. aynen tudor'un takım kadrosunu nerede ise tamamen değiştirdiği gibi, ilgili sezonda da kalli bir önceki sezondan ciddi bir kadro temizliği yapmış ve lincoln, tobias linderoth, shabani nonda, volkan yaman, emre güngör, orkun uşak*, servet çetin, hakan balta gibi isimler ile takım iskeletini neredeyse tamamen değiştirmişti. trajik olarak sezon sonunu göremeyen her iki teknik direktörün de kurduğu kadro şampiyon olacak ve sonraki bir kaç sezon takımın ana kadrosunu oluşturacaktı. sezon sonunu göremeseler bile hem kalli'ye hem de tudor 'a en azından yapılan temizliğe ön ayak oldukları ve başarılı sayılabilecek kadro mühendislikleri için teşekkür etmeliyiz.
  • 2261
    galatasaraya geleli 5 ay oldu. bu 5 aylık süreçte kendisini çok net ifade ettiğini, futbola bakışı ve karakterini iyi anlattığını düşünüyorum. bazı yönleri takdir topladı, bazı özellikleri ise eleştirildi. benim açımdan beğendiğim yönleri kadar geliştirmesi gereken ve ben de soru işaretleri bırakan noktaları da mevcut. öncelikle iyi yönlerine odaklanmayı tercih ediyorum.

    pozitif yönleri:
    -çalışmaya olan inancı: ilk günden bu yana yoğun bir çalışma temposu içerisinde. futbolcuları çalıştırmaya uğraştığından daha fazla kendisi floryada mesai harcıyor. bu sene tatil yaptığını görmedim. kendi çalışkanlığı futbolculara da örnek olacaktır.

    -tempolu futbol: ilk günden bu yana tempolu futbol için gayret gösteriyor. 5 aylık dönemde bunun bazı emareleri görüldü. ancak bunun için fizik kondisyonun en üstte olması gerekiyor. sene başında da bunun yüklemesini yapmaya çalışıyor. bu sene en azından fizik olarak ezilen bir takım göreceğimizi zannetmiyorum.

    -heyecan: maç içerisinde büyük bir heyecan yaşıyor. dün yapılan hazırlık maçında bile yapılan bir hatada çıldırdı. son 5 aydatakımın geçmişe göre daha heyecanlı ve istekli olduğu kesin.

    -adalet: futbolcunun ismini cismini zerre kadar umursamıyor. istediğini yapmayan oyuncu onun için yok hükmünde. bu ister bruma olsun, ister sneijder olsun isterse de sabri. yani yerli, yabancı, yıldız, wonderkid gibi bir ayrımı yok. hepsine benzer muamele yapıyor. bir problem kangrene dönüşmüşse kesip atmasını biliyor. bu yönüyle kalliye benzetiyorum.

    bi de negatif yönlerine bakalım:
    -taktik ve diziliş seçimleri: belki genç bir teknik direktör olmasının da etkisiyle taktik bilgi açısından iyi olduğunu düşünmüyorum. taktik ve diziliş futbolcuya göre belirlenmelidir. iyi bir teknik direktör mesela lucescu elindeki kadroya göre bunları şekillendirir. geçen seneki oyuncu yapısının pas oyunu dışında bir oyun oynaması, pozisyon bilgisi kötü olan defans oyuncuları ile 3lü defans yapılamayacağı çok önceden de görülebilecek şeylerdi. büyük maçların hepsini kaybettik. büyük hocaların taktik bilgisi büyük maçlarda ortaya çıkar. mustafa denizli bu yüzden büyük hoca olmuştur. ayrıca kafasındaki oyun şeklini futbolculara iyi yansıtabildiği de soru işareti. yasinin buna işaret eden bazı açıklamaları olmuştu.

    -futbolcularla ilişki: futbolcuları basın önünde eleştirmesi, hatta isim verip yermesi uzun vadede olumlu sonuçlanmayabilir. bu sene takımda büyük bir revizyon yapılacağı için şu aşamada sorun olmayabilir. ama uzun maratonda futbolcu idaresini iyi yönetmek gerekir. her problemi transferle çözemeyebiliriz.

    -futbolcu bazında performans gelişimi: takım oyunu kadar futbolcuların geliştirilmesi ve ön plana çıkarılması da önemli. şenol güneş bu konuda gördüğüm en iyi teknik direktör. linnes, tolga, garry, eren gibi oyuncular şenol güneşin takımında olsa öve öve bitirilemezdi. tudorun futbolcunun özelliklerini ön plana çıkarma ve buna göre bir oyun kurma gibi bir düşüncesi olduğunu pek zannetmiyorum.

    netice olarak bu sene yeni bir takım kuruluyor gibi. tudor için büyük bir şans. artık mazeret şansı kalmadı. umarım bazı yönlerini geliştirir ve çok başarılı olur.
  • 3942
    14 ekim 2017 konyaspor galatasaray maçını kalabalık bir ortamda izledim. garry'i çıkarıp selçuk'u oyuna dahil ettiği sırada çevremdeki kişilerin her birinden farklı sesler yükseldi. biri "kanat çıkarıp orta saha mı alınır" dedi, diğeri "ne selçuk'u ya koy sinan'ı ya da yasin'i" dedi, bir başkası "al eren'i 4 4 2'ye dön" dedi vesaire. diyeceğim şu; adamın her taraftarı tatmin edebilmesinin imkanı yok. dolayısıyla kendisinin maç içi hamlelerine saygı duymak -nando'yu çıkarıp yerine tarık'ı koymak gibi bir tuhaflık yapmadığı sürece- en mantıklısı. doğru 11'i sahaya sürsün, takımın kondisyonu düşmesin benim için kafi. iyi koçluk doğru olanı uygulayabilmek ve uygulatabilmek değil midir zaten.
App Store'dan indirin Google Play'den alın