• 1802
    üslubu genel olarak çok sinir bozucu olsa da, söylenmeyenleri söylemesi ile takdirimi kazanıyor.

    volkan demirel'in milli takımın fransa kadrosunda yer alması için basında yürütülen kampanyayla ilgili güzelce döşemiş yine:

    --- ekşiden alıntı ---

    "başta rıdvan dilmen, medyamızda bir volkan demirel pazarlaması başladı ki, aklım almıyor.. rıdvan milli maçı anında yorumlarken bile, harika bir kurtarış yapan volkan babacan'ı eleştirdi.. "topu yanlış yere yumrukladı" diye.. çünkü aklında "bir hata yaptı çocuk. fatih terim ağabeylik yapıp, affetmeli" diye başını çektiği "volkan demirel" kampanyası var..
    türkiye eğer volkan'la avrupa şampiyonu olacaksa olmasın!..
    bazı değerler o kadar önemlidir.. türk gencinin önüne konacak örnekler ise, hem de nasıl önemlidir..
    türkiye yüzde beşlere inmiş şansı ile sahada ısınıyor. o maçta tek puan kaybederse, her şey bitecek. öyle kritik bir maç ve başlamasına 15 dakika kala o takımın kalecisi tribünlerde aleyhine tezahürat yapılmasına kızdığı iddiası ile, sadece sahayı değil, stadı da terk ediyor.. çekiyor ve gidiyor.. kimi neyi, hangi kutsallığı satıp gittiğine bakmadan..
    en kritik maçtan 15 dakika önce, kalecin gidiyor. kendinizi o takımın oyuncularının yerine koyun, ne hale gelirsiniz.
    daha acısı.. daha sonra stat kameraları inceleniyor. öyle bir tezahürat yok. volkan bir kişiyi gösterip mahkemeye veriyor. o da fos çıkıyor.. yani ortada sadece bir kapris, bir şov ve orası ali sami yen arenası ya, galatasaray seyircisini aşağılama çabası var..
    volkan çekip gidiyor. yerine gelen volkan babacan ve takım, geri kalan maçlarda öyle harikalar yaratıyor ki, play off için yüzde 5 şansı kalmış takım, fransa'ya hem de "doğrudan" gitme hakkını kazanıyor..
    ..ve işte o zaman, milli takım kaçağı hiç sıkılmadan ortaya çıkıyor. "fransa'da oynamak istiyorum" diyor..
    savaştan kaçacaksın. sonra kazananların önüne geçip fransa keyfi, fransa şovu yapacaksın öyle mi?.
    hadi senin ayıbını unutalım.. (milli davadan kaçmak nasıl unutulur o ayrı ya..) hadi unutalım..
    peki oraya gitmeyi aslanlar gibi savaşarak hak edenleri nasıl harcayıp, yerlerine seni koyalım, "kaçak?."
    rıdvan dilmen ve arkasındakiler bu soruma cevap versinler..
    ve de milyonlarca türk gencine desinler ki..
    "bu ülkeyi, bu insanı, bu formayı bırakıp kaçmak yanlıştır ama, merak etmeyin.. bir "ağbi" çıkar sizi affeder!.."

    --- ekşide nalıntı ---

    edit:
    haber linki

    http://www.sabah.com.tr/...irel-pazarlayicilari
  • 1803
    çok ters adam. yakın geçmişteki bir yazısında galatasarayın genlerinde 4-4-2 olduğunu söylüyor, böyle olunca takımın kanatlarda olcan ve yasin ile solda, sabri ile de sağ kanatta harikalar yarattığından falan bahsediyor. yalnız, işin ilginç yanı o saydığı adamların yürümeye mecali yok. halı saha maçında ilk 10 dk yorulduktan sonraki haller var adamlarda. ama hıncal methiyeler düzüyor önünü de alamıyor. bunları söylerken takımın sistemine ve taktiğine dair bir şey söylemiyor*. takımın hangi rakibe nasıl oynadığından haberi yok. varsa yoksa beğenmediği oyunculara arada saydırıyor. he bir de emre çolak'a istisnasız her oynadığında saydırıyor.

    işin ilginci böyle adamlar hala saygı duyulan, duayen diye gösterilen adamlar. modern futbol bilgisi kısıtlı ama çalıştığı sabah gazetesinin asansöründe karşılaştığı sıradan olayları odasına geçince yazıya dökünce duayen oluyor. bir olayı yok yani. ama derbi öncesi yedi sıfır fener alır deyince bir anda sansasyon oluyor ben de bunu anlamıyorum.
  • 1805
    kendisi kötü bir siyaset yazaridir ama herhang bir siyasi yazisi, futbolla ilgili yazılarından çok daha iyidir. yaşına hurmeten daha fazla şey söylemek istemiyorum ama çok da ciddiye almamak gerekir.

    yalnız bir özelliği vardır. bu ülkenin en rahat gazetecilerinden biridir. kimseden çekinmez, aklına geleni söyler ve yazar. en azından bana oyle geliyor.
  • 1806
    --- alıntı ---

    "bu takım şampiyonluğa oynar" dediğimde bana gülenler arasında fatih hocam da var mıydı, bilmiyorum. ama adım gibi bildiğim bir şey var!..
    portekiz kupayı kaldırırken, bu ülkede fransızlar kadar, hatta daha bile fazla kahrolan biri vardı..
    fatih hocam!..
    düşünün ki, yıldızları nani ve quaresma olan bir takım, hem de "ev sahibi"ni yenerek şampiyon oldu..
    ..ve biraz daha düşünün?. o nani için sezon boyu kaç gazete, kaç defa "pereira, bu nani'ye 90 dakika nasıl tahammül etti" diye yazdı. quaresma beşiktaş'ın ilk onbirinin devamlı oyuncusu olabildi mi?.
    bir yıldızı vardı portekiz'in ronaldo.. o da bu turnuvada bir türlü ronaldoluğunu gösterememişti. etrafında real madrid'in süper starları varken ronaldo olmak kolay.. ama bir de portekiz'e bakın?. kiminle oynayacak ki?.
    kaldı ki final maçının sekizinci dakikasında payet'nin haince bir darbesi ile sakatlandı zavallı.. 15 dakika dolaştı sahada.. sonra "beni alın" işareti yaptı ağlayarak.. yani final maçında o bile yoktu..
    şimdi fatih hocama bir soru..
    "avrupa şampiyonu olan portekiz takımında "ah bu benim takımımda olsaydı" diye gıpta ettiğin kaç futbolcu var?. hele ronaldo çıktıktan sonra, kalan takımda, "istediğini seç al, senin olsun" deseler, kimi alırsın, "bu benim elimdekilerden iyi" diyerek?.
    şampiyonların, hem savunma, hem hücumda oynayan iki beki vardı. 5 numara raphael ve 21 numara cedric.. bizim takımda bu yerlerin asıl sahipleri gökhan ve caner'i de söylemiyorum.. aldıkları hemen her topu fransızlara atan bu iki portekizli'yi, bizim yedekler şener ve ismail köybaşı ile değişir misin?.
    asılları değil, yedekleri değişir misin?.
    portekiz'de bir arda, bir selçuk klasında futbolcu var mıydı?. ya da beğenmeyip oynatmadığın volkan ve emre mor gibi, iki süratli, iki adam eksilten, iki gole taşıyan ve atan adam?. hakan çalhanoğlu klası var mıydı portekiz'de?. ya da oğuzhan?.
    ..ve de net soruyorum hocam.. portekiz'de değil, öbür finalist fransa'da da değil, tüm şampiyonada burak gibi bir santrfor var mıydı?.
    müzmin beşiktaş yedeği cenk yoktu hocam?..ve de galatasaray taraftarının haince ıslıkladığı umut, bu 24 takımın 20'sinde, abartmıyorum yirmisinde `oynardı, değil mi?.`
    --- alıntı ---

    devamı var da benim bünye kaldırmadı. sabah gazetesinin linkini de vermek istemedim.

    son cümleden sonra bu dinozor trollünü insan yerine koyanın da bu gurubet canlı gibi beyin hücreleri ölmüştür. umut'u ıslıklayanlarını eleştiren çapsızlara dahi tahammülüm yokken, adam hain lafını kullanmış.

    euro 2016'da oynayan oyunculardan forvet pozisyonunda umut'tan kötü oynama ihtimali olan tek oyuncu macaristan'ın kalecisi kiraly'dir. o da yaşından dolayı.

    ükede troll kıtlığı da yok ki kendisini mecburen okumak zorunda kalsın insanlar. ortalık trollden geçilmiyor.
  • 1808
    wesley sneijder üzerinden yabancı düşmanlığına soyunmuş ve yerli seviciliğine başlamıştır. bir hazırlık maçı üzerinden bu sezona konsantre olmamızı sağlayan jan olde riekerink'i sneijder'in dediklerini yapmakla suçlayarak yerin dibine sokup, mustafa denizli'nin 2015-2016 sezonunda harcandığını savunmuştur. kendisini bir zamanlar severek takip eden birisi olarak artık art niyetli olduğunu düşünmeye başlıyorum.

    kaynak: http://www.sabah.com.tr/...lt-yapi-hocasi-farki
  • 1813
    http://www.sabah.com.tr/...lt-yapi-hocasi-farki

    yukarıdaki yazıyı kimin yazdığını bilmeden okusaydım, ya mahmut uslu ya da aziz yıldırım yazmış derdim. bu kadar olur mu demeyin.

    eğer bir adam, galatasaray'ın fener'e karşı psikolojik üstünlüğünün en büyük sebebi olan sneijder'e saldırıyorsa bunun başka izahı olamaz.

    sneijder bize geldikten sonra, fenere ve beşiktaş'a karşı kaç maç kazandırmış, kaç maçı kurtarmıştır bir inceleyin.

    daha önce yazmıştım, hıncal uluç asla galatasaraylı olmamıştır. kripto fenerlidir ve ara sıra aziz yıldırım'a saldırarak kendisini gizlemeye çalışmaktadır. söylediği ve yazdığı hiçbir şeye itibar edilmemelidir. ara sıra doğruları yazsa da onun nedeni de kamuflajdır.

    olcan'dan bahsediyor. (allah'tan kork be bunak) olcan gibi göbeği olanları avrupada antremanlara bile almıyorlar. adam iki sezondur göbek yapıyor, uyarılara aldırmıyor, onu savunuyor.

    umut bulut bir sezondur gol atamıyor, hazırlık döneminde de aynen devam ediyor onu savunuyor.

    sabri'nin savunma hataları yüzünden yediğimiz gol sayısı yüzü geçti hala görmüyor.

    riekerink'e saldırarak, küçümseyerek onun azmini kırmaya çalışıyor. sneijder'in kuklası olduğunu iddia ediyor. riekerink takımın başına geldikten sonra takımdaki yükselen ivmeyi, pres futbolunu, transfer tercihlerindeki isabetini inkar ediyor.

    sezon başında 4 m € teklif edilen bruma'nın fiyatını yirmi günde 7.5 m €'ya çıkaran riekerink'e saldırırken hiçbir gerekçe gösteremiyor.

    bir fikrin varsa gerekçe koyacaksın ortaya. o gerekçe kabul edilir olacak. ama o ne yapıyor; hiçbir gerekçe gösteremiyor, sadece hislerini daha doğrusu temennilerini yazıya aktarıyor.

    çağdışı kalmış, hantal ve bunamış, bize donk denilen aymazı 2,5 m €'ya kilitlemiş mustafa denizli'yi savunması da ayrı bir garabet.

    inşaallah, umarım, riekerink ve sneijder hakkında yazdıkları başına parçalanır. yüzü kızarır da bir daha tv'de ahkam kesme cesareti bulamaz. (gerçi o kösele surat kızarır mı bilmem)

    seni allah'a havale ediyoruz hıncal uluç.
  • 1823
    yazısından alıntı:

    --- alıntı ---

    levent nazifoğlu denen kardeşimiz, "ben olduğum müddetçe olcan, umut ve tarık galatasaray formasını giyemezler" demiş ve benim de bu yüzden kendisine "sen kimsin?" dediğim adam! gazetedeki yazım oydu.
    "sen kimsin levent nazifoğlu?" bu adamlar galatasaray ile anlaşmalı.
    hangi sebeple bu futbolcuları istemezsin?
    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim.
    şu anda galatasaray'da onlar gibi yedek yok! o maçta kenarda olcan olsaydı olcan oyuna girer miydi girmez miydi? umut bir katkı yapar mıydı yapmaz mıydı?.

    --- alıntı ---

    umut ile olcan, galatasaray'ın 4. yıldızı takmasında en önemli iki isim. :( :(
    he ya. olcan ortaladıkça umut golleri sıraladıydı o sene...
  • 1824
    belli basli kisilerle ahbap-abi-kardes iliskisi icerisinde oldugundan yorumlari cogu zaman tarafli yapar. misal rijkaard zamani rijkaard'i yerer, her firsatta besiktasi calistiran rakibi mustafa denizli'yi overdi. kendisi ile kanka olursaniz sizi her firsatta over ara ara yerse de (gecen sene mustafa denizli'ye bir giydirmisti) genelde en kotu durumda olsaniz bile onayini alirsiniz.

    taktigi adamlar (bkz: lucescu) (bkz: rijkaard)konusunda ise t a a r a b t'in akil hocaligini yapsa yeridir. hastalik derecesinde takintili uslupla aleyhlerinde yazar. misal, lucescu onca basariya ragmen korkaktir hincal'a gore. bu konuda 20 yildir da bu cizgisini degistirmemistir hincal. 2009 uefa sampiyonlugunda bile "adam gibi rakip cikaydi gorurdum lucecu'yu" demisti.

    burada olcan ve umut ile iliskisini bilmiyorum ama su var. olcan 4. yildiz sampiyonlugunda degil ama o onceki yaz transfer donemindeki en buyuk kozdu. trabzonspor'da gercekten cok iyi oynamak bir yana takimin en iyisiydi belki de. 5+3 kuralinda cok onemli bir hamleydi ama tutmadi. burada oynadigi ve gol attigi attirdigi mac sayisi 5i gecmez ki salt 2 sene takimdaydi bu adam. o gobekle resmen hali sahada adam eksik oldugu icin aranan bilmemne abilere donmustu.

    umut bulut'unda bir ic saha bursa bir de karabuk maclarini hatirliyorum. baska da birsey aklima gelmiyor....
App Store'dan indirin Google Play'den alın