resim
Hamza Hamzaoğlu
Görev:Yardımcı Antrenör
Takım:-
Yaş:55
Uyruk:Türkiye
  • 1926
    bizim türk milleti, iş öğretmeyi çok sever, yıllarını bu işe vermiş, neyi nasıl yapacağını bilen, kötü, disiplinsiz bir kadroyu bir araya getirip takımı şaha kaldıran hocaya bile iş öğretir. yahu takım ardarda kötü sonuçlar alır o zaman başla hocayı eleştirmeye, yanlışlarını söylemeye yüzün olur. sen hergün florya'da mısın? takımın nasıl çalıştığından haberin var mı? ligler tatil oldu oyuncular tatil yapmasın mı? takımda moraller yerinde ufak bir tatille futbolcular kendilerini daha iyi hissetmesin mi? çok zorlu bir 8 haftalık maratona gireceğiz oyuncular biraz rahatlamasın mı?

    jose mourinho'yu çok severim kendisinin güzel bir anısı vardır.
    "sneijder, inter'de oynarken bir dönem form düşüklüğü yaşamaktadır, anlayacağınız biraz moral motivasyona ihtiyacı vardır, mourinho birgün, sneijder'i yanına çağırır, ailesini alıp tatile gitmesini ve kafasını toplamsını ister, hemde sezon ortasında hemde ligler aralıksız devam ederken, bundan sonra ne mi olur? sneijder tatilden hazır, ateş gibi döner ve varını yoğunu takıma verir ve olağan üstü performans ile inter'i taşır."

    gelenden geçenden 4'er gol yemiş, takımdaşlık nedir bilmeyen, herkesin lig bitse de bu takımdan gitsem düşüncesinde olduğu, bari ligi ilk 4'te bitirelim gözüyle bakıldığı, yönetimin değiştiği, maddi sıkıntılar yüzünden, oyuncuların paralarını alamadığı dönemde şuan ligde lider konumdayız, hamza hoca geldiğinden bu yana sadece bir yenilgi üç beraberlik almış, şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösteriliyoruz, takımda moraller yerinde, arkadaşlık üstdüzeyde. ama hamza hoca bir şampiyon olamasın o zaman görücem bu futbol cahillerini, olaya sadece kupa odaklı bakan insanlar bu gelişimi tabi göremez. bu yapıda taraftardan bir şey olmaz, bu taraftarlara herşey müstehak da olan, gönülden bağlı galatasaray taraftarına oluyor.

    entrymi tamamlayamıyorum, ulan sen hagi, bülent ünder, bülent korkmaz, mancini, prandelli, skibbe, rijkaard gördün, hangisi hamza hocadan daha başarılı, kupa almadığı halde hepsinden daha çok güven veriyor bu adam, bana kalırsa şampiyonluk ünvanını da çok yakında kazanacak, gerek akhisarspor gerekse galatasaray maceralarıyla, hamza hoca kendisinin sorgulandığı dönemi geride bırakmıştır, hocadır, başarılı bir hocadır, hakettiği ünvanı alacaktır, emeğinin karşılığını alacaktır. zaten o hoca olmuştur.

    telles oynamaz, hoca eleştirilir, olcan oynamaz hoca eleştirilir, burak oynamaz hoca eleştirilir, ulan sen florya'da dakika dakik antreman mı izliyorsun? form durumu denen, antreman durumu denen şeyden haberin var mı? fifa oyunu mu bu? sağdan adamları seç yerleştir, her seferinde aynı oyunu oynasın olacak iş mi? takım kötü gitmiyor ya, hava yakaladı ya, nasıl eleştireceklerini şaşırdılar artık. ben sizleri çok iyi biliyorum, bu 8 haftalık periyotta allah korusun ayağımız takılsa bir puan kaybetsek bu başlık altına 100 entry girilir, topçuların başlığına 100'er entry girilir hevesler kursakta bırakılır. şampiyonluk yolunda destek yerine daha nasıl köstek oluruz onun hesapları yapılır.

    ne diyelim galatasaray şampiyon olsun da, sizlerde bizlerde beraber sevinelim.
  • 1927
    maçların oynanmaması sebebiyle canı sıkılan galatasaray taraftarının eleştirilerine konu olan galatasaray antrenörü. herkes kendince haklı tabi ama kendisi gelmese şuanda 33. haftada beşiktaş'a yatsak mı modunda olacaktık. adam geldi, takımı hucüm yönünde özellikle uçurdu, burda kimsenin eleştirisi yok heralde, ve lideriz gün itibariyle, umuyorum ki 4. yıldızı takana kadar da lider kalırız. kalan 8 haftada takım savunmasını ve kondüsyonunu kusursuz yapamaz bu adam, daha doğrusu bunu bu sürede yapabilecek bir antrenör yok. hamza hoca da takımın iyi yönünü kusursuz yapmamın derdinde bence, kameralara her ne kadar yiyoruz gol modunda olsa da kendisi planlar yaparken 4 atıp 2 yemenin derdinde. zaten eldeki oyuncularla kapanarak başarı yakalanamaz, fiziksiz, kısa bir takım galatasaray. çok kapanınca ibb gibi abuk sabuk takımlar puan alabiliyorlar sizden ve bunu sadece topu şişirerek yapıyorlar. tek eleştirim var kendisine, takımın kondüsyon gücünü daha dengeli harcamalı. yüzde yüz futbolu günahım kadar sevmem ama konuştukları bir konu var: galatasaray rakibi ya acayip boğup çıkarmıyor yada kapanıp rakibin oynamasına izin veriyor. bu geçiş , dinlenme aralığı bu kadar keskin olmamalı, pasla top tutmalıyız veya başka bir şekilde çünkü her hafta korku filmi izliyoruz, beşiktaş'ın kanseri var malum, bizim de tazecik bir kanserimiz oluştu bu sene. hamza hocaya dönersek herkesten mükemmel verim aldı diyebiliriz, prandelli'nin sene başı planlamasının tamamen tersi bir futbol oynatıyor, onun sene başında planladığı oyunculardan da bir kaçını kesmiş durumda, çok farklı bir oyun oynuyoruz. kendisinin her türlü arkasındayım ki bence seneye de avrupa'da hayal kırıklığı yaşayabiliriz hamza hocayla ama ben kendisiyle galatasaray futbol takımı arasında uzun soluklu bir ilişki olsun istiyorum. sene mutlu biterse zaten methiyeler dizecek basın kendisine, ama olası kötü sonuçta da yapıcı eleştirilmeli. şuan oynattığı takıma baktığımızda takımın iskeleti tamamen fatih terim zamanında kalma ki o takım yaşlandı. eminim kafasında şurda şu olsa, x oyuncusunun a özelliği eksik o nedenle oraya y oyuncusunu transfer ederiz gibi düşünceler vardır. hakkında hayırlısı hoca, güzel kalbin başarılarla dolu bir kariyeri hakediyor.
  • 1928
    destekçileri gibi "kondisyon zor kazanılır kolay kaybedilir" prensibinden haberi olmayan antrenördür. 1-2 ayda kademe kademe yüklenen kondisyon, hiçbir antreman yapmadan geçirilen günlerle çok sert bir düşüş yaşar. tek tecrübesi akhisar belediyesporu çalıştırmak olan hamza hamzaoğlu, spor bilimleri hakkında ne kadar şey biliyor acaba? yanındaki yardımcıları ne kadar yeterli?

    "oyuncu, uzun toplantıları sevmez. oturup saatlerce oynadığım maçı izlemeyi ve özellikle hocanın uyarılarını istemezdim." sözünü söylemiş birinin antreman metodları, spor bilimi hakkında ciddi bilgi birikimi olduğunu düşünmüyorum.

    "bu bir oyun ve talebenize bunu öğretirken, ona bunun bir oyun olduğunu ve eğlenerek öğretmeniz gerekir. bütün antrenmanlarım eğlenerek öğrenmeye yönelik." sözlerini söyleyen altyapı hocası kafasındaki bir insan, a takım hocalığı yapamaz. galatasaray düzeyindeki büyük takımlar böyle bir amatörlüğü kaldırmaz. sonuçta a takımda 14-15 yaşındaki çocuklarla çalışmıyorsunuz. daha ciddi, daha planlı, daha profesyonel olmak gerek.

    bjk maçı öncesi "bizden önceki dönemde bir program yapılmış. aslında fazla bir izin verilmiş. biz bu izni kısıtlamak istemedik. çünkü oyuncularımızın hepsi tatil programlarını yapmışlar. onlara verilmiş bir şeyi geri almak moral bozukluğu yaşatır. tüm planları alt üst olur" şekilde bir açıklama yapmış hoca, takımda ciddiyeti, disiplini ne kadar sağlayabilir? acaba takımın fizik olarak 60-70.dakikadan itibaren düşmesinde bu yaklaşımın etkisi var mı?

    o yüzden olaya "takıma 3 günde kondisyon mu yüklenir?" basitliğiyle yaklaşmaktan ziyade, "hiçbir antreman yapmadan 3 günde varolan kondisyon ne kadar geriler?" sorusunu sormak daha akılcı ve mantıklı olacaktır.
  • 1929
    10 adet sneijder, 15 adet elmander'den oluşan bir kadroda kendisinin yaklaşımı verimli olabilir fakat şu anda takımımız o profesyonellik seviyesinde değil malesef. daha önce bahsi geçen uzun devre arası izni için oyunculara özel programlar verildiğini ve buna uymalarını istediğini belirtmişti hamzaoğlu. büyük ihtimalle bu tatil için de çalışma ve beslenme programı belirlemiştir. umarım oyuncular bu iyi niyeti suistimal etmeyip hocanın kendileri için bir şans olduğunu anlarlar.
  • 1930
    sürekli kas sakatlıkları yaşayan takıma 4 nisan 2015 fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırı sonrası liglerin 1 hafta ertelenmesini de dikkate alarak 3 gün izin vermiştir. kim bilir belki oyuncular aktif dinlenme yapacaktır. belki kasların fazla yüklemeden kaynaklanan zorlanmalarının önüne dinlenmeyle geçmeye çalışmıştır. bilemiyorum ama en az bizler kadar düşünüyodur herhalde bu adam. herşeyi herkesden iyi bilmemek lazım.
  • 1934
    futbolu, benim gibi galatasaray'ı futbol manager'da hilesiz hurdasız 7 sene üst üste şampiyon yapmış, şampiyonlar liginde finale çıkartmış adamdan tabi ki de daha az bilen hoca.

    halbuki biri bilgisayarına fm yüklese, en azından hangi oyuncu nerede doğru oynar onu görecektir. hamza hocam ilk iş olarak steam'den fm 2015'i satın alıyorsun. trabzon maçına kadar bol bol pratik yaparsın.

    daha ne diyelim 4. yıldızın anahtarını verdik, haydi bakalım.
  • 1935
    genç bir teknik direktördür. hiçbir teknik direktör de anasının karnında teknik taktik öğrenmediği, bunu tecrübe ederek, yaşayarak öğrendiği için kendisinin de önünde daha uzun yıllar vardır. galatasaray bunun yeri midir? zamanı mıdır? galatasaray'ın kaç yılı var? mesela şampiyonlar ligi şampiyonluğu için kaç senesini öngörüyoruz? terim uefa kupasını milli takımlar tecrübesiyle beraber 7 senede alabilmişti. hamzaoğlu kaç sene sonra bize şampiyonlar ligi kupasını getirebilecek? avrupadaki rakiplerimizin hoca transfer politikaları nedir? oyuncu ne düşünmeli? "amaan kötü oynarsam hoca hatası" derler diye düşünebilir mi? bilanço okumaktan aciz başkanların -haydi getirdiler diyelim- getirdikleri yıldızları oynatabilecek mi? yoksa "verin işte sneijder'e" taktik derinliği ile mi yürüyecek bu takım kupaya? düşünüyorum ve içim sıkıntılanıyor. ya siz?
  • 1936
    aksini düşünen olabilir ama kulübün selameti açısından bu sene futbol takımımızın şampiyon olması maddi ve manevi olarak çok önemli. bu yüzden hem oyunculara hem de hamza hamzaoğlu'na destek olmamız gerektiğini düşünüyorum. özellikle hamza hoca'nın takıma yaptığı olumlu etkiyle bu desteği hakettiğini düşünüyorum.

    edit: bu entry hamza hocanın takıma verdiği 3 günlük izni yanlış bulanlara cevap niteliğinde değildir. bu izne tepki gösterenler hamza hocayı istemiyor demek saçma olur zaten.
  • 1937
    herhangi bir konuda eleştiri yapmak için illa o konuda çalışmış olmaya gerek yoktur. iyi bir izleyiciysen biraz da objektifsen her konuda iyi kotu bir fikrin ve yorumun olabilir. o konuşmasın bu konuşmasın iyi herkes sussun ne güzel olur dimi.

    verdiği 3 günlük izin yanlıştır. devre arasinda herkesden fazla izin yapıldığı için ikinci devre ilk maçlarda takım cok kotu oynamıştı hatırlarsınız. simdi de hatanin telafisi olmayan bir donemde bu 3 gunluk izin takımda olumsuz bir etki gosterebilir.

    boylr bir iznin verilmesine hic gerek yoktu ve alinan riske degmez. bunu görebilmek ve soylemek de gayet normaldir.
  • 1938
    15 ocak 1970 doğumlu olan teknik direktörümüz.

    tugay kerimoğlu, hakan şükür, arif erdem, okan buruk gibi isimlerle neredeyse yaşıtlar. aralarında 1-2 yaş oynuyor.
    yukarıda saydığım isimlerden sadece hakan şükür antrenör olarak kariyerine devam etmedi.
    diğerleri antrenörlük yapmış veya yapmakta olan isimler.
    görüyoruz ki yaşıtlarına göre kendini çok geliştirmiş. bundaki en önemli etken futbolculuk kariyerini unutup sıfırdan başlamış olması.
    yani ben yıldızdım ilk takımım büyük olmalı ya da ben yıldızdım yorumcu olayım dememiş.
    bu naif tavrıyla ve çalışkanlığından dolayı kendisini takdir ediyorum.
    akhisar'da başarılıyken milli takıma geçmesini yadırgamıştım ancak milli takıma geçmemiş olsa galatasaray'a gelemezdi.
    cidden baskı daha fazla olurdu. akhisar'dan milli takıma geçişi ne erken ne de geç olmuştur ancak milli takımdan ayrılması biraz erken olmuştur.
    bize biraz daha üst düzey tecrübe kazanıp gelmesi daha hayırlı olabilirdi ancak şuan için yapabileceklerinin en iyisini yapıyor.
    daha da iyi olacağına inanıyorum. elindeki kadro ve anadolu takımı çalıştırmanın vermiş olduğu alışkanlıklarla oyuna müdahaleleri bazen tutmayabiliyor.
    ancak büyük kulüpteki staj yılını şampiyonlukla taçlandırırsa önü çok açık.
    bizimle başarılı olduktan sonra avrupa'da da başarılı olabilecek bir yapıya sahip. yani giderse teneke bağlanıp geri yollanmaz. aksine emekliliğine kadar orada kalabilir.
    inşallah her şey gönlünce ve gönlümüzce olur.
  • 1939
    attığı her adımın, yaptığı her hareketin planlı ve programlı olduğunu düşünmek istediğim hocamız.

    3 gün izin vermişssin takıma. umarım bunu "dur bakayım şunlara bir izin verelim, kim kendini salacak, kim kendini hazır tutacak, kimlere güvenebilirim, kimlerin üstüne gelecek sezon takım kurabilirim, kimlerle yola çıkabilirim?" düşüncesiyle yapmıştır. meşhur mourinho-sneijder izin olayı gibi bir sonuç da çıkabilir bu işten, bekleyip sonuca göre bir değerlendirme yapmak daha doğru olur.
  • 1945
    futbolcularla abi kardeş ilişkisi kurabilen hocamız.

    unutulmasın ki herkes insan. akılları şu an ligde olmayabilir silahlı saldırı olayında olabilir ailelerini özlemiş olabilir her şey olabilir bence mantıklı. he başkası için değildir o ayrı.

    yine unutulmasın ki uefa kupasına giden süreç derwall hocamıza kadar uzanır. öyle 3 5 sene hocalıkla değil çok uzun yıllar takıma aşılanan mantalite ile olmuştur.

    hocam anasının karnında öğrenmedi diğer hocalarda öğrenmedi. seneye daha iyi bir hocayı düşünmek yerine kendisine inanmalı oyuncuların aklını karıştırmamalıyız.

    sadece terime benzemesin yeter. zaten kazanacaktır inşallah.
  • 1946
    madem kendisi ile devam edilecek yabancı oyuncular ile ilgili tavrını değiştirmesi gerekiyor. 'yabancı futbolcu almak zorunda değiliz.' diye bir açıklaması vardı. evet zorundayız. hatta maksimum yabancı almak zorundayız. ilk 11 için gerekirse 11 tane yabancı bulundurmalıyız. elimizdeki yerlileri de iyi fiyatlara avrupa'ya göndermeliyiz. çok sınırlı sayıda yerli ve kaliteli yabancılar* ile durdurulamaz bir güç olabiliriz. çok basit söylemler ile meramımı anlatıyorum fakat zor bir iş değil. zaten detaylı anlatınca da hitap ettiğim kitle ile aramda bir kakofoni oluşuyor.

    isteyenler yukarıda basitçe anlattığım sistem ile gelebilecek başarı için, türkiye basketbolu'nun bu sezon yaşadığı gelişime bakabilir.

    edit: seviyenin farkındayım fakat yaş tribine giren kompleksli yazarlar için üşenmeden okuyabilecekleri kelime sayısınca detay vereyim. malum bu devirde kimse okumuyor.

    türkiye liglerinde kaliteyi artıracak, istikrarlı oyun sergileyecek türk futbolcu mevcut değil. bu seviyeye yakın futbolcular var fakat onlar da yaşları geçmiş olmasına rağmen gelişimlerini aynı standartta tamamlayamamış futbolcular. hem onların önünü açmak ve kariyerlerini yükseltmek adına, hem de bizim için en faydalı çözüm olarak onları değerlerince avrupa'ya göndermek, yerlerine de kaliteli -anlamakta güçlük çekenler için kaliteli- yabancı futbolcular alarak takım çehremizi değiştirmek zorundayız. ondan sonra ayhan aslında iyi futbolcuydu, hakan balta gibi profesyonel oyuncular oldukça takım ileri gidecektir, mustafa sarp arka direkte gol atıyordu be abi klişelerinden kurtulamıyoruz. arda, mehmet topal gibi adamlar bile gittiler avrupa'da ''futbol'' oynamayı öğrendiler. iki ''yıldız futbolcu'' alıp işi değiştireceğini sanan futbol virtüözlerine selam olsun.

    yukarıdakini de okumak istemeyenler için özet : vizyon.
  • 1947
    yaptığı her iş, söylediği her söz yüzünden yerden yere vurulan teknik direktörümüz. 'yabancı futbolcu almak zorunda değiliz.' dedi diye eleştiriliyor. 'yabancı futbolcu almak zorunda değiliz.' demekle 'yabancı futbolcu almayacağız', 'yabancı futbolcu almamalıyız' demek arasında dünyalar kadar fark olduğunu düşünüyorum ben. bunun yanında da kendisi galatasaray spor kulübünün futbol takımı teknik direktörü ve 30 küsur tane futbolcuya liderlik ediyor. bu oyuncuların çoğu da malumunuz yerli. yine bildiğimiz üzere içinde bulunduğumuz 2014-2015 sezonunda yabancı sınırımız halen çok kısıtlı. yani şu anda şampiyonluk için en avantalı konumda bulunan galatasaray takımının şampiyonluk yolunda ilerlerken istesek de ismesek de sabri'ye, selçuk'a, umut'a, hakan balta'ya, semih'e, koray 'a, burak'a, hamit'e, olcan'a, emre çolak'a yani yerli oyuncularımıza mecburuz.( neden? biz bu yerlilerin ille de sırtlarını sıvazlamaya, onlarla iyi geçinmeye zorunlu muyuz diyenler olacağını biliyorum. bunların içinde yeniçeriler var diyenler de olacak ki ben de bazıları hakkında böyle düşünüyorum. özellikle bunlardan bir ikisinden nefret ediyorum.(u: isteyenlere mesaj yoluyla kimlerden bahsettiğimle alakalı konuşabilir, girdiğim entryleri gösterebilirim.)) fakat şu anki durumda bir hedefe koşarken yerli/yabancı ayrımı yapmaksızın bütün oyuncularımıza ihtiyacımız var ve teknik direktörümüzün de bir bütün halinde hepsine karşı pozitif olması gerektiğini, onları demoralize etmemesi gerektiğini düşünüyorum.

    ayrıca varsayalım ki önümüzdeki sezon hamza hoca görevine devam etti, yeni bir yönetim geldi, şampiyonlar ligi'ne gittik. biliyoruz ki maddi sebeplerden dolayı bu sezon devre arasında bu takıma takviye yapamadık. eğer yeni yönetimimiz transfer için yeterli bütçe yaratamazsa, önemli ölçüde esneyen yabancı kuralına rağmen kaliteli yabancı transferi yapamazsak yine bu yerli futbolculara ihtiyacımız olmayacak mı? o zaman ne olacak? sırf kaliteli yabancı takviyeler yapmadık diye dükkanı kapatıp çekip gidecek miyiz? bir teknik direktörün görevi takımını bir bütün halinde tutmak mıdır? yoksa onu kutuplaştıracak demeçler vermek midir?

    'yabancı futbolcu almak zorunda değiliz.' demek yabancı oyuncu almayacağız. benim yerli oyuncularım çok iyi, ben bunlarla şampiyonlar ligi kazanırım, yabancı oyuncular ile çalışmaktan hoşlanmıyorum demek midir? yoksa alabilirsek alırız, alamazsak da ben oyuncularımdan verim almaya çalışacağım demek midir? ya da türk futbolcularımız yeni yabancı kuralından dolayı kamçılanıp (bunu ben de sanmıyorum bazı futbolcularla alakalı) daha çok çalışır, kendilerini geliştirir, güçlendirirlerse onlar da oynayabilir imasında bulunup takımını motive etmek anlamı mı taşır?

    ben hamza hamzaoğlu'ndan genel anlamda mutluyum, umutluyum. elindeki malzemeden çıkardığı işi takdir ediyorum. bu şekilde mantıklı, olgun, doğru, kucaklayıcı demeçler vermesinden ötürü de ayrıca memnunum. yapması gerektiği gibi makul, politik konuşuyor, pozitif bir insan profili çiziyor. fakat önyargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zor. gerçekten öyle.
  • 1948
    bol bol yabancı futbolcu alınınca şampiyonluklar kazanılacağını zanneden 13 yaş tiplerin hedefindeki isim.

    böyle bir denklem dünya'da yok. ne bol yabancı ne bol yerli almak sorunu çözer. amaç; takıma doğrudan etki edecek ve mevcut kalitesini daha yukarı çıkaracak yabancı/yerli transferler yapmaktır. nasıl melo, selçuk, ujfalusi, elmander, muslera ve tabi ki diğer yerli/yabancı oyuncular 2011-12'de skandal sezonun ertesinde takımı uçurdu, işte onun gibi hamleler bizi kurtarır.

    pasaport'a bakarak başarı yakalanacağı nerede görülmüş, takımın seviyesini yükseltecek hamleler yerine, hajrovic, ontivero, salih dursun, burdisso, dzemaili, pandev, veysel sarı, tarık çamdal gibi transferler sadece kulübü ekstra maddi yükün altına sokar başka da bir işe yaramaz. bu vesileyle bu adamları alanlara da bir kez daha sövelim. şu adamlara verilen toplam parayla git iki tane dünya yıldızı al, bir santrafora bir de kanat pozisyonuna. 10 tane adamın vereceği katkıyı iki adamdan nasıl da alırız görün o zaman.

    daha gelmeden sneijder'i bitirecek diye karalar bağladınız, adam sneijder'e hiç olmadığı kadar serbest rol verdi, ne mancini ne fatih terim sneijder'i bu kadar serbest kullandı. ikisi de sol kanada gömdü adamı genelde. yerliler kadar yabancıların da performansı yükseldi hamza hoca zamanında ve en önemlisi sezon başı prandelli varken 2,5 milyon euro'luk kazık olan yasin öztekin şuanda şampiyonluk da en fazla pay sahiplerinden.
  • 1949
    ben ki bir yabanci hayrani*, bu adama saygim buyuk. elbette yazin wesley reyiz hakkinda soyledikleri icin hepimiz kizdik. ama anladik ki soyledikleri anlik bir sinirdenmis. bu adam babasinin cenazesinde i love hozam albayrak'tan telefon aldi galatasaray'in basina gecmesi icin. hani o ara rezilleri oynayan, ligde bir macta henuz 3 gole ulasamayan, sampiyonlar liginde neredeyse fenerbahce'nin rekorunu kiracak olan, her ne kadar puan olarak olmasa da zihinsel olarak lige havlu atmis galatasaray'in.

    aralik ayindan an itibariyle nisan ortasina kadar takimi getirecegi en ust noktaya getirmis. sneijder ile olan onyargilari yikmis. aylardir yokari oynayan selcuk inan'dan neredeyse yerli davids, burak yilmaz'dan ise yerli henry yaratmis bir adam. oyuncu degisiklikleri, otoritesi suan en buyuk elestri konulari. dogrudur ama su var ki ligin bitimine 8 hafta kaldi ve hoca ekibiyle insallah bize mutlulugu getirecek bir adam. kendisini fatih terim'e benzetiyorlar ama yanlis. hamza hoca durusuyla ve efendiligiyle bana biraz da oyuncu iletisimiyle mustafa denizli'yi andiriyor.

    artilari:

    - takimda birlik beraberlik yaratti. antremanda bruma'dan alex telles'ine, selcuk inan'dan pandev'ine herkes pozitif energi ve memnuniyet icinde calisiyor

    - geldiginden beri 15 lig macinda 11 galibiyet 3 beraberlik ve 1* yenildi aldi. bu transfer yapmayan bir hocaya gore gayet iyi bir istatistik.

    -telles, bruma, koray gibi genclere sans tanidi. belki bu adamlar uber yildiz olamayacak ama destek verirsek bizim takimin gediklisi olabilirler. o yetenek bu oyuncularda var.

    - sneijder konusunda hepimizi yaniltti. hatta ustune yasin oztekin'den yerli bir farfan yaratti. sneijder ile iyi bir ikili olmasinda katkilari yadsinamaz.

    eksileri:

    - takimin formda olmasi guzel ama rehavet sorunu var. galatasaray 2 veya 3 farkla one gectigi maclarda gol ve goller yiyor.

    -bazen oyunculara cok fazla taviz veriyor (benim sahsi fikrim degil, sosyal medya da bu konu tartisiliyor)

    -alistigimiz etrafa kabadayilik sacan turk hocalardan degil de, kaybedilen mac / puan kaybi sonucu ozur dileyen, hatalardan ders alacagini soyleyen bir adam hamza hoca. bu sonuncunun eksiklere yazilmamasi gerektigini dusunuyorum ama yazdik bir kere :(

    -sinan ve halen inandigim adam pandev'in lig maclarinda hic sure alamamalari. hadi sinan toy diyelim ama pandev bu ligde en az 6 puan kazandiracak guctedir

    her neyse, hamza hoca keldiginden beri takima pozitif enerji ve inanc getirdi. bu da oyuncularda inanilmaz bir pozitif enerji yaratti. defansif sorun artik kafaya takilmamali cunku cok gec. yapacak tek sey kalan 8 hafta yedigimizden fazlasini atmamiz. bunun gerceklesmesi dilegiyle...
  • 1950
    kesinlikle iyi teknik direktördür. bunun yanı sıra hatalarından ders çıkarabilmesi benlik sevdasına kapılıp her yaptığını doğru addetmemesi ile kişilik anlamında iyi sinyaller vermiştir. daha can alıcı tarafı ise oyuncuların dilinden anlaması ve her oyuncunun içindeki cevheri ortaya çıkarmaya gayret ederek oyuncuyu takıma ve dolayısıyla futbol dünyasına kazandırması da takdire şayan duruyor ziyadesiyle. 2014 dünya kupasında wesley sneijder'i sert bir dille eleştirmesine rağmen galatasaray'da görev almaya başladıktan sonra duygularına kapılmadan ondan da faydalanmak istemesi ve bunda başarılı olması, bitme noktasına gelmişken yasin öztekin isimli oyuncumuzu takımın önemli oyuncularından biri haline getirmesi, burak yılmaz'ı saha içinde en verimli olduğu noktada konumlandırarak takıma katkı vermesini sağlaması, bruma'yı geleceğe yönelik kazanma gayretleri ile en üstte belirttiğim tanımın için doldurması, gelecek adına galatasaray için olumlu sinyallerdir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın