resim
Hamza Hamzaoğlu
Görev:Yardımcı Antrenör
Takım:-
Yaş:55
Uyruk:Türkiye
  • 8737
    ---alıntı---

    galatasaray'da zamansız bir ayrılık yaşadım. nasip olursa yarım kalan işlerimi tamamlamak isterim.

    ---alıntı---

    ayrılman gereken zamandan çok sonra ayrıldın ne zamansız ayrılığı.

    at gözlüklüler hariç herkes ayrıldığına şükrediyor bu da hala isteyen var sanıyor kendisini.

    her şeyi geçtim bursaspor'dayken de bizimle ilgili açıklama yapıyordu osmanlı'ya gitti yine aynı. bari kulübüne saygın olsun arkadaş.
  • 5797
    hoca hakkında ne zamandır görece uzun bi yazı yazmak istiyorum ama gerek twitter'da gerek başka yerde ne zaman bi laf etsem; bi yandan hakaret etmeden nefes alamayanlar, diğer yandan yeni gezegen keşfetmiş gibi bi coşkuyla aynı yorumları bin kez tekerleyenler akın ediyor ve bu durum yaşamdan aldığım lezzeti azaltıyordu. bu yüzden de uzak duruyordum yazmaktan ama şimdi yazayım, en azından kafam rahatlasın. hem de yaz boyu “hamzacı” şeklinde anılan biri olarak kaçtığım, sustuğum sanılmasın. ha bu kimin umurunda diyeceksiniz ama benim umurumda en azından. hiç umurunda olmayanlar çoktan yazıdan çıktı bile.

    ben hocayı severim. hala da severim. büyük bi karakter yanlışı yapmadığı sürece de sevmeye saymaya devam edeceğim. galatasaray tarihimin en umutsuz sezonlarından birinde devraldığı takımı, herkes "4" "4" diye dalga geçerken tutup şampiyon yaptığı 2014-2015 sezonunun anısı bende asla silinmeyecek.

    hoca efsane bir sezon sonucu art arda alınabilecek 3 kupayı da aldı. ancak daha şampiyonluk sonrası değişen profil fotoğrafları eski halini almadan eleştiriler başladı.
    eleştirilir.
    ilk yaptığı "fazla transfere gerek yok" açıklaması yadırgandı.
    yadırganabilir.
    çok ve gereksiz konuştuğu söylendi.
    dileyen katılabilir.

    bu evrede kimse takımı şampiyon yaparkenki hocalık katkısına ve takıma kat ettirdiği gelişime ses çıkartmıyordu. sonra onlar da başladı.
    takımın şampiyon olması sadece sneijder ve muslera'ya bağlandı.
    bağlanabilir.
    hiçbir maçta iyi oynamadığımız, şampiyonluğu şansa bala gelen gollerle kazandığımız söylendi.
    söylenebilir.
    seneye böyle giderse perişan olacağımız, gelenden geçenden 5 yiyeceğimiz söylendi.
    valla bu da olabilir.

    çoğuna katılmasam da, yaz döneminde yapılan bütün bu eleştirilerin doğru olma payı vardı. binlerce ihtimali olan bi oyun izliyoruz, art arda 20 maç bi insanın şansı yaver de gidebilir, her şey olabilir.

    burada bir parantez açayım. biz 2014-2015 sezonunda cidden şahane oynayarak maçları kazanmadık. ama zaten o haldeyken hocanın önceliği, bitmiş haldeki oyuncuları kendine getirip taraftarı takımla barıştırmak ve takımı tekrar maçlara favori çıkacak hale getirmek olmalıydı. getirdi de. kimse beklemiyorken, fenerbahçe çoktan 4 yıldızlı ürünlerin siparişini vermişken 4 yıldızı da getirdi. bunu bi de şahane futbol oynatarak yapsaydı, ben şu an hoca hakkındaki eleştirileri değil, guardiola’nın hocamın hangi pabucunu silmesi gerektiğini konuşuyordum.

    devam edelim. hocayla ilgili eleştirilerin hepsi, ciddi ciddi haklı olabilirdi. ve hocanın ciddi ciddi aslen berbat bir hoca olduğunu 2015-2016 sezonunda görebilirdik.
    yazın bu eleştirilerle ilgili çeşitli çözüm önerileri de vardı. işte burada “olmaz”lar başlıyor benim için.
    hocayı hemen hazır sözleşmesi bitmişken gönderelim dendi.
    gönderilmez.
    iyi bi hoca alıp hamzaoğlu’nu yardımcısı yapalım dendi.
    yapılmaz.
    hocanın önerilerini dinlemeyip yönetim taraftarın istediği transferlerle takımı kursun dendi.
    kurulmaz.

    benim futbol anlayışımda, hamzaoğlu kendi takımıyla 2. sezona başlama hakkını sonuna kadar hak etmiştir. şu an ligde ve avrupa’da 0 puanla -50şer averajda olsaydık bile, yine de hocaya kendi takımıyla başlama şansı vermek doğru karar diyecektim.

    hepimiz futbolu bildiğimizi düşünüyoruz. işte ikili orta sahanın biri sert ve dinamik, diğeri daha pasör ve yaratıcı olmalı. tamamı hücumcu kanatlarla 4-2-3-1 zor, 3’lü orta sahanın hücum defosu, statik forvetin deplasmanda zorlanması… biraz futbol muhabbeti yapmış herkesin ezberlediği şeyleri büyük sırmış gibi yıllardır birbirimize anlatıp duruyoruz. bu gayet normal çünkü bunlarla zaman geçiriyor, bunla keyif alıyoruz. herkes sezon başında kafasındaki ideal 11’i yazıyor. bazılarını seviyor favlıyorum. bazılarında herkes hemfikir oluyor. ama mesela timeline’da galatasaray hakkında güzel konuşan birini takımın başına geçireceğiz deseler, orada dur derim. çünkü burada temel futbol bilgisinin ötesinde bir şey daha gerekir: referans. sırf benim sevdiğim gibi 11 kuruyor diye bir kişiye takımımın emanet edilmesini istemem. beni ikna edecek bir referans isterim. geçmişte barcelona, italya milli takımı, leverkusen gibi referanslara sahip hocalarla bile ne durumda olduğumuzu görmüşken, türkiye liginde hali hazırda galatasaray’ı şampiyon yapmak, benim için iyi bir referanstı ve daha iyisinin kolay kolay geleceğini düşünmüyordum.

    hocanın takımda kalmasının sonuna kadar destekçisiydim ama birçok konuda kendisine katılmıyordum. mesela bence takım yeterli değildi, sağ bek şarttı, sağ açık farzdı, melo’ya yedek orta saha lazımdı. kafandaki plana uymadığı anda hocaya sövmek, belki akil yol. ama ben hoca dediğim insana, beni aşma şansı verme taraftarıyım. ne gerets’in 2006’daki mleda boleslav kadrosu, ne de fatih terim’in 2011’deki fenerbahçe maçı kadrosu, futbolu bilen taraftarın beklediği kadrolardı. terim de, gerets de kimsenin beklemediği kadroları sahaya sürdüler ve takıma altın değerinde oyuncu, oyun formatı ya da sezon kazandırdılar. bu doğrultuda hamza hocanın hiçbir hareketine katılmasam dahi, yapmasını saygıyla bekleyecektim. çünkü hoca takıma senden benden daha hakimdi, ve bizim ezber futbol 101 bilgimizle kurduğumuz kadroyu, kağıda dizdiğimiz düzeni aşabilirdi. çünkü hocanın bu takımla bir şampiyonluğu vardı, senin ve benim ise bu takımla bir şampiyonluğumuz yoktu.

    bu düşüncelerle hem aşırı tepkilerde hem de dezenformasyon haberlerde hocanın yanında yer aldım, birçok kişiye tepki verdim. hiçbir zaman hamza hoca muhteşem bir takım kuracak, göreceksiniz demedim. hamza hoca bir takım kuracak, görelim dedim.

    bu süreçte hocanın bana göre çok bariz hataları oldu. madde madde yazayım zaten yazı kontrolden çıktı:
    1- aslında hemen her demecinde transfer istediği halde, “olmasa da olur” kapısını hep açık bırakarak oyuncu istemiyor izlenimini verdi.
    2- bir yönetici gibi oyuncu maliyetlerine dikkat ederek takımın bütçesini düşündü. bu da ardı arkası kesilmez “hoca veto etti” haberlerini getirdi.
    3- yönetimi savunmak adına istediği transferler olmayınca bile “zaten bizim takım yeterli” diyerek realist durmayan bir görüntü çizdi.
    4- takımın yeterli olduğunu iddia ederek kendini dipsiz bir kuyuya attı. artık avrupa dahil her maçı kazanmak, en azından her takımla başa baş oynamak zorundaydı. çünkü “kadro yeterli idiyse niye kazanamadın. eğer yetersiz idiyse niye yeterli dedin.”
    5- takımda eksikler gören taraftarı da karşısına alarak sırtındaki yükü bin kat artırdı.
    6- geçen sezon şampiyonluğu getiren kenetlenmeyi, istemeden bile olsa, bozan yönetim ekibinin bir parçası oldu.
    7- bu kopmayı bitirip, bir seri yakalayarak taraftarla barışabileceği ilk haftalarda bir anda taktiği değiştirerek aldığı kötü sonuçlarla geçen sene yaptıklarını sorgulattı. güven erozyonu yaşattı.
    8- eleştirilerle arası çok kötü, genel olarak taraftar ve basınla iletişimi faciaydı. kendisine yapılan eleştirileri, taraftarlarla tamamen cepheleşmeye çekebilecek kadar kişisel algıladı.
    9- geçen sene müşfik ve iyi niyetli tavırlarıyla oyuncuların kalbini kazanmışken, bu sene yerli oyuncuların suiistimaliyle birlikte aynı tavırları kendi aleyhine işlemeye başladı.

    neyse bu kadar yeter. hoca bu sene kötü gidiyor. ama ben bir “hamzacı” olarak hocaya sezon başında verdiğim destekten dolayı pişman değilim. geçen sene kötü bir oyunla şampiyon yapmış olsa bile bu sene kendi takımını kurması ve nasıl oyun oynatacağını göstermesi haktı, hak yerini buldu. yaz boyunca hep bunu savundum, yine olsa savunurum.
    lakin takım cidden çok kötü oynuyor. değişiklikler, hamleler, kadroya alınan oyuncular vs bunlar bin tane değişkene bağlı olabilecek şeyler. bunlara takılma yanlısı değilim. daha genel bakma taraftarıyım ve genel olarak baktığımızda da takım çok kötü oynuyor. şu an takımın, geçen seneki ruh haline doğru sürüklenebileceğini gözlemliyor ve üzülüyorum. bana göre, 2014-2015’teki hamza hamzaoğlu gibi biri gelmedikçe, mevcut hamza hamzaoğlu görevine devam etmeli. hamzaoğlu “takımım şampiyonlar ligi için yeterli” tezini kanıtlayamadı, yönetimini transfer başarısızlığını üstüne aldı ve haliyle şu anki durumun sportif açıdan tek sorumlusu. ben yine de takımı ligde zirveye yürütecek ve avrupa’da en azından uefa’da yolumuza devam etmemizi sağlayacak formüle diğer adı geçen hocalardan daha yakın olduğuna inanıyorum. yapamayacağına emin olduğum yerde elbette çok sevmeme rağmen takımdan gitmesinin iyi olduğunu söylerim. çünkü hamza hocayı formamın arkasına adını yazdıracak kadar çok sevsem de, formamın önündeki armayı daha çok seviyorum.

    umarım işler iyiye gitmeye başlar ve böyle bir ayrılık yaşamayız.
  • 3133
    çifte kupa kazanılmasında büyük pay sahibi olan teknik direktörümüz;

    ancaaak futbolda dün yoktur bugün vardır. 2008-2009 sezonunda da mustafa denizli beşiktaş ile çifte kupa zaferi yaşamış ancak bir sonraki yıl avrupa da ve ligde alınan kötü sonuçlar sonrası yollanmıştır. ki hamza hocamın kredisi bir mustafa denizli kadar olmayacaktır. belki skor tabelasında aldığımız çifte kupa ve ligde topladığımız 77 puan vardır ancak biz saha içine oynanan oyuna odaklanmalıyız.

    süper kupa maçı f.bahçe : bütün maç boyunca oyun üstünlüğü f.bahçe'deydi. normal sürenin ve uzatmaların golsüz eşitlikle geçilmesinde muazzam oynayan muslera ve iyi bir maç çıkaran chedjou-semih ikilisinin payı yüksekti. oyun üstünlüğü malesef tüm maç f.bahçedeydi.

    g.saray 2 f.bahçe 1 : kendi sahamızda oynadığımız ligin ilk derbisiydi. ilk yarı oyun üstünlüğü yine f.bahçedeydi. ikinci yarıda da işler yolunda gitmezken alvesin gereksiz bir hareketi ve kırmızı kart yemesiyle fener 10 kişi kalmış ancak ondan sonra oyun üstünlüğünü alabilmiştik. son dakikalarda kurduğumuz baskıya rağmen gol pozisyonu üretemiyorduk ve ancak sneijder'in şapkadan 2 tavşan çıkarması sayesinde galip gelmiştik.

    g.saray 0 trabzonspor 3 : bu maçla ilgili çok fazla şey karalamaya gerek yok. maçta oynanan oyunun karşılığı olarak ağır bir hezimet yaşamıştık.

    beşiktaş 0 g.saray 2 : bütün sezon boyunca belkide en akıllı ve derli toplu oynadığımız büyük maçtı. ancak beşiktaşın da ikinci yarının başında veli kavlağın kırmızısı ile 10 kişi kaldığını ve rakip 10 kişi iken verilen pozisyonları unutmamak lazım.

    f.bahçe 1 g.saray 0 : esasında maça özgüvenli ve iyi başladık. selçuk ve burak ile de önemli 2 gol pozisyonu kaçırdık. ancak 15. dakikadan sonra yavaş yavaş fener oyun üstünlüğünü aldı. bilhassa ikinci yarı maç adeta tek kaleye döndü. kalemizde birçok pozisyon verdik. tam yavaş yavaş fenerin temposu ve baskısı düşerken son dakikalarda kontraataktan bir gol yiyip maçı kaybettik. ikinci yarıdaki silik oyunumuz düşündürücüydü.

    trabzonspor 2 g.saray 1 : şampiyonluk iddası olmayan bir trabzonspora karşı bizim mutlak kazanmamız gereken bir maça çıktık. ancak trabzonspor beklenmedik derecede agresif ken bizde o derece silik bir futbol oynadık. kötü oynadık ve malesef çok önemli bir 3 puan kaybettik.

    g.saray 2 beşiktaş 0 : yine şampiyonluğa havlu atmış bir rakibe karşı 50 bin kişilik bir seyirci desteği ile maça başladık. golüde çok erken bulduk. ancak 15.-75. dakikalar arası oyun üstünlüğünü beşiktaşa kaptırdık. ikinci yarıda golü bulduğumuz dakikaya kadar kalemizde önemli tehlikeler yaşadık. 2-0 'dan sonra beşiktaş'ın direnci düştü ve maçı kazanmayı başardık. ancak çok uzun bir süre üstelik kendi evimizde oyunun mutlak hakimi beşiktaştı.

    kupa finali g.saray 3 bursaspor 2 : bursaspor kendi evinde oynuyordu ve avrupa kupalarına katılabilmesi için mutlak galip gelmesi lazımdı. biz ise şampiyonluğun rehaveti ile bu maça çıktık. tabiki bu maçın kazanılması büyük başarı. ancak bursasporun direkten dönen topları, sinanın kurtardığı kritik pozisyonlar ortada. ayrıca bursasporun adeta stopersiz oynaması ve yaptıkları basit hatalardan yedikleri gollerde unutulmamalı. bilhassa ikinci yarı öne geçtikten sonra hızlı gelen her bursaspor atağında pozisyon vermemiz oldukça düşündürücüydü.

    görüldüğü gibi şampiyon olmamıza rağmen bu takımın önemli eksikleri var. lig bittikten sonra ntvsporda lig istatistiklerini inceledikleri bir program yaptılar. ilginçtir topla oynama oranı, atılan şut, girilen gol pozisyonları, verilen gol pozisyonları gibi istatistiklerde en iyi takım biz değildik. tamam istatistiklerde belki herşeyi açıklamıyor ancak yukarda açıkladığım gibi büyük maçlarda oynadığımız oyunlarda ortada. takıma nasıl olsa şampiyonuz diye önemli takviyeler yapılmazsa işimiz cidden zor olur.
  • 9039
    bu adamın tek derdinin türk kulüplerini zor durumlara düşürmek olduğundan şüphe ediyorum.
    akhisar macerasında spor kamuoyuna kendini kabul ettirdi ve türkiye'nin en büyük spor markası galatasaray'a gelişi ve ardından akla zarar hamleleriyle kulübün içini boşaltma operasyonu uygulamış ve sonrasında bir diğer güçlü kurum olan bursaspor'u iki sene süründürecek aksiyonlarda bulunmuş gibi geliyor.

    ya da ben adamın niyetiyle ilgili yanlış düşünüyorum ama kesinlikle masum biri gibi gelmiyor.

    tanım: 3 kupalı hoca. galatasaray sayesinde.
  • 5798
    seni uyarmistik, yonetim sucu senin ustune atacak. sen cik televizyonlara eksik bolgeleri soyle topu onlara at diye. sen yapamadin simdi onlar senin ustune atacak ve seni kovacak. uzuluyor muyun? artik zerre kadar uzulmuyorum. sana bu gomlek fazla geldi. televizyonlara cikip artistlik yapmayi iyi biliyorsun ben kotu hocayim diye. yapsana o artistligi astana macindan sonra. agzima neler geliyor ama soyleyemiyorum. bizlere bu gunleri yasattigin icin hakkimi helal etmiyorum.
  • 9143
    bunun yönettiği takımın taraftarı olmak çok zor iş. mesela şans eseri takımı bir gol atıp öne geçiyor, hemen oyunu geriye yaslatıyor, doldur boşalta dönüyor. o andan itibaren oyuncuları zaman geçirmeye, bam güm vurmaya başlıyor. sonrasında ise kenarda beklettiği stoperleri , ön liberoları falan oyuna alıp skoru tutmaya çalışıyor. çoğu zaman ise başaramıyor., gol ve goller yiyerek maçı elleriyle veriyor. galatasaray'da olduğu ikinci sezon ve bursaspor, osmanlıspor, antalyaspor kariyeri böyle geçti. çok ama çok kötü bir teknik direktör. aykut kocamanın iki gömlek alt modeli.
  • 8938
    ndiaye için; "selçuk’a yakın bir futbolcu. selçuk modelinde bir futbolcu. ama selçuk’un yerine diye düşünmemek lazım" sözlerini söyleyen, anadolu takımları ayarında olan teknik direktör.
    ayrıca "ndiaye’nin 8 ya da 10 numara, nerede oynayacağını tudor bilir. bu hocanın kararı. selçuk ile birlikte ndiaye dinamik, hem top kullanan, hem oyunu yönlendiren, yöneten, hücumu da dönüşümlü olarak destekleyen bir ikili olabilirler." diye bir cümlesi de var.

    benim bu sözlere verebileceğim tek karşılık mı?
    (bkz: yallah arabistana)
  • 4213
    kendisinde cahil cesareti var. ilk başlarda yönetimi zor durumda bırakmamak için alttan alıyor sanıyordum . artık iyice inanmış bu kadronun yeterli olduğuna , sezon içinde gitme ihtimali çok yüksek hatta onla gelecek bir başarı temelli olamaz. sezon başlasın izleyelim demek biraz saçma gram umut vermiyor . sezon içinde yana yakıla forvet arayacak haberi yok . o işler sercan ve podolski yedeklemesiyle olmaz umut ile burak zaten yetersiz takımda dört tane forvet var sanıyor . sonuçta onuncu hafta giderse biz bu kadroyla baş başa kalacağız ve arkasından hiç hoş konuşulmayacak . tek şampiyonlukla yolcu ederiz onu , çapı o kadardır belki . . .
  • 346
    an itibariyle sözlük yazarlarının garip hallerini ortaya çıkaran teknik direktör.

    arkadaşlar sakin olun. herkes galatasaray için bir şeyler yapmaya uğraşıyor. he işi bilmeyenler çok ama kimse düşman değil. bu kadar komplo teorisi üreterek kendinize yazık ediyorsunuz.

    iyi bir sneijder'i yedek bırakacak teknik direktör işi bilmiyor demektir fazlası yok. hamza hamzaoğlu'da galatasaray için mücadele etmeye geliyor galatasaray düşmanlığına değil.

    bu hükümet sayesinde hepimiz ağır komplocu deli insanlar olduk lan yazık bize.

    eğer iş sizin komplolarınızla dönseydi prandelli'nin bizi içerden çökertmeye gelmiş italyan mafyası filan olması lazımdı.

    sakin kardeşlerim sakin.
  • 501
    başarılı olur mu bilemem ama sözlerinden anladığım kadarıyla başarılı olmak için canını dişine takacak. açıkçası böyle adamlar bize lazımdı. sabır edilmesi gereken kişi prandelli değildir gözümde, hamza hamzaoğlu'dur. yeteneklerini bilmiyorum, teknik direktör olarak neler yapabilecek kapasitede bilmiyorum ama istemesi, arzulaması büyük bir artı. yuvana hoşgeldin hocam.
App Store'dan indirin Google Play'den alın