resim
Hakan Şükür
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:54
Boy:1.91
Uyruk:Türkiye
  • 978
    "hakan şükür öyle bir sözlük yazarıdır ki, ali sami yen'e gidip kolkola tezahüratlar söyleriz, bağırırız, beraber içeriz, beraber destekleriz galatasaray'ı; lakin sözlükteki entrylerine basarım ofsaytı, basarım ofsaytı."

    kısa süre önce bunu yazmıştım kendisine, şimdi daha da arkasındayım bu fikrin. hatta ben bu yazarla maç bile izlemem artık herhalde. evet kral, çok büyüksün, çok muhteşemsin de, biz sen muhteşemken de, muhteşem değilken de seni çeken taraftayız hatırlamıyo musun? seni çekemeyenlerin yüzüne tükürecektin sen, bizim değil.

    tamam daha önce de vardı bu tarzda söylediğin bir şeyler de, bu en ağırıydı be. sen abim olarak gördüğüm adamdın benim. sana yemin ediyorum, kendi öz abimden daha çok abim gibi hissederdim ben seni. şimdi tutmuş, seni abisi gibi gören, seni kardeşi gibi gören, seni çocuğu gibi gören, ve senden hiçbir şey esirgemeden bugünlere getiren milyonlarca insanı, bir tane kişicik için üzüyorsun.

    seni sevenleri üzüyorsun.
    belki de bu yüzden, seni sevenleri üzdüğündendir, taçsız kral'ın rekorunu kırdığının ertesi günü dağıtılan taçsız kral formaları, ne dersin?
  • 979
    saha dışında ne yaparsa yapsın, kime yaranırsa yaransın, kimlerle iş birliği içinde olursa olsun; her zaman 9 numarasıyla sahada hatırlayacağım bu gözlerin izlemeye yetişebildiği en büyük forvet. her zaman her yerde söyledim, bu adam ne yaparsa yapsın benim için kral olarak kalacak. ben bu adamı bu kadar seviyorken kalkıp 'hakkında olumsuz yazanların galatasaray sözlükte yazmasından utanıyorum' dersem ayıbın dik alası olur. aynı şekilde, takıma hizmetleri ortadayken kalkıp 'adının galatasaray ile anılmasından utanıyorum' denirse de ayıbın dik alası olur.

    edit: bu entryi refere eden entyi silinmiş olduğundan dolayı; bu entryide 3 vakte kadar kendini imha edecektir.
  • 983
    metin oktayı görememiş genç kuşak için kendisi gerçekten bir kral, bir sembol isimdi. siyasi görüşü, yaşamı falan hiç bir zaman umrumda olmadı, onu gözümde hep en büyük galatasaraylılardan biri olarak görmüştüm. profosyonellik ugruna galatasarayı satanları görüp üzüldükçe, yine de yıkılmayacak kalelerimiz var, galatasaraylılıgın sadece bir kelime olmadıgını kanıtlayan fatih terim, hakan şükür, bülent korkmaz gibi sembollerimiz var diye düşünürdüm. cogu sembolümüzü zaten ya futbolculuk zamanlarında ya da teknik adamlıklarında harcadık, kimisi başka takımlara yol aldı kimisi medyadan bizlere saydırarak kendileri kaybetti bu değeri..

    sırf siyasi görüşü yüzünden onu eleştirip üzenlere çok kızardı ve şimdi kendisi siyasi görüş yüzünden galatasaray taraftarına cephe alıyor. sembol dediklerimiz, ruhumuzun temsili dediklerimiz birer birer yaşarken ölüyor. kendisi de bize bir kez daha öğretmiştir ki yüzde yüz tüm galatasaraylıların sevdiği ve seveceği tek bir isim sonsuza kadar yaşayacak.. metin oktay.. ruhun şad olsun..
  • 984
    varsin, arda turan'in allah gibi tapildigi, elestirilmesine tahammul bile edilmedigi yerde, sevilmesin.

    biz onu kalbimizin icine koyduk.

    mucadelenin, takim ruhunun, inanisin ne oldugunu, bu adamla ogrendik.

    galatasaraylilik durusunun, ne kadar yuce bir ogreti oldugunu, hakan sukur ile kazidik beynimize.

    televole'deki bayat fikra ve esprilerine bile gulduk, sirf kral anlatiyor diye.
  • 986
    takımı iki kere yarı yolda bırakıp formamız altında 3 dönem oynayan ve her gittiğinde bitikliğin eşiğinde gelip yeniden bizim takımımızın adam ettiği insan. futbolculuk zamanlarıma lafım yok emeğine saygım sonsuz, vefa borcumuz var bir jübile bile yapamadık diye hayıflanırdım hatta..! ama sen ne siyasi düşünce de olursan ol orda sana emeği geçmiş rahmetli özhan canaydın'a aciz diyen bir köpek ıslıklandı*diye stadı terk eden, bize nankör diyen, bizim asy de hak sahibi olmadıgımızı iddia eden,sanki dilenciye sadaka verir gibi o stadı ben yaptım deme cürretini gösteren, devletin parasını kendi parası sanan ve üstelik sürekli fenerli olduğunu söyleyerek (gbkz: fenerliyim ama bak acıdım durumunuza size gönlümden koptu bir stad yaptırdım der gibi) açıklama yapan bir başbakanın protesto edilmesini "demokratik haklarıdır" diye savunman gerekirken kalkıp "bunu yapanlar tribünden ayıklanmalı" diyerek tam bir iktidar yalakası ve ciğeri beş kuruş etmez olduğunu ıspatladın sayın hakan şükür.

    ha unutmadan şunuda eklemek istiyorum, hakan şükür'ü sakaryadan başka yerde bilinmeyen, bursadan isimsiz bir futbolcuyken transfer ederek dünya vitrinine bu takım ve taraftarları cıkardı bunu o yağcı beyninden cıkarmasın. bir daha da taraftarın adını ağzına almasın. asıl nankör olanlar o ve onun gibi yemek yediği kaba pisliyerek durmadan sizi efsaneleştiren takıma atar - gider yapan zavallı eski futbolculardır .

    ekleme: sayın efsane kral hakan beyin inter'e kaçarken ki gerekçeleri...

    --- alıntı ---

    1999-2000 sezonunda galatasaray takımı uefa kupası'nı kazandı. kazanılan bu kupa şükür'ün kulüp kariyerindeki en büyük başarısıydı. sezon sonunda italya'nın inter kulübüne transfer oldu. transferi sırasında galatasaray yönetimiyle anlaşamadı ve bonservis sorununun çözülmesi için fifa ya başvuruldu: yöneticiler beni tutmak için ellerinden geleni yaptıklarını söylüyorlar. bu doğru ama kendi şartlarına göre anlaşmak için. maç başına para anlaşması yapmak istemediğimi söyledim. bana, "prensiplerimiz var, kimse için prensiplerimizi çiğneyemeyiz" yanıtını verdiler. kimse demogoji yapmasın. hagi'ye olduğu gibi bana da toplu para verilse ben şu anda kesinlikle galatasaray'daydım
    --- alıntı ---

    kaynak: http://tr.wikipedia.org/...%C5%9E%C3%BCk%C3%BCr
  • 988
    eski zaman olur ki, günlerden bir gün, hakan'ın juventus'a transferi söz konusu. o zamanlarda gözcü diye bir gazete var. ananem hastası, ninemle beraber ikisi okuyor sadece türkiye'de. bir gün onlarda kalırken gazeteyi aldım, tabi ergeniz o günlerde, spor sayfasını açtım hemen. hakan şükür'ün juventus formasıyla çekilmiş fotoğrafını gördüm. o mutluluğu, o duygu selini, o sevinç çığlıklarını bugün neye değişirim bilmiyorum.

    işte ben photoshop denen illetle o gün tanıştım amk.
  • 989
    "sanırım oynamama gibi bir amacı var" dedi az önce milan baros için. "hele ki böyle kötü bir galatasaray'da". cümle aynen bu.

    kendisine bakmadığını ima ederek, "belki de bunun için sağlık ekibinden birçok kişi işsiz kaldı" dedi.

    sana diyecek bir şey bulamıyorum hakan şükür. milan baros'un sakatlıktan dönüp, beşiktaş maçında oyuna girdikten sonra yüzündeki hırsı gören biri olarak, sana diyecek hiçbir şey bulamıyorum.
  • 990
    eski futbolcu/teknik direktör olup da şu anda yorumculuk yapan isimlerden, bence mustafa denizli ile birlikte en iyisi. yabancılara karşı bazı tavırları var yine gerçi... ama sahadaki oyunu, oyuncuları, teknik direktörleri anlamak için çaba sarf ediyor. açıklamaya çalışıyor. futboldan gelen öteki yorumculardan ayrılıyor bu yönüyle.

    edit: baros hakkında söylediklerinde kısmen haksız değil. çünkü adele sakatlıkları iyi dinlenmeme ve iyi çalışmamaktan ileri gelir. tabii ameliyatlı ayağı zorluyorsa bilemem baros'un, ama böyle de genel bir durum var.
  • 994
    kendisi galatasaray'a giydirme niyetinde olan biri değildir kanımca. kulübün ve futbol takımının içinde neler döndüğünü zerreden kürreye kadar bildiği için, ve hepimiz gibi galatasaray sevdalısı olduğu için sezdiği yada bildiği şeyleri çekinmeden söylüyor. bizler futbolcuların kulüple olan ilişkisini, teknik direktöre bakış açısını, arkadaşlarıyla geçimini, karakterini bir yere kadar bilebiliyoruz. ama hakan neticede kulüpten birisi. birçok futbolcumuzla görüşüyordur muhtemelen. galatasaray'in düştüğü kötü durumlara üzülüp sinirleniyor ve bizim gibi hariçten değil içten bildiği için mevzuları, daha bir agresif gibi gözüküyor bize yorumları. tabiki basına malzeme vermemek ve galatasaray taraftarının kendisini yanlış anlamasını engellemek için biraz otokontrol yapmalı. bazıları lincoln, bazıları hagi için diyor ya hani. ben de hakan şükür için taşıyorum o duyguları. ne yapsa ne etse gözümde kraldır. her daim öyle kalacaktır.
  • 996
    ben bu hafta hakan'ın tüm söylediklerini dinledim. sergen hagi'ye bolca sallarken sergen'e çok güzel cevap vermiştir. cevap verirken de hagi'nin ilk döneminde zor şartlara rağmen başarılı olduğunu ve bu dönemde de kendi kadrosunu, kendi oyun sistemini daha yeni kurmaya başladığını söyledi. hagi'nin futbolu çok iyi bildiğini de eklemiştir segen'e inat. özetle hepimizin yaptığı gibi aslında birçok başarısızlığın kaynağının yönetimsel sıkıntılar olduğunu ve böyle bir ortamda başarılı olmanın kolay olmadığını söylemiştir. bir bekleyelim görelim hagi'yi ve yapacaklarını ondan sonra karar verelim dedi.
    hakan şükür gibi düzgün bir adam ve efsanemizi bile ne kadar kolay harcıyoruz. ben hakan'ın yaptığı tüm eleştirilere hiç düşünmeden imzamı koyarım.
  • 997
    --- alıntı ---

    orhan uluca'nın kendisi hakkında güzel bir yazı yazdığı eski profesyonel futbolcu.

    henüz yirmisine basmadan geldi benim tutkuyla bağımlı olduğum takımıma. feldkamp’ın koşan ve disiplinli olup da yıldız havası olmayan futbolcuları bir başka sevmesiyle her maç onu on birin içerisinde görmeye başladık. başka bir teknik adam, başka bir takım olsaydı bugün hakan şükür diye bir efsaneden söz ediyor olamazdık. o bugünlerde bu ihtimalin üzerinde fazla durmasa da aslında bizim ona olduğumuz kadar o da bize çok şey borçlu. o yakından tanık olduğumuz gelişimine yol açan feldkamp ve galatasaray'ın kimliği olmasaydı 5. lig oyuncusu dahi olabilirdi aslında. barış özbek’in almanya 3. ligi değil de burada kalmasını sağladığı gibi aslında aynı iyiliği alman hoca hakan şükür’e ve elbette bize yapmıştır.

    takım başarılı olduğundan dolayı başlarda onun kale önü yeteneksizliğini göz ardı ettim ve fakat sonraları özellikle saffet sancaklı döneminde zirve yaptığı gol vuruşu beceriksizliği ile rakip takım taraftarlarının üzerimize gelme sebebi oldu. aslında tam da bu noktada taraftarlığınız devreye giriyor ve birileri sizi onunla vurmak istedikçe siz ona bağlanıyor ve bir başka futbolcuyla değil de onunla yükselmek istiyorsunuz. ülke çapında kabul edilmediği ölçüde sahipleniyorsunuz. oynadığı dönemde takıma nice oyuncu gelip gitse de beni en çok hakan şükür’ün attığı goller sevindirmiştir zira, o gol aslında bir rakip kaleye aynı şekilde bir de onunla dalga geçen yarısı da galatasaraylı olan diğerlerine olmak üzere iki kez atılıyordu. hakan şükür benim pazartesileri okula neşeli veya hüzünlü gidişlerimi tek başına belirlemiştir uzun bir zaman dilimi boyunca.

    sonrasında algıladığımız gülen cemaatine yakın olan kimliği ilişkimize yeni bir soluk getirdi. aleviyim. balıkesir’in çepni köyü olan inkaya’da geçti çocukluğum. çepni o sakalı uzun kesimin küfürüydü memlekette ve gidin bakın, bugün bile bu böyledir. korkardım çocuk aklımla onlardan ve haliyle hakan şükür’ün nikah şahidinden de. ikilemde kaldık böyle. gollerine kimseye çaktırmadan içimden sevinmeye başladım zira bir şeylere ihanet ediyor duygusu sardı benliğimi. ben onun başarılı olmasını istediğim için o başarılı oluyor gibiydi ve yukarıya çıkardığım bu kimliğin atalarıma kadar uzanan zarar bilançosu aklıma geldikçe bir şeylere ihanet ediyormuşum gibi hissediyordum. hakan şükür bu dönemin arda turan’ından daha fazla medyatik bir kimliğe sahip olduğu için ona ait olan her parça golleri ya da kaçırdıklarıyla toplumun algısına farklı şekilde yeniden sunuluyordu. bunun farkında olup da aşmak zor oldu ama bir şekilde üstesinden gelip hakan şükür’ü sevmeye devam ettim. taraftarlık zaten böyle bir şeydi.

    1996 sonrası fatih terim ile beraber kariyerinin zirvesine doğru yolculuk yaptı. bütün rekorları kırmasına rağmen bir kesim onu inatla kabul etmek istemez iken diğer bir kesim de aynı şekilde sonuna kadar sahipleniyordu. tartışmalar hiç bitmedi ve benim tarafım oldukça netti. hakanşükürsevengillerdendik biz. futbolu bırakana kadar da bu hiç değişmedi. artık o yorumcu oldu biz de bu arada büyüdük. benim yorumları karşısında edindiğim genel izlenim kendisinden çok iyi bir sportif direktör olacağı yönündedir.

    geçenlerde "kral hakan şükür“ adında hasan sarıçiçek’in yazdığı eseri okudum. her satırı hakan şükür’e övgü olan bu kitabın bir yerinde sakatlık haberine karşı o dönemki hocası fatih terim’in duyarsızlığı işleniyor. hocanın yaptığı analizi yazar bizimle paylaşıyor: "hakan duygusal biri. kendisinin önemli olduğunu bilen biri. böyle gerilimi üst düzey maçlarda kendisine ayrı bir önem verilsin ister. o yüzden, küçük sakatlıkları bile önemser“.

    yorumcu kimliği altında yabancı futbolculara olan ve bizzat arkadaşlarının galatasaray’da oynamaya devam ettiği süreçte bunun yayılmasına da neden olan düşmanlığın nedenlerini aradım hep. bugün anlıyorum ki zamanında kendisinden daha fazla yabancıların önemsenilmesine karşı bir tepkisiymiş bu yorumlar. günümüz futbolunda eskiden olduğu gibi her koşulda el üstünde tutulup mutlaka forma giymesi sağlanılan üç değil yer yer pek çoğunun yedek kalmak zorunda olduğu on yabancının takımlarda olması bir yana, sakız çiğnediği için iki ay içerisinde kapı dışarı edilmelerden, işine gelmediği vakit sözleşme dondurmalara ve oyundan çıkarken teknik adamına tavır yaptığı için soyunma odalarında dayak atılmalara kadar yapılan kötü muameleler var artık. ilk 11'in yarısından fazlası yabancı olur iken 23 kişilik kadronun ise büyük çoğunluğunu yerliler oluşturuyor. uyumsuzluğun ne anlama geldiğini anlayabiliyor musunuz? galatasaray’ın yabancılarının verimsizliğinin temelinde yanlış transfer olmasından ziyade uyumsuzluk yatıyor. onlara karşı alınan yerli cephesinde ise hakan şükür’ün emeği kesinlikle yadsınamaz.

    sanki diğer para kazanan yıldız türk futbolcuları birbirlerine terlik atmıyorlar, kavga etmiyorlar, durduk yere olay çıkarıp saçmalamıyorlarmış gibi kralımız sürekli yabancıların cimriliğinden tutun da şaşal su ile kafasını yıkamalara kadar verilen ayrıntılarla farklı bir algı oluşturmak için sonuna kadar çabalıyor devletin televizyonundan bilmem kaç bin avro para karşılığı..

    aynı kitabın içerisinde ersun yanal ile olan kavganın da sır perdesi aralanmış. trabzon ilinde oynanan ulusal maç esnasında o sahanın seçilmesine tepki gösteren hakan’ı teknik adam oyuncularının önünde azarlar biçimde susturuyor. kral bunu sorun yapıp odasından dışarı çıkmıyor tüm çağrılara karşılık. sonunda teknik adam çağrıyı bizzat kendisi yapmak için odasına girdiğinde ayağı masasının üzerinde karşılıyor ve bu tavrı sonrası ilk yedek kalması gerçekleşiyor. bir daha ulusal formayı giyemiyor.

    onun kırılganlıklarının altında gizlenmiş kibiri yatar. yorumlarının arkasında hesap kitap. vefa konusunda ise bir kez olsun bursaspor’dan galatasaray’a değil de babasının isteğine uyup fenerbahçe’ye transfer olduğunu düşünsün, gerisi kendiliğinden gelir.
    (magnificent 78, 26.01.2011 10:03)

    --- alıntı ---

    http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=21819187
  • 999
    --- alıntı ---

    galatasaray kulübü divan kurulu üyesi yılmaz toköz, sarı-kırmızılı takımın efsane forveti hakan şükür'ün 1 aylık antrenmanla oynayacak düzeye geleceğini söyledi.

    ...galatasaray kulübü divan kurulu üyesi yılmaz toköz, sarı-kırmızılı takımda hakan şükür'ün yeniden takıma dönmesini önerirken, bu konuyla ilgili hakan şükür'ün kendisine olumlu yaklaştığını ileri sürdü.

    hilton oteli'nde basın toplantısı düzenleyen yılmaz toköz, galatasaray futbol takımı'nın forvet hattında önemli sorunlar yaşandığını savunarak, kendisinin, 38 yaşındaki hakan şükür'ün kısa bir süre için de olsa futbolcu olarak takıma geri dönmesini arzu ettiğini aktardı.

    hakan şükür'ün 1 aylık bir antrenmanla oynayabilecek hale geleceğini savunan yılmaz toköz, ''ben, hakan şükür'ün kısa süre için de olsa futbol oynaması gerektiğine ve galatasaray'a faydalı olacağına inanıyorum. kendisiyle görüştüm. antrenman eksiği olduğunu söylemesine karşın ısrar ettim. en azından bazı maçlarda oynayabileceğini söyledim. o da ilgi gösterdi. dünyada emsalleri var. hakan şükür kısa sürede yeniden futbola dönebilir'' diye konuştu.

    toköz, hakan şükür'ün galatasaray'da futbola dönmesi konusunu eski başkanlar ali tanrıyar, ali uras ve mehmet cansun'la görüştüğünü, bu kişilerin fikrini olumlu karşılandığını aktarırken, hakan'ın 3 ay daha futbol oynamasının galatasaray'a bir şey kaybettirmeyeceğini dile getirdi.

    yılmaz toköz ayrıca, galatasaray'da yaşanan yönetim sorunlarını ''kaos'' olarak nitelendirirken, mevcut yönetimin dönemini tamamlaması gerektiğini, 2012 yılındaki seçimlerde başkan adayı olmak isteyen kişilerin ise şimdiden çalışmalara başlaması gerektiğini sözlerine ekledi.

    --- alıntı ---

    kaynak : aa
  • 1000
    hiçbir zaman sevemediğim oyuncu. şu açıktır bir kere; evet hakan şükür'ün kariyerinde attığı goller, yaptığı hizmetler onu galatasaray efsanesi yapmaya yeter de artar bile. kaç sayfa okudum şurada, hakan şükür hakkında benimle aynı şeyleri hisseden çoğu kişi bu parelelde düşünüyor. ama hakan şükür'ün insanlığı konusunda ciddi problemler var bence.

    orhan uluca'nın da yazısında belirttiği gibi hakan şükür medyatik bir adamdır. medya sürekli böyle adamların peşinden koşar, sürekli söyleyecekleri bir lafı nereye çekebilirim mantığıyla yaşar. hakan şükür konusunda ise medya çok rahattır. hakan şükür çünkü gizli özne vermek dışında direk hedef gösterir. gönderme yapmaz. gerets yedek bıraktığında direk kırıldığını belirtir. juventus'a gidemediğinden direk bazı davranışlara üzüldüğünü belirtir. hagi onu çıkarıp cafercan'ı oyuna soktuğunda direk söyler yada kalli onu yedek bıraktığında "bir insanın üstüne bu kadar gelinmez" diye çıkıp rahatsızlığını belirtir vs. bu konuşmaları yaparak galatasaray'ı karıştırmaktan başka bir şey yapmadığını hiçbir zaman anlayamadı hakan şükür.

    18 mayıs 2000 gününü en az 17 mayıs kadar net hatırlıyorum. okuldan gelmiş kupanın tadını çıkarmak için dışarı çıkacakken hakan şükür'ün uçaktaki açıklamalarını izlemiştim. "hepimiz profesyoneliz ,yakında ayrılabilirim" diye. bırakta insanlar kupanın tadını çıkarsın değil mi? yok, hayır illaki ön plana çıkmalıdır hakan şükür. işte bu yüzden inter taraftarının bayern münih maçı sonrası buruk bir sevinç yaşamasını çok iyi anlarım. aynısını biz de yaşamıştık çünkü.

    adnan polat yönetimi bir çok hata yapmıştır, kulübün içine etmiştir ama hakan şükür konusunda belki yönetimleri döneminde ilk defa hata yapmamışlardır. hakan şükür bir sezon daha oynamak istemiştir, tamam eyvallah saygı duyuyorum. ama 37 yaşına gelmişken yönetimin onunla devam etmek istememesine de saygı duyuyorum. dahası yönetim bir çok örneğin aksine, kötü ayrılmak istememiş ve hakan şükür'e hiç kimseye tanınmamış ayrıcalıklar verilerek yollanması konusunda teklif yapmıştır. hakan şükür bunu istemedi, memlekette başbakan, cumhurbaşkanı, çağlayancerit ihtiyar heyeti başkanı dahil herkesle konuştu ve oynamaya devam etme kararı aldı. katar'dan dahi teklif alamadı yada teklifi kabul etmedi ki ve kariyerine başbakanın peşinden koşarak, trt'de galatasaray'a ve yabancı futbolculara laf atarak devam etme kararı aldı. bu noktada sürekli söylenen" abi maldini yeaa, milan onunla kaç yaşına kadar devam etti yea" argümanı vardır. milan güzel bir iş yapmıştır ama bu mudur bu işin baremi, bu mudur bunun genel geçer kuralı orada emin değilim. zira insanların aklına bu konuda sadece maldini örneği gelirken, aksi yönde verilebilecek hyypia, raul, guti, guardiola tarzı örnekler de mevcuttur. yani demek istediğim galatasaray yönetimi bu konuda hata yapmamıştır, doğru yolları takip etmiştir.

    hakan şükür galatasaray'ın içinde olmak yerine, çok güçlü bağlantıları sayesinde trt'de yorumculuğa başlamış ve her hafta galatasaray'a ve yabancı oyunculara salyalarla saldırmaya başlamıştır. hakan şükür'ün sahip olduğu güçlü cemaat bağlantıları ona yolları sonuna kadar açmıştır. hakan şükür'ün bağlı olduğu cemaatten ben nefret ederim. yaşadığım şehirde bu insanların sayısı çoktur ve nasıl insanlar olduklarını az çok biliyorum. ama hakan şükür'ün bu cemaate bağlılığı kalpten mi ona emin değilim. goygoyculuk yapmayı sevmem ve birinin hakkında "şundan duydum" tarzı bir laf etmekte genelde tarzım değildir ama hakan şükür'ün de bahsi geçen cemaatin finansal konularda bir çok kapıyı açtığından o cemaate bu kadar bağlı olduğunu bizzat hakan şükür'ün o dönemki takım arkadaşlarının birinden biliyorum. yoksa boş yere mi siyasilerin peşinden bu kadar koşuyor, boş yere mi iktidar partisinin yemeklerinde başbakanın hemen arkasında yürüyor?

    bu pazar günü yaklaşık 93 dakika süren galatasaray sivasspor maçıyla ilgili bir saate yakın yorum yaptılar. aynı şeyleri tekrarladılar. "bana sportif direktörlük teklif ettiler, iki gün sonra farklı bir yola girdiler" den başladı, geldiği günden beri tekmeye kafa uzatmayı kendine misyon edinmiş baros'un istemediği için oynamadığıyla devam etti. yabancı oyuncular hakkında konuşurken yüzünden, gözünden okunuyor nefreti. görürdüm o yabancılar olmasa, yabancı ülkenin takımına gider miydin, görürdüm hagi meksika'dan gelen teklifi kabul edip oraya gitseydi dünyada tanınır mıydın? görürdüm popescu olmasa, o penaltıyı atamasa ertesi gün göğsünü çıkarta çıkarta "yurtdışından teklifler var, gideceğim" diye hevesimizi kursağımızda bırakabilir miydin?

    sen baros'un ankaragücü maçında 2. golü attıktan sonra arkadaşlarına bağırmasını, hırslandırmaya çalışmasını görmek istemeyebilirsin. biz gayet görüyoruz. tıpkı senin bugün yaptığın mide bulandırıcı hareketleri gördüğümüz gibi. ha bir de, o kadar mutluyum ki seni sportif direktör olarak görmediğime. iyi ki yönetimin alt yapının başına geç teklifini kabul etmedin, iyi ki sportif direktör olarak başımıza geçmedin.

    demiştin ya hani gol rekoru kırdığım hafta metin oktay forması dağıttılar diye; sen kralcı olmaktan öteye geçemedin ki benim için.
App Store'dan indirin Google Play'den alın